PİRHA- 2026-2027 eğitim-öğretim yılının başlamasına sayılı günler kala eğitimdeki eşitsizlik, zorunlu din dersleri ve imam hatiplere yönlendirme gibi sorunlar gündemdeki yerini koruyor. Eğitim-Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, Milli Eğitim Bakanlığı’nın politikalarının eğitimi dinselleştirdiğini belirterek, “Milli eğitim ülkedeki tarikatlara, cemaatlere hizmet eder hale geldi” dedi. Öztürk, laik, bilimsel ve demokratik eğitim için velilere çocuklarını karma eğitim veren okullarda okutmak amacıyla İl Milli Eğitim Müdürlüklerine dilekçe vermeleri çağrısında bulundu.
2026-2027 eğitim-öğretim yılı 14 Eylül’de başlayacak. Eğitim alanında her yıl yeniden gündeme gelen eşitsizlik, okul ve öğretmen yetersizliği, zorunlu din dersleri ve imam hatip okullarına yönlendirme gibi sorunlar bu eğitim yılında da devam ediyor. Alevi çocukları ise eğitim sistemi içerisinde inanç temelli asimilasyon politikalarıyla karşı karşıya kalıyor.
Eğitim-Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, yeni eğitim-öğretim yılı öncesinde eğitim politikalarına ilişkin PİRHA’nın sorularını yanıtladı.
“İLKOKULLARA MESCİT AÇILMASI LAİKLİK İLKESİNİN REDDİDİR”
İstanbul Valiliği tarafından ilkokullarda mescit açılmasına ilişkin yapılan açıklamayı değerlendiren Öztürk, uygulamanın yalnızca valiliğin aldığı bir karar olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi.
Öztürk, “İstanbul Valiliği’nin ilköğretim okullarına mescit açılması şeklinde bir açıklama yapması zaten Türkiye Cumhuriyeti’nin laikliğin kabul edildiği ve anayasada olan şeyi tamamen reddetmesi anlamına geliyor. Valiliğin bunu yapması aslında kendi başına bir karar değildir. Yüzde yüz bakanlıkla görüşüp yapmıştır” dedi.
“BAKAN TEKİN’İN TEK GÖREVİ VAR: EĞİTİMİ DİNSELLEŞTİRMEK”
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in eğitim politikalarına ilişkin eleştirilerde bulunan Öztürk, Tekin’in göreve getirilmesinin arkasında eğitimi dinselleştirme politikası olduğunu savundu.
Öztürk, “Milli Eğitim Bakanlığına getirilen Yusuf Tekin’e özellikle eğitimi gericileştirmek ve şeriatı getirmek için görev verildi. Bunu da nereden yapacak? Milli eğitim müfredatıyla, Yüzyılın Maarif Modeli ile yapması için özellikle göreve getirildi” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE KADAR DİN AĞIRLIKLI EĞİTİM YOK”
Eğitim müfredatında din derslerinin ağırlığının giderek arttığını belirten Öztürk, felsefe gibi derslerle din dersleri arasındaki saat farkına dikkat çekti.
Öztürk, “Dünya ileriye giderken maalesef biz geriye doğru gidiyoruz. Bugün Ortadoğu’daki ülkelere baktığımızda bile bu kadar din dersi yok. Geçen hafta Ankara’da bir Demokratik Eğitim Kurultayı yaptık. Toplamda 1470 saat din dersleri varken 144 saat felsefe dersi var. Aradaki uçuruma bakın” diye konuştu.
“DİN DERSLERİ BÜTÜN DERSLERİ GERİDE BIRAKTI”
Okullarda farklı isimler altında çok sayıda din içerikli ders bulunduğunu söyleyen Öztürk, bunun laik eğitim anlayışıyla bağdaşmadığını belirtti.
Öztürk, “Neredeyse bütün okullarda matematikten, fizikten, kimyadan, edebiyattan çok din dersleri değişik adlar altında konulmuş durumda. Yok peygamberin hayatı, yok Kur’an-ı Kerim’in farklı ayetleri, değişik değişik konu. Eğer biz bir Cumhuriyet isek, kurulan, ilkeleri 1923’ten getirilmiş bugüne. Onun da bir sürü çelişkileri, yanlışları vardır, tartışılıyor ama Cumhuriyetle yönetilen bir ülke diyoruz ve laiklik anayasaya girmiş. Anayasaya laiklik girdiyse bugün bütün eğitim sistemi laik bir şekilde yapılmalı” dedi.
“MİLLİ EĞİTİM BÜTÜN İNANÇLARA VE KİMLİKLERE EŞİT OLMAK ZORUNDA”
Devletin eğitim alanında bütün inançlara ve kimliklere eşit mesafede durması gerektiğini vurgulayan Öztürk, okulların herhangi bir inancı merkeze almaması gerektiğini söyledi.
Öztürk, “Kimsenin dinine, inancına, inançsızlığına karışılmaması ve okulların tarafsız olması gerekiyor. Milli Eğitim Bakanlığı tarafsız olmalı. Herkese eşit ve bilimsel, demokratik, kamusal, laik, ana dilinde bir eğitim vermeli” ifadelerini kullandı.
“MİLLİ EĞİTİMİ TARİKATLAR VE CEMAATLER YÖNETİYOR”
Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğretmenlerin, öğrencilerin ve velilerin sorunlarını çözmek yerine eğitim politikalarının yükünü topluma çıkardığını savunan Öztürk, bakanlığın tarikat ve cemaatlerin talepleri doğrultusunda hareket ettiğini ileri sürdü.
Öztürk, “Milli Eğitim Bakanı ne yapıyor? Bu bakan göreve geldiğinden bugüne öğretmenlerin bir sürü sorunu var. Bunu çözmek yerine öğretmenlere, velilere ve öğrencilere fatura çıkarıyor. Peki kime hizmet ediyor? Ülkedeki tarikatlara, cemaatlere hizmet ediyor. Tarikatlar ve cemaatler ne dediyse onu yapıyor ve bunu zaten Yusuf Tekin tek başına değil, bir proje çiziyorlar. Cumhurbaşkanlığı da buna dahil olmak üzere eğitimi bilerek bu duruma getirmeye çalışıyorlar” dedi.
İlkokullarda mescit açılması kararının sorumluluğunun yalnızca İstanbul Valiliği’ne yüklenemeyeceğini belirten Öztürk, “Bunun en büyük sorumlusu İstanbul Valisi’nden ziyade bakanlık ve Cumhurbaşkanlığında oluşturulan komisyondur. Yani bunlar hepsi birlikte çalışıyor ve başında da Milli Eğitim Bakanlığı karar alıyor ve uyguluyor. Aslında açıkça anayasayı çiğniyorlar” diye konuştu.
Öztürk, “Hukuksuz bir devlete doğru hızla gidiliyor. Yani bugün hukuk işlemiyor” ifadelerini kullandı.
“TEK DİNE DAYALI EĞİTİM TOPLUMU AYRIŞTIRIYOR’”
Türkiye’nin farklı kimlik ve inançların bir arada yaşadığı bir ülke olduğunu belirten Öztürk, eğitim sisteminin bu toplumsal çeşitliliği gözetmesi gerektiğini söyledi.
Öztürk, “Türkiye homojen bir toplum değil. Kürtler var, Aleviler var, Ruslar var, değişik değişik ırklar ve inançları farklı olan bir sürü insan var. Antalya’da 1 milyona yakın yabancı uyruklu insanın yaşadığı bir kent. Onun için herkese eşit bir eğitim verilmeli. Tek din şeklinde bir eğitimi ne biz kabul ederiz ne bu ülkede yaşayan insanlar kabul eder. Yanlıştır. Bugün Aleviler var, bunlar ne yapacak?” diye sordu.
“En kutsal din İslamdır” anlayışı üzerinden farklı inançların ve toplulukların ayrıştırıldığını söyleyen Öztürk, devletin bir inancı diğerlerinin üzerinde konumlandırmaması gerektiğini ifade etti.
Öztürk, “Aslında devletin, hükümetin yapmaması gereken şey yapılıyor ve toplum ayrıştırılıyor. Bir taraftan ise ötekileştiriliyor, bir taraf öne çıkarılıyor. Onlara özel okullar, özel projeler ve bir sürü para aktarılıyor. Bu bakanlığın bilerek yaptığı bir uygulamadır” dedi.
“DEVLET OKUL YAPMIYOR, ÖĞRENCİLER İMAM HATİPLERE YÖNLENDİRİLİYOR”
Devlet okullarının yetersizliği nedeniyle öğrencilerin imam hatip ve özel okullara yönlendirildiğini belirten Öztürk, Antalya’nın Konyaaltı ilçesini örnek gösterdi.
Geçen yıl yaşadıkları bir olayı aktaran Öztürk, “Şimdi ortaokuldan mezun olan birçok kişi normal, adrese dayalı liseye gitmesi gerekiyor. Konyaaltı’na baktığımızda Antalya yerelinde devlete ait lise sayısının en az olduğu ilçe. Az olduğu halde çocuklar nereye yönlendiriliyor? İmam hatiplere yönlendiriliyor. Normal bir lise yapılması gerekirken yapılmıyor. Nereye gidiyor? Özel okullara gidiyor” dedi.
Özel okullardan gelen öğrencilerin puanlarının yüksek gösterildiğini ve bunun adrese dayalı yerleştirmelerde eşitsizlik yarattığını savunan Öztürk, “Oraya gelen öğrenciler puanları şişirilmiş olarak geliyor. Şişirildiği için normal halk çocuğunun üzerine geçiyor ve adrese dayalı onlar yerleştiriliyor. Orta gelirli ailelerin çocukları normal okullara yerleştirilemiyor adrese dayalı olduğu için ve diyorlar ki imam hatibe gidin, meslek lisesine gidin. Okul yapmıyorlar” diye konuştu.
Okul yapmama politikasının öğrencileri imam hatiplere, özel okullara ve dolayısıyla tarikat ve cemaatlerin etkili olduğu yapılara yönlendirdiğini belirten Öztürk, “Örneğin en basiti Konyaaltı’nda lise sayısı çok az. İmam hatiplere yönlendiriliyor. Bir an evvel hükümetin de devletin de Antalya yerelinde karma eğitime uygun okullar yapması gerekiyor” dedi.
“VELİLER KARMA EĞİTİM İÇİN DİLEKÇE VERMELİ”
Karma eğitimin bilimsel, demokratik ve laik eğitim açısından temel bir gereklilik olduğunu ifade eden Öztürk, mevcut imam hatip okullarının öğrenci sayılarının da yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Öztürk, “Karma eğitimin neye ihtiyacı var? Binalara ihtiyaçları var. Bakın Antalya’da bir sürü imam hatip var. Öğrenci azlığı var. Her sınıf beşer kişi, onar kişi. Bu okulları boşuna tutuyorlar. Bunları normal liseye, normal ortaokula döndürmeleri gerekiyor” dedi.
Türkiye’nin tamamında benzer bir durumun yaşandığını belirten Öztürk, velilere çocuklarını karma eğitim veren okullarda okutmak için İl Milli Eğitim Müdürlüklerine başvurmaları çağrısında bulundu.
Öztürk, “Bunun bir an evvel karma eğitime geçilecek bir şekilde yapılması gerekiyor ve veliler de bununla ilgili hem bakanlığa hem hükümete baskı yapması ve dilekçe vermesi gerekiyor. ‘Benim çocuğum normal lisede okuması gerekiyor’ ile ilgili dilekçesini, yani gerekirse biz Eğitim-Sen olarak da hazırlar veririz. Gerekirse kendileri de bize sorarlarsa hazırlatırız” dedi.
Cebrail ARSLAN/ANTALYA
Yoruma kapalı.