Alevi Haber Ajansi

SES’ten deprem raporu: Acilen bulaşıcı hastalıkların önüne geçecek tedbirler alınsın!

PİRHA – Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) 12-13 Şubat’a ilişkin deprem inceleme heyeti bilgilendirme notlarını paylaştı. Sağlık emekçileri, sağlık alanında ciddi koordinasyonsuzlukların olduğunu ve acilen bulaşıcı hastalıkların önüne geçecek tedbirlerin alınması gerektiğini belirtti.

SES Eş Genel Başkanı Gönül Adıbelli, Eski MYK üyesi Fikret Çalağan ve Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Zencir’den oluşan heyet, deprem bölgesindeki çalışmalarını sürdürüyor.

Heyetin bölgede yaptığı incelemeler ve depremin vurduğu illerde çalışma yürüten SES ve TTB gönüllülerinden aldıkları bilgi ve izlenimler rapor haline getirilerek kamuoyu ile paylaşıldı.

“KENT TAMAMEN BOŞALTILACAK”

“Nurdağı İnceleme Raporu” başlıklı paylaşımda 40 bin nüfuslu ilçede binaların yüzde 30’unun enkaz altında olduğu belirtildi. Arama kurtarma ekiplerinin ise ilk gün halk ve gönüllü gelenler tarafından yürütüldüğüne dikkat çekilirken şu bilgiler paylaşıldı:

“Donanımlı ekipler 3. gün başlamış, halen çok yetersiz. İlk gün enkaz altından çok sayıda canlı çıkarılmış. Elektrik ve su sıkıntısı var. Köylere yeni yeni elektrik ve su veriliyor. Düzensiz çadır kent var. Bir de evlerin önüne kurulmuş çadırlar var. Çadırlara elektrik jeneratörlerle veriliyor. Sobasız çadırlar var.

Hastane ağır hasarlı. Hizmet yok. Bahçesinde sahra hastanesi, UMKE ve sağlıkçılar için konteynerler var. Sağlıkçıların barınması yetersiz. Ambulans içinde kalıyorlar. Sağlıkçılar idari izin kullanamıyor. Genelge sadece birinci derece kaybı olanları ve SB kapsıyor. Üniversite personelini kapsamıyor. Gönüllü çok fazla. Koşullar, yiyecek dışında kötü. Sevkler Antep’e yapılıyor. Ya da İstanbul’a helikopter kullanılarak yapılıyor.

Eczane yok, ilaçlar sahra hastanesinin yanına getirilmiş. Mevcut eczanenin ilaçlarına el konulmuş, imza tutanağı ile birlikte. Sağlıkta en büyük sorun organizasyonun olmaması. Ağır hasar nedeniyle kent tamamen boşaltılacak. Resmi bildirilen ölümler 980. Tahmin edilen 5 bin.

“3. GÜN İLK MÜDAHALE YAPILDI”

1800’lerde kurulmuş olan İslahiye’ye ilişkin İnceleme Raporu’nda ise çarpıcı bilgiler yer alıyor. İslahiye’nin bataklık okaliptus ağaçları ile kurutulduğuna dikkat çeken uzmanlar, bu aşamada Osmanlı’nın, farklı etnik ve dini grupları bölgeye yerleştirdiğini belirtiyor.

Nüfusun 75 bin civarında olduğu belirtilen raporda, deprem sonrası köylere göçün 40-50 bin civarında olduğu tahmin ediliyor.

Hastane kayıtlarına göre mevcut 1100 vefatın olduğu bilgisi paylaşılırken raporda şu verilere de yer alıyor:

“Kaydedilmeden ya da köyde gömülenleri dahil ettiğimizde ölü sayısı 1500 kişi. Mağduriyet 20 bin. Atatürk Mahallesi en büyük yıkım olan yer. Dağa yakın olan binalar daha sağlam. Ovaya yapılan binalarda yıkım fazla.

Başhekim yok, baş koordinatör ve acil sorumlusu koordinasyonu yürütüyor. Türkmenistan, İranlı Sağlıkçılar, acil, ortopedist, beyin cerrahı uzmanları ile destek verdiler. 3. Gün travma ünitesi kuruldu, ameliyat yapıldı, ilk müdahale yapıldı. Enkaz çalışmaları çarşamba akşamı başladı, gündüz donanımsız çalışıldı. Bununla birlikte Fransız, Katar ekipleri de çarşamba geldi ve ekipman yeterli idi.

Yol en büyük sıkıntı oldu. Erişilmesine büyük engeldi. Yollarda çökmeler vardı. Almanların yüzyıl önce yaptığı köprü sağlam, beş yıllık köprüler yıkılmış. Yollarda ciddi çatlaklar vardı. Bu durum ambulansları çok etkiledi.

Vatandaş açısından adı değiştirilen köylerin yeni isimleri tam bilinmiyor, 3 köy, Kürt köyü. Altınüzüm-Haltanlı, Yeşilyurt-Dolan, Boğaziçi-Kürküt. Yerli nüfus yeni isimleri bilmiyor. Bu nedenle Yardımlar ulaşamadı. İsimler 80 sonrası 2 kez değişmiş.”

HASTANELER YIKILDI ANCAK OKULLAR AYAKTA!

Antakya Deprem Bölgesi İnceleme Raporu’nda ise 2 milyonu bulan nüfustan ciddi azalma olduğu söyleniyor. “Ölü sayısı ile ilgili çeşitli öngörüler var, 15 bin ile 120 bin arasında değişiyor” denilen raporda şu bilgiler yer alıyor:

“Hatay tamamen enkaz altında. Birçok hastane yıkılmış, bunun yanında yıkılmayanlarda ise ciddi hasar olduğu çıplak gözle dahi görülüyor. Dikkat çeken bir başlık da okullar görece daha az zarar görmesine karşı hastanelerin yıkılmış olması, ciddi hasar görmesi. Örnek olarak Hatay Eğitim ve Araştırma hastanesi verilebilir. Bu hastane Kocaeli depreminden sonra 2003 yılında yapılmasına karşın tümüyle yıkılmış olmasının anlaşılır bir yanı bulunmuyor.

Tüm deprem bölgesinde olduğu gibi Hatay’da da donanımlı arama ve kurtarma faaliyetleri ancak 3. gün başlayabilmiş. Yine artık canlı çıkmaz algısı ile yürütülen enkaz çalışmaları da dikkatleri çekiyor. Bu çok sıkıntılı. Hala yaşayan birçok insanın ölümüne yol açacak görünüyor.

Gezilen yerlerde en çok dikkati çeken çöp yığınları idi. Plastik şişelerin yanında yemek tabakları, gıda atıkları, etrafa saçılan kullanılamaz hale gelen yardım malzemesi vb. Bulaşıcı hastalık için ciddi tehdit niteliği taşıdığını mutlak not etmeliyiz. Su, hala ciddi sorun olmaya devam ediyor. Şişe suyu açısından sorun olmamasına karşın kullanma suyu ile ilgili ciddi sorun var. Klorlanmış tanker suyu ihtiyacı yakıcı bir şekilde devam ediyor.

Tuvalet ciddi sorun, şehrin içinde az sayıda sahra tuvaleti var. Özellikle kamu görevlilerinin, askerlerin, belediyelerin kaldığı barınma yerlerinde (çoğu okul) tuvaletler sağlam bir şekilde var. Mühendislerce hasar tespiti yapılarak buraların halkın kullanımına açılması, önemli. Elektrikler hala yok. Bu çadırları olumsuz etkiliyor. Isınma çok ciddi sorun.”

“MOĞOLİSTAN SAHRA HASTANESİ DAHA DONANIMLI”

Raporda, deprem bölgesindeki sağlık hizmetlerinin genelde ne aşamada olduğu konusunda da bilgi verildi. Sağlık Bakanlığı’nın kurduğu sahra hastanelerinde olanakların çok sınırlı olduğu bilgisi paylaşılırken şu hususlara dikkat çekildi:

“Moğolistan Sahra hastanesi daha donanımlı. Monitör, Ekg cihazı, küçük cerrahi işlemlere izin veren küçük bir ameliyathane, sterilizasyon ünitesi, yaralı taşıma için sedyeler yanında, yürüteçler, defibilatör vb. Türkçe de bilen sağlık emekçileri ciddi katkı sağlıyor.

Türkiye genelinde on binlerce gönüllü hekim, TTB ve SES gibi örgütlerinin gönüllü görevlendirme çağrılarına SB’nın kulaklarının tıkaması kabul edilemiyor.

En büyük sorun ceset torbasının olmaması. Bunun yanında cenaze yakınlarının kefen, yıkanma vb. işlemlerle ilgili talepleri olmuş. Son günlerde ceset kokuları artmış. Bu birimde çalışmanın çok travmatik olduğu, en fazla 2 gün ile sınırlı olması gerektiği görüşünde.

Şu ana çalıştığı sahra hastanesinde poliklinik çalışmalarında hayvan ısırığı çok, Kuduz aşısı yok, poliklinik başvurularında ASYE (akut solunum yolu enfeksiyonu) ve AGE’lerin (akut gastroenterit) çoğunlukta, yara yeri enfeksiyonları, uyuz, psikolojik şikâyetler (özellikle ilaç kullananların ilaç bulamamaları nedeniyle yoksunluk yaşanmaları) öne çıkıyor. Uyuz tedavisinde sorun var, yıkanmaları gerekiyor, mümkün değil. Yine kullanılan malzemelerin kaynatılması ya da tamamen değiştirilmesi sorun. Bu sorun büyümeden hijyen koşulları düzeltilmeli.

Birinci basamak sağlık hizmetlerinin hala başlamamış olması önemli sorun. Çocuklara kızamık, gebelere tetanoz, grip ve covid aşılarının bir an önce yapılması kritik önemde. Yine enkaz çalışmasında olanlara tetanoz proflkasisi acil çalışmalar arasında yer almalı.

Her gün sahadan gözlem raporlarına göre sağlık alanında da ciddi koordinasyonsuzlukların olduğu, deprem sonrası çok sayıda bulaşıcı hastalık riskinin açığa çıktığı görülmektedir. En acil olanın an itibari ile bulaşıcı hastalıkların önüne geçecek tedbirlerin alınmasıdır.”

PİRHA/ANKARA

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.

Web sitemiz, deneyiminizi daha iyi hale getirmek amacıyla çerezler kullanmaktadır. Bu durumda herhangi bir sıkıntı yaşamayacağınızı düşünüyoruz, ancak isterseniz çerezleri devre dışı bırakma seçeneğiniz her zaman mevcuttur. Kabul ediyorum devre dışı bırak