Alevi Haber Ajansi

İnsan hakları savunucuları: Barışın toplumsallaşmasına ihtiyaç var-VİDEO

PİRHA- Barış Süreci’ne ilişkin konuşan insan hakları savunucuları, barış toplumsallaşmasına ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, çocukların, yaşlıların, kadınların barışın neşesini ve barışın hayata kattıklarını yaşaması gerektiğini belirttiler.

İnsan hakları savunucuları Barış Süreci’ne dair ajansımıza konuştu.

“TÜM HALKLAR BARIŞA SARILMALI VE SAHİP ÇIKMALIDIR”

Savaşın sonu olmadığını vurgulayan Senayi Sayın, “Barışın gelmesi çok önemlidir. Kan kanla yıkanmaz, barışla yıkanır. Bu barışta sadece Kürdün sahip çıkacağı bir mesele değildir. Tüm halklar barışa sarılmalı ve sahip çıkmalıdır. Artık anaların yürekleri sevinçle dolsun” dedi.

“BARIŞI ANLATMALIYIZ”

Toplumsal barışın egemenlerin gündeminde olmadığını belirten Nurgül Elveren, “Barış daha çok duyarlı, demokrat kesimlerin, ihtiyacı olan insanların duyurmaya çalıştığı bir söylem olarak ortaya çıkmıştır. Bu coğrafyada bu en yakından gördük. İnsanlar yeri geldiği yok edildi, yeri geldiği gözaltına alındı, işkencelerden geçirildi. Bu ülkede toplu mezarlardan bahsediyoruz. Bunların da gündeme gelmesi gerekiyor. Aynı zamanda bir cezaevi gerçekliğimiz var. Binlerce insan şu anda cezaevinde. Yüzlercesi hasta durumda. Onlarcası kendi ihtiyacını karşılayacak durumda değil. Eğer bir toplumsal barıştan bahsediyorsak öncelik olarak bu insanların da gündeme alınması, bir ara önce bırakılması, tedavilerinin yapılması gerekiyor. O yüzden de mümkün olduğunca duyarlı bir çevre oluşturmak gerekiyor. İnsanlara bunu anlatmak gerekiyor” diye konuştu.

“BARIŞ İÇİN ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPMALIYIZ”

Savaşta beslenen güçler tarihin her döneminde savaşlarla kendilerini yaşatmaya çalıştığına dikkat çeken Eyüp Yüksel, “Özellikle bugün de Ortadoğu’da yine savaşlarla kendini gündemde tutup kendi ömürlerini uzatmak için bir arayış içerisindedirler. Bunlara karşı barış en kutsal mücadelelerden biridir. Öncelikle barışı içselleştirerek kalıcılaştırmak gerekiyor. Burada tüm farklı kesimlerin bu süreçte rol oynamaları çok önemli. Umarım herkes üstüne düşeni yapar” şeklinde ifade etti.

“BARIŞ MUTLAKA GELMELİ”

Ortadoğu’nun her zaman ölüm, kan ve savaş alanı olduğunu dile getiren Ali Sert, “Kadınların, çocukların başına gelmeyen kalmamıştır. Bu da Orta Doğu’nun kaderidir. Orta Doğu’nun kaderini değiştirmek, yenilemek, tazelemek, yeni de bir oluşum oluşturmak sadece Türkiye için değil, bütün Ortadogu için önemlidir. Ortadogu’da barış olmazsa bütün insanlar bu dertlerden, sorunlarda kurtulamayacak. Onun için barış muhakkak gelmeli. Köylüsüyle, işçisiyle, bütün insanlığın demokratik hakları yaratmak, bir arada yaşayabilmek için barışı savunmalıdır” ifadelerine yer verdi.

“BARIŞIN NÖBETİNİ DAİM KILMALIYIZ”

İnsanlığın geçmişten bugüne kadar savaşların nöbetini tuttuğunun altını çizen Bedia Caka, “Çatışmaların, ölmelerin, öldürmelerin nöbetini tuttu. Ve bu insanlık tarihine çok büyük acılara mal oldu. Ne mutlu ki biz bugün barışın nöbetini tutuyoruz. Gerçekten barışın nöbetini tutmak çok kıymetli. Bizler eğer gelecek kuşaklara, çocuklarımıza da iyi bir gezegen, güzel bir dünya bırakmak istiyorsak, barışın nöbetini daim kılmalıyız. Bir daha hiçbir şekilde savaşların nöbetleri olmamalı. İnsanlık buraya gitmemeli. Biz bugün barışı konuşuyoruz. Bu bile çok anlamlı. İnsanlara gerçekten barışın ne olduğunu, barış içinde bir hayatın ne olduğunu anlatma fırsatımız var. Yeniden bu coğrafyada bunu inşa edebiliriz. Bunu çoğaltarak, büyüterek bu topraklarda kalıcı kılmalıyız ve barış nöbetlerini artık barış festivallerine çevirmeliyiz. Çocuklarımızla, yaşlılarımızla, kadınlarımızla gerçekten barışın neşesini ve barışın hayatımıza kattıklarını yaşamalıyız” diye belirtti.

“TOPLUMSAL BARIŞ İÇİN YÜZLEŞME GEREKİYOR”

Barışın inşa sürecinde savaşın doğurmuş olduğu sonuçları görmezden gelinemeyeceğine dikkat çeken Lokman Şaman, “Sadece silahların susmuş olması barışın inşa edildiği anlamına gelmiyor. Savaşın doğurmuş olduğu sonuçlarla yüzleşebilmek için önce toplumsal boyutuyla ele almak gerekiyor. Yüzleştiğimiz zaman barışın toplumsal anlaşmasından bahsedebilecek bir düzeye geleceğiz. Toplumsal barışı sağlayabilmek için herkes kendi kimliğini eşit ve özgür bir şekilde yaşayabileceği, kendi kimliğiyle var olabilmelidir” şeklinde konuştu.

Sebahattin Çoban da, barışın kalıcı hale gelmesi, kardeşliği güçlendireceğine işaret ederek, “İki yıldır barış konuşuluyor. Bu çok önemli. Umarım herkes barışa ses verir” dedi.

Diren KESER/MERSİN

 

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.