PİRHA – Serçeşme Hünkâr Hacı Bektaş Veli 5. İstanbul Buluşması kapsamında düzenlenen “Alevi Bektaşi Örgütlenmesinde 33 Yıl ve Gelecek Perspektifi” panelinde Alevi kurumlarının geçmişten bugüne yürüttüğü hak mücadelesi ve geleceğe ilişkin örgütlenme perspektifleri ele alındı. Alevi kurumlarının temsilcileri, eşit yurttaşlık, laiklik, inanç özgürlüğü ve demokratikleşme taleplerini yineleyerek ortak mücadele çağrısında bulundu.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda düzenlenen Serçeşme Hünkâr Hacı Bektaş Veli 5. İstanbul Buluşması, panellerle devam etti.
“Alevi Bektaşi Örgütlenmesinde 33 Yıl ve Gelecek Perspektifi” başlıklı panelin moderatörlüğünü İbrahim Karakaya üstlendi. Panele Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez ve Alevi Federasyonu Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç konuşmacı olarak katıldı.
Panelde Alevi örgütlenmesinin tarihsel gelişimi, kentleşmeyle birlikte ortaya çıkan cemevi ihtiyacı, Alevi kimliğiyle örgütlenme mücadelesi ve kurumların gelecekte üstlenmesi gereken sorumluluklar tartışıldı.
KARAKAYA: ALEVİ ÖRGÜTLENMESİ HAK MÜCADELESİNİN BİR PARÇASIDIR
Panelin açılışında konuşan moderatör İbrahim Karakaya, Alevilerin geleneksel örgütlenmesinin ocak, dergâh, pir, mürşit ve talip ilişkileri üzerinden sürdüğünü belirterek kentleşmeyle birlikte demokratik kitle örgütlerinin önem kazandığını söyledi.
Alevi kurumlarının yalnızca inanç hizmeti sunan yapılar olmadığını ifade eden Karakaya, bu kurumların eşit yurttaşlık, laiklik, demokrasi ve inanç özgürlüğü mücadelesinin önemli bir parçası olduğunu vurguladı.
Karakaya, Alevi örgütlenmesinin geçmişini değerlendirirken Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin 1976 yılında kurulduğunu, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından kapatıldığını ve 1988 yılında yeniden faaliyetlerine başladığını hatırlattı.
ASLAN: ALEVİLER ÇOK DİLLİ VE ÇOK KİMLİKLİ BİR TOPLUMDUR
ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan, federasyonun Alevi kimliğiyle örgütlenme mücadelesinin sonucunda kurulduğunu söyledi.
1990’lı yıllarda oluşturulan temsilcilik girişimlerine değinen Aslan, 2001 yılında Alevi Bektaşi Kuruluşlar Birliği Derneği’nin kurulmasıyla başlayan sürecin 2002 yılında federasyonlaşmaya dönüştüğünü aktardı.
Alevi kimliğiyle dernek kurmanın geçmişte hukuki engellerle karşılaştığını belirten Aslan, bu mücadelede emeği bulunan ve yaşamını yitiren yöneticileri andı.
Federasyonun kuruluşundan bu yana eşit yurttaşlık, laiklik ve demokrasi mücadelesi yürüttüğünü ifade eden Aslan, 2007 yılında düzenlenen eşit yurttaşlık çalıştayını ve sonraki yıllarda gerçekleştirilen kitlesel mitingleri hatırlattı.
Alevi kurumlarının ortak ilkelerinin korunması gerektiğini vurgulayan Aslan, “Başkanları da değişse, yöneticileri de değişse Alevi Bektaşi Federasyonu’nun dili de söylemi de asla ve asla değişmez” dedi.
İkinci tur konuşmasında Alevi kimlik mücadelesinin yaşamın her alanında sürdürülmesi gerektiğini belirten Aslan, gençlerin karşı karşıya bulunduğu sorunlara dikkat çekti.
Alevilerin farklı etnik kimlik ve dillerden oluştuğunu söyleyen Aslan, “Biz Aleviler çok dilli ve çok kimlikliyiz. Ne sadece Türk’üz, ne sadece Kürt’üz, ne sadece Arap’ız, ne sadece Çerkez’iz. Hepsiyiz” ifadelerini kullandı.
Alevi örgütlerinin yeniden ortak bir mücadele zemini oluşturması gerektiğini belirten Aslan, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile iş birliği yapan kurum ve kişilere yönelik eleştirilerde bulundu.
Türkiye’de yürütülen barış ve demokratik toplum tartışmalarına da değinen Aslan, Alevilerin bu sürece kendi inanç kimlikleri ve eşit yurttaşlık talepleriyle katılması gerektiğini söyledi.
Aslan, “Başkasının hakkını savunmazsak başkasının da bizim hakkımızı savunmasını bekleyemeyiz” diyerek farklı halklar ve inanç toplulukları arasında ortak mücadele çağrısında bulundu.
ERÇE: ALEVİ KURUMLARI ORTAK MÜCADELE PLATFORMUNDA BULUŞMALI
PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, derneğin kuruluşunun 50. yılına dikkat çekerek Pir Sultan Abdal’ın mücadele geleneğini sürdürdüklerini söyledi.
Derneğin 1976 yılında Sivas’ın Banaz köyünde Pir Sultan Abdal Kültür ve Turizm Derneği adıyla kurulduğunu, 1980 darbesinin ardından kapatıldığını ve 1988’de yeniden açıldığını aktaran Erçe, özellikle 2 Temmuz 1993 Sivas Katliamı sonrasında örgütlenmenin genişlediğini belirtti.
Yaklaşık 80 şubeyle faaliyet yürüttüklerini ifade eden Erçe, şubelerin önemli bir bölümünün cemevi olarak da hizmet verdiğini söyledi. Alevi kurumlarının yalnızca inanç alanında değil, emek, kadın, çevre ve demokrasi mücadelelerinde de yer aldığını kaydetti.
Suriye’de Alevilere yönelik saldırılara da değinen Erçe, yaşananları soykırım olarak nitelendirdi ve saldırılara karşı daha güçlü bir toplumsal tepki gösterilmesi gerektiğini dile getirdi.
Panelin ikinci bölümünde Alevi örgütleri arasındaki birlik ihtiyacına dikkat çeken Erçe, şunları söyledi:
“Bu masada bulunan ve bu masaya yakın olan bütün kurumlarımızın önümüzdeki dönemde en azından örgütsel birlikteliği sağlayamıyorlarsa bile bir mücadele platformu üzerinde ortaklaşması lazım.”
Alevilerin taleplerinin yalnızca mevcut başlıklarla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Erçe, zorunlu din derslerinin kaldırılması talebinin bilimsel, demokratik ve laik eğitim mücadelesiyle birlikte ele alınmasını istedi.
Tarihle yüzleşmenin demokratikleşmenin ön koşullarından biri olduğunu vurgulayan Erçe, Dersim, Koçgiri, Maraş, Çorum, Sivas ve Gazi katliamlarına ilişkin dosyaların yeniden ele alınması çağrısında bulundu.
Erçe, “Tarihle yüzleşme gerçekleşmeden bu ülkede demokrasi adına, barış adına hiçbir şeyin gerçekleşemeyeceğinden yola çıkarak tarihle yüzleşmeyi ve hesaplaşmayı esas alan bir mücadele programı ortaya koymamız gerekiyor” dedi.
YILMAZ: BİZ TANIMLANMAK İSTEMİYORUZ, TANINMAK İSTİYORUZ
AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, derneğin 1991 yılında Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği adıyla kurulduğunu hatırlatarak Alevi isminin örgütlenmelerde kullanılmasının önündeki engellere dikkat çekti.
Alevi kurumlarının 1990’lı yıllardan itibaren büyüdüğünü, Sivas Katliamı’nın ardından örgütlenmenin daha da önem kazandığını belirten Yılmaz, Alevi kurumlarının birbirlerinin mücadelesini desteklediğini söyledi.
Alevilerin kendi inançlarını özgürce yaşama ve kurumlarını bağımsız biçimde yönetme hakkına sahip olduğunu ifade eden Yılmaz, devletin Aleviliği tanımlamasına ve Alevi kurumları üzerinde belirleyici olmasına karşı olduklarını belirtti.
Eğitim politikalarını da eleştiren Yılmaz, okullarda dinselleşmenin arttığını, bunun Alevi çocukları ve gençleri üzerinde etkileri olduğunu söyledi.
Gençlerin cemevlerinden uzaklaşmasının nedenlerinin araştırılması gerektiğini belirten Yılmaz, Alevi kurumlarının genç kuşaklarla daha güçlü ilişkiler kurmasının önemine işaret etti.
Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kuruluş biçimine tepki gösteren Yılmaz, Alevi toplumunun rızalığı alınmadan oluşturulan bir yapıyı kabul etmediklerini söyledi.
Yılmaz, “Bizim rızalığımız dışında kurulan, bir gecede torba yasanın içerisine, bütçe planlaması içerisine sıkıştırılıp hiçbir Alevi pirinin, ocağının, Alevi bir canın, örgütün rızalığını almadan bir gecede kurulan […] bir yeri tanımıyoruz dediğimizde bize devlet düşmanı demeyeceksiniz” ifadelerini kullandı.
Alevilerin taleplerinin açık olduğunu vurgulayan Yılmaz, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:
“Biz tanımlanmak istemiyoruz. Biz tanınmak istiyoruz.”
Zorunlu din derslerinin kaldırılması, Madımak Oteli’nin utanç müzesine dönüştürülmesi, eşit yurttaşlığın sağlanması ve cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi taleplerini yineledi.
GEÇMEZ: ALEVİLER ARTIK DİJİTAL HAFIZA VE ÜNİVERSİTE KURMALI
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, vakfın kuruluş sürecini anlatarak Sivas Katliamı sonrasında Alevilerin cenaze ve inanç hizmetlerini yürütebilecekleri mekânlara duyduğu ihtiyacın örgütlenmeyi hızlandırdığını belirtti.
Vakfın Ali Doğan’ın öncülüğünde kurulduğunu ifade eden Geçmez, üyelik esasına dayalı yapısının önemine dikkat çekti.
Vakfın 53 şube, 62 kültür merkezi ve cemeviyle faaliyet yürüttüğünü belirten Geçmez, zorunlu din derslerine karşı düzenlenen yürüyüşler, cemevlerinin ibadethane statüsü için açılan davalar, Alevi enstitüsü çalışmaları ve Büyük Alevi Kurultayları hakkında bilgi verdi.
Alevilerin sorunlarına ilişkin hazırladıkları raporları da hatırlatan Geçmez, anayasa, barış süreci, inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık konularında geçmiş yıllarda kamuoyuna çözüm önerileri sunduklarını söyledi.
Panelin ikinci bölümünde Alevi örgütlerinin gelecekteki çalışmalarına ilişkin önerilerini paylaşan Geçmez, yalnızca cemevi inşa etmeye odaklanan bir anlayışın aşılması gerektiğini belirtti.
“Biz bir üniversite kurma yoluna artık girmeliyiz. Alevilerin bu kapasitesi oluştu. İnşaat sektöründen çıktık artık” diyen Geçmez, güçlü bir medya yapılanmasına da ihtiyaç olduğunu söyledi.
Aleviliğin sözlü ve yazılı kültürünün kayıt altına alınmasını isteyen Geçmez, şöyle konuştu:
“Alan araştırmalarına yönelik çalışmalar gerçekleştirmeliyiz. Aleviliğin sözlü ve yazılı kültürü farklılaştırılmaya çalışılıyor. Bunları kayıt altına alıp dijital bir hafıza oluşturmalıyız.”
Büyük cemevleri yerine daha küçük ve işlevsel mekânlara ihtiyaç olduğunu ifade eden Geçmez, pir-talip ilişkisinin yeniden güçlendirilmesi ve inanç hizmetlerinin evlere, ailelere ve genç kuşaklara taşınması gerektiğini belirtti.
Geçmez, Alevi kurumlarının milliyetçilik ve ırkçılıktan uzak durması, farklı kimliklerle birlikte yaşama kültürünü geliştirmesi gerektiğini söyledi.
Cemevlerinde siyaset yapılmaması gerektiği yönündeki yaklaşımları da eleştiren Geçmez, parti siyaseti ile toplumsal sorunlara ilişkin siyasal söz üretmenin birbirinden ayrılması gerektiğini vurguladı.
KOÇ: ALEVİLER SİYASETTE VE KARAR MEKANİZMALARINDA YER ALMALI
Alevi Federasyonu Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, Alevilerin kentlerdeki örgütlenmesinin özellikle 1990’lı yıllarda geliştiğini belirtti.
Dersim 1938’de yaşanan katliam ve sürgünlerin Alevilerin göç tarihinde önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Koç, sonraki yıllarda ekonomik nedenlerle de batı kentlerine göç yaşandığını söyledi.
Kentleşmenin Alevilerin inanç pratiklerini etkilediğini belirten Koç, geçmişte cenazelerin kaldırılması için camilerin kullanılmak zorunda kalındığını kendi yaşamından bir örnekle anlattı.
Alevilerin kendilerine özgü bir inanca sahip olduklarını vurgulayan Koç, cemevlerinin ibadethane olduğunu ve inanç hizmetlerinin pir, mürşit ve rehberler aracılığıyla yürütüldüğünü söyledi.
Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na karşı çıkmalarının nedenlerine değinen Koç, Alevilerin tarihsel örgütlenmesinin devlet eliyle oluşturulan bir yapıya indirgenemeyeceğini ifade etti.
İkinci turda Alevilerin siyasal alanda daha güçlü temsil edilmesi gerektiğini belirten Koç, hak taleplerinin yalnızca iktidarlardan beklenmesinin yeterli olmadığını söyledi.
“Alevilerin iktidar mücadelesini vermesi lazım artık. Bunu vermediğiniz sürece size bu hakları verseler dahi onları nasıl koruyacaksınız?” diyen Koç, Alevilerin ulusal ve uluslararası karar mekanizmalarında yer alması gerektiğini kaydetti.
Gençlerin inanç kurumlarına katılımının yalnızca Alevilere özgü bir sorun olmadığını belirten Koç, diğer inanç topluluklarının da benzer sorunlar yaşadığını söyledi.
Alevi kurumlarının gençlerin kendilerini ifade edebilecekleri yeni alanlar oluşturması gerektiğini vurgulayan Koç, Alevi toplumunun kendi içindeki farklılıkları kabul etmesinin önemine dikkat çekti.
Koç, “Bizim birlikte yaşama kültürünü diğer toplumlarla savunuyoruz. Ama kendi içimizde de birlikte yaşama kültürünü geliştirmemiz lazım” ifadelerini kullandı.
ORTAK VURGU: EŞİT YURTTAŞLIK, LAİKLİK VE DEMOKRATİKLEŞME
Panelde konuşan Alevi kurumlarının temsilcileri, örgütlenme tarihinde elde edilen kazanımların korunması, kurumlar arasında ortak mücadele zemininin güçlendirilmesi ve yeni kuşaklarla bağ kurulması gerektiğini vurguladı.
Konuşmalarda zorunlu din derslerinin kaldırılması, cemevlerinin ibadethane olarak tanınması, Alevilerin inançlarını özgürce yaşayabilmesi, tarihsel katliamlarla yüzleşilmesi ve eşit yurttaşlık talepleri öne çıktı.
Panel, Alevi örgütlerinin demokratikleşme mücadelesinde ortak hareket etmesi ve toplumsal farklılıklarla birlikte yaşamı savunan bir örgütlenme anlayışının geliştirilmesi çağrılarıyla tamamlandı.
PİRHA/İSTANBUL
Yoruma kapalı.