PİRHA – Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın cemevlerini imar planlarında “sosyal ve kültürel tesis” statüsünde değerlendirmesine tepkiler sürüyor. İktidarın asimilasyon politikalarına hız verdiğini belirten Antep’teki Alevi kurum temsilcileri, “Cemevleri bizim ibadethanemizdir, hiçbir tasarruf bunu değiştiremez. Eşit yurttaşlık hakkımızdan vazgeçmiyoruz” diyerek mücadele kararlılığını vurguladı.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yeni bir yönetmelik hazırlayarak, imar planlarında cemevi yapılarının statüsünü kültürel tesis olarak belirledi. Resmi Gazete’de yayımlanan “Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”te cemevinin “kültürel tesis” olarak belirlenmesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ndan da etkisi olduğunu belirtildi.
“CEMEVLERİ CAMİ VE KİLİSE GİBİ İBADETHANE STATÜSÜNDE OLMALIDIR”
Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antep Şube Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Savaş Şarklı, bakanlığın bu tasarrufunun uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirterek şunları kaydetti:
“90’lı yıllardan bu yana sürdürdüğümüz örgütlü mücadelemizin en temel talebi cemevlerinin ibadethane statüsüne kavuşmasıdır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) bu konuda net kararları varken, devletin cemevlerini dernek veya kültürel tesis statüsünde görmesini kesinlikle kabul etmiyoruz. Cemevleri de camiler ve kiliseler gibi ibadethane statüsünde olmalıdır. Bu, bizim eşit yurttaşlık talebimizin bir parçasıdır.”
“GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ, MÜCADELEMİZ SÜRECEK”
İktidara yasal düzenleme çağrısında bulunan Şarklı, “Geri adım atmayacağız; mücadelemiz cemevleri hukuki olarak ibadethane kabul edilene kadar sürecek. İktidara çağrımızdır: Bu tasarruflarınızdan vazgeçin, cemevlerini ibadethane olarak kabul edin ve bununla ilgili yasal düzenlemeyi bir an önce hayata geçirin” dedi.
“İKTİDAR ALEVİ SÖZCÜĞÜNÜ KULLANMAKTAN KORKUYOR”
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antep Şube Yönetim Kurulu Üyesi Salman Yergin ise iktidarın ‘cemevi’ sözcüğünü kullanma biçimindeki imtinaya dikkat çekti:
“Siyasal iktidar, çıkardığı yönetmeliklerde ‘Cemevi’ adını dahi anmaktan imtina ediyor, yerini ‘kültür tesisi’ olarak tanımlıyor. Bu, milyonlarca Aleviyi yok sayma ve inkâr etme çabasıdır. Siyasal iktidar, cemevi sözcüğünden korktuğu kadar hiçbir şeyden korkmuyor. Oysa cemevleri, Alevi-Kızılbaş inancının asırlık ibadethanesidir.”
“ALEVİ BEKTAŞİ CEMEVİ BAŞKANLIĞI ASİMİLASYON MERKEZİDİR”
Kültür Bakanlığı bünyesinde kurulan başkanlığın hizmet amacını eleştiren Yergin, inancın karşı karşıya olduğu tehlikelere değindi:
“Kültür Bakanlığı’na bağlı kurulan Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı bu asimilasyonun bir parçasıdır. Bu kurum, özellikle kırsal kesimdeki canlarımızın ihtiyaçlarını karşılama vaadiyle inancımızı kökünden koparmaya çalışıyor. İnancımız bugün iki yönlü bir baskı altında: Bir yandan iktidarın inkar ve asimilasyon politikaları, diğer yandan ‘İslam’ın özüyüz’ diyerek inancımızı selefi ve emevi düşüncelerine adapte etmeye çalışan yapılar. Gençlerimizi bu tehlikelerden korumak zorundayız.”
“DEMOKRASİNİN OLMADIĞI YERDE EŞİTLİK OLMAZ”
Mücadelenin ortaklaşması gerektiğini vurgulayan Yergin, sözlerini şöyle tamamladı:
“Demokrasinin olmadığı yerde ne inanç özgürlüğü ne de eşit yurttaşlık olur. Eşit yurttaşlık kavramı söyleniyorsa da havada asılı kalır. Aleviler yalnız değil, demokrasi mücadelesi veren tüm kurumlarla birlikte bu mücadeleyi vermelidir. Eğer örgütlü olabilirsek, siyasal iktidar bizi olduğumuz gibi kabul etmek zorunda kalacak; yolumuzu şaşırtmaya çalışan selefi güçler de avuçlarını yalayacaklar.”
Cevahir FINDIK/ANTEP
İLGİLİ HABERLER
>AKP bunu da yaptı: Cemevi, kreş ve yaşlı bakımevi ile aynı statüde sayıldı!
>Alevi kurumlarından tepki: Aleviler için Cemevi bir “Kültür Merkezi” değil, ibadethanedir!
>Cemevlerinin kültürel tesis sayılmasına tepki: Bu bir yok saymadır!
Yoruma kapalı.