Alevi Haber Ajansi

İHD’den 34 yıllık mahpus Hasan Rüzgâr için çağrı: Serbest bırakılsın-VİDEO

PİRHA- İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, 762. F Oturması’nda Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutulan ağır hasta mahpus Hasan Rüzgâr’ın sağlık durumuna dikkat çekti. Çok sayıda hastalığı ve engeli bulunan Rüzgâr’ın tedaviye erişiminin önündeki engellerin kaldırılmasını ve serbest bırakılmasını isteyen İHD, 2025 yılında 1001 mahpusun yaşamını yitirdiğini hatırlattı.

34 yıldır cezaevinde tutulan Hasan Rüzgâr, ağır sağlık sorunlarına rağmen hapishane koşullarında yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Wernicke-Korsakoff Sendromu, ileri derecede KOAH, kalp ve böbrek hastalıkları bulunan; yürüme, konuşma ve günlük ihtiyaçlarını karşılama konusunda ciddi güçlükler yaşayan Rüzgâr’ın durumu, İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun bu haftaki F Oturması’nda gündeme getirildi. Komisyon, Rüzgâr’ın sağlık hakkının güvence altına alınması ve serbest bırakılması için yetkililere çağrıda bulundu.

“CEZA İNFAZI İNSAN ONURUNA AYKIRI OLAMAZ”

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, her hafta düzenlediği F Oturması’nın 762’ncisinde ağır hasta ve engelli mahpus Hasan Rüzgâr’ın durumunu gündeme taşıdı. Komisyon adına açıklamayı üye Meral Nergis Şahin okudu.

Hapishanelerdeki hak ihlallerine dikkat çekilen açıklamada, hapis cezasının kişinin özgürlüğünün kısıtlanması anlamına geldiği ancak insan onurunu ve mahpus haklarını ortadan kaldırmadığı vurgulandı. Uzun süredir cezaevlerinde bu temel ilkeleri ihlal eden uygulamaların yaşandığı belirtilerek, mahpusların yaşam hakkını tehdit eden sorunların giderilmesi istendi.

İHD, çocuk mahpusların, anneleriyle birlikte cezaevinde yaşamak zorunda kalan çocukların yanı sıra hasta, yaşlı ve engelli mahpusların da korunması gerektiğini belirtti. Bu kişilerin sağlık ve yaşam haklarının güvence altına alınması çağrısı yapıldı.

“HAPİSHANELERE ARTIK ÖLÜM EVİ DENİYOR”

Açıklamada, 2025 yılında kayıtlara geçen 1001 mahpus ölümüne dikkat çekildi. 73 yaşındaki ağır hasta mahpus Abdullah Tırpan’ın da ailesinin ve milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun girişimlerine rağmen tedavi olanaklarına erişemediği belirtildi. Tırpan’ın, cezasının bitmesine 1,5 ay kala, bacağının kesilmesinin ardından tedavi gördüğü Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde 26 Ekim 2026’da yaşamını yitirdiği hatırlatıldı.

Açıklamada, yaşanan ölümler ve hak ihlalleri nedeniyle mahpusların cezaevlerini artık “ölüm evi” olarak tanımladığı ifade edildi.

ÇOK SAYIDA AĞIR HASTALIKLA YAŞIYOR

İHD’nin aktardığı bilgilere göre Hasan Rüzgâr; uzun süreli açlık eylemlerine bağlı gelişen Wernicke-Korsakoff Sendromu ve ileri derecede unutkanlığın yanı sıra kronik bronşit, astım, ileri derecede KOAH, hipertansiyon, kalp ritim bozukluğu, kronik böbrek hastalığı, bel ve boyun fıtığı, migren, prostat büyümesi, anemi, kan dolaşımı bozukluğu, dizlerde kireçlenme, kafa içi basınç artışı, basur, idrar yolu enfeksiyonu ve uyku apnesiyle mücadele ediyor.

Ayak parmaklarının kesilmiş olması nedeniyle denge ve yürüme güçlüğü yaşayan Rüzgâr’ın his kaybı, şiddetli ağrılar ve sık sık düşme sorunları da bulunuyor. Ellerinde kasılma ve kilitlenme yaşadığı, konuşmasının peltekleştiği belirtilen Rüzgâr’ın ağrılar ve uyku apnesi nedeniyle düzenli uyuyamadığı, günlük yaşamını sürdürebilmek için desteğe ihtiyaç duyduğu vurgulandı.

“YÜRÜMEKTE, HATTA AYAKTA DURMAKTA ZORLANIYORUM”

Hasan Rüzgâr, İHD’ye gönderdiği mektuplarda 34 yıldır cezaevinde bulunduğunu, 19 Aralık saldırısında yaralandığını ve sağ ayağındaki parmakların kesildiğini anlattı. Cezaevi koşullarının iyileştirilmesi için gerçekleştirilen uzun süreli açlık eylemlerinin ardından Wernicke-Korsakoff Sendromu tanısı aldığını belirten Rüzgâr, yaşadığı sağlık sorunlarını şöyle aktardı:

“Unutkanlık ve denge sorunları yaşamaya başladım. Yürümekte, hatta ayakta durmakta dahi zorlanıyorum ve sık sık düşüyorum. Ellerimde kasılmalar var, ellerimi kullanamıyorum. Dilimde peltekleşme ve konuşmada zorluk yaşadığım için iletişim kurmakta da zorlanıyorum.”

“KALP VE NEFES DARLIĞI OLAN BİRİ İÇİN BU ARAÇLARDA KALMAK MÜMKÜN DEĞİL”

KOAH nedeniyle ciddi solunum sorunları yaşadığını belirten Rüzgâr, ciğerlerindeki yara nedeniyle gün boyunca şiddetli ağrılar çektiğini, nefes almakta zorlandığını ve yoğun balgam nedeniyle sık sık kustuğunu ifade etti. Yutkunma güçlüğünün yanı sıra zaman zaman kalp sıkışması ve çarpıntı yaşadığını da aktardı.

Bir süre önce Edirne Devlet Hastanesi Yoğun Bakım Ünitesi’nde tedavi altına alındığını ancak tedavisi tamamlanmadan cezaevine geri götürüldüğünü belirten Rüzgâr, hastaneye sevklerde kullanılan araçların sağlık durumunu daha da zorlaştırdığını söyledi:

“Hastaneye hücre tipi ring aracıyla sevk yapılıyor. Kalp, nefes darlığı gibi hastalıkları olan biri için bu araçlarda kalmak mümkün değil. Bu yüzden hastaneye gidemiyorum.”

2002 YILINDA “CEZAEVİNDE KALAMAZ” RAPORU VERİLMİŞ

Sağlık durumuna rağmen cezaevinde tutulmasına tepki gösteren Rüzgâr, 2002 yılında Adli Tıp Kurumu, Edirne Devlet Hastanesi ve Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi tarafından kendisi hakkında “cezaevinde kalamaz” raporu verildiğini hatırlattı. Aradan geçen 24 yıla rağmen sağlık durumunun dikkate alınmadığını belirten Rüzgâr, hastalıkları nedeniyle cezaevinde tutulmaması gerektiğini ifade etti.

İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, yetkililere Hasan Rüzgâr ve tüm hasta mahpusların tedavi haklarının önündeki engellerin kaldırılması çağrısı yaptı. Rüzgâr’ın serbest bırakılmasını ve sağlık ile yaşam hakkının korunmasını isteyen komisyon, açıklamayı şu sloganlarla sonlandırdı:

“Hasta Mahpuslar Serbest Bırakılsın! Hasan Rüzgâr Serbest Bırakılsın! Tedavi Haktır Engellenemez! Tecrit Öldürür, Dayanışma Yaşatır!”

PİRHA/İSTANBUL

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.