PİRHA- İstanbul’da düzenlenen Serçeşme etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen panelde, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ilk döneminde Alevi milletvekillerinin rolü, Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde Alevi-Bektaşi geleneğinin konumu ve 1925’te çıkarılan Tekke ve Zaviyeler Kanunu’nun dergâhlar üzerindeki etkileri ele alındı.
Serçeşme etkinlikleri kapsamında düzenlenen “1920’li Yıllar Türkiye Siyasetinde Hacı Bektaş ve Geleneğini Anlamak” başlıklı panelde, Alevi-Bektaşi toplumunun Cumhuriyet’in kuruluş sürecindeki konumu ve tarihsel deneyimleri tartışıldı. Panelde, ilk Meclis’te görev alan Alevi milletvekillerinin siyasi ve toplumsal rolleri ile 677 sayılı Tekke ve Zaviyeler Kanunu’nun Alevi-Bektaşi inanç kurumları üzerindeki etkileri tarihsel örnekler üzerinden değerlendirildi.
İLK MECLİS’TE ALEVİ MİLLETVEKİLLERİNİN ROLÜ ELE ALINDI
Panelin açılışında konuşan akademisyen Şükrü Aslan, 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla Alevi milletvekillerinin parlamentoda yer almasının, Cumhuriyet tarihi açısından önemli bir başlık olduğunu belirtti. Aslan, ilk Meclis’teki Alevi milletvekillerinin üstlendikleri görevlerin yanı sıra kişisel yaşamlarında karşılaştıkları güçlüklerin ve sonraki yıllarda yaşadıkları deneyimlerin de yeterince araştırılmadığına dikkat çekti.
Alevi milletvekillerinin tarihsel deneyimlerinin anlaşılmasının, Cumhuriyet’in kuruluşundan sonraki gelişmeleri değerlendirmek açısından önem taşıdığını vurgulayan Aslan, özellikle 1925’te çıkarılan Tekke ve Zaviyeler Kanunu’nun bu tarihsel süreçle birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti.
ALEVİ MİLLETVEKİLLERİNİN SİYASİ TEMSİLİ TARTIŞILDI
Siyaset bilimci Doç. Dr. Özlem İngün Karkış, sunumunda ilk Meclis’te yer alan Alevi milletvekillerini siyasal katılım, kurucu meşruiyet ve tanınma kavramları çerçevesinde değerlendirdi.
Karkış, bir topluluğun ülkenin kuruluş sürecinde etkin rol üstlenmesinin, o topluluğun inancının ve kimliğinin eşit biçimde tanınmasını kendiliğinden sağlamadığına işaret etti. İlk Meclis’te farklı toplumsal kesimlerin temsil edildiğini belirten Karkış, Alevi milletvekillerinin siyasi ve toplumsal konumlarının birbirinden farklı olduğunu vurguladı.
Sunumda Cemalettin Çelebi, Hüseyin Mazlum Bababalım, Fahrettin Erdoğan ve Hüseyin Aksu gibi isimlerin yaşam öyküleri üzerinden, Alevi milletvekillerinin Milli Mücadele dönemindeki rolleri ve Meclis sonrasındaki deneyimleri ele alındı. Karkış, ilk Meclis’te temsil edilmenin, Alevi toplumunun taleplerinin bütünüyle karşılandığı anlamına gelmediğini belirtti.
TEKKE VE ZAVİYELER KANUNU’NUN ETKİLERİ ANLATILDI
Akademisyen Gözde Orhan ise 677 sayılı Tekke ve Zaviyeler Kanunu’nun tarihsel arka planını ve Alevi-Bektaşi inanç kurumları üzerindeki etkilerini değerlendirdi.
Orhan, tekkelerin Osmanlı toplumunda yalnızca dini ve manevi merkezler olmadığını, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik yaşamda da önemli bir yere sahip olduğunu belirtti. Kanunun 1925’te yürürlüğe girmesiyle tekke ve zaviyelerin kapatılmasının yanı sıra dede, babalık ve şeyhlik gibi unvanların kullanımına ve dini kıyafetlere yönelik yasakların da devreye girdiğini anlattı.
Milli Mücadele sırasında Alevi-Bektaşi toplulukları ile dönemin siyasi aktörleri arasında kurulan ilişkilerin ardından gelen bu düzenlemenin tarihsel açıdan dikkat çekici olduğunu ifade eden Orhan, kanunun inanç kurumlarının toplumsal ve ekonomik dayanakları üzerindeki etkilerine dikkat çekti.
HACI BEKTAŞ DERGAHI’NIN KAPATILMASINDAN YENİDEN AÇILMASINA
Sunumunda Hacı Bektaş Dergâhı’nın tarihsel sürecine de değinen Orhan, Bektaşiliğin Çelebi ve Babagan kollarının dergâhla ilişkilerini ve 1925 sonrasındaki gelişmeleri anlattı.
Orhan, kanunun ardından dergâhta bulunan Babagan kolunun temsilcilerinden Salih Niyazi Dedebaba’nın Ankara’da bir süre faaliyetlerini sürdürmeye çalıştığını, daha sonra Arnavutluk’a gittiğini aktardı. Dergâhın 1964’te müze olarak yeniden açılmasının ise Alevi-Bektaşi toplumu açısından önemli bir gelişme olduğunu belirtti.
Orhan, dergâhın yeniden açılmasının ardından Hacı Bektaş’ın kamuoyundaki görünürlüğünün arttığını ve mekânın tarihsel ve kültürel kimliğinin yeniden öne çıktığını ifade etti.
Panelde, Alevi-Bektaşi geleneğinin Cumhuriyet tarihindeki yeri, siyasi temsil meselesi ve inanç kurumlarının karşılaştığı dönüşümler farklı tarihsel örnekler üzerinden ele alındı.
PİRHA/İSTANBUL
Yoruma kapalı.