Alevi Haber Ajansi

Sazcı: Dergahlarımız ancak can olanlara açık olmalı; iktidarın yaptığı Alevilere hakarettir -VİDEO

PİRHA- Kızıldeli Ocağı Yol Hizmetkârı Mustafa Sazcı, AKP’nin Alevi politikasının yanlış olduğunu belirterek, “Suni gündemlerle Alevilerin asıl meselesi gözlerden kaçırılıyor” dedi. Sazcı, “Cemevlerine ‘cümbüş evi’ diyenlerin, cemevinin bahçesinde Uğur Kurt’u katledenleri aklayanları can olarak kabul etmek, hiçbir şekilde akla, mantığa, Yola ve mekâna uygun değil” diye belirtti. 

Kızıldeli Ocağı Yol Hizmetkârı Mustafa Sazcı, AKP hükümetinin Alevilere yönelik izlediği politikaları PİRHA‘ya yorumladı.

“DERGAHLARIMIZ ‘CAN’ OLABİLENLER AÇIKTIR”

Erdoğan’ın, öncelikle, Hüseyin Gazi Cemevi’ne gitmesini eleştiren Sazcı, “İktidarın ve cumhurbaşkanının geçtiğimiz aylarda yapmış olduğu Hüseyin Gazi Vakfı’nı ziyaretini, Kızıldeli Sultan Ocağı evlatları olarak doğru veya olumlu olarak görmüyoruz. Son süreçte yapılan açıklamaları incelediğimizde gördüğümüz şey şu. Gerek yol erkan yürütücüleri gerekse de dernek yöneticilerinin vermiş olduğu tepkiler, “Aman ağzımızın tadı bozulmasın” minvalinde. Bunu düsturu olarak benimsediklerini düşünüyoruz. Son süreçte vermiş olduğumuz cevaplar şu olmalı: Biz bütün canlara dergahlarımızın, ibadet yerlerimizin açık olduğunu söylüyoruz ancak can olabilenlere. Hacı Bektaş Veli Dergahının kapısında “Bu kapı aşık erenlerinin kapısıdır. Eksik gelen tamam olur” diye bir kitabe vardı, o kitabe kaldırıldı. O dergâha giren kişilerin aşk erenleri olacağını, insanlarla aşk, muhabbet besleyen kişiler olacağını yani can olacaklarını söylüyoruz” dedi.

“‘AZĞIMIZIN TADI BOZULMASIN’ DÜSTURUNU KENARA BIRAKMAK GEREK”

Sazcı, AKP’nin Alevi politikalarını hatırlatırken, şunları ifade etti:

“Binlerce insanın ahını almış, binlerce insanın katledilmesine sebep olmuş, cemevlerine “cümbüş evi” diyen, cemevlerini terör yuvası olarak tanımlayan, cemevinin bahçesinde Uğur Kurt’u katledenleri, Oğuzhan Erkul ve Barış Kerem’i katleden kişileri aklayanların can olarak kabul edilmesini ben hiçbir şekilde akla, mantığa, yola ve mekâna uygun olduğunu düşünmüyorum. Aynı zamanda o dergâha kabul edilen kişi 1993 yılında Sivas Katliamı’nda başrol oyuncularından birisi olan, katliamın müsebbiplerinden birisi olan, o katliamda elinde benzin bidonu ile oraya saldıran Ahmet Turan Kılıç’ı serbest bırakan bir iktidardan bahsediyoruz. Bu nedenle normal bir iktidar olarak görmeyip asıl meseleye özüyle bakmak lazım. Son süreçte belirlediğimiz şu “Aman ağzımızın tadı bozulmasın” düsturunu bir kenara bırakmak gerektiğini düşünüyorum.”

“ZİYARETİN BİRÇOK PROBLEMLİ YÖNÜ VAR”  

Erdoğan’ın cemevlerine gitmesinin birçok problemli yönü olduğunu belirten Sazcı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Cumhurbaşkanının Hüseyin Gazi Dergâhı Vakfı’na kabul edilmesinin hiçbir şekilde Yola, erkana uygun olduğunu düşünmüyorum. Devlet erkanı bir derneği ziyaret edebilir. Bu ziyaretin de doğrudan derneğin binasında ya da derneğin yönetim odasında yapması daha sağlıklı olurdu.

Ancak derneğin binasında değil derneğin meydan evi dediğimiz, dergâha bağlı olan meydan evinde, cemhanede yapılması ve tıpkı bir yol erkan hizmetlisiymiş gibi postta oturtulması aynı zamanda helal mi, haram mı, rızalığı alınmış mı, alınmamış mı bilinmeden iktidar tarafından getirilen lokmaların orada dualanarak pay edilmesi ne yola ne de vicdana uygundur.

Aslında o ziyaretin birçok problemli yönü var. Biz önce iktidar penceresinden bakalım. Yol erkan yürüttüğü iddiasında olan oradaki dedeler ve babalar üzerinden de bakmak gerekir. Çünkü sadece iktidara yönelik eleştiri sunmak kendi içerimizdeki iktidarla, iktidar yanlısı kişileri görmezden gelme, hakikati gizlemekten, hakikati perdelemekten başka bir şey değildir. İktidarın yapmış olduğu ziyarete baktığımızda orada çok fazla yanlışın olduğunu görürüz. Birincisi, iktidar oraya ziyarete giderken gerek dernek yöneticisi gerek oranın dedesi tarafından iktidarın orayı dizayn etmesine elverişli bir ortamın oluşturulduğunu görüyoruz.”

“İKTİDARIN YAPTIĞI ALEVİ TOPLUMSALLIĞINA HAKARETTİR”

Sazcı, Erdoğan’ın ziyareti öncesi cemevindeki değişikliklere de değinirken, şunları kaydetti:

“Son süreçte vakfın yöneticisinin yapmış olduğu, vakfın dedesi ile vakfın yöneticisinin çatışan, bir yorumun bir yorumu tutmayan ifadeleri üzerinden baktığımızda o cemevinin ne su aldığı için ne tahrip olduğu için dizayn edildiğini, aksine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın orayı ziyareti nedeniyle içerisinin dizayn edildiğini görüyoruz.

Hünkâr Hacı Bektaş’ı Veli, Atatürk’ün ve Hz. Ali’nin fotoğraflarını bulunduğu yerden kaldırılması aslında burada iktidarın Osmanlı döneminde resme, heykele düşman olan anlayışının oraya da dikte ettiğini görmüş oluyoruz. Bu sadece o resmin kaldırılması ile de değil hat sanatı dediğimiz o sanatı ile resmedilmiş Arapça ifadelerin oraya tablo olarak konulması vakıf yöneticisi olarak nasıl kabul edildiği konusunda hala hayret içerisindeyiz. İktidarın böyle bir şey yapması da başlı başına Alevi toplumsallığına hakarettir diye düşünüyoruz.

İktidarın o konuda çok tezatlığı var. Aleviliği tanımlarken “Ali’yi sevmek Alevilikse ben dört dörtlük Aleviyim” diyen iktidarın Ali’nin fotoğrafından bile son süreçte rahatsız olduğunu görüyoruz. Bu durum da başlı başına bir tezat. Bu meselede aslında birazda kendimizi eleştirmek gerekiyor. Alevilik dediğimiz bir Yolu, erkanı kadimden bugüne gelen hakikat yolunu bir aileyi sevmeye, bir kişiyi sevmeye indirgersek bizler de bir aile evladı tarafgirliğine indirgersek, doğal olarak iktidarın da bu gibi söylemlere girmesi kendilerince haklılık sebebiyeti verir.”

“SUNİ GÜNDEMLERİ BİR KENARA BIRAKMALIYIZ”

Alevilerin asıl meselesinin gözden kaçırıldığını söyleyen Sazcı, “Bu nedenle bizlerin de aslında iktidara Aleviliği tanımlama fırsatı vermeden artık Alevinin ne olduğunu bir nevi adını koymamız gerektiğini düşünüyorum. Ucu açık bir soruymuş gibi Alevilik tanımlaması, eli kalem tutan herkesin yapmaması gerektiğini düşünüyoruz. Yol, erkan yürütücüleri de bu konuda net tavırlar belirlemesi gerekir. İktidarın Hüseyin Gazi Dergâhını ziyareti sadece o dergâhı dizayn etmek veya yöneticilerini komuta etmek amacıyla olmadığını düşünüyoruz. Son süreçte, Alisiz Alevilik, Alili Alevilik, dedelere maaş verilmesi gibi suni gündemlerle Alevilerin temel sorunu göz önünden kaçırılıyor, temel sorun perdelenmeye çalışılıyor. Bizlerin bu suni gündemleri bir kenara bırakarak, Aleviliğin tanımlarına ilişkin tartışmaları bir kenara bırakarak asıl meselemiz olan Alevi sorununun çözümüne ilişkin çaba harcamayan, aslında bu sorunu yaratan sistemin bu iktidarın bu düzenin kendisidir. Alevilerin de aslında temel sorunu yine bu düzenin, bu sistemin kendisidir” ifadelerini kullandı.

Cebrail ARSLAN/ANTALYA  

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.

Web sitemiz, deneyiminizi daha iyi hale getirmek amacıyla çerezler kullanmaktadır. Bu durumda herhangi bir sıkıntı yaşamayacağınızı düşünüyoruz, ancak isterseniz çerezleri devre dışı bırakma seçeneğiniz her zaman mevcuttur. Kabul ediyorum devre dışı bırak