Alevi Haber Ajansi

Hüseyin Tosu: Laboratuvar ve kütüphane yokken mescit dayatmak ideolojik bir tercih-VİDEO

PİRHA- Eğitim Sen İstanbul 3 No’lu Şube Başkanı Hüseyin Tosu, 2026-2027 eğitim-öğretim yılının kadro, temizlik ve güvenlik personeli eksiklikleriyle başladığını belirtti. Milli Eğitim Bakanlığı’nın kılık kıyafet düzenlemelerini “antidemokratik” olarak nitelendiren Tosu, İstanbul Valiliği’nin okullarda mescit açılmasına yönelik yazısına da tepki göstererek, “Laboratuvarımız, kütüphanemiz yokken mescidi dayatmak ideolojik bir tercihtir” dedi.

2026-2027 eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte okullardaki öğretmen ve yardımcı personel eksikliği, güvenlik sorunu, zorunlu din dersleri ve eğitimin dinselleştirilmesine yönelik uygulamalar yeniden gündeme geldi.

Eğitim Sen İstanbul 3 No’lu Şube Başkanı Hüseyin Tosu, yeni eğitim-öğretim döneminde yaşanan sorunlara ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu. Tosu, okullarda kadro, temizlik ve yardımcı personel eksikliğinin devam ettiğini belirterek, Milli Eğitim Bakanlığı’nın kılık kıyafet düzenlemesi, Maarif Modeli, zorunlu din dersleri ve okullarda mescit açılmasına yönelik uygulamalarını eleştirdi.

“YASAKLARLA SORUNLARIN ÜSTÜ ÖRTÜLÜYOR”

Yeni eğitim-öğretim döneminin önceki yıllardan devralınan sorunlarla başladığını söyleyen Tosu, kadro ve yardımcı personel yetersizliğinin yanı sıra norm fazlası öğretmenlerin yaşadığı belirsizliklerin de sürdüğünü belirtti.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın kılık kıyafetle ilgili düzenlemelerine tepki gösteren Tosu, şunları söyledi:

“Bu yasakların özellikle öğretmenlere önlük dayatılması, tişörtün yasak olması, pantolonun yasak olması, kadınların giyimiyle ilgili birtakım kısıtlamalar getirilmesi… Bunları çok antidemokratik buluyoruz. Bu uygulamaların maksadını, okullarımızda geçmiş dönemden süregelen sorunların halledilememesinin üstünü örtmeye dönük uygulamalar olarak görüyoruz.”

Tosu, okulların büyük çoğunluğunda temizlik ve yardımcı personel eksikliği bulunduğunu, geçen yıl Türkiye genelinde yaklaşık 100 bin ücretli öğretmenin görev yaptığını ve bu tablonun bu yıl da değişmediğini ifade etti.

“GÜVENLİK PERSONELLERİNE HERHANGİ BİR EĞİTİM VERİLMEDİ”

Maraş ve Urfa’da yaşanan saldırıların ardından okullarda güvenliği sağlamak amacıyla 30 bin personelin görevlendirileceğinin duyurulduğunu hatırlatan Tosu, söz konusu kişilerin Toplum Yararına Program (TYP) kapsamında dokuz ay süreyle istihdam edileceğini belirtti.

Görevlendirilecek personelin çocuklarla iletişim konusunda pedagojik bir eğitimden geçirilmediğini söyleyen Tosu, şöyle konuştu:

“Rastgele alınmış olan ya da alınacak olan kişiler. Bunların çocuklara yaklaşımıyla ilgili aldıkları bir eğitim yok, pedagojik bir eğitim yok. Sadece biraz kamuoyunu, veliyi tatmin etmeye dönük almış oldukları bir tedbir diye düşünüyoruz.”

Rehber öğretmenlere idareden izin almadan velilerle doğrudan iletişime geçebilme olanağının tanınmasını olumlu bir adım olarak değerlendiren Tosu, asıl ihtiyacın rehber öğretmen kadrolarının artırılması olduğunu söyledi. Özellikle riskli okullara öğrenci sayısı gözetilmeksizin yeterli rehber öğretmen kadrosunun tahsis edilmesi gerektiğini belirtti.

“MAARİF MODELİ KONUSUNDA HİÇBİR PAYDAŞIN GÖRÜŞÜ ALINMADI”

İkinci yılına giren Maarif Modeli’nin eğitim paydaşlarının görüşleri alınmadan hazırlandığını savunan Tosu, programın siyasal iktidarın kendi politikaları ve ideolojik yaklaşımı doğrultusunda şekillendirildiğini ifade etti.

Tosu, “Sendikaların, öğretmenlerin, velilerin bu konuda görüşü alınmadı. Matematikten felsefeye farklı derslerde dini terimler, dini argümanlar kullanılarak eğitimin dinselleştirilmesine hizmet eden bir program” dedi.

Maarif Modeli’nin öğretmenlere ayda bir kursa katılma gibi ek yükler de getirdiğini belirten Tosu, bunu mevcut eğitim-öğretim faaliyetlerinin üzerine eklenen bir angarya olarak değerlendirdi.

“AİHM KARARLARINA RAĞMEN ZORUNLU DİN DERSİ UYGULAMASI DEVAM EDİYOR”

Zorunlu din derslerine ilişkin yargı kararlarına rağmen uygulamanın sürdüğünü belirten Tosu, bunu insan ve çocuk hakları açısından eleştirdi.

“AİHM’e gidip lehimizde sonuçlanan davalar var ancak bu davalar içtihat hükmüne dönüşüp zorunlu din derslerini seçmeli hale getirmeye yetmedi. Siyasal iktidar bu konuda adım atmamak konusunda ısrar ediyor” diyen Tosu, 12 Eylül döneminde eğitim sistemine giren zorunlu din derslerinin sayısının özellikle AKP döneminde artırıldığını söyledi.

Tosu, zorunlu din derslerine ilişkin mevcut uygulamanın değişmesinin örgütlü ve demokratik bir kamuoyu mücadelesiyle mümkün olabileceğini ifade etti.

“LABORATUVAR, KÜTÜPHANE YOKKEN MESCİT DAYATILIYOR”

İstanbul Valiliği’nin 39 ilçe kaymakamlığına gönderdiği, okullarda mescit açılmasına yönelik yazıya da değinen Tosu, benzer düzenlemelerin daha önce de gündeme geldiğini hatırlattı.

Okulların öncelikli ihtiyaçlarının farklı olduğunu vurgulayan Tosu, şöyle konuştu:

“Bizim okullardaki temel ihtiyacımız çocuklarımızın laboratuvarlarda, atölyelerde, spor salonlarında eğitim görmesi. Bu salonlar yokken, kütüphane yokken, laboratuvar yokken ille de mescit diye dayatılması ideolojik bir tercihtir, çocuk yararına olan bir durum değildir.”

Meslek liselerindeki atölyelerin ve bazı fen liselerindeki laboratuvarların yetersiz olduğunu, birçok Anadolu ve meslek lisesinde ise kütüphane bulunmadığını belirten Tosu, “Var olan alanları mescide tahsis ettiğimizde çocuklarımızın nitelikli eğitim görebilmesi için gerekli laboratuvar ve atölyeleri bulmakta zorlanıyoruz” dedi.

“ÖRGÜTLÜ MÜCADELEDEN VAZGEÇİLMESİN”

Yeni eğitim-öğretim döneminde yaşanan sorunların çözümü için öğretmen ve velilere örgütlü mücadele çağrısında bulunan Tosu, sözlerini şöyle tamamladı:

“2026-2027 eğitim-öğretim dönemi sorunlarla başladı. Velilerimizden beklentimiz okullarına sahip çıksınlar, öğrencilerine sahip çıksınlar ve örgütlü mücadeleden vazgeçmesinler.”

Fırat ALTINTAŞ/İSTANBUL

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.