Alevi Haber Ajansi

Eğitim-Sen Genel Başkanı Irmak: İktidar eleştirel düşünen, sorgulayan insan istemiyor-VİDEO

PİRHA- 2027 yılı Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bütçesini değerlendiren Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, eğitim yatırımlarının 2002 yılında bütçenin yüzde 17,18’ini oluştururken bugün yüzde 7,75’e gerilediğine dikkat çekti. Bütçenin yüzde 82’sinin personel ve SGK giderlerine ayrıldığını belirten Irmak, okullardaki fiziki yetersizliklerden öğrencilerin beslenme sorunlarına, öğretmen açığından eğitimdeki nitelik kaybına kadar pek çok sorunun bütçede karşılık bulmadığını söyledi. Eğitim politikalarının bilimsel ve eleştirel düşünceyi gerilettiğini ifade eden Irmak, “Bunlar eğitimli, eleştirel akla sahip insan istemiyorlar” dedi.

2027 yılı Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi, eğitim alanındaki yapısal sorunları ve kamusal eğitime ayrılan kaynakların kullanımını yeniden gündeme getirdi. Her yıl bütçe açıklanırken Milli Eğitim Bakanlığı’na ayrılan payın büyüklüğüne dikkat çekilse de bütçenin dağılımı, eğitim yatırımlarının yıllar içinde ciddi biçimde gerilediğini ortaya koyuyor.

Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, 2027 MEB bütçesini PİRHA’ya değerlendirdi. Bakanlık bütçesinin büyüklüğünden ziyade eğitim yatırımlarına ayrılan kaynağın önemli olduğunu vurgulayan Irmak, AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından bu yana eğitim yatırımlarında ciddi bir gerileme yaşandığını söyledi.

Irmak, eğitim yatırımlarının MEB bütçesi içerisindeki payının 2002 yılında yüzde 17,18 olduğunu, 2009 yılında yüzde 4,75’e kadar gerilediğini, 2027 bütçesinde ise yüzde 7,75 olarak öngörüldüğünü belirtti. Bütçenin yüzde 82’sinin personel ve SGK giderlerinden oluştuğunu, mal ve hizmet alımlarının payının yüzde 8,1 olduğunu aktaran Irmak, eğitim yatırımlarına ayrılan kaynağın yetersizliğine dikkat çekti.

“Bizim için esas olan, asıl olan eğitime yapılan yatırım meselesi. Yoksa bunun her yıl olduğu gibi bu yıl da yüzde 82’si personel giderleri ve SGK giderleri. Mal ve hizmet alımı yüzde 8,1. Eğitim yatırımları ise yüzde 7,75. Eğitim yatırımlarının yüzde 17,18’den yüzde 7’lere düşmüş olması, yaşanan çöküşü açıkça gösteriyor” dedi.

OKULLARIN FİZİKİ İHTİYAÇLARI BÜTÇEDE KARŞILIK BULMUYOR

Eğitim yatırımlarındaki gerilemenin okulların fiziki koşullarına doğrudan yansıdığını belirten Irmak, özellikle büyük kentlerde yaşanan kalabalık sınıflara, yeni okul ve derslik ihtiyacına dikkat çekti. Mevcut bütçede yeni okul ve derslik yapımına yönelik yeterli bir yatırım görmediklerini ifade eden Irmak, eğitim ortamlarının yalnızca sınıflardan ibaret olmadığını vurguladı.

Okulların mimari yapılarının da eğitimin niteliği açısından önemli olduğunu belirten Irmak, spor salonları, müzik sınıfları ve sanatsal faaliyet alanlarının yetersizliğine işaret etti. Farklı ülkelerdeki okul ziyaretlerinde müzik dersleri için özel olarak düzenlenmiş, ses yalıtımlı alanlar ve tiyatro odaları gördüklerini anlatan Irmak, Türkiye’de ise çok sayıda okulda spor salonunun bulunmadığını söyledi.

Mevcut spor salonlarının da çoğu zaman çok amaçlı kullanıldığını ve fiziki koşullarının yetersiz olduğunu belirten Irmak, okulların bu ihtiyaçlarının ancak eğitim yatırımlarıyla karşılanabileceğini ifade etti.

HER DÖRT ÇOCUKTAN BİRİ BESLENME SORUNU YAŞIYOR

Öğrencilerin en temel ihtiyaçlarından biri olan beslenmenin de bütçede karşılık bulmadığını belirten Irmak, okullarda bir öğün ücretsiz yemek ve temiz içme suyu sağlanması gerektiğini söyledi.

Çocukların önemli bir bölümünün gün içerisinde yeterli beslenemediğine dikkat çeken Irmak, her dört çocuktan birinin beslenme sorunu yaşadığını belirtti. Bu oranın TÜİK verilerine dayandığını ifade eden Irmak, “Bu artık herkesin dile getirdiği, herkesin duyduğu çok ciddi bir ihtiyaç. Gün içerisinde hiçbir öğün yemek yemeyen çocuklar var. Öğrencilerin en temel ihtiyaçları olan bir öğün yemek ve su bu bütçede yok. Detaylı bir şekilde inceledik, hiçbir yerinde göremedik” diye konuştu.

Irmak, öğrenci başına yapılan eğitim harcamalarının da OECD ortalamasının oldukça altında kaldığını belirtti. Paylaştığı verilere göre Türkiye’de ilköğretimde öğrenci başına 4 bin 271 dolar harcanırken OECD ortalaması 12 bin 893 dolar. Ortaöğretimde Türkiye’deki harcama 2 bin 911 dolar, OECD ortalaması 14 bin 291 dolar; yükseköğretimde ise Türkiye’de 9 bin dolar, OECD ortalaması 16 bin dolar düzeyinde.

Bu verilerin eğitimdeki kaynak eşitsizliğini ortaya koyduğunu belirten Irmak, bütçede yoksul öğrencilerin eğitim olanaklarına erişimini kolaylaştıracak, okulların ihtiyaçlarını karşılayacak ve eğitimde fırsat eşitliğini sağlayacak somut adımlar bulunmadığını söyledi.

‘ASLAN PAYI DİYANET’E, İÇİŞLERİ’NE VE MİLLİ SAVUNMA’YA GİDİYOR’

Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin büyüklüğü üzerinden yapılan değerlendirmelerin eğitim yatırımlarındaki yetersizliği perdelediğini savunan Irmak, kamu kaynaklarının dağılımına ilişkin eleştirilerde bulundu.

“Eğitim yatırımları eksik, öğrenci başına yapılan harcama son derece kısıtlı. Öğrencilerin en temel ihtiyaçları olan bir öğün yemek ve su bu bütçede yok. Aslan payı dedikleri şey personel giderlerine ayrılıyor” diyen Irmak, asıl kaynak aktarımının Diyanet İşleri Başkanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı gibi alanlara yapıldığını ifade etti.

Askeri harcamalardaki artışa da dikkat çeken Irmak, “NATO geldi, askeri harcamaları yüzde 1,5 artıracaksınız dedi. Biz de ona uygun bütçe oluşturuyoruz” ifadelerini kullandı.

‘BU İKTİDAR EĞİTİMLİ, ELEŞTİREL AKLA SAHİP İNSAN İSTEMİYOR’

Eğitimdeki sorunların yalnızca bütçe yetersizliğiyle sınırlı olmadığını belirten Irmak, Türkiye’de eğitim sisteminin  geçirdiği dönüşümlere dikkat çekti. Özellikle AKP iktidarı döneminde eğitim sisteminin içeriğinin ve müfredatın önemli ölçüde değiştirildiğini söyleyen Irmak, bilimsel eğitimin ve eleştirel düşüncenin giderek geri plana itildiğini ifade etti.

“Bu iktidar bu ülkeye eğitim üzerinden yaptığı kötülüğü kendisi de görecek. Kendisine ve kendi çocuklarına, hatta oy aldığı kesimlerin çocuklarına bunun nasıl yansıyacağını 10-15 yıl içinde daha net görecekler” diyen Irmak, şöyle devam etti:

“Samimiyetle söylüyorum, bunlar eğitimli, eleştirel akla sahip insan istemiyorlar. Eğitim sistemini de bu nedenle çok ciddi dönüşüm süreçlerinden geçirdiler. 4+4’ten bugüne kadar bütün bu dönüşüm süreçlerine baktığımızda bunu görüyoruz. Bilimi olabildiğince ortadan kaldırıyorlar. Evrim müfredattan çıkarıldı, felsefe dersleri neredeyse tamamen azaltıldı.”

Felsefenin düşünme ve sorgulama becerisinin gelişmesindeki önemine işaret eden Irmak, felsefenin bütün bilimlerin başlangıç noktası olduğunu belirtti. Eğitim sisteminde bilimsel düşüncenin geriletilmesinin ülkenin geleceğini de etkileyeceğini söyleyen Irmak, nitelikli eğitim olanaklarının yetersizliği nedeniyle gençlerin yurt dışına yöneldiğini ifade etti.

‘EĞİTİM SORUNLARINI ÇÖZMEDEN ÜLKENİN SORUNLARI ÇÖZÜLEMEZ’

Eğitimin bir ülkenin ekonomik, toplumsal ve demokratik gelişimindeki belirleyici rolüne dikkat çeken Irmak, birçok ülkenin temel sorunların çözümünde eğitimi başlangıç noktası olarak gördüğünü söyledi. Güney Kore ve Vietnam gibi ülkelerin eğitim alanındaki atılımlarına işaret eden Irmak, bu ülkelerin öğretmene değer verdiğini ve eğitim yatırımlarını artırdığını belirtti.

Öğretmenin eğitim sisteminin temel öznesi olduğunu vurgulayan Irmak, nitelikli insan yetiştirmenin yalnızca eğitim alanında değil, ekonomiden demokrasiye kadar yaşamın bütün alanlarında etkili olduğunu ifade etti.

“Hayatın her alanında yapılacak işi insan yapıyor. Bilgi sahibi, eleştirel bakan, entelektüel birikimi olan insan ülkeye ve topluma katkı sunar. Okuyan, eleştirel bakan insan demokrasiye de farklı bakar. Ülkenin sorunlarını aşmasının başlangıç noktası eğitimdir” diyen Irmak, mevcut iktidarın ise sorgulayan ve eleştiren bireyler yerine itaat eden bir toplum istediğini savundu.

İktidarın eğitim ve bilim politikalarının toplumsal çürümeyi derinleştirdiğini belirten Irmak, “İktidar çürütür, mutlak iktidar mutlak çürütüyor. Toplumu çürütüyor, değerleri çürütüyor, eğitimi çürütüyor. Şu anda karşı karşıya kaldığımız sorun aslında bir iktidar sorunu ve bu iktidarın eğitime, bilime bakış açısıyla doğrusal orantılı” dedi.

‘UMUDU ÜNİVERSİTE GENÇLİĞİNDE GÖRÜYORUM’

Eğitim sistemindeki sorunların öğretmenlerin çalışma koşullarına ve istihdam politikalarına da yansıdığını belirten Irmak, öğretmenlerin yoksullaştığını, ücretli öğretmenlik uygulamasının sürdüğünü ve öğretmen açığının giderilmediğini söyledi.

Bütçede ücretli öğretmenlik uygulamasının kaldırılacağına ilişkin herhangi bir işaret bulunmadığını ifade eden Irmak, eğitim akademileri kapsamında 10 bin öğretmenin atanmasının planlandığını ancak yalnızca Urfa’da 10 binin üzerinde öğretmen açığı bulunduğunu belirtti. Irmak, mevcut bütçede öğretmen açığını ve istihdam sorununu giderecek bir yaklaşım olmadığının altını çizdi.

Tüm bu sorunlara rağmen genç kuşakların mevcut düzene yönelik itirazlarının umut verdiğini söyleyen Irmak, özellikle 19 Mart sonrasında üniversitelerde düzenlenen forumlara katıldığını belirtti. Üniversite gençliğinin mevcut eğitim sisteminden ve ülkenin gidişatından memnun olmadığını ifade eden Irmak, gençlerin aldıkları eğitimin kendilerine bir gelecek sunmadığının farkında olduğunu söyledi.

Irmak, “Henüz çok şey olmasa bile, yönelimlerini tam olarak belirlememiş olsalar bile bu düzenden, bu gidişattan memnun değiller. Bu eğitimin onlara hiçbir şey vermediğini, gelecek vaat etmediğini görüyorlar. Umudu orada görüyorum. Aşacağız diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

HABER MERKEZİ

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.