PİRHA – İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri’nin düzenlediği 1 Eylül mitinginde Ortadoğu’da yaşanan katliamlara dikkat çekildi. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, konuşmasında “Barış, sadece silahların susması değildir. Barış, adalettir, özgürlüktür, eşitliktir. Hiç kimse bize barışı altın tepside sunmayacaktır. Barış, toplumsullaşırsa; işçinin, emekçinin, Alevilerin sahiplenmesiyle barışı tesis edebiliriz. O barış gemisi limana varacak” dedi.
İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde Kadıköy Rıhtım Meydanı’nda “Demokratik toplum için barışa ses ver” mitingi düzenledi.
Binlerce yurttaşın katıldığı mitingte İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri’nin ortak basın metnini Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’ndan (KESK) Zeynep Yıldırım okudu. Yıldırım, açıklamasına Sırrı Süreyya Önder’i anarak başladı.
“SAVAŞA VE İŞGALE SON, FiLİSTİN’E ÖZGÜRLÜK”
Ortak metinde şu ifadelere yer verildi:
“Yok edilen yaşam alanları, binlerce can kaybı, öldürülen çocuklar, düşmanlık, nefret, ırkçılık ve cinsiyetçilik suçları da dahil olmak üzere savaşın yarattığı bütün felaketlere yaşadığımız bölgede şahit oluyoruz. Bu savaş halinin getirdiği yıkımların son örneği Filistin’de yaşanıyor.
Aylardır kuşatma altındaki Gazze’de, savaş ve soykırım suçu işleniyor ABD’nin ve Batılı devletlerin açık desteğiyle İsrail tarafından hastaneler, okullar, mülteci kampları, ibadet merkezleri, pazar yerleri bombalanıyor.
Soykırım, dünyanın gözleri önünde, açıkça ilan edilerek yapılıyor. Çıkarlarına uygun olduğunda demokrasiyi ağızlarından düşürmeyen uluslararası kuruluşlar katliama engel olacak etkili bir tutum ortaya koymuyor, hatta katliama destek veriyor.
DÜRZİLER VE AEVİLERE YÖNELİK SOYKIRIM
Açıklamanın devamında Suriye’de Dürzi ve Alevilere yönelik soykırıma da vurgu yapılarak şöyle devam edildi:
“Tüm bunlar bölgemizde halkların ne kadar zor koşullar altında var olmaya çalıştığının kanıtıdır. Emperyalizmin savaşlarına karşı tarafımız halkların tarafıdır. Bölgemizde katliamları durdurmanın tek yolu halkların eşit, adil ve barış içinde bir dünya için verecekleri mücadeledir.
Ülkemizde Kürt meselesine yönelik inkar ve imha politikalarının sonucunda on yıllardır süren çatışmalı bir dönemi yaşadık. Bugün ise halkların bir arada ve barış içinde yaşamak için verdiği mücadelenin ilerleyebilmesi için tarihsel bir imkanın doğduğu bir andayız. Bu imkan, bu coğrafyada yıllardır bedel ödeyen, tavizsiz şekilde demokrasi ve barış hedefinden geri durmayan başta Kürt halkı olmak üzere tüm halkların mücadelesinin sonucudur.
Ancak diğer yandan, ülkemizde halen belediye başkanları, sendikacılar ve siyasetçiler basta olmak üzere, politik saiklerle gerçekleştirilen operasyonlarla tutuklamalar; gazeteci, aydın, öğrenci ve akademisyenlere dönük baskılar devam etmektedir. Süren bu baskılar Kürt halkının verdiği demokrasi mücadelesinin demokratikleşme gündeminin ayrılmaz bir parçası olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.
Siyasi iktidarın amaci, barış mücadelesinin geldiği noktaya rağmen siyasetçilerin tutuklandığı, kayyım uygulamalarının sürdüğü, yargının siyasetin sopası olarak kullanıldığı, muhalif tüm toplumsal kesimlerin özgürlüklerinin tehdit altında olduğu bir ortamı normalleştirmektir. Bir yandan da başta Suriye’de olmak üzere dışarıda savaş ve çatışma politikaları devam ettirilmeye çalışılmaktadır, içeride hukuksuzlukların ve baskının, dışarıda savaş politikalarının sürdüğü bu çelişkili atmosferde barış hedefleyen bir sürecin hakkıyla ilerlemesi mümkün değildir.
Kalıcı ve onurlu bir barış tüm kesimlerin katılımına dayalı bir süreçle demokratik bir şekilde inşa edilebilir. Barış halkların ortak iradesinin ve tarihsel vicdanının ürünü olmalidır. Farklı inançların, kültürlerin, kimliklerin eşitlik, özgürlük ve adalet içinde yaşayabilmesi hedefine ancak demokratik bir sürecin yürütülmesiyle ulaşılabilir.
Başta Kürt halkı olmak üzere halklar, Aleviler başta olmak üzere inanç kesimleri, açlık ve yoksulluk dayatılan işçi emekçiler, özgürlükleri ellerinden alınmak istenen, şiddetle tehdit edilen kadınlar ve LGBTi+’lar, geleceksizliğe mahkum edilmek istenen gençler… Bu toprakların tüm ezilenleri, kalıcı bir barışın hem paydaşı hem de garantisidir.”
“ALEVİLER İÇİN ACİL İNSANİ KORİDOR OLUŞTURULSUN”
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ise yaptığı konuşmada ortadoğudaki savaşlara değinerek “Böyle bir dönemde daha fazla barış demeye ihtiyaç var. Biz bu mitingi gerçekleştirirken İsrail, Filistin’i bombalıyor. Buradan zılgıtlarımızla Filistin halkının yanında olduğumuzu gösterelim. Aynı şekilde Suriye’de de sular durulmuyor. Halen Alevilere bir insani yardım koridoru açılamadı. Bizler de buradan onların sesine ses oluyoruz. Acilen bir koridor oluşturulsun” dedi.
“BARIŞIN KIYMETİNİ EN ÇOK KADINLAR BİLMİŞTİR”
Suriye’de biran önce barışın tesis edilmesi gerektiğini söyleyen Hatimoğulları şu konuşmayı yaptı:
“Selam olsun mücadele yürütenlere. Bu seneki 1 Eylül’ün şöyle bir özelliği var; 27 Şubat’ta Sayın Öcalan’ın bir çağrısı oldu. Türkiye, tarihi bir fırsat yakaladı. Tarihte böylesi fırsatlar önümüze az gelir. Ama daha hızlı adımlar atılmalı. Oluşturulan komisyon evet çok kıymetli. Ancak iyi niyet mesajlarıyla, ‘şu günde geçsin, bakacağız’ deyip ipe un sermek kabul edilemez. Yasal düzenlemeler yapılmalı. Özellikle infazı yakılanlar, hasta tutsaklarla ilgili adımlar çok önemli. AİHM kararları hayata geçmeli, siyasi tutsaklar derhal serbest bırakılmalı.
Başmüzakereci olarak ilan ediken sayın Abdullah Öcalan’ın özgür yaşayabileceği bir ortamın acilen sağlanması gerekir. Sadece komisyon değil, devlet, muhalefet şu bilinci ortaya çıkartmalı; korkmaya gerek yok. Cesur ve samimi olun, adın atın.
Bir yandan ‘barış’ diyeceksiniz diğer yandan muhalefete baskı yapacaksınız! Bunu kabul etmek mümkün değil. Seçilmiş belediye başkanları acilen serbest bırakılmalı, irade iade edilmelidir. Barışı müzakere ve mücadeleyle el ele vererek inşa edeceğiz.
Barışın kıymetini en çok kadınlar bilmiş, mücadele vermiştir. En büyük bedeli Cumartesi ve Barış Anneleri ödedi. Onların önünde saygıyla eğiliyor ve mücadelelerini selamlıyorum.
Başta Suriye olmak üzere Kürt kadın hareketi, bütün dünyaya mücadele örneği oldu.
Barış, sadece silahların susması değildir. Barış, adalettir, özgürlüktür, eşitliktir. Bu süreç dahil olmak üzere hiç kinse, bize barışı altın tepside sunmayacaktır. Barış, toplumsallaşırsa, işçinin, emekçinin, Alevilerin sahiplenmesiyle barışı tesis edebiliriz. O barış gemisi limana varacak. Serkeftin.”
SIRRI SÜREYYA ÖNDER’İN SİNEVİZYONU İZLETİLDİ
Mitingin sonraki bölümünde Sırrı Süreyya Önder’in barışa dair konuşmalarının yer aldığı sinevizyon gösterimi yapıldı.
Mitingte ayrıca Abdullah Öcalan’ın 1 Eylül mesajı da okundu.
Barış Anneleri Meclisi de katılımcıları selamlayarak “Çocuklarımız terörist değil. Artık bu söylemi bırakın. Televizyonlardaki bu ifadelere son verilsin. Son damla kanımıza kadar bizler barışı talep edeceğiz. Barış Anneleri olarak Meclise gittik ve dilimiz yasaklandı. Artık yeter! Yaşasın barış” siye belirtti.
Miting, Babetna ile Özlem Bağlayan’ın müzik dinletisiyle devam etti.
PİRHA/İSTANBUL
Yoruma kapalı.