PİRHA-DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Meclis’te yaptığı konuşmada, Gülistan Doku’yu kaybettiren kamu gücünün, kayyım yolsuzluklarını da aynı koruma kalkanıyla örttüğünü belirterek, Dersim’de kayyım istemediklerini ifade etti.
DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, iktidarın “torba yasa” pratikleri üzerinden yerel yönetimleri etkisizleştirme çabalarını ve Dersim’de kayyum dönemi yaşanan yolsuzlukların nasıl sistematik bir cezasızlık zırhıyla korunduğunu sert sözlerle eleştirdi.
Kordu, konuşmasında özellikle eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu döneminde, Dersim’in kayyım valisi hakkındaki yolsuzluk dosyalarının işleme konulmaması ile Gülistan Doku soruşturmasındaki benzer “aklama” yöntemleri arasındaki paralelliğe dikkat çekti.
“MERKEZİLEŞME VE KAYYUM ZİHNİYETİ DEVAM EDİYOR”
İktidar’ın Meclis’e getirdiği torba yasalarda ‘merkezîleşme’nin çıktığını belirten Kordu, “Bu torba yasada da gene aynı merkezîleşme var. Yerel yönetimlerin şirket kurma ve kooperatiflerin ortaklık kurma yetkilerinin Cumhurbaşkanlığı izni ve onayına bağlanmak istenmesi açıkça Anayasa’nın 127’nci maddesi gereğince güvence altına alınan yerel özerkliğe aykırı olduğu hepiniz tarafından bilinmektedir. Kentin, seçilmişlerin aldığı kararları merkezî onaya bağlayan bu teklif demokratik yönetim anlayışıyla bağdaşmayan, yerel yönetimlerin ve halkın yönetimine katılım hakkını yine ortadan kaldıran bir teklifle önümüze gelmektedir” dedi.
SÜLEYMAN SOYLU’NUN SORUMLULUĞUNU HATIRLATTI
Gülistan Doku soruşturmasında tutuklanan dönemin valisi ve kayyımı olan Tuncay Sonel’i hatırlatan Kordu, şunları ifade etti:
“Tüm kamu gücünü kendi elinde bulunduran, merkezileştiren; valilikleri, tüm mülki amirlikleri, tasarrufunda bulunan tüm yerleri dizayn etmeye çalışan bir anlayışla dolu. Bu sistemin nasıl bir sömürü, nasıl bir yağma, nasıl talan, yolsuzluk ve yozlaştırma pratiğiyle hareket ettiğini çok açık göstermektedir. Bakın, kendisinin de kayyum valisi olduğu dönemde, belediyenin yine bir seçimle kayyumdan halkın iradesine geçtiği süreçte, belediyede kurulan bir inceleme komisyonunda açığa çıkan raporlarda 8 tane ayrı yolsuzluk kalemi tespit edildi, Bakanlığa bu iletildi. Bu yolsuzlukları soruşturma talebine, dönemin yine İçişleri Bakanı olan Süleyman Soylu’nun imzasıyla 8 ayrı yolsuzluk dosyasına koruma kalkanı oluşturuldu ve soruşturma izni verilmedi. Hatta, hakkında ağır suçlamalar bulunan bu kayyum valisiyle ilgili, bizzat kendisi hakkında ‘kendisiyle ilgili bir ön incelemeye gerek yoktur.’ görüşü verdi. Ama Danıştay, kendisi hakkında görüş sunmanın objektifliğe aykırı olduğunu düşünerek bunu bozdu. Fakat Soylu’nun ‘kamu yararı gözetilmiş’ cevabı dışında hiçbir soruşturma gerçekleştirilmedi.
Gülistan Doku’nun akıbetini buralardan sorduğumuzda, cevapsız bırakılan sorular, araştırma önergelerine bu siyasal iktidar tarafından verilen retler yine açık, ortadayken; işte, kendisinin ‘Soruşturma yaptık, gerekli soruşturmalar yapıldı, bir şey bulamadık.’ diye Soylu’nun açıklamasından da çok iyi biliyoruz. Benzer yaklaşımlar, benzer zihniyetler; işte, bu demokratik kültürden uzak, cinsiyetçi, tekçi bir zihniyetin bu ülkede en büyük suçları nasıl işleyebildiğini ve nasıl korunabildiğini, nasıl korunduğunu da açık, somut sonuçlarından bir tanesidir.”
“GÜLİSTAN DOKU’NUN KAYBETTİRİLMESİ TEKİL DEĞİLDİR”
6 yıl boyunca Gülistan Doku’nun kaybettirilmesi ve katledilmesinin arkasında yatan kamu gücünün tüm olanaklarının bu katledilmede kullanılmasının tekil bir durum olmadığını vurgulayan Kordu, “Uzun yıllar Kürt illerinde kamusal gücün nasıl aslında kadınlara yönelik şiddet, kadınlara yönelik intihar süsleri verilerek ya da faili meçhul bırakılan dosyaların nasıl kamusal güçle örtüldüğünün de açık bir hâli olduğunu tekrar söylüyoruz ve bu politikaların yerelde, emniyette, üniversitede, savcılıkta, kaymakamlıkta hastanelere kadar kendi valiliklerini, bulunduğu il müdürlüklerini kendisine göre dizayn ederek sürdürdüğü bu dosyada çok açık bir kere daha ortaya çıkmıştır” diye belirtti.
“DERSİM’İN KAYYIMLA YÖNETİLMESİNİ KABUL ETMİYORUZ”
“Biz Dersim’in şu anki kayyum valisi tarafından da yönetilmesini kabul etmiyoruz” diyen Kordu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bir an önce bu zihniyet değişikliği yaşanmak zorunda. Demokratik toplum ve barış sürecinde adımlar doğru atılmalı. Toplumsal barış tesis edilmediği sürece de gerçek adalet ve barışın, özgürlüğün sağlanamadığını biliyoruz. Kayyumlar geri çekilmelidir ve buna ilişkin yasalar bir an önce çıkarılmalıdır. Siyasi iktidar demokrasiye ağır vurulan bu darbelerin de bizzat sorumlusudur. Demokratik bir yaşamın inşasında bizler tüm kirli ilişki ağlarının ortaya çıkarılması için takipçisi olacağız. Sadece takipçisi değiliz, bu süreçte örgütlenerek, kendimiz çözüm gücümüzle, kendimiz mücadele gücümüzle bu oluşturulan tüm kirli ilişkilere karşı kamu gücünün yıllardır coğrafyamızda özellikle kendisini nasıl sistemleştirdiğini, özel savaş politikalarıyla kendisini nasıl yürüttüğünü teşhir etmeye, örgütlenmeye de devam edeceğiz diyorum.”
PİRHA/ANKARA
Yoruma kapalı.