PİRHA – Suriye’nin Orta ve Batı Bölgeleri Siyasi Konseyi, Sümeriye Mahallesi’nde yaşananlara dikkat çekti. Konsey, yerel halkın sahip olduğu tüm hakların gasp edildiğini ve ağır bir kuşatmanın yapıldığını duyurdu. Yapılan açıklamada, halkın zorla göç ettirildiğinin de altını çizdi.
Suriye’nin Orta ve Batı Bölgeleri Siyasi Konseyi, Şam’ın Sümeriye Mahallesi’nde yaşananlar hakkında açıklama paylaştı. Şam’daki fiili otorite konumundaki güçlerin Sümeriye Mahallesi’nde yaşayan sivillere yönelik sistematik zorla göç ettirme kampanyaları yürüttüğüne dikkat çeken konsey, yaşananları büyük bir kaygıyla takip ettiklerini açıkladı.
Yazılı yapılan açıklamada, yaşananlara dair “Bu durum, insani değerlerin ve uluslararası hukuk ile teamüllerin açık bir ihlali niteliğindedir. Fotoğraf ve video kayıtları, belirli bir vatandaş grubuna yönelik olarak sistematik şekilde uygulanan bu ihlallerin boyutunu belgelemektedir” denildi.
MEZHEPSEL TEMELE DAYANAN POLİTİKALAR!
Halkın, evlerini ve mallarını terk etmeye zorlamak amacıyla sistematik uygulamalarla karşı karşıya olduğu belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Bu yöntemler şu şekilde tezahür etmiştir:
Mahallenin giriş ve çıkışlarının kapatılması ve ağır bir kuşatma uygulanması.
Ticari dükkânların, sağlık merkezlerinin ve eczanelerin kapatılması, dükkânların kırılıp yağmalanması.
Halkın suyunun ve elektriğinin kasten kesilmesi.
Çocukların ve erkeklerin tutuklanması, sopalar ve kılıçlarla darp edilmeleri.
Kadınların darp edilmesi ve mezhepsel temelli sözlü hakaretlere maruz bırakılmaları.
Tapu senetlerinin yırtılması ve belgelerin el konulması, böylece onların evlerinde bulunma ve mülkiyet hakkına dair yasal dayanaklarının ortadan kaldırılması.
Bu uygulamalar, yaşananların basit bir idari ya da hukuki işlem değil, tamamen mezhepsel temele dayanan planlı ve sistematik bir zorla göç ettirme politikası olduğuna hiçbir şüphe bırakmamaktadır. Nitekim, Şam’ın birçok mahallesi ve banliyösünde benzer yapılaşma ve konut durumları olmasına rağmen bu tür uygulamalara maruz kalmamışlardır. Bu da kriterin hukuk değil, mezhep aidiyeti olduğunu kanıtlamaktadır.
Bu uygulamalar, Roma Statüsü’nün 7/d maddesi uyarınca ‘insanlığa karşı suç’ niteliği taşımaktadır. Söz konusu madde, nüfusun zorla yerinden edilmesini veya nakledilmesini suç olarak görmektedir. Ayrıca, bir grubun mezhebi kimliği nedeniyle hedef alınması, bu ihlalleri Roma Statüsü’nün 6/b ve 6/c maddeleri uyarınca ‘soykırım’ kapsamına sokmaktadır. Bu maddeler, bir grubun fiziksel olarak zarar görmesi ya da yaşam koşullarının tamamen ya da kısmen yok edilmesine yol açacak şekilde zorlanmasını suç olarak tanımlar.”
ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERE AYKIRILIK VURGUSU!
Yapılan açıklamada, söz konusu uygulamaların, birçok uluslararası sözleşmenin de açık ihlali olduğu belirtilirken şöyle devam edildi:
“1949 tarihli Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’nin 49. maddesi (zorla nakil ve toplu göç ettirmeyi yasaklar).
Uluslararası teamül hukukunun 129. kuralı (zorla yerinden etmenin yasaklanması).
Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin 9. ve 12. maddeleri (özgürlük, güvenlik ve serbest dolaşım haklarını güvence altına alır).
1977 tarihli Cenevre Sözleşmeleri’ne Ek II. Protokol’ün 17. maddesi (sivillerin zorla yerinden edilmesini yasaklar).”
“KIRK BİN NUSAYRİ ZORLA GÖÇ ETTİRİLMİŞTİR”
Suriye’nin Orta ve Batı Bölgeleri Siyasi Konseyi, Sümeriye Mahallesi’ndeki halkın yanında olduğunu ifade ederek şu duyuruyu yaptı:
“İlgili uluslararası örgütler ve BM Suriye Özel Temsilcisi ile temasa geçilmiştir.
Zorla göç politikalarına karşı toplumsal dayanışmayı güçlendirmek için yerel halk ve sivil yapılarla iletişim artırılmıştır.
Bu suçların durdurulması ve faillerinin hesap vermesi için diplomatik, siyasi ve insani girişimler sürdürülecektir.
Konsey, tüm Suriyelilere karşı ulusal sorumluluklarını yerine getirme taahhüdünü yinelemekte, hakların ve mülkiyetlerin hukuk ve kurumlar devleti çatısı altında korunduğu, istibdat ve zorla göçün son bulduğu, Suriyelilere yeniden onur ve birlik kazandıracak bir geleceğe ulaşmanın gerekliliğine inancını vurgulamaktadır.
Özellikle bu olay, Suriye’de belirli bir topluluğu hedef alan ilk örnek değildir. Daha önce Hama kırsalının doğu ve batı köylerinde, Şam ve çevresinde, ayrıca Humus’un bazı bölgelerinde benzer vakalar yaşanmıştır. Bu süreçte mülkiyetlere el konulmuş, Orta ve Batı Suriye’den yaklaşık kırk bin Nusayri zorla göç ettirilmiştir. Bunların yarısından fazlası kadın ve çocuk olup, Lübnan sınır bölgelerine sığınmış ve herhangi bir uluslararası ya da BM desteği olmaksızın ağır insani ve yaşam koşulları altında hayatta kalmaya çalışmaktadırlar.”
(HABER MERKEZİ)
Yoruma kapalı.