Alevi Haber Ajansi

Dersim 38 tanığı Akar’dan suç duyurusu: Travmayla yaşıyorum

PİRHA – Dersim 38 tanıklarından Araştırmacı Yazar Hüseyin Akar, “Bugün, kitlelerin geleceğini silen, mazisini yok saymakta ısrar eden bir anlayış hizmet değil ancak bir ihanet olur” diyerek yetkililer hakkında suç duyurusunda bulundu.

Hüseyin Akar; Dersimli Araştırmacı Yazar. Birçok dergide makale ve söyleşileriyle, Dersim’den Portreler, Dersim Çığlığı, Saitler Komplosu ve Civarik İki Uçlu Yaşam kitaplarıyla tanınmış olan Akar, Dersim 38 Katliamı’nda ailesiyle Kastamonu’ya sürgün edilen çocuklardan.

Akar, “Anlatmak istediğim bir olay şu: Gerçek yaşamda devletin Dersim halkı ile ilgili tuttuğu nüfus kayıt belge ve kayıtlarında, Dersim Katliamı’ndan bugüne kadar bir iyileştirmenin yapılmaması. Aradan bir asra yakın bir zaman geçti. Bir iyileşme bir yana Dersim’in geçmişi gittikçe karartılıyor. Bir olay değil, olaylar zinciri oluşuyor” diyerek hiçbir iyileştirme yapılmadığına dikkat çekti.

“DERSİM ZULMÜ DEVAM ETTİRİLİYOR”

Akar, devlet kayıtlarında nasıl bir uygulama yapıldığına dair şunları paylaştı:

Ailemi örnek alırsam; biz bir aileyiz, yani anne baba ve kardeşler, aile olarak birbirimizi çok iyi tanırız. Devletin resmi kayıtlarına baktığımda adlarımız ve doğum tarihlerimiz değişik, gerçekle bağdaşmıyor. Tam bir karmaşa, bilmece, trajik, komedi içinde sürdürülüyor.”

Örneğin devlet kayıtlarında benden küçük kız kardeşim ailenin en büyüğü yazılmış. Bu nedenle de Almanya’da erken emekli edildi. Aile içinde adı Fidan, kütükte adı Hatice. Ben 1934 doğumluyum. Benden 3 yaş büyük ağabeyim Şükrü benden küçük, 1935 doğumlu yazılmış. Özetle bir komedi. Başka bir söylemle Dersim zulümleri devam ettiriliyor. Tam Aziz Nesinlik. Ünlü yazar Aziz Nesin’in ‘Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz’ eserini saygı ile anarım.”

NÜFUS KÜTÜKLERİNDE KAYDIRMALAR, YOL VERGİLERİ

Halktan alınan vergilere ve nüfus kayıtlarına tekrar değinen Akar, şunları kaydetti:

“1938 olayı bitmiş, Hüseyin Avni Paşa Zulmü bitmemiş, sürdürülüyor. Halkın kaydını doğru dürüst tutmayan yönetim, kitlelerin geçmişini ve geleceğini karatırken halka bir de hayvan vergisi yani kamçur vergisi yükler. Böylece kitlelerin geleceğini bilinmeze, karartmaya bırakıp halka dağlarda koyun keçi kovalaması başlatır. Bu açık bir Dersim zulmüdür.

Yılda 12 gün olan yol vergisi için Dersim’de halk aylarca çalıştırılır. Bu zulümdür. Beş çocuğu olan 12 günlük vergiden muaf olunca nüfus kütüklerinde kaydırmalar oluşur. Örneğin kardeşler birbirine beş çocuğu tamamlansın diye bir nevi ödünç evlat verir. Çok iyi tanıdığım arkadaşım Ali Beyazgül’ün, arkadaşım Dr. Sait Kırmızıtoprak’ın ağabeyi gösterilmesi nedeni bu. Yani beş evladı olunca 12 günlük vergiden muaf sayılır. Bu Dersim’e özel zulüm.”

“İNSANLARI DİRİ DİRİ YAKTILAR; O TRAVMAYLA YAŞIYORUM”

1938 Dersim Katliamı’nın birebir tanığı olduğunu ifade eden Akar, “Başka bir söylemle beş yaşında Dersim kırımını bütün yönleriyle yaşadım. Dersim kırımının yaşayan canlı bir tanığı, yani canlı bir tarihiyim. Dünya tarihinde böyle bir kırımın ya da vahşetin bir benzeri yoktur. Evet, sürgün diye yola çıkarıldılar, yolun ortalarında elleri ayakları bağlı, üstlerine gaz dökülerek diri diri yaktılar. Bu benim ailem, yanan bendim” diyerek acılarını anlatıyor.

Akar şöyle devam ediyor:

“İnanılması güç; çocuk, kadın, yaşlı, hasta ayrımı yapmadan 55 kişiyi üstlerine gaz dökerek diri diri yaktılar. Halen o gün geçirdiğim travma ile yaşıyorum.

1938’de beş yaşındaydım. Dersim denince gözümün önüne tanığı olduğum o korkunç işkence geliyor. Uzun bir süre kendime gelemiyorum, ufkum kapanıyor, ifadesiz kalıyorum, dilim tutuluyor anlaşılamıyorum. Beni anlamıyor kimse. Anlaşılan ömrümün sonuna kadar Dersim vurgunu yani travması ile yaşayacağım.”

“KİTLELERİN MAZİSİNİ YOK SAYAN ANLAYIŞ İHANET OLUR”

Aradan 81 yıl geçmesine rağmen yetkililerden hiçbir iyileştirme veya açıklama gelmemesine tepki gösteren Akar suç duyurusunda bulunmasına ilişkin şunları belirtti:

“Aradan yıllar geçti. Geriye dönüp bakıldığında o günden bugüne bir iyileştirmenin olduğu söylenemez. Çerkes, Kürt, Şeyh Sait, Dersim vs. isyanlardan söz edilir de bir türlü birliği beraberliği temsil eden bir millet adı üzerinden anlaşılmadığı görülür. Bu nedenle olacak ki devlet yönetimine el koymak adeta benimsenir hale getirilmiş.

1980 darbecilerinin %96 onanması kulak ardı edilemez. Birliğe, beraberliğe hak hukuka önem vermeyen, adaleti hukuku bir yana iten politikacılar beklenmedik tepkilerle karşılaşmış, kellesini bile veren olmuştur. Bugün, kitlelerin geleceğini silen, mazisini yok saymakta ısrar eden bir anlayış hizmet değil ancak bir ihanet olur. Yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunuyorum.”

PİRHA/DERSİM

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.

Web sitemiz, deneyiminizi daha iyi hale getirmek amacıyla çerezler kullanmaktadır. Bu durumda herhangi bir sıkıntı yaşamayacağınızı düşünüyoruz, ancak isterseniz çerezleri devre dışı bırakma seçeneğiniz her zaman mevcuttur. Kabul ediyorum devre dışı bırak