PİRHA- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklama yapan Samandağ Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Hülya Nehir, “Kadınların eşit, özgür ve şiddetsiz bir yaşam sürdüğü bir dünya mümkündür. Bunun için savaşın, şiddetin, ayrımcılığın ve eşitsizliğin karşısında durmaya; dayanışmayı büyütmeye, haklarımızı savunmaya ve yan yana mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.
Samandağ Kadın Dayanışma Derneği tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle basın açıklaması yapıldı. Açıklamayı dernek başkanı Hülya Nehir okurken, açıklamaya AKD Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz ve kadınlar katıldı.
Hülya Nehir, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün, kadınların fırsat eşitliği, özgürlük ve yaşam hakkı için verdiği mücadelenin tarihsel hafızası olduğunu vurgulayarak, “Bugün 8 Mart’ı anarken dünyanın dört bir yanında kadınların ve çocukların savaş, şiddet, zorla ve erken yaşta evlendirilme ve zorunlu göçle karşı karşıya bırakıldığı bir dönemden geçiyoruz” dedi.
“ALEVİ KADINLAR KAÇIRILIYOR”
2025 yılının 7-9 Mart günlerinde Suriye’de yaşanan ve uluslararası raporlara da yansıyan kitlesel katliamların üzerinden bir yıl geçtiğini hatırlatan Nehir, “Bu gün kitlesel olmasa da Alevi köylerinde devam eden katliamlar, gözleri önünde evlatları katledilen anneler, annelerinin gözü önünde katledilen evlatlar , kaçırılan kız çocukları, tecavüze uğrayan ve köleleştirilen kadınlar her gün canımızı yakmaya devam etmektedir. Bu katliamların ardından hayatta kalabilen birçok insan Türkiye’ye sığınmak istemiş ancak Türkiye devleti insani yardım koridorunu açmamıştır. Bugün sınır hattında güvenlik kaygısıyla yaşamını sürdürmeye çalışan kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve engelli bireyler bulunmaktadır. Oysa sığınma temel bir insan hakkıdır ve insanların güvenli, sağlıklı ve haklara erişebilecekleri bir yaşam sürmesi hiçbir koşulda pazarlık konusu yapılamaz” diye konuştu.
ABD ve İsrail’in İran’a dönük saldırılarına da dikkat çeken Nehir, “Biz biliyoruz ki hiç bir özgürlük bombalarla gelmez” dedi.
“CEZASIZLIK POLİTİKALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN SÜRMESİNE YOL AÇIYOR”
Kadın örgütlerinin verilerine göre 2025 yılında Türkiye’de en az 294 kadın katledildiğini, 297 kadının ise şüpheli şekilde hayatını kaybettiğine işaret eden Nehir, şunları dile getirdi:
“Her biri yarım bırakılmış hayatlar, geride kalan çocuklar ve adalet bekleyen aileler demektir. Bu kadınların önemli bir kısmı en yakınındaki erkekler ve partnerleri tarafından öldürüldü. Uygulanmayan yasalar, cezasızlık politikaları, iyi hal indirimleri ve verilen takipsizlik kararları kadına yönelik şiddetin sürmesini pekiştirirken; psikolojik, ekonomik, fiziksel, duygusal ve cinsel şiddet farklı biçimlerde devam etmektedir. İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuzca çıkılması ve 6284 sayılı Kanun’un sürekli hedef gösterilmesi kadınların yaşam hakkını doğrudan tehdit eden bir atmosfer yaratmaktadır. Bununla da yetinilmeyerek iktidar ve ona yakın çevreler tarafından kadın ve LGBTİ+ karşıtı nefret söylemi yaygınlaştırılmakta, laik ve demokratik bir anlayışla hazırlanan ve kadınların yüz yılı aşkın mücadelesinin kazanımlarını içeren Medeni Kanun dahi tartışmaya açılarak kadınların temel haklarını geriye götürecek girişimlerin önü açılmaktadır.
AFETLERİN YARATTIĞI EŞİTSİZLİKLERİ DE UNUTMUYORUZ
6 Şubat depremleri yalnızca kentleri değil, zaten var olan toplumsal eşitsizlikleri de derinleştirdi. Depremden etkilenen bölgelerde yaşayan kadınlar yalnızca evlerini değil, güvenli yaşam alanlarını, sosyal destek ağlarını ve ekonomik güvencelerini de kaybetti. Toplu barınma alanlarında yaşanan güvenlik, mahremiyet ve hijyen sorunları kadınların gündelik yaşamını daha da zorlaştırırken; çocuk, yaşlı ve engelli bakımının neredeyse tamamı kadınların omuzlarına yüklendi. Afet sonrasında kadınların hizmetlere, kaynaklara ve karar alma mekanizmalarına erişimi daha da sınırlı hale geldi. Tam da bu nedenle kadınların bir araya gelebildiği güvenli dayanışma alanları yalnızca bir ihtiyaç değil, yaşamı yeniden kurabilmenin en temel koşullarından biridir.”
“KADINLARIN DAYANIŞMASI YALNIZCA YARALARI SARMAKLA KALMAZ; AYNI ZAMANDA YAŞAMI YENİDEN KURAR”
Samandağ Kadın Dayanışma Derneği bünyesinde kurulan Samandağ Kadın Yaşam Merkezi, Aralık 2023’te deprem sonrası ortaya çıkan ihtiyaçlara yanıt verebilmek ve kadınların yeniden güçlenebileceği güvenli bir alan yaratmak amacıyla hayata geçirildiğini ifade eden Nehir, kadınların dayanışması yalnızca yaraları sarmakla kalmaz; aynı zamanda yaşamı yeniden kurar, umudu büyütür ve daha adil bir geleceğin kapısını aralayacağını belirtti.
“DAYANIŞMAMIZDAN DOĞAN GÜÇ GELECEĞİ DEĞİŞTİRECEK EN BÜYÜK UMUTTUR”
Kadınların yaşam hakkının tartışılamayacağının altını çizen Nehir, “Kadınların güvenliği pazarlık konusu yapılamaz, özgürlüğü ertelenemez. Kadın emeğinin görünmez kılınmasına, kadın bedeni ve yaşamı üzerinde söz sahibi olmaya çalışan her türlü iktidar ve anlayışa karşıyız. Kadınların eşitliği, hakları ve onurlu yaşam talebi geri alınamaz. Kadınların sesi de mücadelesi de susturulamaz. Kadınların eşit, özgür ve şiddetsiz bir yaşam sürdüğü bir dünya mümkündür. Bunun için savaşın, şiddetin, ayrımcılığın ve eşitsizliğin karşısında durmaya; dayanışmayı büyütmeye, haklarımızı savunmaya ve yan yana mücadele etmeye devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki kadınların mücadelesi yaşamın ta kendisidir; durdurulamaz ve dayanışmamızdan doğan güç geleceği değiştirecek en büyük umuttur” ifadelerine yer verdi.
Açıklamanın ardından Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, AKD Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz, PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, 6 Şubat Derneği Başkanı Semir Rende, Alevi Kültur Dernekleri Gaziantep Şube Başkanı ve Gaziantep CHP Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Hasan Çolak dernekte yapılan çalışmalar hakkında bilgi aldı.
PİRHA/SAMANDAĞ
Yoruma kapalı.