PİRHA- Avrupa Demokratik Alevi Federasyonu ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği öncülüğünde Bern’de yapılan açıklamada, Alevi toplumunun barış sürecinde kurucu öznesi olması gerektiğine dikkat çekerek, “Gerçek ve kalıcı barış, yalnızca resmi mekanizmalarla değil; halkların, inançların, kadınların, gençlerin ve tüm ötekileştirilenlerin sürece katılımıyla mümkündür” dedi.
İsviçre’nin başkenti Bern’de Alevi kurumları, Avrupa Demokratik Güç Birliği (ADGB) bileşenleri ve çok sayıda demokratik kitle örgütü temsilcisi bir araya gelerek “Barışın ve Demokratik Dönüşümün Kurucu Öznesiyiz” şiarıyla basın açıklaması gerçekleştirdi.
Avrupa Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB) öncülüğünde yapılan açıklamada, Alevi toplumunun barış sürecinde kurucu özne olma iradesi güçlü şekilde ortaya konuldu.
MUNZUR’A YAPILAN MÜDAHALE REDDEDİLDİ
Alevi kurumları, Munzur Gözelerine yapılan mescitin bir dayatma olduğuna işaret ederek, “Kutsalımız olan Munzur’a yapılan mescit kabul edilemez. Devlet inancımızın üzerinde yürüttüğü asimilasyoncu politikalardan derhal vazgeçmeli, kutsalımız olan Munzur suyuna yapılan mesciti kaldırmalıdır” dedi.
“BARIŞ, TOPLUMSAL RIZALIKTIR”
Açıklamanın Almancasını Yaren Dersim, Kürtçesini DAKB adına Songül Çelik, Türkçesini ise FEDA Avrupa Temsilcisi Sinan Kırmızıçiçek okudu.
FEDA ve DAKB adına yapılan açıklamada, Abdullah Öcalan’ın yıllardır barış ve demokratik çözüm adına çağrılar yaptığına dikkat çekilen açıklamada, Öcalan’ın önerileri doğrultusunda kurulan TBMM Komisyonu’nun barış süreci açısından önemli bir eşik olduğu belirtildi ve şu ifadelere yer verildi:
“Gerçek ve kalıcı barış, yalnızca resmi mekanizmalarla değil; halkların, inançların, kadınların, gençlerin ve tüm ötekileştirilenlerin sürece katılımıyla mümkündür. Barış, bir halkın değil; tüm halkların, tüm inançların, tüm ötekileştirilenlerin ortak davasıdır. Barış, halklar, inançlar ve vicdanlar arasında kurulan bir cemdir. Bu rızanın oluşabilmesi için herkesin sözünü söylemesi, elini taşın altına koyması gerekir. Alevi toplumu bu barışın asli unsurlarından biridir ve bu iradesinden asla vazgeçmeyecektir.”
FEDA ve DAKB tarafından açıklanan talepler şu başlıklar altında sıralandı:
“Özgür ve eşit yurttaşlık hakkının anayasal güvenceye alınması,
Cemevlerinin ibadethane olarak tanınması ve Tekke-Zaviye Kanunu’nun kaldırılması,
Diyanet’in lağvedilmesi ve tüm inançları temsil eden tarafsız bir İnanç Meclisi’nin kurulması,
Zorunlu din derslerinin kaldırılması, anadilde ve bilimsel eğitim,
Kürt Alevilerin dil ve ritüellerinin korunması, Kürtçe cemlerin özgürleştirilmesi,
Dersim, Maraş, Koçgiri gibi katliamların arşivlerinin açılması, faillerin yargılanması ve resmi özür,
Doğaya ve kutsal alanlara sahip çıkılması, baraj ve maden projelerinin durdurulması,
Demokratik temsiliyetin güvenceye alınması, kayyum politikalarının son bulması,
Tutsak Alevilerin Ana/Pir ile görüşme hakkının anayasal güvenceye alınması.
“ALEVİLER BARIŞ SÜRECİNİN KURUCU ÖZNELERİDİR”
FEDA ve DAKB adına yapılan açıklamada şu ifadeler öne çıktı:
“Alevi toplumu bu ülkenin kurucu halklarından biridir. Eşit yurttaşlık hakkımız vazgeçilmezdir. Yeni anayasa yapılacaksa, bu yalnızca bir metin değil; halklar arasında rıza temelinde demokratik bir sözleşme olmalıdır. Barış komisyonunda biz Aleviler yer almazsak, o barış eksik olur, demokratik toplum da eksik olur.
Bizler Alevi toplumu olarak bu çağrıya sessiz kalmayacağız. İnancımızın, yolumuzun, insanlık öğretimizin gereği olarak eşitlik, adalet ve onurlu yaşam için barış sürecinde aktif rol alacağız. Barışa hizmet, hak için, halk için, rıza için mücadelemizi büyüteceğiz.”
PİRHA/BERN
Yoruma kapalı.