Alevi Haber Ajansi

Eğitim Sen Başkanı Kurul: Laiklik çok tahribata uğradı, örgütlü mücadele verilmeli -VİDEO

PİRHA – Eğitim Sen Genel Başkanı Prof. Dr. Nejla Kurul, yeni oluşan parlamentonun, daha ataerkil ve dinci politikalardan yana olacağını vurgulayarak, “Kadınların gelişmesi ve güçlendirilmesi için zorunlu din kültürü derslerine ‘hayır’ deyip, daha örgütlü daha eylemci bir tarzda laiklik mücadelesine sahip çıkılması gerekiyor” dedi. 

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Başkanı Prof. Dr. Nejla Kurul, parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarını değerlendirdi.

Nejla Kurul, genel anlamda sağ politikaların, eğitim alanına daha çok dayatılacağını ifade ederek, yeni döneme dair söylemlerinin ne yönde olacağını da PİRHA’ya anlattı.

“ÖZGÜRLÜKÇÜ FİKİRLERE DAHA YATKIN GENİŞ BİR TABAN VAR”

Prof. Dr. Nejla Kurul, Eğitim Sen olarak daha farklı ve yeni örgütlenme stratejileri ile çalışmalarının süreceğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Genel olarak bizim yaklaşımımız; bir bardak var ve Türkiye’deki kutuplaşma nedeniyle bardağın yarısı dolu, yarısı da boş. Ya da yarısı aydınlık, yarısı da karanlık diyebiliriz. Önümüzdeki dönem, karanlık yönü açısından önceki yıllardan daha zorlu geçeceğinin işaretlerini veriyor. Çünkü parlamento aritmetiğine baktığımızda daha sağ, daha otoriter, daha popülist, daha ataerkil bir meclis yapısıyla karşı karşıyayız. Dolayısıyla da mücadelemizi Eğitim Sen ve konfederasyonumuz KESK olarak daha farklı ve yeni örgütlenme strateji ile çalışmalarımızı sürdüreceğiz. 100 yılı aşkın zamandır bizler hep bu mücadelenin içerisindeyiz. Çok rahat ettiğimiz dönemler pek fazla olmadı. Bununla birlikte hiçbir zaman da mücadeleden, onurlu davranışlardan vazgeçmedik ve yine mücadelemizi sürdüreceğiz.
Ama bir de bardağın dolu kısmı var. Türkiye toplumunun içerisinde bütün hilelere, seçim yasasındaki iktidardan yana değişikliklere rağmen ancak %52 oranında bir oya ulaştıklarını görüyoruz. Bu sonuç aynı zamanda şu anlama geliyor; bir dönemler %65’lere karşın muhalefet %35 oranında görülüyordu. Türkiye’de demokrat insanların sayısı daha sınırlı diyorduk, bu rakam şimdi yarıya ulaşmış durumda. Yani demokrat, özgürlükçü fikirlere daha yatkın geniş bir taban var. Bu dönem, söz konusu tabanın artık geniş ittifakları oluştu. Dolayısıyla bu olumlu bir taraf. Hiçbir zaman da yılgınlığa, teslimiyete düşmedik. Türkiye’deki tüm insanların, hiç ayrım gözetmeden, kendisini öteki hissetmeden, yaşamını sürdüreceği bir ülke için gücümüz var, bunu hazırız.”

OKULLARDA İMAMLARIN ‘SOHBET’ FAALİYETİ VAR!

Nejla Kurul, Eğitim Sen olarak yeni hükümete önerilerini de sundu. Yeni Milli Eğitim Bakanı ile görüşmek için randevu talep edeceklerini belirten Kurul, “Siyasal iktidarın, eğitim alanında kamusal, bilim, laik ve demokratik eğitimden yana bir tavır sergilemeyeceğini tahmin ediyoruz” diye de ekledi.

Prof. Dr. Nejla Kurul, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

“Öncelikle eğitim emekçilerinin sorunlarını anlatacağız. Yüksek enflasyon nedeniyle her gün cebimizdeki paralar eriyor. Öğretmenlik Meslek Kanunu’ndan vazgeçilmesini isteyeceğiz. Çünkü okullardaki çalışma barışını etkiliyor. Birincil olarak her zaman öğrencilerin haklarını ön plana alan bir sendikayız. Eğitim hakkı mücadelesi bizim temel mücadele alanlarımızdan biri. Dolayısıyla öğrenciler, öğretmenler ve velilerin hayatları eğitim alanında bir anlamda ortaklaşmış durumdadır. Eğitim alanında çok ciddi bir çoraklaşmanın olduğunu hep söyledik. Bilimden, sanattan hızlı bir şekilde uzaklaşma söz konusu. Okullarda genel bir otoriterleşme var. Laiklik en çok tahribata uğramış ilkelerden biri.
Yakın zamanda Eskişehir’deydim. Diyanet ile Eskişehir Valiliği arasında yapılmış bir protokol gereği ortaokul ve liselerde “temel dini değerler” adı altında imamların ders verebildiklerini gördüm. ‘Sohbet’ adı altında etkinliklerde bulunuyorlar. Anlattıkları konular ise dünyevi meseleler, bugünkü hayatın sorunlarına dair değil. Bugünkü zorluklar, kötülükler karşısında dini araçsallaştırarak insanları hayattan çekilme noktasına getirip ‘Bırakın her şeyi egemenler halletsin. Bırakın temsilciler, sorunlarınızı çözsün. Sizin düşünmeye bile ihtiyacınız yok’ diyen bir yaklaşımla çocuklara yönelme var. Bu da içimizi acıtıyor ve bu konudan dolayı çok rahatsızız.

“LAİKLİK MÜCADELESİ BİR SINIF MÜCADELESİDİR”

O yüzden İlçe Milli Eğitim Müdürü’ne de giderek bu konuyu anlattık. Çünkü eğitim kamuoyu bu konularda daha diri olursa laiklik mücadelemizi çok daha ileri noktalara taşıyabiliriz. Laiklik mücadelesi bir sınıf mücadelesidir. Aynı zamanda laiklik mücadelesi eşit yurttaşlık mücadelesidir. Sünni, Müslüman olmayan çocuklarımızın da okullarda haklarının olduğu, inanç özgürlüğünün olduğu okulları inşa etmek, ana dili farklı olan çocukların kendi dillerini öğrenebilecekleri olanaklar da yaratmak bunun bir parçasıdır. Dolayısıyla taleplerimizi eğitim hakkı bağlamında da demokratik, emekten yana, aynı zamanda kamusal, bilimsel, cinsiyet eşitlikçi, parasız ve ekolojik bir eğitimin artık Türkiye müfredatına yaraşır olduğunu anlatacağız. Hükümetten taleplerimiz bu bağlamda olacak.”

“DAHA ÖRGÜTLÜ BİR TARZDA LAİKLİK MÜCADELESİ VERİLMLİ!”

Necla Kurul, 2007 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşınan Eylem Zengin davasının ve Cem Vakfı’nın açmış olduğu davanın Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nde gelecek haftalarda yeniden gündeme gelecek olması nedeniyle de görüş belirtti.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, konuyla ilgili gelişmenin ne yönde olduğunu bir kez daha AKP Hükümetine soracak.

Eğitim Sen Genel Başkanı Nejla Kurul, konu dahilinde hiçbir adımın atılmadığını belirterek, Alevi örgütleri ile muhalefetin, birlikte daha güçlü mücadele yürütmesi gerektiğini söyledi. Kurul, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Alevi sivil toplum örgütleri bu konuda ciddi bir mücadele yürütüyorlar. Bu mücadelede ortaklaştığımız pek çok eylem ve etkinlik var. Ancak Eylem Zengin davası henüz hayatta karşılığını bulmuş değil. Türkiye bu konuda ciddi bir adım atmış değil. Zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri mevcut içeriği ile insan haklarına aykırı bir derstir. Buradan baktığımızda Türkiye, kararı uygulamıyor ya da uygulamak istermiş gibi gözüküp ufak tefek program değişiklikleri yapıyor. Ama yüzlerce sayfalık bir ders kitabında 2-3 cümle değiştirerek ‘ben bu değişikliği yaptım’ demek, genel niteliği değiştirmiyor. Hala önümüzde insan haklarına aykırı zorunlu bir din kültürü dersi var. İnsanlar, ‘ileride çocuğumun başına bir iş gelmesin. Aş, iş bulamaz’ kaygısı ile üzerlerindeki bu dayatmacı dersi dava etme konusunda da geri çekiliyorlar. Her şekilde siyasal iktidar, toplumun bu konudaki taleplerini görmezden geliyor ve baskılıyor. Bundan dolayı insanlarımızın önemli bir kısmı acı çekiyor. Alevi yurttaşların, ‘Ben Hristiyanım, ateistim, deistim’ diyen insanların karşı karşıya kaldığı bir sorun…

“DAHA CANLI MUHALEFETİ HAYATA GEÇİRMELİYİZ”

Bu mücadeleyi hayata geçirmeliyiz. Bakın, bugün Yeniden Refah Partisi, Hüda Par, kadınlara hayat tanımayan siyasal partiler. ‘Kadının yeri evidir’ deyip sınırlar çiziyor ve kadını hapsediyor. Bu hapis şeklinin benimsemesi için de okullarda verilen dini dersler ‘cici kadınlar, cici gençler’ nasıl olunabileceğinin bilgisi aktarılıyor. Her birimiz, sahip olduğumuz insani yetilerimizi özgürce ifade edebilmeliyiz. Bu bakımdan kız çocuklarına dayatılan bu hayatı reddettiğimizi ifade etmemiz gerekiyor. O yüzden kız çocuğu, kardeşleri olan arkadaşlarımızın tamamının, kadınların gelişmesi ve güçlendirilmesi için zorunlu din kültürü derslerine ‘Hayır’ demesi, daha örgütlü daha eylemci bir tarzda laiklik mücadelesine sahip çıkması gerekiyor. Bu dönem tehdidin farkına vararak daha canlı bir muhalefeti hayata geçirmemiz gerekiyor.”

Eren GÜVEN/ANKARA

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.

Web sitemiz, deneyiminizi daha iyi hale getirmek amacıyla çerezler kullanmaktadır. Bu durumda herhangi bir sıkıntı yaşamayacağınızı düşünüyoruz, ancak isterseniz çerezleri devre dışı bırakma seçeneğiniz her zaman mevcuttur. Kabul ediyorum devre dışı bırak