Alevi Haber Ajansi

Sancar: Kimyasal silah iddiaları bağımsız heyetler tarafından incelenmeli

PİRHA-Partisinin il eş başkanları toplantısının açılışında gündeme ilişkin konuşan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, TSK tarafından Irak’ın kuzeyinde yürütülen askeri operasyonlar sırasında kimyasal silah kullanıldığı iddialarının bağımsız heyetler tarafından incelenmesi gerektiğini söyledi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, partisinin il eş başkanları toplantısının açılışında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Sancar, Türkiye’nin, Irak’ın kuzeyinde yürüttüğü askeri operasyonlar sırasında kimyasal silah kullandığı yönündeki iddialara dair bağımsız heyetlerin incelemede bulunması gerektiğini söyledi. Sancar, “Mutlaka bağımsız heyetlerce incelenmesi yapılmalı ve bu konudaki hakikatin ortaya çıkarılması gerekir” dedi.

“SEÇİMLER HAYATİ NİTELİKTE”

Seçim sürecine girildiğini belirten Sancar, şunları kaydetti:

“Özgürlüğe, demokrasiye, barışa giden yolu mu inşa edeceğiz? Yoksa otoriter, despotik yönetimin daha da güçlenmesinin zeminimi güçlenecek? Seçimler gündemde ve önemli. Hayati nitelikte ve kritik önemde. Seçim sadece oy kullanmaktan ibaret değildir. Seçimler aynı zamanda toplumsal ve siyasal mücadelelerin önemli bir mecrasıdır. Bizler seçimi toplumsal mücadelenin bir zemini ve mecrası olarak görüyoruz ama aynı zamanda halkla buluşmanın, örgütlülüğümüzü güçlendirmenin önemli bir imkanı olarak değerlendiriyoruz.

Seçime sadece oy verme, aday tartışması gibi konularla yoğunlaşmak doğru değildir. Oy vermek önemli, aday tartışmaları önemsiz değil ama asıl olan bütün bunları güçlü bir toplumsal mücadele, kararlı bir siyasal yürüyüşle yapabilmektir. İşte bu yürüyüşün ve mücadelenin en önemli emekçileri il eş başkanlarımızdır, yerel yöneticilerimiz ve emekçilerimizdir. Biliyoruz ki mücadele en alt birimden örülmeye başlayınca başarılı olabilir. Tıpkı demokrasi gibi, demokrasi de yerelde inşa etmeye başlarsak ülkenin tümüne yayabiliriz. Mücadelemiz de öyle. Mücadelemizi en alt birimlerden, mahallelerden, köylerden, ilçelerden, illerden başlayarak öreceğiz ve bunu ülkenin tamamında demokratik dönüşümün yolunu açacak büyük bir güç haline getireceğiz.”

“SAVAŞ POLİTİKALARININ AÇTIĞI YARALARA TANIKLIK EDİYORUZ”

Sancar, savaş politikalarının toplumsal alanlarda büyük yaralar açtığını söyledi. Savaşa karşı barışı savunmanın önemine değinen Sancar, şöyle konuştu:

“Bu düzenin inşa etmekte olduğu bir rejim gerçekliğiyle karşı karşıyayız. Bu rejimi istersiniz otoriteliği yerleştirme hedefiyle hareket eden bir rejim olarak tanımlayın, isterseniz faşizmi yerleştirme planının hedefi olarak tanımlayın, fark etmiyor sonuçta rejimi Türkiye’nin bütün halklarına baskı, zulüm, talan, sömürü dışında vadettiği hiçbir şey yoktur. Bu düzenin ve rejimin tepesindeki iktidarı ayakta tutan en önemli sütun hep vurguladığımız gibi çatışma ve savaş politikalarıdır. Sömürüyü de baskıyı ve zulmü de bu politikalar üzerine kurmaktadır. Savaş politikalarına karşı çıkmak önümüzde demokrasiyi, barışı, emeği ve özgürlüğü savunmanın temel şartıdır.

Savaş politikalarının bu ülkede başta Kürt sorunu olmak üzere bütün toplumsal alanlarda nasıl büyük yaralar açtığına on yıllardır tanıklık ediyoruz. Bu yaralar savaş politikaları derinleştikçe büyüyor, acılar yaygınlaşıyor, yoksulluk ülkenin her tarafını sarıyor. Savaşla sömürü, savaşla acı, savaşla yara arasında doğrudan bağlantıyı göremezsek bu bütünlüğü esas alan bir mücadele hattı kuramazsak, bu iktidarı değiştirmek de kolay olmayacak, bu rejimden kurtulmak da kolay olmayacaktır. Savaş politikaları bir kara delik gibidir. Kara delik insan canını, insanların enerjisini ülkenin kaynaklarını ve geleceğini yutan büyük bir tuzaktır. Aynı zamanda ülkenin devlet eliyle çeteleşmelere teslim edilmesinin zeminini güçlendiren bir alandır. Bu yüzden savaşa politikalarına karşı çıkmayı demokrasi ve barış, emek ve demokrasi mücadelesinin temeli olarak görüyoruz.

Savaş politikaları yaygınlaştıkça her türlü kötülüğün yaygınlaştığını dünya tarihi bize sayısız örnekle göstermektedir. Savaş politikaları aynı zamanda ırkçılığı aynı zamanda suçları da beraberinde getirir. Ayrışmayı, kutuplaşmayı, sömürüyü derinleştirir. Son zamanlarda yaşadığımız birkaç olay bunu açıkça gözler önüne sermektir.”

“ERDOĞAN’IN AÇIKLAMALARI NÜFUS MÜHENDİSLİĞİDİR”

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Çocuk çok önemli. Bak PKK’nın 5 tane, 10 tane, 15 tane var” sözlerine tepki gösteren Sancar, “O sözler anlık bir ifade, boş bulunmanın sonucu dile gelmiş birkaç cümleden ibaret görülemez. Bu devletin inkarcı, asimilasyoncu politikalarının temelinde yatan bir anlayışı yansıtmaktadır. Bu anlayış en teknik ve hafif tabirle nüfus mühendisliği olarak adlandırılabilir. Nüfus mühendisliği ülkede asimilasyoncu politikaları inkarı ve imhayı yerleştirmenin bir aracı olarak kullanılagelmiştir. Bu politikaların temelinde yatan da ırkçılıktır. Buduncuları hatırlayın. Kürtleri nüfus olarak, kitle olarak, toplum olarak nasıl ırkçı bir anlayışla hedef aldılarsa, bugün AKP Genel Başkanı’nın ağzından dökülen cümleler de aynı anlama gelmektedir. Bizim mücadelemizin çok boyutlu olduğunu bu anlayışı tüm Türkiye’deki bütün demokrasi güçleriyle birlikte gözler önüne serip aşmayı sorumluluğuyla karşı karşıya olduğumuzu iyi bilmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“KİMYASAL SİLAH İDDİALARINI BAĞIMSIZ HEYETLER İNCELEMELİ”

Sancar, TSK tarafından Federal Kürdistan Bölgesi’nde yürütülen askeri operasyonlarda kimyasal silah kullanıldığı iddialarına ilişkin ise ‘bağımsız heyet’ çağrısında bulundu. Sancar, şunları kaydetti:

“Savaş politikalarıyla oluşan kara deliğin yarattığı vahim sonuçlar başka bir tartışmada da gündem geliyor. Bu da kimyasal silah kullanımı iddialarıdır. Ortada haberler ve önemli iddialar var. Bu iddialar yüzeysel açıklamalarla, tehditlerle geçiştirilemez. Bunların mutlaka bağımsız heyetlerce incelenmesi ve bu konudaki hakikatin ortaya çıkarılması gerekir. Eğer bunların da üstü örtülür, geçiştirilirse bu ülkede savaş politikaları daha da derinleşecek, toplumsal yaralar daha da büyüyecek, sömürü düzeni daha da kökleşecektir. Bu düzenin değiştirmenin en önemli mücadele araçlarından biri hakikatin peşinde koşmaktır. Bütün bunlar için Türkiye halklarını bu belalardan kurtarmak için ısrarla Kürt sorununda demokratik çözümü savunuyoruz. Demokratik çözümün yolu da müzakere ve diyalogdan geçer.”

(HABER MERKEZİ)

 

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.

Web sitemiz, deneyiminizi daha iyi hale getirmek amacıyla çerezler kullanmaktadır. Bu durumda herhangi bir sıkıntı yaşamayacağınızı düşünüyoruz, ancak isterseniz çerezleri devre dışı bırakma seçeneğiniz her zaman mevcuttur. Kabul ediyorum devre dışı bırak