Alevi Haber Ajansi

PSAKD Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Ağçal: Aleviler hedef tahtasına konulmak isteniyor-VİDEO

PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Ağçal, Kemal Öztürk’ün Suriye’deki Esad yönetimini Alevilikle özdeşleştiren açıklamalarını, Altan Tan’ın Alevileri “İslam karşıtı” olarak niteleyen sözlerini, Yeni Şafak yazarı Aydın Ünal’ın tartışmalı yazısını ve 53 Alevi aydının yayınladığı bildiriyi değerlendirdi. Ağçal, Yavuz-İdris-i Bitlisi tartışmasının bugün gündeme getirilmesinin, sürecin sonunda Kürtlerin yerine Alevilerin hedef tahtasına konulmasına zemin hazırladığını vurguladı.

Son dönemde Altan Tan, Kemal Öztürk ve Yeni Şafak yazarlarının art arda Aleviler üzerinden yürüttüğü tartışmaları değerlendiren PSAKD Genel Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Ağçal, konuya ilişkin açıklamalarda bulundu.

“ESAD YÖNETİMİ BİR ALEVİ YÖNETİMİ DEĞİLDİ”

Kemal Öztürk’ün Habertürk’teki açıklamasına değinen Ağçal, Öztürk’ün Esad yönetimine verilen desteği Alevilikle ilişkilendirerek buradan bir katliam gerekliliği çıkarımında bulunduğunu, bunun tarih bilgisinden yoksun ve Alevi nefreti barındıran bir söylem olduğunu söyledi.

Esad yönetiminin bir Alevi yönetimi değil, Baas yönetimi ve Suriye Arap milliyetçiliği çizgisinde bir yönetim olduğunu vurgulayan Ağçal, dönemin resmi dini bakış açısının Sünni İslam eksenli olduğunu, Alevilerin örgütlenmesinin yasak olduğunu hatırlattı. Esad’ın cuma namazlarını Emevi Camii’nde kıldığını, Türkiye’deki gibi cemevi, dernek ve federasyon gibi örgütlenme kanallarının Suriye’de hiçbir dönem bulunmadığını belirten Ağçal, Esad sonrası dönemde Suriye’de yaşanan ve yer yer soykırıma varan Alevi katliamlarının hafife alınmasının ya da normalleştirilmesinin açık bir nefret suçu ve insan hakları ihlali olduğunu söyledi. Bu söylemi dile getirenleri “soykırımcı” olarak niteledi.

“ALTAN TAN’IN SÖZLERİ ALEVİ DÜŞMANLIĞI ÜZERİNDEN OKUNMALI”

Altan Tan’ın süreç tartışmalarına dair yaptığı açıklamalara da değinen Ağçal, Tan’ın Alevilerin bir kısmının Demokrat Parti’den Süleyman Demirel’e, günümüzde Tayyip Erdoğan’a duyduğu tepkiyi “İslam karşıtlığı” ve “Alisiz Alevilik” söylemiyle açıklamaya çalıştığını belirtti.

Bu söylemin açıkça Alevi nefreti ve düşmanlığı üzerinden okunması gerektiğini vurgulayan Ağçal, Alevi toplumunun örgütlü yapılarının, cemevlerinin, derneklerin, federasyonların ve Avrupa konfederasyonunun barış sürecine dair yaptığı tüm açıklamalarda sürece olumlu yaklaştığını söyledi. Alevi toplumunun doksanlardan bu yana zaten barış mücadelesinin bayraktarlığını üstlendiğini belirten Ağçal, barışın var olmadığı dönemlerde en büyük acıları Alevilerin çektiğini ifade etti.

Ağçal, bu nedenle Alevilerin barış sürecine karşı çıkmasının herhangi bir mantıklı zemininin bulunmadığını belirterek, bunu dillendirenlerin “Ali’siz Aleviler”, “Marksist Aleviler” diyerek Alevileri hedef gösterdiğine dikkat çekti.

Altan Tan’ın kendisine yönelik yapılan eleştirileri “alçakça ve şerefsizce” bir saldırı olarak nitelendirmesine tepki gösteren Ağçal, “Asıl alçaklık ve şerefsizlik, Alevileri İslam karşıtı gibi göstermektir” dedi.

Alevilerin cemevi talebini tekke ve zaviyelerin açılması talebiyle eşitlemenin de yanlış olduğunu belirten Ağçal, tüm Alevi kurumlarının, inanan ya da inanmayan ayrımı yapılmaksızın ortaklaştığı tek noktanın laik bir Türkiye Cumhuriyeti talebi olduğunu, laikliğin Aleviler için kırmızı çizgi olduğunu vurguladı.

Altan Tan’ın “Ben dergahların açılmasını savundum” sözüyle aslında kastettiğinin tekkelerin açılması olduğunu belirten Ağçal, Tan’ın dergahların açılmasını istediğini belirterek, aslında Alevilerin talebini bu niyetini gizlemek için bir kılıf olarak kullandığını ifade etti. Ağçal, “Eğer savunduğu şey tekke ve zaviyelerin açılmasıysa bunu dürüstçe kendi adına savunsun, bunu Aleviler üzerinden yapmasın” dedi.

Yeni Şafak yazarı ve eski AK Parti milletvekili, eski Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Aydın Ünal’ın yazısına da değinen Ağçal, bu yazının devletin Alevilere tarihsel bakış açısını çok net biçimde ortaya koyduğunu söyledi.

Yazının Şah İsmail dönemine atıfla Alevilerin “zapturapt altına alınması” gerektiği yönünde bir tehdit içerdiğini belirten Ağçal, metnin devletin çizgisine gelinmezse sonuçlarından sorumlu olunmayacağı mesajını verdiğini vurguladı. Buna rağmen Alevilerin eşit yurttaşlık, cemevi ve barış mücadelesinden vazgeçmeyeceğini, saray politikalarının peşinden gitmeyeceklerini, direnmeye ve mücadeleye devam edeceklerini söyledi.

“53 İMZACI NUMAN KURTULMUŞ’A NEDEN SESSİZ KALDI?”

53 Alevi aydının yayınladığı ve süreci destekleyen Alevi kurumlarını hedef alan bildirgeye de değinen Ağçal, bildirinin çıkış noktası olan Yavuz Sultan Selim-İdris-i Bitlisi ittifakı tartışmasına ilkesel olarak herhangi bir Alevinin karşı çıkmayacağını, bu konuda binlerce imza toplanabileceğini belirtti.

Ancak Ağçal, bu konunun ilk kez gündeme gelmediğini, Mayıs 2025’te TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un aynı ittifaka dair olumlu bir açıklama yaptığını ve buna Alevi örgütlerinin sert tepki gösterip istifa çağrısında bulunduğunu hatırlattı.

Bugün bu konuda “hassas” olduğunu söyleyen 53 imzacının o dönem Kurtulmuş’un açıklamalarına hiçbir tepki vermediğini vurgulayan Ağçal, “Bu çok ciddi bir tutarsızlık. Demek ki kırmızı çizginiz değilmiş” dedi.

“ALEVİ KAMUOYU AYAKTAYKEN BU İMZACILAR YANIMIZDA DEĞİLDİ”

Son iki yılda Suriye’de yaşanan ve yer yer soykırıma varan Alevi katliamlarına Türkiye’deki Alevi kurumlarının konsolosluk önü eylemleri, basın açıklamaları ve sınıra yürüyüşlerle yoğun tepki gösterdiğini hatırlatan Ağçal, tüm bu süreçte 53 imzacının kurumların ve mücadelenin yanında yer almadığını belirtti.

Bunun bugünkü “hassasiyet” söylemiyle çeliştiğini vurgulayan Ağçal, bildirgenin aslında yürüyen barış sürecine dair farklı bir siyasi tavrı örtük biçimde ortaya koyduğunu, ancak bunun açıkça ifade edilmesi gerektiğini söyleyerek sözlerini tamamladı.

Fırat ALTINTAŞ/İSTANBUL

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.