Alevi Haber Ajansi

Ali Kenanoğlu: Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında Aleviliği kontrol altında tutmak istiyorlar-VİDEO

PİRHA- Dersim’de Diyanet İşleri Başkanlığı eliyle gerçekleştirilen toplantıları ve Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın faaliyetlerini değerlendiren Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, devletin Aleviliği kendi belirlediği sınırlar içerisinde tutmayı hedeflediğini söyledi. Kenanoğlu, “Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında Aleviliğin bir kontrol mekanizması içinde tutulmasına karar verilmiş” dedi. Halk eğitimi merkezlerinde verilmesi planlanan Alevilik derslerine de tepki gösteren Kenanoğlu, inanç eğitiminin devlet tarafından değil, inanç kurumlarında verilmesi gerektiğini vurguladı.

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, Dersim’de Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla gerçekleştirilen toplantıları, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın faaliyetlerini, Milli Eğitim Bakanlığı’nın halk eğitimi merkezlerinde vermeyi planladığı Alevilik-Bektaşilik derslerini ve Orta Doğu’daki gelişmelerin Aleviler üzerindeki etkilerini değerlendirdi.

Devletin Aleviliğe yönelik politikalarının Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında yeni bir aşamaya geçtiğini belirten Kenanoğlu, yürütülen çalışmaların Alevi toplumunu devletin belirlediği sınırlar içerisinde tutmayı ve “makbul Alevi” anlayışını oluşturmayı amaçladığını savundu.

“ALEVİLER YÜZ YILLIK MÜCADELEYLE VARLIKLARINI KABUL ETTİRDİ”

Cumhuriyet’in ilk yüzyılında Türkiye’nin Sünni-Türk kimliği temelinde yapılandırıldığını belirten Kenanoğlu, Sünniliğin de Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla devlet kontrolüne alındığını söyledi.

Alevilerin ise bu yapının dışında bırakıldığını ifade eden Kenanoğlu, Alevi toplumunun yasalarda, yönetmeliklerde ve uygulamalarda yok sayılmasına karşı yüz yıldır mücadele yürütüldüğünü belirtti.

Alevilerin eşit yurttaşlık mitingleri düzenlediğini, kendi kurumlarını oluşturduğunu ve “Aleviler vardır, Alevilik haktır” sloganıyla hak mücadelesi verdiğini hatırlatan Kenanoğlu, bu mücadelenin Aleviliğin varlığının kabul edilmesinde önemli rol oynadığını vurguladı.

“ALEVİLİĞİN KONTROLLERİNDEN ÇIKMASINI GÜVENLİK RİSKİ OLARAK GÖRDÜLER”

Avrupa’da Aleviliğin müstakil bir inanç olarak kabul edilmesinin Türkiye’deki devlet politikalarını etkilediğini savunan Kenanoğlu, Alevi hareketinin bağımsız bir inanç kimliğiyle gelişmesinin devlet tarafından güvenlik riski olarak değerlendirildiğini söyledi.

Bu nedenle Aleviliğin varlığının kabul edilmesi ancak devlet kontrolünde tutulması yönünde bir anlayış geliştirildiğini belirten Kenanoğlu, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın da bu politikanın sonucu olarak kurulduğunu ifade etti.

Kenanoğlu, şöyle konuştu:

“Bir taraftan Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı üzerinden Alevi toplumunu dizayn etme, kontrol altında tutma çalışmaları daha örgütlü bir şekilde yürütülüyor. Diğer taraftan bu konudan hiç elini eteğini çekmeyen bir Diyanet İşleri Başkanlığı vardı. Bir kanattan da o çalışmalarını yürütüyor.”

Devletin öncelikli hedefinin Alevileri Sünnileştirmek olduğunu savunan Kenanoğlu, bunun mümkün olmaması durumunda ise Aleviliğin Sünniliğe yakınlaştırılarak devletin belirlediği “makbul Alevi” çerçevesine yerleştirilmek istendiğini söyledi.

“DEDELERDEN GÖRÜŞ ALINMASI YAPILAN İŞİ DOĞRU KILMAZ”

Milli Eğitim Bakanlığı’nın halk eğitimi merkezlerinde vermeyi planladığı Alevilik-Bektaşilik derslerini de değerlendiren Kenanoğlu, program hazırlanırken Alevi dedelerinden ve akademisyenlerden görüş alınmasının devlet müdahalesini meşrulaştırmayacağını belirtti.

2009-2010 yıllarında düzenlenen Alevi çalıştaylarında eğitim müfredatına ilişkin toplantılara kendisinin de katıldığını hatırlatan Kenanoğlu, dönemin Bakanı Faruk Çelik’in de dedelerden ve Alevi akademisyenlerden görüş alındığını söylediğini aktardı.

Görüşlerine başvurulan kişilerin devletin Alevilik politikalarını onaylayan isimler arasından seçildiğini savunan Kenanoğlu, “Görüş almaları işin doğru yapıldığını göstermez” dedi.

Kenanoğlu, devletin bu görüşmeleri kendi politikalarına toplumsal onay sağlamak amacıyla kullandığını ifade etti.

“LAİK DEVLETTE DİN EĞİTİMİNİ DEVLET VERMEMELİ”

Alevilik-Bektaşilik derslerinin içeriğinden önce devletin inanç eğitimindeki rolünün tartışılması gerektiğini belirten Kenanoğlu, laiklik ilkesi gereğince devletin din eğitimi vermemesi gerektiğini savundu.

İnanç eğitiminin ilgili inancın kendi kurumları tarafından verilmesi gerektiğini vurgulayan Kenanoğlu, “Alevilik öğretisiyle ilgili ders cemevlerinde, Sünni inanç esasları camilerde verilmelidir” dedi.

Kenanoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz okullarda Hristiyanlık verelim. Bu doğru bir şey değil ki. Kiliselere gidecek, Hristiyanlık eğitimlerini oradan alacaklar. Bunun önünün açılması gerekiyor. Bunun üzerindeki yasakların kaldırılması gerekiyor örneğin.”

Devletin farklı inançların eğitim süreçlerine müdahale etmemesi gerektiğini belirten Kenanoğlu, inanç topluluklarının kendi öğretilerini kendi kurumlarında aktarabilmesinin önündeki engellerin kaldırılmasını istedi.

“ORTA DOĞU’DAKİ Şİİ KARŞITI POLİTİKALAR ALEVİLERİ DE ETKİLİYOR”

Orta Doğu’da yaşanan gelişmeleri de değerlendiren Kenanoğlu, Suriye, Irak, İran ve Türkiye’deki gelişmelerin bölgenin yeniden şekillendirilmeye çalışıldığını gösterdiğini söyledi.

Bölgedeki yeni siyasi düzenin emperyalist güçler ve egemen devletler tarafından oluşturulmaya çalışıldığını savunan Kenanoğlu, halkların direnişi ve ittifaklarının bu sürece karşı etkili olabileceğini belirtti.

İran, Esad yönetimi ve Husiler üzerinden yürütülen Şii karşıtı politikaların Alevileri de etkilediğini ifade eden Kenanoğlu, Aleviliğin uluslararası alanda yanlış biçimde Şiilik içerisinde değerlendirildiğini söyledi.

Kenanoğlu, “Biz Şii miyiz? Değiliz ama dünya devletleri bizi Şiiliğe yakın görüyor” dedi.

Suriye’deki Arap Alevilerinin maruz kaldığı katliamlara karşı uluslararası kurumların yeterli tepki göstermediğini savunan Kenanoğlu, bu tutumun Şii karşıtı politikalarla bağlantılı olduğunu ileri sürdü.

Türkiye’de Alevilere yönelik dışlayıcı yaklaşımın da benzer bir anlayıştan beslendiğini ifade etti.

“SURİYE’DE ALEVİLER ÖRGÜTLÜ SİYASİ GÜÇ HALİNE GELMELİ”

Suriye’deki Alevilerin siyasi alanda örgütlenmesinin önemine dikkat çeken Kenanoğlu, Alevilerin bir siyasi parti kurarak seçimlere hazırlanması gerektiğini söyledi.

Suriye’de seçimlerin ne zaman yapılacağının henüz belli olmadığını belirten Kenanoğlu, Alevilerin önümüzdeki beş-on yıllık süreçte örgütlü yapılarını güçlendirmeleri gerektiğini ifade etti.

Suriye’de Alevilerin Lazkiye-Tartus hattında yoğun biçimde yaşamasının siyasi temsil açısından avantaj oluşturduğunu belirten Kenanoğlu, Türkiye’de ise Alevilerin ülkenin farklı bölgelerine dağılmış olması nedeniyle aynı yöntemin sonuç vermeyeceğini söyledi.

Kenanoğlu, “Türkiye’nin her tarafında varız ama hiçbir yerde çoğunluğu sağlayamıyoruz. Bu da siyaseten sonuç alıcı bir şey değil ama durum Suriye’de böyle değil” dedi.

“ALEVİLER DEMOKRASİ GÜÇLERİYLE BİRLİKTE HAREKET ETMELİ”

Türkiye’de Alevilerin hak mücadelesini demokrasi güçleriyle birlikte yürütmesi gerektiğini belirten Kenanoğlu, toplumsal ittifakların güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti.

Alevilerin demokrasi mücadelesinin dışında kalarak yalnızca kendi talepleri etrafında hareket etmesinin siyasi sonuç üretmeyeceğini savunan Kenanoğlu, ortak mücadeleyle Türkiye’nin geleceğinde söz sahibi olunabileceğini ifade etti.

Kenanoğlu, Alevilerin birlikte mücadele etmesi gereken toplumsal kesimlere sırt çevirmesi durumunda, yüz yıldır sürdürülen varlık ve eşit yurttaşlık mücadelesinin bir yüzyıl daha devam edebileceği uyarısında bulundu.

Fırat ALTINTAŞ/İSTANBUL

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.