PİRHA- 6 Şubat depreminin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen, o gecenin çığlıkları hâlâ hafızalardan silinmiyor. Atmalar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehmet Ali Başıbüyük, o korku dolu anları ve sonrasında mahallede gösterilen dayanışmayı PİRHA’ya anlattı.
“O ÇIĞLIKLAR HÂLÂ HAFIZAMDA”
Deprem anına dair konuşan Başıbüyük, yaşadıklarını şöyle aktardı: “6 Şubat depreminde o çığlıklarla uyandık ve o çığlıklar hafızamızda halen yaşıyor. O an kimlerle ne yapacağımızı bile düşünemedik. Herkes sağ mı, var mı, yok mu, onu anlamaya çalışıyorduk. Evden çıkarken dahi evin kopan tuğlalarının başımıza değmemesi için sabırla ve titizlikle dışarıya fırladık. Kimimiz çorapsız, kimimiz pijamasız, kimimiz olduğu gibi dışarı çıktık. O an sadece birbirimize yardımcı olmaya çalıştık” dedi.
KAR ALTINDA İNCE BİR ÇADIR VE ATEŞİN ETRAFINDA HAYAT
Depremin hemen ardından mahalle halkının toplandığı yer, mahallenin parkı olmuş. Başıbüyük, o geceyi ve sonraki günleri şöyle anlattı: “Herkes araçlarına binip kendini korumak için sağa sola koşuşturdu. Parka geldiğimizde bütün insanların açık alanda toplandığını gördük. Kar yağıyordu, hava çok soğuktu. Üzerimize ince bir çadır çektik ki sadece yağmur üzerimize yağmasın. Sonra ateş bulup odun yakmak hepimizin görevi oldu. Mahalle halkı çığlık çığlığa parka koştu, bizse onları teskin etmeye, panik olmamalarını sağlamaya çalıştık” diyerek yaşadıklarını anlattı.
Deprem sonrası ilk günlerde temel ihtiyaçların karşılanmasının en büyük sorun olduğunu belirten Başıbüyük, kendi imkânlarıyla mahalleye destek olduğunu aktardı: “Su, gıda ve yiyecek sıkıntısı yaşadığımızda, küçük bir bakkal dükkanım vardı. 3 gün boyunca mahallenin bütün ihtiyaçlarını karşıladım. Üç gün sonra AFAD çadırları geldi ve parkın bulunduğu alana kuruldu. Biz de yaşam şartlarını iyileştirmeye çalıştık. Ama gördüm ki, insanların dayanışması bambaşkaymış. Elinde ekmek olan, ekmeğini paylaşıyordu.”
ÖNCE ÇOCUKLAR VE YAŞLILAR
Depremin ardından mahallede önceliğin çocuklar ve yaşlılar olduğunu söyleyen Başıbüyük, dayanışma ruhunu şöyle özetledi: “Önce çocukları ve yaşlıları çadırlara topladık, onların güvenliğini sağladık. Daha sonra sıcak yemek dağıtımı için elimizden geleni yaptık. Herkes elinden geleni ortaya koyduğunu” söyledi.
Başıbüyük, depremde en çok etkilendiği anıyı ise duygulanarak paylaşıyor:
“Tam 20 gün boyunca banyo yapma şansımız olmadı. Bir gün Doktor Ali Bey eşiyle geldi. ‘Hadi hocam buyurun, bizim evde sağlam bir yer var, sizi götürelim, banyo yaptırmak istiyoruz’ dediler. O an hâlâ hafızamdan silinmiyor” diyerek, yaşadığı duyguların tarif edilemez olduğunu belirtti.
Cem EKİNCİ/MALATYA
Yoruma kapalı.