PİRHA- Bingöl’ün Karlıova ilçesine bağlı Kaynarpınar köyünde kurulmak istenen Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesine karşı başlatılan direniş 5’inci gününde devam etti. Peri Vadisi Çevre Koruma Platformu öncülüğünde bir araya gelen yüzlerce yurttaş, “Toprağımıza, suyumuza, geleceğimize dokunma” diyerek projeye tepki gösterdi.
Bingöl’ün Karlıova ilçesine bağlı Kaynarpınar köyünde, ABD merkezli IGNIS H2 Anonim Şirketi tarafından hayata geçirilmek istenen Jeotermal Enerji Santrali projesine yönelik tepkiler sürüyor.
Peri Vadisi Çevre Koruma Platformu öncülüğünde düzenlenen eyleme, başta Varto olmak üzere çevre il ve ilçelerden çok sayıda yurttaş katıldı. Köyde bir araya gelen yurttaşlar, “Toprağımıza, suyumuza, geleceğimize dokunma” pankartıyla yürüyüş yaptı.
Yürüyüş boyunca “Direne direne kazanacağız” ve “Havama, suyuma, toprağıma dokunma” sloganları atıldı.
“YARGI SÜRECİ TAMAMLANMADAN ŞİRKETE YOL AÇILMAMALI”
Eylemde ilk olarak konuşan TMMOB Bingöl İl Koordinasyon Kurulu Başkanı Canfidal Boldaş, projeye ilişkin yargı sürecinin devam ettiğini hatırlattı.
Boldaş, “Yargı süreci nihayete ermeden, karar çıkmadan kolluk kuvvetlerinin şirketin çalışmasına alan açması gerçekten üzücü bir durumdur” dedi.
Kaynarpınar halkının itirazlarının haklı olduğunu ifade eden Boldaş, JES projesinin köyün mera ve ortak kullanım alanlarına çok yakın olduğuna dikkat çekti.
Boldaş, “Burası köyün merkezi, yaşam alanının merkezi sayılır. Tarım alanlarına ve ahırlara çok yakın. Hava, su ve toprak açısından ciddi riskler oluşturabilecek bir alandan söz ediyoruz” diye konuştu.
Kamu gücünün yapması gerekenin köyü ablukaya almak olmadığını belirten Boldaş, yargı süreci sonuçlanıncaya kadar şirkete ait iş makineleri ve ekipmanların köy dışına çıkarılması gerektiğini söyledi.
Boldaş, “Bu şirket gidecek, biz burada kalacağız. Kaynarpınar halkı kalacak, yaşam alanlarımız kalacak. Hep birlikte burada yaşamaya devam edeceğiz” dedi.
“BIÇAK SIRTINDAYIZ; YA KAZANACAĞIZ YA KAYBEDECEĞİZ”
Çayan Dursun da JES projesine karşı mücadelenin kritik bir aşamada olduğunu belirterek, olası bir müdahale durumunda herkesin Kaynarpınar’da olması gerektiğini söyledi.
Dursun, “Bıçak sırtındayız; ya kazanacağız ya kaybedeceğiz. Bu topraklarda JES hayata geçerse burada yaşam şansımız kalmayacak. Yaşam alanlarımızın dibine JES yapılıyor. Bunun sonucu göç olur. O yüzden tek çaremiz mücadele etmek” dedi.
“AĞIR METALLER VE KİMYASALLAR DOĞAYA KARIŞABİLİR”
Basın açıklamasını Peri Vadisi Çevre Koruma Platformu adına Ekrem Alan okudu.
Jeotermal enerji üretiminin yeraltından yüksek sıcaklıktaki su, buhar ve gazların çıkarılmasına dayandığını belirten Alan, bu akışkanların ağır metaller ve çeşitli kimyasallar içerebildiğini söyledi.
Alan, jeotermal akışkanlarla birlikte yüzeye taşınan bazı gazların çevre ve insan sağlığı üzerinde ciddi etkiler yaratabileceğini savundu.
Alan, “Jeotermal akışkanlar yeraltının binlerce metre derinliğinden çıkarılıyor. İçlerinde ağır metaller, kimyasallar ve çeşitli gazlar bulunabiliyor. Bu maddelerin kontrolsüz biçimde çevreye bırakılması ciddi riskler doğurabilir” dedi.
“SUYUMUZU, TARIMIMIZI VE MERALARIMIZI KORUMAK İSTİYORUZ”
Alan, jeotermal akışkanların uygun yöntemlerle yeniden yeraltına basılmaması ya da doğaya bırakılması halinde su kaynakları, tarım alanları ve meralar üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini ifade etti.
Kimyasal içerikli gazların ve akışkanların insan sağlığı açısından da risk taşıdığını savunan Alan, “Sebzemizi, meyvemizi, içtiğimiz suyu, tarlamızı, çayırımızı ve meramızı korumak istiyoruz. Bu mesele yalnızca insanlar için değil, bölgedeki bütün canlılar için önemli” dedi.
“VADİNİN COĞRAFİ YAPISI RİSKLERİ ARTIRABİLİR”
Kaynarpınar ve Peri Vadisi’nin dar ve dağlık coğrafi yapısına dikkat çeken Alan, santrallerin yaratacağı gürültü ve sıcak buharın yaşam alanlarını olumsuz etkileyebileceğini söyledi.
Alan ayrıca sondaj faaliyetleri sonucu ortaya çıkabilecek atık çamurların depolanması ve jeotermal akışkanların yeniden yeraltına basılması süreçlerinin doğru yönetilmesi gerektiğini belirtti.
Proje kapsamında kurulacak tesisler ve açılması planlanan alanların tarım ve yaşam alanları üzerinde baskı oluşturacağını savunan Alan, kamulaştırma ve istimlak riskine de dikkat çekti.
FAY HATLARINA DİKKAT ÇEKTİ
Ekrem Alan, Varto ve Karlıova’nın Kuzey Anadolu Fay Hattı ile Doğu Anadolu Fay Hattı’nın kesişim ve ayrışma bölgelerine yakın olduğunu belirterek, bölgenin jeolojik özelliklerinin dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Bölgede yürütülen bilimsel araştırmalara işaret eden Alan, jeotermal ve sondaj faaliyetlerinin olası etkilerinin bağımsız bilim insanları tarafından ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
“MAHKEME KARARI BEKLENSİN”
IGNIS H2 şirketinin bölgede 2021-2022 yılları arasında fizibilite çalışmaları yürüttüğünü belirten Alan, 2023 yılında Varto ve Karlıova’daki çok sayıda köy için ÇED süreçlerinin başlatıldığını söyledi.
Projeye ilişkin hukuki sürecin devam ettiğini hatırlatan Alan, şirkete seslenerek, “Bilirkişi heyetinin incelemesini tamamlamasını ve idare mahkemesinin kararını bekleyin” çağrısında bulundu.
“VADİLERİMİZ MADEN VE ENERJİ PROJELERİYLE KUŞATILIYOR”
Bölgenin tarım ve hayvancılık açısından önemli olduğunu söyleyen Alan, Peri Vadisi ve çevresinde çok sayıda maden ve enerji projesinin gündemde olduğunu belirtti.
Yedisu, Karlıova, Kızılçubuk, Mollaşakir ve Kaynarpınar çevresinde maden projeleri bulunduğunu aktaran Alan, Gönül Çayı’nda HES ve bölgede altın madeni projelerinin de gündemde olduğunu söyledi.
Alan, “Vadilerimiz maden ve enerji şirketlerinin baskısı altında. Toprağımızı, suyumuzu ve yaşam alanlarımızı korumak için mücadeleye devam edeceğiz” dedi.
Açıklama sloganlarla sona erdi.
PİRHA/BİNGÖL
Yoruma kapalı.