PİRHA- Dersim’de arkadaş grubuyla gittiği bir köy evinde, Burak Alan tarafından alıkonulan, darp edilen ve nitelikli cinsel saldırıya uğrayan Z.D., yaşadığı dehşeti tüm detaylarıyla PİRHA’ya anlattı. “Seni rezil ederiz” tehditlerine, para teklif edilen tanıklara ve sistematik aile baskısına rağmen Z.D., 13 Mayıs’taki mahkeme öncesi sessizliği yırtıyor: “Utanacak olan biz değiliz, bu vahşeti yaşatanlar!”
En sarsıcı hak arama mücadelelerinden biri, Dersim’in Pertek ilçesinde yaşanıyor. Z.D., “arkadaş grubu” maskesi altında kendisine kurulan pusuyu ve sonrasında maruz kaldığı işkence dolu saatleri, PİRHA’ya verdiği röportajla tüm Türkiye’nin vicdanına emanet etti.
TOKATLA BAŞLAYAN DİRENİŞ, KÖY EVİNDEKİ TUZAK
Z.D.’nin anlatımına göre süreç, tesadüfen tanıştığı bir arkadaş grubunda Burak Alan’ın kendisine yaklaşmaya çalışmasıyla başladı. İlk taciz girişimine arabada tokat atarak karşılık veren Z.D., “Tamam, sana bir şey yapmayacağım” sözüne güvenerek birkaç gün sonra tekrar arkadaşlarıyla buluştu. Ancak bu buluşma, önceden planlanmış bir kabusa dönüştü.
Z.D., o gün yaşananları şu sarsıcı detaylarla anlatıyor:
“Üç kız arkadaştık, üç de onlar vardı. Nereye gideceğimiz söylenmedi. Bizi Pertek’in Derebaşı köyüne, prefabrik bir eve götürdüler. İçeri girmek istemedik ama ‘bir şey olmaz’ diyerek zorladılar. Alkol teklif ettiler, içmek istemeyen arkadaşımı bile zorlayarak, dökerek içirdiler. Ben su içip hava almak istedikçe beni durdurup ‘eğlenmene bak’ dediler.”
“ANNEM ARARKEN KAPIYI ÜZERİME KİLİTLEDİ”
Olayın en trajik anları ise Z.D.’nin annesinin telefonlarına yanıt veremediği dakikalarda yaşandı. Annesinin kendisini merak edip defalarca aramasına rağmen evden çıkmasına izin verilmeyen Z.D., Burak Alan tarafından bir odaya çekildi:
“Odaya geçtiğimiz an kapıyı kilitledi. Niye kilitlediğini sorduğumda ‘onlar gelmesin, ses gitmesin’ dedi. Kolumu zorla tuttu, yalvardım… ‘Annemle konuşacağım, lütfen bırak beni’ dedim. Telefonumu elimden çekip aldı. Direndim, ittim ama orada bana tecavüz etti. Sadece bu da değil; gözüme sigara külünü döktü, gözümün üstü yandı. Arkadaşım kapıyı defalarca çaldıktan sonra ancak kapıyı açtı…”
ORGANİZE SUÇ VE “PARALI TANIK” MEKANİZMASI
Z.D.’nin mücadelesi sadece olay gecesiyle sınırlı kalmadı. Şikayetçi olduktan sonra fail Burak Alan ve ailesi tarafından kurulan “baskı imparatorluğu” devreye girdi. Z.D.’nin iddiaları, bir suçun nasıl organize bir şekilde örtbas edilmeye çalışıldığını gözler önüne seriyor:
Satın Alınan Tanıklar: Z.D., failin babasının tanıklara para teklif ederek yalancı tanıklık yapmalarını istediğini ve davanın düşürülmesi için her yola başvurduklarını belirtiyor.
Şantaj ve rezil etme tehdidi: “İfadenı çekmezsen seni rezil ederiz, iftira atıyorsun deriz” mesajlarıyla Z.D.’nin üzerinde psikolojik bir abluka kurulmuş durumda.
Sosyal Baskı: Failin ve yakınlarının, Z.D.’nin hocalarını ve arkadaşlarını arayarak davayı manipüle etmeye çalıştığı iddia ediliyor.
“UTANACAK BİR ŞEY YAPAN BİZ DEĞİLİZ”
Tüm bu kuşatmaya karşı hocalarıyla birlikte emniyete giderek dik duruşunu bozmayan Z.D., toplumdaki binlerce kadına şu tarihi çağrıyı yapıyor:
“Asla geri çekilmeyeceğim. Diğer kadınlar da başlarına böyle şeyler geldiğinde korkmasınlar, utanmasınlar. Utanacak bir şey yapan biz değiliz. Bu insanlar halen hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam ediyorlar. Söyleyemeyen, ailesinden, toplumdan çekinen binlerce kadın var; ben onlara örnek olmak için buradayım. Onların hak ettiği cezayı çekmesini istiyorum.”
13 MAYIS: ADALET SINAVI
Z.D.’nin kollarındaki morluklar, vücudundaki tırnak izleri ve gözünün üstündeki yanık yarasıyla girdiği bu hukuk mücadelesinde gözler 13 Mayıs’taki mahkemeye çevrildi. Bu dava, sadece Z.D.’nin değil, “koruma kalkanları” ardına saklanan faillere karşı hukukun ne kadar eğilip bükülmeyeceğinin de davası olacak.
NURAY ATMACA/PİRHA
Yoruma kapalı.