PİRHA- İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından düzenlenen Serçeşme Hünkâr Hacı Bektaş Veli 5. İstanbul Buluşması kapsamında gerçekleştirilen “Türkiye’de Alevi Coğrafyalar” panelinde, Çanakkale’nin Bayramiç ilçesinde yaşayan Tahtacı Alevilerin tarihi, inançları ve kültürel gelenekleri ele alındı. Garip Dede Dergâhı bünyesinde yürütülen akademik çalışmaların da aktarıldığı panelde Prof. Dr. Muharrem Kaya saha araştırmalarını paylaşırken, Celal Fırat Alevilerin inanç özgürlüğü taleplerine dikkat çekti.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından düzenlenen Serçeşme Hünkâr Hacı Bektaş Veli 5. İstanbul Buluşması kapsamında, Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda “Türkiye’de Alevi Coğrafyalar” başlıklı panel gerçekleştirildi.
Almira Koç’un moderatörlüğünü yaptığı panelde, Prof. Dr. Muharrem Kaya, Çanakkale’nin Bayramiç ilçesinde yaşayan Tahtacı Alevilere ilişkin araştırmalarını paylaştı. Programda zakir Deli Önçü de yer aldı.
Panelin açılış konuşmalarını akademisyen Şükrü Aslan ile Celal Fırat yaptı.
ASLAN: 12 ALEVİ COĞRAFYASINI ELE ALIYORUZ
Açılışta konuşan Şükrü Aslan, Garip Dede Dergâhı bünyesinde yürütülen akademik çalışmalar hakkında bilgi verdi.
Alevi coğrafyalarını konu alan program kapsamında 12 bölge belirlediklerini ve her ay bir bölgenin tarihini, kültürünü ve inanç yapısını ele aldıklarını belirten Aslan, bugüne kadar yaklaşık 60 akademisyenin seminerlere katıldığını söyledi.
Bu kapsamda Bayramiç’in seçildiğini ifade eden Aslan, bölgenin Tahtacı Alevilerin yoğun olarak yaşadığı yerlerden biri olduğunu belirtti.
Aslan, çalışmaların yürütülmesinde emeği geçen akademisyenlere, Garip Dede Dergâhı çalışanlarına ve etkinliğe katkı sunanlara teşekkür etti.
FIRAT: CEMEVLERİ HALA İNANÇ MERKEZİ OLARAK KABUL GÖRMÜYOR
Açılışta konuşan Celal Fırat ise Alevilerin geçmişten bugüne yaşadığı sorunlara ve inanç özgürlüğü taleplerine dikkat çekti.
İstanbul’a ilk geldikleri yıllarda Alevi inancına ait simgelerin kamusal alanda görünür olmadığını anlatan Fırat, günümüzde İBB tarafından düzenlenen Serçeşme etkinliklerinin önemine işaret etti.
Fırat, seçilmiş siyasetçilerin cezaevinde tutulmasına da tepki göstererek şunları söyledi:
“Umut ediyorum ki bir gün bu ülkede kimlikleri, itikatları, inançları ne olursa olsun herkesin özgür bir şekilde yaşadığı bir ülke olur. Bir an önce arkadaşlarımızın, dostlarımızın görevlerinin başlarına dönmelerini arzuluyoruz. Demokrasi vazgeçilmezlerimizden bir tanesidir.”
Alevilerin tarih boyunca katliamlara ve ayrımcılığa maruz kaldığını belirten Fırat, Sivas, Maraş, Çorum, Dersim ve Gazi’de yaşananları hatırlattı.
Toplumsal barışın önemini vurgulayan Fırat, “Birbirimizin kimliklerine, dillerine, inançlarına, örf ve adetlerine saygı göstermemiz lazım. Birbirimizin yarasına merhem olmamız lazım” dedi.
Cemevlerinin hukuki statüsüne ilişkin sorunların devam ettiğini belirten Fırat, “2026 yılında hâlâ cemevlerimiz inanç merkezi olarak kabul görmüyor” ifadelerini kullandı.
Alevilerin haklarının savunulması için ortak mücadelenin güçlendirilmesi gerektiğini dile getiren Fırat, farklı inanç topluluklarının birbirlerinin taleplerine sahip çıkmasının önemine dikkat çekti.
KAYA: TAHTACI ALEVİLER KÜLTÜREL GELENEKLERİNİ KORUYOR
Panelde konuşan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Muharrem Kaya, Çanakkale’nin Bayramiç ilçesi ile Ezine arasında, Kaz Dağları’nın eteklerinde bulunan Tahtacı Alevi köylerinde gerçekleştirdiği araştırmaları anlattı.
Bölgeye ilk kez 2010 yılında TRT tarafından hazırlanan bir belgesel çalışması kapsamında gittiğini belirten Kaya, 2011, 2012 ve 2013 yıllarında da üniversitenin bilimsel araştırma projeleri kapsamında saha çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.
Üç köyde araştırmalar gerçekleştirdiğini ifade eden Kaya, doğum, evlilik ve ölüm törenlerinden halk edebiyatına, mutfak kültüründen inançlara kadar birçok alanda kültürel veriler topladıklarını aktardı.
Kaya, bölgenin coğrafi konumunun geleneklerin korunmasında etkili olduğunu belirterek, araştırma yaptığı köylerin kültürel özelliklerini büyük ölçüde muhafaza ettiğini söyledi.
“TAHTACILAR KENDİLERİNİ AYRI BİR KİMLİKLE TANIMLIYOR”
Tahtacıların tarihsel kökenlerine ilişkin farklı görüşlerin bulunduğunu anlatan Kaya, bu toplulukların orman işçiliği ve kerestecilikle uğraşan Türkmen toplulukları olarak tanımlandığını belirtti.
Tarihsel kaynaklarda Tahtacıların Anadolu’ya gelişlerine ilişkin farklı açıklamaların yer aldığını ifade eden Kaya, Osmanlı döneminde donanmaya kereste sağlanmasında da rol üstlendiklerini aktardı.
Kaya, araştırma yaptığı köylerde yaşayanların kendilerini Tahtacı kimliğiyle tanımladıklarını, çevredeki diğer Türkmen topluluklarından ise inanç ve gelenekleri bakımından ayrıldıklarını söyledi.
Topluluklar arasındaki farklılıkların zaman zaman ötekileştirmeye neden olduğunu belirten Kaya, Tahtacıların ocak bağlılıklarının ve geleneklerinin kimliklerinin korunmasında önemli yer tuttuğunu ifade etti.
TAHTACI ALEVİLERİN İKRAR VE SAÇ KESME TÖRENLERİ
Tahtacı Alevilerin inanç ve toplumsal yaşamına ilişkin örnekler de paylaşan Kaya, çocukların topluluğa katılımında gerçekleştirilen törenlere dikkat çekti.
Özellikle erkek çocukların belirli yaşlarda katıldığı saç kesme törenlerinin toplumsal ve inançsal bir anlam taşıdığını anlatan Kaya, bu törenleri bir tür yeniden doğuş ve topluluğa kabul ritüeli olarak değerlendirdi.
Kaya, saha araştırmalarında kaydettiği fotoğraf ve görüntüler üzerinden Tahtacı Alevilerin geleneksel yaşamına ilişkin örnekler sundu.
Panel, Kaya’nın sunumunun ardından zakir Deli Önçü’nün dinletisiyle sona erdi.
PİRHA/İSTANBUL
Yoruma kapalı.