Alevi Haber Ajansi

Kazım Eroğlu: Aleviler kendi tarih yazımını kendileri yapmalı-VİDEO

PİRHA- Didim’de 40 kişilik Canlar Muhabbet Meclisi’nin iki yıllık kolektif çalışmasıyla hazırlanan “Aleviliğin Temel İlkeleri” kitabının yazarı Kazım Eroğlu, Aleviliğin insanı, eşitliği, özgürlüğü, rızalığı ve toplumsallığı temel alan bir yol olduğunu söyledi. Aleviliğin bireyciliği reddeden komünal bir yapıya sahip olduğunu belirten Eroğlu, “Neden biz Alevi tarih yazımını yapamıyoruz?” diye sorarak Alevi yazarları ve kurumları ortak bir tarih yazımı çalışması yürütmeye çağırdı.

Aydın’ın Didim ilçesinde yaşayan 40 kişilik Canlar Muhabbet Meclisi’nin kolektif çalışmasıyla ortaya çıkan Kazım Eroğlu’nun “Aleviliğin Temel İlkeleri” kitabı okuyucuyla buluştu.

Aleviliğin sosyal, siyasal, ekonomik, felsefi, ideolojik, kültürel, ahlaki ve inançsal yönlerinin ele alındığı kitap 15 bölümden oluşuyor. Kitap, iki yıllık çalışma sürecinde yüz yüze gerçekleştirilen 60 derslik programın sonucunda hazırlandı.

Kitaba ilişkin PİRHA’ya konuşan yazar Kazım Eroğlu, çalışmanın kolektif biçimde ortaya çıktığını belirterek, kitabı Alevilerin kendi tarihlerini yazması yönünde atılmış bir adım olarak değerlendirdi.

Eroğlu, Alevi kurumlarına şu çağrıda bulundu:

“Bu çalışmamız yüz yüze kolektif bir çalışmadır. Bu çalışmayı biz bir adım olarak görüyoruz, bir taslaktır. Bu zemin üzerinde Alevi tarih yazımının gerçekleştirilmesi için bütün kurumları bu doğrultuda adım atmaya çağırıyoruz.”

“Aleviliğin Temel İlkeleri” kitabını “Alevilik din midir, inanç mıdır, İslam içi mi, dışı mı?” gibi tartışmaları aşma iddiasıyla hazırladıklarını belirten Eroğlu, kitapta Aleviliğin 15 temel ilkesini ortaya koymaya çalıştıklarını söyledi.

Eroğlu, “Burada Aleviliğin 15 temel ilkesi, Aleviliğin olmazsa olmazlarındandır. Bu anlamıyla biz öncelikle asimilasyonun etkisinden kurtulmamız gerektiğini düşünüyoruz. Bu yolun gerçek anlamda insani bir yol olduğunu, din ve inanç bağlamında değil, insanın toplumsal olarak insanca yaşayabileceği koşulların ve bir yaşamın inşa edilmesini sağlayan bir yol olduğunu göstermeye çalıştık” dedi.

“İNSANİ BİR YOL OLARAK ALEVİLİK”

Kitabın ilk başlığı olan “İnsani bir yol olarak Alevilik” üzerine değerlendirmelerde bulunan Eroğlu, Aleviliğin insanı temel aldığını ifade ederek şunları söyledi:

“Alevilik ilahi bir yol değil, her şeyi insanda gören insani bir yoldur. Bu anlayış bütün deyişlerimize de yansımıştır. İşte ‘Benim Kâbe’m insandır’ gibi. Yol deyince bazı arkadaşlar, bazı canlarımız ‘Ehlibeyt’ diyor. Peki, Ehlibeyt yolu nedir dediğimizde orada İslam, Müslümanlıktan başka bir şey diyemiyorlar. Fakat bu çok yanıltıcıdır. İlahi bir yol ile insani bir yol arasında, dünyayla öbür dünya arasında bir fark var. Biri gerçektir, yani yaşadığın dünya; bir de hayali, varsaydığın bir dünya vardır. Dinler ve inançlar kendisini ilahi bir yol olarak tanımlar. Alevilik ise bunların dışında gerçek anlamda bir yoldur. Gerçek olan bugün yaşadığımız insan ilişkileri, toplum ilişkileridir. Bu yolu çizmemiz lazım. Demokratik süreç ve mücadele içerisinde bu yolu gerçek anlamda çizmeye çalışacağız.”

“İKRAR VE RIZALIK OLARAK ALEVİLİK”

Aleviliğin temel ilkelerinden birinin ikrar ve rızalık olduğunu belirten Eroğlu, ikrarın yola verilen ve gönüllülüğe dayanan bir söz olduğunu söyledi.

Eroğlu, “İkrar, Yol’a verilen sözdür. Bu gönüllülük üzerine kuruludur. Kimse zorla, baskıyla ikrar vermez, kimse bu yola zorla girmez. Gönüllü olarak yola ikrar verilir. Bu ikrar içerisinde hem kendinle hem yolla hem de diğer insanlarla rızalaşırsın. Rıza toplumu dediğimiz olgu da toplumsal yaşamda ikrar ve rızalık üzerine kurulur. Bu, olmazsa olmaz ilkelerimizden biridir” diye konuştu.

“HAKİKATÇİLİK VE GERÇEKÇİLİK OLARAK ALEVİLİK”

Kitapta ele alınan “hakikatçilik ve gerçekçilik” ilkesine de değinen Eroğlu, Aleviliğin “vardan var oluş” anlayışına dayandığını belirterek şöyle devam etti:

“Dinler kendisini ilahi bir buyruğa dayandırır. Evrenin ilahi bir varlık tarafından oluşturulduğunu söyler. Alevilik ise bunun tam tersidir. Vardan var oluşa inanır; yani evrenin, maddenin, olgunun ilelebet var olduğunu ve ilelebet var olacağını söyler. Fizikte bir kural vardır; hiçbir şey yoktan var olmaz, var olan bir şey de yok olmaz.”

Gerçekçilik anlayışının insan, toplum ve doğanın somut gerçekliğine dayandığını söyleyen Eroğlu, “Toplum, insan ve doğa bir gerçeklik sunar. Gözle görüyorsun, hissediyorsun. Alevilik de buradan hareket eder. Doğanın işleyişi Alevi felsefesine yansır. Toplumun kendi içindeki işleyişi, sorunları ve çelişkileri de Alevi felsefesine yansır. O bakımdan Alevilik bu gerçeklik üzerinden yürür” dedi.

“EŞİTLİK VE ÖZGÜRLÜK OLARAK ALEVİLİK”

Aleviliğin temel ilkelerinden bir diğerinin eşitlik ve özgürlük olduğunu vurgulayan Eroğlu, “Eşitlik ve özgürlüğün olmadığı bir yerde Alevilik olmaz” dedi.

Aleviliğin çıkış noktasının komünal ilişkiler olduğunu savunan Eroğlu, şunları söyledi:

“Aleviliğin çıkış noktası komünal ilişkilerdir. Komünal ilişki eşitlikçilik ve özgürlükçülük üzerine kuruluyor. Eşitliğin olmadığı, sınıf çelişkilerinin ve sınıfsal farklılaşmanın olduğu bir yerde ne eşitlik vardır ne özgürlük. Bunun mücadelesini vermiştir Alevilik. İnsanoğlunun başlangıçtaki yaşam biçimi zaten komünaldir, eşitlik üzerine kurulur, kolektiftir. Burada devlet yoktur, otorite yoktur. Otoritenin olmadığı yerde özgürlük vardır. Ancak toplum otoriterleştiği, eşitlikçi yapıdan ayrıldığı ve sınıflara bölündüğü zaman yeni bir otorite inşa edilir. Bu bakımdan eşitlik ve özgürlük, Alevi toplumsal yaşamının olmazsa olmaz değerleridir.”

Rıza toplumu ve Kırklar Meclisi söylencelerine de değinen Eroğlu, her iki anlatıda da eşitlik ve özgürlüğün bulunduğunu, bunun cemlerde de simgesel olarak ortaya konulduğunu ifade etti.

“BARIŞ VE KARDEŞLİK OLARAK ALEVİLİK”

Türkiye’de yürütülen barış sürecine de değinen Eroğlu, barışın hakların kabul edilmesini gerektirdiğini belirterek, eşitlik ve özgürlük olmadan barış ve kardeşliğin kurulamayacağını söyledi.

Eroğlu, “Türkiye’de bugün barıştan bahsediyoruz. Barış aslında bir hakkın kabul edilmesini gerektiren bir olgudur. Durup durduğun yerde savaşlar olmaz. Bu bakımdan barışın olabilmesi için eşitliğin ve özgürlüğün olması şarttır. Buradaki temel ilkeler zaten birbirine bağlıdır. Eşitlik ve özgürlük olmadan barış ve kardeşliği yapılandıramazsın. Sınıfların olduğu, yoksulluğun, açlığın olduğu bir yerde barışı sağlayamazsın. Aleviler gerçekten barışa ve kardeşliğe inanır, bunun için de özgürlükçü ve paylaşımcı bir düzeni kendisine şiar edinmiştir” diye konuştu.

“ALEVİLİK BİREYCİLİĞİ YOK SAYAR”

“Aleviliğin Temel İlkeleri” kitabını ozanların diline ve yaşanan somut olaylara dayandırdıklarını belirten Eroğlu, Aleviliğin sözlü kültürünün bugüne taşınmasında ozanların önemli rol oynadığını söyledi.

“Ozanlarımız olmasaydı gerçekten bu kültürü bu zamana kadar belki yaşatamazdık. Bu bakımdan çalışmayı ozanlara dayandırdık. İkincisi ise yaşanan somut olaylardan hareket ederek oluşturduk” diyen Eroğlu, Aleviliğin bireyciliği reddettiğini belirtti.

Eroğlu, “Rıza toplumu başlı başına toplumsallığın bir göstergesidir. Burada sen-ben davası yoktur, biz davası vardır. Biz davasıyız. Biz davası olmayan yerde Alevilik olmaz. Bu bakımdan her türlü bireyciliği, bencilliği Alevilik yok sayar; dayanışmayı, paylaşımı ve ortak yaşamı şiar edinir” ifadelerini kullandı.

“ALEVİLİK İNSANİ BİR YOLDUR”

Alevi kurumlarının birlik çağrılarının önemine değinen Eroğlu, herkesin bu birliğe katkı sunması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

“Alevilik insani bir yoldur. İlahi bir yol değil, dinin bir yolu değildir. İnsani bir yol da yaşanan gerçek hakikat yoludur. Bu bakımdan insanın insanlaştırılması adına biz bu yolu yürümemiz lazım. Bu yol için de öncelikle eşitliği, özgürlüğü, paylaşımı, kardeşliği, barışı, ilericiliği ve toplumculuğu özümsememiz gerekir diye düşünüyorum.”

“GELİN BU YOLU BİRLİKTE YÜRÜYELİM”

Alevi yazarlarına çağrıda bulunan Eroğlu, kitabın tamamlanmış ve değişmez bir çalışma olarak değil, ortaklaşılabilecek bir taslak olarak görülmesini istedi.

“Gelin bu yolu hepimiz birlikte yürüyelim. Bunu bir taslak olarak düşünün. Hepimiz bu ilkeleri ortaya koyalım ve bu ilkelere imzamızı atalım. Yoksa her birimiz bir kitap çıkarabiliriz. Bugün birçok yazarımızın kendi başına, bireysel çalışmalarla yol yürüttüğü değerli bilgileri var ama biz tek başımıza yol yürüyerek bu yolu Alevilere çok fazla taşıyamayız. Birlikte olursak, bu kolektif çalışmayı hayata geçirirsek o zaman bir şeyler anlatabiliriz.”

“ALEVİLER KENDİ TARİH YAZIMINI KENDİLERİ YAPMALI”

Alevilerin kendi yazılı tarihlerini oluşturması gerektiğini vurgulayan Eroğlu, Alevi kurumlarına da bu konuda sorumluluk almaları çağrısında bulundu.

“Neden biz Alevi tarih yazımını yapamıyoruz?” diye soran Eroğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

“Herkesi bu kolektif çalışmaya davet ediyorum. Mutlak suretle biz Aleviler kendi tarih yazımımızı kendimiz yapmak zorundayız. Bu zamana kadar tarih yazımında ilahiyatçıları görüyoruz, Alevi olmayan yazarları görüyoruz. Neden biz Alevi tarih yazımını yapamıyoruz? Bunu sorgulamamız lazım. Bu konuda özellikle kurumlarımızın destek sunması, kurumsal bir çalışma yürütmesi lazım.”

Semra ACAR/DİDİM

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.