PİRHA- 1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle açıklama yapan Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri, savaşa karşı barışı, emperyalizme karşı bağımsızlığı, halkların kardeşliğini, faşizme karşı demokrasi, eşitlik ve özgürlükleri savunmaya devam edeceklerini belirtti.
Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri, 1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle açıklama yaptı. Açıklamayı Antalya Emek ve Demokrasi Güçlerinin adına KESK Antalya Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Tüm Bel-Sen Antalya Şube Başkanı İlhan Bozkurt okudu.
“SALDIRILAR GÜNLÜK YAŞAMIN HEDEF ALIYOR”
Dünyanın dört bir yanında halkların yaşamı savaşlarla kuşatıldığını belirten Bozkurt, “Gazze’den Ukrayna’ya, Lübnan’dan Iran’a, Ortadoğu’dan dünyanın farklı coğrafyalarına kadar milyonlarca insan öldürülüyor, yaralanıyor, yerinden ediliyor. Kentler, hastaneler, okullar yıkılıyor; çocukların geleceği ellerinden alınıyor. İsrail-ABD’nin İran’a yönelik ilk saldırılarında yüzlerce çocuğun yaşamını yitirmesine yol açan okulun hedef alınması, ardından altyapıya yönelik saldırılar, asgari savaş kurallarının dahi ortadan kalktığını ve savaş suçu niteliğindeki saldırılarla günlük yaşamın hedef alındığını göstermektedir” dedi.
“SAVAŞLARIN ARKASINDA HALKLARIN ÇIKARLARI DEĞİL; EMPERYALİST GÜÇLERİN PAYLAŞIM HESAPLARI VAR”
Ortadoğu’da hâlen devam eden Suriye-İran-ABD-İsrail eksenli çatışmaların, cihatçı örgütlere yeni alanlar açılarak sürdürülmesi yeni mezhep savaşlarına da davetiye çıkardığına dikkat çeken Bozkurt, “Savaşların arkasında halkların çıkarları değil; emperyalist güçlerin paylaşım hesapları, enerji kaynakları ve ticaret yolları üzerindeki rekabet, silah tekellerinin ve uluslararası sermayenin kâr hırsı bulunuyor” diye konuştu.
“BARIŞ ORTAMINI BİZ EMEKÇİLERİN FİİLİ, MEŞRU VE BİRLEŞİK MÜCADELESİYLE SAĞLANACAKTIR”
Çatışmasızlıktan kalıcı barışa giden yol; demokratikleşmeden, adaletten, eşit yurttaşlıktan ve halkların kendi kimlikleriyle özgürce yaşayabilmesinden geçtiğinin altını çizen Bozkurt, şunları dile getirdi:
“Emek ve Demokrasi Güçleri olarak emek mücadelemiz ile demokrasi ve barış mücadelemizi hiçbir zaman birbirinden ayırmadık. Çünkü savaşa karşı barışı savunmak, aynı zamanda sermayenin sömürü ve talan düzenine karşı emeği savunmaktır. Savaşa karşı barışı savunmak kadın ve çocuk haklarını savunmak doğa ve çevrenin yağmalanmasına karşı yaşamı savunmaktadır.
Bir kez daha söylüyoruz: savaşa karşı barışı, emperyalizme karşı bağımsızlığı halkların kardeşliğini faşizme karşı demokrasi, eşitlik ve özgürlükleri savunmaya devam edeceğiz. Barış işçilerin, emekçilerin, kadın, gençlerin ve halkların ortak mücadelesiyle gelecektir. Barış ortamını biz emekçilerin fiili, meşru ve birleşik mücadelesiyle sağlanacaktır.”
PİRHA/ANTALYA
Yoruma kapalı.