Alevi Haber Ajansi

Köylerinde baraj yapılan Aleviler, Aydın’a göç ettiriliyor-VİDEO

PİRHA – Adıyaman’daki Alevilere yönelik asimilasyon politikalarına ilişkin PİRHA’ya konuşan DAD Adıyaman Şube Eş Başkanı Celal Demirci, “Alevilerin köylerine barajlar yaparak yurttaşları Aydın’a göndermek istiyorlar. Bu, Alevileri Türkleştirme, Sünnileştirme çabasıdır. Bu politikalara karşı mücadele etmemiz gerekiyor” dedi.

Haberin videosu

Adıyaman’nın Gölbaşı ilçesine bağlı Belören beldesinde bulunan Belören Çok Programlı Anadolu Lisesi Müdürü Abdullah Özbay, öğrencilere Menzil tarikatına bağlı Semerkand dergilerini okunması için dağıttı. Kız öğrencilerin erkek öğrencilerle konuşması yasaklandı. Beden eğitimi dersi ise kız öğrencilere tamamen yasaklandı.

“ÇOCUKLARIMIZI SÜNNİLEŞTİRMEYE ÇALIŞIYORLAR”

Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Demokratik Alevi Derneği Adıyaman Şube Eş Başkanı Celal Demirci, şunları kaydetti:

“Şimdi Gölbaşı’ndaki olaya ilişkin Alevi kurumları olarak savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Gönül isterdiki dedelerimiz de yanımızda olsunlar. Orda dikkatimizi asıl çeken şey şuydu: Israrla bizim cemlerde de zaman zaman karşılaştığımız kız-erkek çocuklarımızı tamamen birbirinden ayıran, birbirine yabancılaştıran bir harem-selamlık algısının yerleştirilmeye çalışılması. Bu Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) sisteminde bütün olarak, aşamalı olarak yapılmaya çalışılıyor. İşte kız öğrencilerin gittiği okulların ayrılması şeklinde başladı. Ben kendim de ihraç öğretmenim, 20 yılı aşkın bir süredir öğretmenlik yaptım. AKP’nin ilk yıllarında daha doğrusu Norm kadro uygulamasıyla başlayan ve eğitim sistemini bugün içinden çıkılamaz hale getiren bu uygulamaların başlangıcı olarak gördük. O dönemde bu sorunun devam edeceğini, kötü geleceğini biliyorduk, ifade ediyorduk. Sendika olarak da buna karşı bir direnç içindeydik. O günden beri de ısrarla Diyanet İşleri Başkanlığı üzerinden kadrolaşıp, kadroları kurum içi geçişlerle de Milli Eğitim’e aktaran bir uygulaması var. Bu uygulamayla da özellikle Adıyaman’da dağ köylerinde Alevi çocuklarına yönelik geliştirilen yaz dönemi Kur’an kursları var. İyi niyetli görünerek çocuklarımızı Sünnileştirmeye doğru bir çaba sarf eden yaklaşım var. Bunu zaman zaman kurumlarımızda da, dedelerimize de ifade ettim, kendi talip bölgelerinde bu tür şeylerin yaşandığına dair dedelere söyledim.”

“KÖYLERİNE BARAJ YAPILAN ALEVİLERE AYDIN’DA YER TAHSİSİ”

Baraj ve HES projeleri, Alevileri asimilasyon politikasının en büyük aracı olarak Dersim, Adıyaman gibi birçok Alevi coğrafyasında hat safhaya ulaşmış durumda.

Maden sahaları ilan etme, acele kamulaştırma, baraj ve HES projeleri, Alevilerin arazilerini elinden alan, Alevileri toprağından çıkartıp zorla göç ettirmeye yönelik hiç durmadan devam eden devlet politikaları arasında yer alıyor.

Yüz yıllardır Alevileri asimile etmek isteyen egemen güçlerin yaptığı bu projelerden birisi de Adıyaman’da baraj yapılacak olan köylerde yaşayan yurttaşlara Aydın’da yer tahsis edilmesi durumudur.

Köylüler, baraj yapılması halinde Aydın’a gönderilerek Türk ve Sünni şehirlerde yaşamını sürdürmek zorunda kalacak hale getirilmek isteniyor.

“ALEVİ NÜFUSU YERİNDEN SÖKÜLÜYOR”

Demirci, konuya ilişkin şunları aktardı:

“Ben Adıyaman’daki bütün köyleri hemen hemen gezmişim, birkaç köy hariç, 900 küsür köydür. Hangi köyün Alevi, hangi köyün Sünni olduğunu ben de biliyorum, onlar benden daha iyi biliyorlar. Bu dönemde şunu da gördüm: Israrla bu dönem hazine arazileri satışa çıkarıldı, 2B arazileri satışa çıkarıldı ve Alevi köylerindeki hazine arazilerini Alevilere vermemek gibi zorlaştırıcı uygulama da var. İşte mermer ocakları açıldı, yüzlerce mermer ocağı ya da sahası belirlendi. Birçoğu çalışır duruma geçti, sular kirleniyor. Yapılan iki tane baraj var. Birkaç tane HES var, bu HES’lerle, barajlarla Alevi nüfusu yerinden sökülüyor, ama sökülürken bu demografik yapıyı bozmamaya dönük herhangi bir tedbir yok. Mesela Pamukçayı Barajı dedikleri Gökçay’da kurulan baraj altında kalan köylere Aydın’da bir yer tahsis etmeyi düşünüyorlar. Yani Batı’ya gönderip Türkleştirmek, Sünnileştirmek gibi ısrarlı bir çaba var. İşte Gömükan Barajı yapılıyor burada. Tamamı Alevilerin köylerinden oluşan bir bölgede yapılıyor. Bu baraj sahasındaki köylülere de yakın civarda bir saha açılmıyor. Israrla bir taraftan Suriyeliler, Türkiye’ye taşınırken, bir taraftan kimlik, vatandaşlık veriliyor. Benzer bir uygulama Varto’da da var. Alparslan 1, 2, 3, 4, 5 barajlarıyla o bölge de boşaltılmaya çalışıyor.”

“TOPLUM, BİRBİRİNE YABANCILAŞTIRILIYOR”

Afrin’de Adıyaman Üryan Xızır Ocağı’nın taliplerinin olduğunu, Afrin’e yönelik operasyonun Alevileri birbirlerine yabancılaştırma politikaları dahilinde olduğunu ifade eden Demirci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Suriye’nin kuzeyinde Arap kemeri projesi gibi bir Tayyip Erdoğan projesi geliştirilmeye çalışılıyor. Belki Türkleştirme, belki Araplaştırma, Sünnileştirme…Malatya’dan, Adıyaman’dan bizim ocağımızın müridi olan ailelerin olduğu, Alevilerin olduğu bir yerdir Afrin. Çok etkin bir saldırı geliştirildi, hala bu saldırılar devam ediyor. O Selefi grupların taciz, tecavüz, el koyma, gasp etme olayları devam ediyor. Bunu biliyoruz. Ama bu bir bütünlüklü projedir. Tamamen Sünnileştiren, belki adı Alevi olan Sünnileştirilmiş mesela kız-erkek çocuklarının ayrı oturması, cemde ayrı oturmaları, Anasız cem yapmalar, kadını adeta 2. plana iten yaklaşım var. Kadın cinayetlerindeki o ısrarlı patlamaların sebebinin biraz buradaki yasakçı zihniyetten kaynaklandığını da biliyoruz. Birbirine yabancılaştırılıyor, düşmanlaştırılıyor insanlar. İnsan insanla, insan doğayla, insan çevreyle, insan kendi kurumlarıyla yabancılaştırılıyor, düşmanlaştırılıyor. Bunun üzerinden de adeta yeni bir toplumsal yapı inşa edilmeye çalışılıyor.”

“ALEVİLERE AİT NE VARSA TİCARİLEŞTİRİLİYOR”

Alevi ziyaretgahlarının mesire alanlarına dönüştürüldüğünü belirten Demirci, şöyle devam etti:

“Mahmud Ensari ziyareti var, Abuzer Gaffari ziyareti var. Gazihan dede-değiştirilmiş Gaziyan dededir özünde- Demir dede var. Buralar mesire alanlarına dönüştürülmüş, belediyenin koruduğu, parayla giriş yapılan yerlere dönüştürüldü. Aslında çocukluğumdan beri ben biliyorum. Kurbanlarımızı götürüp kestiğimiz, adaklarımızı adadığımız, duamızı yaptığımız, zaman zaman cemlerin de yapıldığı mekanlardı. Bizim Alevi gidiyordu. Sünni vatandaşlar da zaman içerisinde gitmeye başladılar buralara. Adıyaman’da Alevi ile Sünni iç içedir zaten. Köyler ayrıdır ama o köyler de yan yanadır. Yoğun bir ilişki içindeler. Hem ticari hem ekonomik, sosyal, siyasal ilişkiler var. Bir sorun da yaşanmadı Adıyaman’da buna ilişkin ama ısrarla Alevilere ait ne varsa ticarileştiren, yabancılaştıran, Alevi’yi oradan uzaklaştıran, orayı Alevinin yeri olmaktan çıkarmaya çalışan bir yaklaşım var.

Bir Zerban Ana ziyaretimiz var, 7 bin yıllık bir geçmişi var. Güzel de bir su var. Bölgedeki tek kadın ziyaretgah. Şimdi orada belediye bir çalışma yapmak istedi. Turizm Bakanlığı’nın projesi varmış. Bir çalışma yapılmasına izin verilmedi. Hala duruyor. Turizm Bakanlığı orayı neye dönüştürecek, bilmiyoruz hala. Herhalde çok da tutmayacağını düşündükleri için müdahale etmediler. Belediyenin bir çalışma yapmasına da izin verilmedi.

Ziyaretgahlarımız var Adıyaman’da. Bu ziyaretgahlar belediyenin mesire alanlarına dönüştürülüp paralı hale getirildi ve inanç merkezi olmaktan çıkarılmaya çalışılıyor.”

“SİSTEME MUHTAÇ EDİLEN BİR NOKTAYA GELDİK”

Demirci, ‘Peki buna karşı Aleviler nasıl bir tutum almalı, nasıl mücadele etmelidirler?’ sorusuna ise şöyle yanıt verdi:

“Esasen bizim bir kolektivizme ihtiyacımız var. Biz daha önce Adıyaman’da denedik. Alevi Danışma Kurulu adı altında Alevi dedelerin ve kurumlarının yemekli bir toplantı, aylık bir yemekli toplantı önerisinde bulunduk. Bu çalışmayı da başlattık, ilk toplantımızı yaptık. İkinci çalışmamızı, çağırıcı olan kurum engelledi, yapmadı, kesildi. Bir korku, bir kaygı var aslında. Yapılabilir, denedik, oluyor. Bir araya gelip kendi sorunlarımızı kendi içimizde halledebiliyoruz. 1980 yılında 12 Eylül Darbesi’nde köyün muhtarı olan babama sorduklarında, babam, ‘bizim savcılıkta bugüne kadar bir tane dilekçemiz yok’ diyor. İnanmıyorlar. Gidin inceleyin, bakın. Biz hiç devlete gidip bize kömür, makarna verin demedik, istemedik. Geçinebiliyorduk, birbirimizle dayanışma vardı. Hatta kıtlık dönemlerinde bile bir sıkıntı yaşanmamış, bizim coğrafyada insanlar geçinmişler. Şimdi bu dönemde artık öyle bir şey yapıldı ki tamamen ürettiklerimiz de artık kirlendi. Kimyasallarla vs. su kaynakları tamamen paralı hale dönüştürüldü, sulama birlikleriyle, her şeyimizle göbekten, sisteme, devlete bağlanan, devlete muhtaç edilen bir noktaya geldik.”

Cebrail ARSLAN – Hüseyin YAŞAR

ADIYAMAN

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.

Web sitemiz, deneyiminizi daha iyi hale getirmek amacıyla çerezler kullanmaktadır. Bu durumda herhangi bir sıkıntı yaşamayacağınızı düşünüyoruz, ancak isterseniz çerezleri devre dışı bırakma seçeneğiniz her zaman mevcuttur. Kabul ediyorum devre dışı bırak