PİRHA-Mersin’de bir araya gelen çevre örgütleri, 9–20 Kasım 2026’da Antalya’da yapılacak COP31’e paralel olarak düzenlenecek Halkların İklim Zirvesi’nin hazırlıklarını ve örgütlenme sürecini tartıştı.
Çeşitli devletlerin küresel çevre sorunlarının çözümü iddiasıyla düzenlediği Birleşmiş Milletler Taraflar Konferansı (COP) bu yıl Antalya’da gerçekleştirilecek. Ekoloji örgütleri, 9–20 Kasım 2026 tarihleri arasında yapılacak COP31’e paralel olarak düzenlenecek “Gezegen için, Yaşam için, Adalet için Halkların İklim Zirvesi (HİZ)” için hazırlıklarını sürdürüyor.
MERSİN’DE YEREL ÖRGÜTLENME TOPLANTISI
Alternatif zirve hazırlıkları kapsamında Mersin’de “Yerel Örgütlenme Toplantısı” düzenlendi. Eğitim Sen Mersin Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen toplantının moderatörlüğünü Mersin Çevre Platformu’ndan Veyis Yiğit yaptı. Toplantıya Mersin Çevre ve Doğa Derneği Başkanı Sebahat Aslan, İklim Adaleti Koalisyonu Belen Delegesi Çiğdem Özbaş ve Halkların İklim Zirvesi Türk Tabipleri Birliği temsilcisi Dr. Demet Parlar konuşmacı olarak katıldı.
“İKLİM KRİZİ DERİNLEŞİYOR”
Mersin Çevre ve Doğa Derneği Başkanı Sebahat Aslan konuşmasında, Birleşmiş Milletler çatısı altında yürütülen COP süreçlerinin çoğu zaman küresel iklim krizine gerçek çözümler üretmek yerine devletler ve şirketler arasında bir pazarlık alanına dönüştüğünü söyledi.
Aslan, fosil yakıtlardan çıkış için bağlayıcı kararların alınamamasının iklim felaketinin giderek ağırlaşan yükünü halkların omuzlarına bıraktığını belirterek şunları dile getirdi:
“Yangınlar, seller ve kuraklık artık gündelik hayatımızın parçası. Gıda fiyatları artıyor, su kaynakları azalıyor. Kentler ve tarım alanları betonlaşma baskısı altında kalırken kırsal alanlar parçalanıyor. Ormanlar ve biyolojik çeşitlilik hızla yok oluyor. Gelecek giderek daha güvensiz, belirsiz ve eşitsiz bir hal alıyor.”
COP31’in bu yıl Türkiye ve Avustralya ortaklığında Antalya’da düzenlenecek olmasının, iklim krizini derinleştiren politikaların yaşanılan coğrafyada yeniden ele alınması ihtiyacını ortaya çıkardığını ifade eden Aslan, yaşamı savunanların COP31 ile eşzamanlı olarak aynı kentte Halkların İklim Zirvesinde buluşacağını söyledi.
Aslan, resmi zirvelerde sesi bastırılanların bu alternatif zirvede kendi sözlerini kuracağını belirterek, iklim adaletini eşitlik, özgürlük, barış ve demokrasi mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olarak gördüklerini ifade etti.
“EŞİTSİZLİKLER GİDERİLMELİ”
Halkların İklim Zirvesi’nin yaşamı piyasa araçlarına indirgeyen anlayışa karşı kamusal sorumluluğu, toplumsal denetimi ve demokratik katılımı savunduğunu vurgulayan Aslan, iklim adaletinin tarihsel emisyon sorumlulukları ile iklim krizinden en fazla etkilenen toplumlar arasındaki eşitsizliklerin giderilmesini gerektirdiğini dile getirdi.
“ÖRGÜTLENMEYİ BÜYÜTELİM”
İklim Adaleti Koalisyonu Belen Delegesi Çiğdem Özbaş da Halkların İklim Zirvesi sürecine ilişkin bilgilendirmede bulundu. Halkların İklim Zirvesi Türk Tabipleri Birliği temsilcisi Dr. Demet Parlar ise iklim adaletsizliğinin mağdurlarını uluslararası ölçekte bir araya getirme çabasıyla Türkiye genelinde yerelden başlayan örgütlenme çalışmalarının sürdüğünü söyledi.
Parlar, 9–20 Kasım tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirilecek Halkların İklim Zirvesi için hazırlıkların sürdüğünü belirterek, oluşturulan tematik çalışma gruplarıyla dünya halklarının ortak sözünü kurmayı ve yaygınlaştırmayı hedeflediklerini ifade etti.
Dr. Demet Parlar, ekolojik yıkıma karşı sözünü ve emeğini ortaya koymak isteyen herkesi Halkların İklim Zirvesi Meclisi etrafında buluşmaya ve 15–18 Kasım’da yapılacak Halkların İklim Zirvesi’nde kolektif iradeyi büyütmeye davet etti.
PİRHA/MERSİN
Yoruma kapalı.