Alevi Haber Ajansi

Sinemilli Ocağı mensubu Deprem: Aleviliği Alevilik yapan Ocak sisteminin toplumsallığıdır-VİDEO

PİRHA-Aleviliğin kadim bir inanç olduğunu belirten Sinemilli Ocağı mensubu Mustafa Deprem, kadim inancın derin kökleri olduğunu ve Aleviliği Alevilik yapanın Ocak sisteminin toplumsallığı olduğunu, bunlara olan inanç diri tutulduğu takdirde özlenen günlerin yakın olduğunu düşünüyor. Sinemilli Ocağı mensubu İbrahim Sinemillioğlu ise Mustafa Deprem’i destekleyerek, Alevilerin en önemli özelliklerinden birinin kul hakkı yememek olduğunu ifade ediyor.

Sinemilli Ocağı mensuplarından İbrahim Sinemillioğlu ile beraber bir süredir kanser tedavisi gören, yine Sinemilli Ocağı mensubu Mustafa Deprem’i ziyaret ettik.

Deprem bir süredir pankreas kanseri tedavisi gördüğü için pek ziyaretçi kabul edemiyor. Çok fazla kalmayacağımızı belirterek kapıdan içeri giriyoruz.

Sağlığı, morali oldukça iyi görünüyor. Sonra ekliyor: “Pankreas kanseri olduğumu söyleyince insanların mimikleri değişiyor. Sonra atmosfer değişiyor ve ben onlara teselli vermeye başlıyorum.” Hep beraber gülüyoruz bu espriye. “İki Sinemilli Ocağı mensubu yanyana gelmiş belgelemek gerekir” diyorum. Cemal cemale bir sohbet başlıyor sonra. Mustafa Deprem TV10’da hazırlayıp sunduğu Yol Erkan programını anımsıyor. Sonra modere ediyor sohbeti. Sözü onlara bırakıyorum. Sohbet geçmiş olsun dilekleri ile başlıyor. Sinemillioğlu, Deprem’e onu iyi gördüğünü ve en yakın zamanda çalışmalarının başına geçmesi temennilerini aktarıyor. Derken Deprem giriyor söze: “Çocukluğumdan beri diyaloğumuz var. Gençliğimizin ideoloğusun. Son dönemlerde toplumsal mücadeleden dolayı her birimiz ayrı yerlerdeyiz. Herkesin payına birşey düştü. Benim de payıma kötüsü düştü. Faşizme karşı nasıl mücadele ediyorsak buna karşıda dik durmak zorundayız.”

“ZALİMLERİN BAŞI MUAVİYEDİR”

Sinemillioğlu sonra Alevi toplumunun direnme gücüne vurgu yapıyor:

“Biz bin 300 yıldır mücadele eden bir toplumuz. Bin 300 yıldır her türlü mücadeleyi kucaklamışız, bir noktaya kadar getirmişiz. Bütün sıkıntılara, yok etmelere, katliamlara karşı bu noktalara gelmişiz. Bizimle birlikte olanlar ve biz kazanacağız. Hep böyle gitmeyecek. Türkiye’de bugün maalesef Muaviye zihniyeti yürürlükte. Tarihte bir çok zalim var. En çok bilinenleri Nemrut, Neron, Haccac gibi zalimlerdir. Bunların hepsinin başı da Muaviye’dir. Muaviye farklı bir sistemdir. Muaviye zihniyeti şu an Türkiye’de yürütülmekte. Abbasilerin, Emevilerin temeli oldu. Herşeyi yalanla çarpıtma ile kendi dediğini inandırmakla başardı. Beyaz şeye kara dediğinde, karşıdakide buna kara diyordu. Türkiye’de şimdi bu yönetim sistemi geçerli sayılmak isteniyor.”

Deprem ekliyor Sinemillioğlu’nun dediklerine:

“ Toplumsal bir mücadelede gencecik civanların canını verdiklerine tanık olmaktayız. Biz iyi kötü bir yaşanmışlık geçirmişiz. Fakat gönül isterdiki hayal ettiğimiz bir toplumsal düzende takdiri ilahi neyse o şekilde sonlansın. Bizden sonra gelecek nesil, bu mücadeleyi layıkiyle gerçekleştirsin. Çünkü bu bir hak mücadelesidir. İki katar devam ediyor. İyilik katarı; bunu halk, Aleviler, demokratlar, hak isteyenler temsil ediyor. Bir de muaviye katarı var. Halkımız hangisini tercih edeceğinin bilincindedir.”

“TÜRKİYE’NİN HERYERİNDE MUHALEFET GRUPLARI OLUŞUYOR”

Sonra Deprem, Sinemillioğlu’nun sıcak gelişmelerin yaşandığı bölgeden geldiğini belirterek, ülkenin ne durumda olduğunu soruyor:

Türkiye’de yaşananları kabarcıklar çıkaran bir bataklığa benzeten Sinemillioğlu şöyle devam ediyor:

“Bir bataklık düşünün. Bataklığın içinden fokur fokur hava kabarcıkları çıkar. O hava kabarcıklarının ardından bataklıklar kurumaya yüz tutuyor. Bugün Türkiye’nin her yerinden muhalefet grupları oluşuyor. Ben bu yaşta 4 ana grubun içinde çalışıyorum. Bu kurumlar, artık birbiriyle didişmenin cebelleşmenin sonuna yaklaşıyorlar. Bireysel tercih yerine toplumsal tercihlerini ön plana çıkarıyorlar. Alevilerle Kürtler arasında müthiş bir dayanışmanın başladığını görüyorum. Özellikle HDK/HDP’nin kuruluşundan sonra Aleviler de Kürtler kadar orada söz sahibi oldu. Alevi aday az gösteriyorsunuz diyorlardı. Aleviler kurumsal olarakta, kişisel olarakta temsil ediliyorlar. Mesela Ezidi oyları az ama 2 Ezidi temsilcimiz var. Bir kaç Hristiyan temsilcimiz var. Sayısal değilde temsiliyete önem veriyoruz. Belediye seçimleri sırasında Çerkez köylerine de gittim. Geçenlerde bir Çerkez toplantısına katıldım. O zamanki düşünceleri ile şimdiki düşünceleri bir hayli değişmiş. İktidarın yanında yer alma arzusu yerine, çünkü başka türlü bize hizmet gelmiyor diyorlardı, demokrasinin yanında yer alma arzusu daha ağır gelmeye başladı. Türkiye’de artık herkes bu düzenin yürütülemeyeceğinin farkında. Ben evde bazen kendime yarınki mitinge toplantıya gitmeyeceğim diyorum. Sabah kalkıyorum kendimi orda buluyorum. Toplumsal mücadele böyledir. Türkiye’ye demokrasi mutlaka gelecektir. Türkü, Kürdü, Ermenisi, Rumu,Lazı, Alevisi, Sünnisi, Suryanisi, Çerkezi… Eşit yurttaşlık temelinde bir demokrasi muhakkak gelecek. Buna inanıyorum. Bunlar gidecektir. Gitmese Nemrut, Neron, Hitler gitmezdi.”

“KÜRT ALEVİ COĞRAFYASINDA DEMOGRAFİK YAPIYI DEĞİŞTİRMEYE ÇALIŞIYORLAR”

Kürt Alevi coğrafyasının büyük zulüm altında olduğunu ifade eden Deprem, Sünnilerin kıblesi Kabe ise, Anadolu ve Mezapotamya halklarının Dersim’i olduğunu belirtiyor.

Güneybatı olarak adlandırdığımız Sivas, Kayseri, merkez olarak Maraş gibi kentlerin demografik yapısının değiştirilmesinin direnç damarının bir türlü halledilememisinden kaynaklandığını düşünen Deprem, iktidarın da bunu bildiğini ve Alevilere bu doğrultuda politikalarla yaklaştığını dile getiriyor.

Ocakların önemine de dikkat çeken Deprem, “Sinemilli Ocağı Güneybatı coğrafyasının önemli bir alanı. Özellikle 12 Eylül’den sonra asıl hedeflerden bir tanesi, Aleviliğin ve Kürtlüğün yokedilmesidir. Bunu başaramadılar. Şimdi mesela mültecileri Maraş’a getirme bahanesi ile oradaki demografik yapıyı değiştirmeye çalışıyorlar” diyor.

Ardından Sinemillioğlu mülteci kampı inşa edilen Terolar ziyaretini anlatıyor:

“Kampın kuruluşundan bir kaç ay önce birisi bana telefon etti. “Sizin Maraş’a kamp kurulacak” dedi. Haberim olup olmadığını sordu. Maraş’taki iki avukata telefon ettim. Araştırdılar. Herhangi bir bulgu bulamadılar. Halbuki o dönemde ihale aşamasındaymış. Biz ihale bittikten sonra farkına vardık. İnşa dönemlerinde gittim. Protesto gösterisi sırasında  yaşamını yitiren Ali Kabayel fena halde gaz yediğinde önüme düştü. “Burdan çıkmayabilirim” diye düşündüm. Bir buğday tarlasının kenarına oturup kendime gelmeye çalıştım. Sonra baktımki askerler etrafı çevirmiş. Her tarafı dozerler kaplamış. Elbistan’dan oraya varmamız 7 saat sürdü aramalardan dolayı. Malatya Akçadağ’da, Sivas Zara’da düşündüler kamp yapmayı ama başaramadılar. Maraş üzerinde oldukça fazla duruyorlar. Maraş’ta 1960’lı yıllarda Alevi Kürtlerin oranı yüzde 40-42 dolaylarında. Yüzde 7-8 dolaylarında Çerkez vardı. 1865’te Maraş nüfusunun yüzde 42’si Ermenilerdi. Aralarında Musevi’de vardı. Giderek yok ettiler.”

Maraş’taki kurtuluş hareketini başlatan olarak kabul edilen Sütçü İmam hakkında da şu iddialarda bulunuyor Sinemillioğlu, “Sütçü İmam diyorlar. O imam değil ki. Alevi bir muhacirdir. Şu an torunları da kabul etmiyorlar. Kökeni itibarı ile Alevidir. Maraşlı değildir.”

“ALEVİLİKTE EN ÖNEMLİSİ KUL HAKKI YEMEMEK VARDIR”

Aleviliğin kadim bir inanç olduğunu söyleyen Deprem, kadim inancın derin kökleri olduğunu ve Aleviliği Alevilik yapanın Ocak sisteminin toplumsallığı olduğunu söylüyor. Alevilerin kendi kökleri üzerinden bunu güncelleştirirse toplumsal birlikteliği ve mücadeleyi yaşatacaklarını ifade eden Deprem,” Sinemilli, Ağuçan Ocağı pirleri var. Pazarcık’ta Mami Zilfe, Hemi Tazı var. Bunlara olan inanç diri tutulursa özlediğimiz günler uzak olmayacaktır” diyor.

Sinemillioğlu Deprem’i destekleyerek sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Hemi Tazı, Ali Kutte, Elif Ana ve buna benzer bir çok insan belki senden benden çok uzağındaydılar bu bilgilerin ama onları halka sevdiren bir özellik vardı. Bir: Kul hakkı yemiyorlardı. Ne bulurlarsa onunla yetiniyorlardı

İki: Kimsenin yüzüne riyakarlık etmiyorlardı. Bu insanlar o nedenle baştacı ediliyorlardı. Alevilikte “eline diline beline sahip ol” vardır. Bütün bunların ötesinde kul hakkı yememek vardır.”

Elif SONZAMANCI

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.

Web sitemiz, deneyiminizi daha iyi hale getirmek amacıyla çerezler kullanmaktadır. Bu durumda herhangi bir sıkıntı yaşamayacağınızı düşünüyoruz, ancak isterseniz çerezleri devre dışı bırakma seçeneğiniz her zaman mevcuttur. Kabul ediyorum devre dışı bırak