PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, barış sürecinin bu topraklarda yaşayan herkesi doğrudan ilgilendiren bir mesele olduğunu belirterek, “Bu meselenin çözümüne dair taraflar arasında atılacak adımların olumlu yönde ilerlemesine bir katkımız olacaksa bunu yapmaktan çekinmeyiz” dedi.
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, Meclis’te kabul edilen Çerçeve Yasa ve yürütülen barış sürecine ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu. Sürecin yalnızca Kürtleri değil, Türkiye’de yaşayan bütün kesimleri ekonomik, siyasal ve toplumsal açıdan ilgilendirdiğini belirten Can, barışın sağlanmasına yönelik atılacak olumlu adımlara Alevilerin de katkı sunacağını söyledi.
“KÜRT SORUNU ÜLKENİN EN TEMEL MESELELERİNDEN BİRİ”
Kürt sorununun yaklaşık 40 yıldır ülkenin en temel meselelerinden biri olduğunu belirten Can, sorunun farklı kesimler tarafından farklı biçimlerde tanımlandığına dikkat çekti.
Can, “Ülkenin temel sorunlarından biri, kimine göre terör meselesi, kimine göre Kürt meselesi olarak görülen ve 40 yıldır süren bir sorun. Yakın tarih itibarıyla 1984 Eruh-Şemdinli baskınıyla başlayan 40 yıllık bir süreçten söz ediyoruz” dedi.
“BARIŞ MESELESİ BU COĞRAFYADA YAŞAYAN HERKESİ YAKINDAN İLGİLENDİRİYOR”
Sorunun bu topraklarda yaşayan herkesi doğrudan ya da dolaylı olarak etkilediğini ifade eden Can, “Ekonomiyi, siyaseti, günlük yaşamı, aileleri; bir bütün olarak Türkiye’yi bir tarafından yakalayan bir mesele.PKK’nın amacına ulaşabilecek bir güce sahip olamaması, devletin de PKK meselesini sona erdirecek bir çözüm bulamamasıyla süreç bir çözümsüzlük noktasına gelmiştir.
Taraflar arasında bir anlaşma ve uzlaşma arayışı çerçevesinde diyalog geliştiğini belirten Can, “Bugünkü sıcak haliyle yaklaşık bir yıldır süren bir süreç var. Bahçeli’nin Meclis’te DEM Partililerle hasbıhal etmesiyle başlayan, daha sonra İmralı ziyaretleri ve Meclis’te kurulan komisyonla devam eden bir süreç yaşanıyor” ifadelerini kullandı.
“ÇERÇEVE YASANIN KABULÜYLE SÜREÇ YENİ BİR BOYUTA GİRDİ”
Çerçeve Yasa’nın Meclis’te kabul edilmesiyle birlikte sürecin yeni bir aşamaya geçtiğini belirten Can, “Birkaç gün önce Çerçeve Yasa’nın Meclis’te kabul edilmesiyle artık ayrı bir yola girildi. Var olan durum resmiyet kazanarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden 12 maddelik bir kanunun geçmesiyle yeni bir boyuta girmiş oldu” dedi.
Yasanın uygulanmasının PKK ve KCK’nin fiili varlığının sona erdirilmesi ve silahların teslim edilmesiyle bağlantılı olduğunu ifade eden Can, şöyle devam etti:
“Yasa yürürlüğe girmiş olmasına rağmen uygulaması, PKK ve KCK’nin fiili olarak varlığını sonlandırması ve silahları teslim etmesi, bunun da Milli Güvenlik Kurulu tarafından teyit edilmesiyle başlayacak. Dolayısıyla burada zamana yayılacak bir süreçle karşı karşıyayız.”
“ÖCALAN’IN SÜRECİ SAHİPLENMESİ DEVAM EDECEĞİNİ GÖSTERİYOR”
Murat Karayılan’ın Mezopotamya Haber Ajansı’na verdiği röportaja da değinen Can, Karayılan’ın sürece ilişkin çekincelerinin bulunduğunu söyledi.
Can, “Murat Karayılan’ın Mezopotamya Haber Ajansı’na verdiği, Sol Haber’in bize ulaştırdığı bir röportajı var. Orada ‘Abdullah Öcalan özgür kalmadıkça ben silahları bırakın diyemem’ şeklinde bir açıklaması var. Röportajın tamamında ciddi şerhleri bulunuyor” dedi.
Karayılan’ın açıklamalarında eksikliklere ve yanlışlıklara işaret ettiğini ancak Abdullah Öcalan’ın süreci onaylaması nedeniyle sürecin devam edeceğini söylediğini aktaran Can, “Abdullah Öcalan’ın süreci sahiplenmesinden dolayı Kandil’in de bu işe olur dediği anlamını çıkarıyoruz. Ancak onların burada ciddi kaygılarının ve çekincelerinin olduğunu görüyoruz. Asıl olarak görünen, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile İmralı arasında ana hatlarıyla süren bir sürecin olduğu” diye konuştu.
“SÜREÇTE BİLİNMEYEN BİRÇOK NOKTA VAR”
Yürütülen sürecin kamuoyuna açık olmayan yönlerinin bulunduğunu belirten Can, Türkiye’deki siyasi gelişmelerin yanı sıra Ortadoğu’daki gelişmelerin de süreci etkilediğini söyledi.
Can, “Bizim açımızdan bilemediğimiz, kapalı devre yürüyen birçok şey var. Görünür yönüyle baktığımızda Türkiye’deki iç iktidar hesaplarının bir etkisi var. Dışarıda ise bugün Ortadoğu’da burnumuzun dibine kadar dayanan gelişmeler, bir taraftan İran savaşı, diğer taraftan İsrail’in Suriye üzerindeki emelleri var” dedi.
ABD’nin bölgeyi kontrol etme mücadelesinin de sürdüğünü ifade eden Can, “Bütün bunların yanında Irak’taki Haşdi Şabi, Yemen ve Körfez ülkelerinin de dahil olmasıyla bir anda ateş topuna dönebilecek bir süreç yaşıyoruz” diye belirtti.
Barış sürecinin bir aldatmacaya dönüşmemesi halinde olumlu değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Can, Alevilerin de çözüm yönünde katkı sunmaya hazır olduğunu vurguladı:
“Bir ön alma hazırlığı ya da bir kandırmacaya dönüşmediği sürece barış meselesini olumlu bir gelişme olarak görmek gerekir. Ağır aksak da yürüse, biz Aleviler açısından şu anda bize doğrudan yararı olacak bir şey olmasa dahi bu meselenin çözümüne dair taraflar arasında atılacak adımların olumlu yönde ilerlemesine bir katkımız olacaksa bunu yapmaktan çekinmeyiz. Genel merkezimizin ve Alevi hareketinin diğer unsurlarının da katkı sunacağından şahsen kuşkum yok.”
Sürecin zamana, koşullara ve siyasi hesaplara bağlı olduğunu belirten Can, bölgedeki savaş ve çatışma ihtimallerinin de belirsizliği artırdığını söyledi. Can, “Çok karmaşık bir süreç. Dolayısıyla sürecin nereye varacağını şimdiden kestirmek mümkün değil, belirsizliğini koruyor” dedi.
Can, meselenin yalnızca devletin “terör” yaklaşımı üzerinden ele alınmasını da eleştirerek, “Demokrasiye ve iç barışa yönelik olumlu anlamda herhangi bir madde, adım ya da atılım içermemesi de işin karamsar tarafını oluşturuyor” ifadelerini kullandı.
“KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMÜNE HERKES KATKI SUNMALI”
Sürecin sınırlılıklarına ve taşıdığı sıkıntılara rağmen iç barışın sağlanması açısından önemli olduğunu belirten Can, Kürtlerle kalıcı bir barışın sağlanmasının önünü açmasını temenni ettiklerini söyledi.
Sürece herkesin katkı sunması gerektiğini ifade eden Can, “Yıllardır bu işin içinde savaşan, asimetrik savaşın bütün gereklerini yerine getiren bir örgüt olarak PKK ikna edilmedikçe silahların bırakılacağını düşünmüyorum” dedi.
PKK’nin süreçte bir risk görmesi durumunda silah bırakmayacağını düşündüğünü belirten Can, devlet açısından da benzer risklerin bulunduğunu savundu:
“Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti açısından da eğer süreç iç iktidar hesaplarında umulan yararı sağlamazsa veya dış politikadaki hesaplarına uymazsa süreci bozma yönünde bir tavır ortaya çıkabileceğini düşünüyorum.”
Böyle bir durumun yaşanmamasını temenni ettiğini belirten Can, taraflar arasındaki güven sorununun aşılması gerektiğini vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı:
“Sonuçta iki tarafın birbirine güvenmemesi, sürekli birbirini kollaması ve yoklaması gibi ciddi sıkıntılar var. Ama her hâlükârda bu sıkıntılı aşamaların, zorlu da olsa, aşılmasını; sürecin ağır aksak da olsa olumlu yönde ilerlemesini temenni ediyor ve diliyorum.”
Cebrail ARSLAN/ANTALYA
.
Yoruma kapalı.