Alevi Haber Ajansi

İbrahim Erdoğan: Cemevleri ocak sisteminin yerini tutamaz-VİDEO

PİRHA- Ayazağa Cemevi Dedesi İbrahim Erdoğan, kentleşmeyle birlikte pir-talip ilişkisinin koptuğunu, Alevi toplumunun kendi sorunlarını içerisinde çözdüğü ocak sisteminin zayıfladığını ve bugünkü cemevi-federasyon yapısının bu boşluğu dolduramadığını belirtti. Erdoğan, “Dedelerimiz, pirlerimiz cemevi başkanlığına bağlanmışlar. O zaman pirlikten çıkıyorsun. Başkan ne diyorsa onu yapıyorsan, sen orada bir memursun” dedi.

Ayazağa Cemevi Dedesi İbrahim Erdoğan, kentleşmeyle birlikte Alevilikteki geleneksel ocak sisteminin nasıl çözüldüğünü, pir-talip ilişkisinin nasıl koptuğunu ve bugünkü cemevi yapısının bu boşluğu neden dolduramadığını anlattı.

Erdoğan, Dersim Katliamı sonrasında toplumun köylerinden koparılarak metropollere sürülmesinin ocak sistemine büyük darbe vurduğunu, 1993 Sivas Katliamı’nın ardından ise Alevilerin kentlerde cemevleri ve kurumlar oluşturduğunu söyledi. Erdoğan, bugünkü cemevi ve federasyon yapısının pirlerin otoritesini zayıflattığını savundu.

“1935’e KADAR HİÇBİR ALEVİ DEVLET MAHKEMESİNE GİTMEZDİ”

Erdoğan, ocak sisteminin yüzyıllar boyunca yalnızca bir inanç pratiği olarak değil, toplumun kendi sorunlarını devlet mahkemelerine taşımadan çözdüğü bir sistem olarak işlediğini belirtti.

Erdoğan, “Halkı ayakta tutmak ve halkı devletin mahkemelerine düşürmemek için bütün sorunları kendi içerisinde halleden bir sistemdi. 1935’e kadar hiçbir Alevi bir devlet mahkemesine gitmemiş” dedi.

Sorunların çözüm biçimini anlatan Erdoğan, “Yanlış olanı, haksız olanı, suçlu olanı dört duvarın arasına koymakla sorunu çözmüyorsun. İncitmeden, kırmadan toplumu bulunduğu cemevine toplayıp pirin karşısında bu sorun çözülürdü” diye konuştu.

Erdoğan, bu yapının hem Osmanlı’yı hem de Cumhuriyet’i rahatsız ettiğini savunarak, “Toplum kendi sorununu mahkemeye, dört duvarın arasına götürmeden hakka niyaz bir şekilde çözüyordu” ifadelerini kullandı.

DERSİM’DEN SONRA KOPAN PİR-TALİP BAĞI

Ocak sisteminin çözülmeye başlamasını Dersim Katliamı’na bağlayan Erdoğan, “Bu sistem Dersim Katliamı’ndan sonra bozulmaya başladı. İnsanlarımız sürülerek metropollere götürüldü ve birbirinden uzaklaştırıldılar. Pir ile talip ilişkisi kesildi” dedi.

Pir-talip bağının kopmasının ardından toplumun devletle daha fazla iç içe geçtiğini belirten Erdoğan, “Devletle iç içe çalışan, hareket eden bir toplumun temiz kalması mümkün değildir. Hiçbir devlet temiz değildir” diye konuştu.

Erdoğan, 1960’lı yıllarda ülkedeki siyasal örgütlerin, devletin Alevilere uyguladığı baskıyı kendilerine araç edinerek Alevi inancındaki pir-talip ilişkisini “sömüren-sömürülen” kavramı üzerinden ele aldığını ve Aleviler içerisinde taban bulmaya çalıştığını savundu. Erdoğan’a göre bu yaklaşım da zamanla ocak sisteminin zayıflamasına neden oldu.

Erdoğan, “Hangi pirin bir şirketi ve bir fabrikası var? Yok. Demek ki sömürmek değildi. O pirler kendi toplumlarını ayakta ve temiz tutmak için köyden köye, yaz kış demeden dolaşıyorlardı ama devlet katliam yapınca örgütlere de fırsat doğdu” dedi.

SİVAS’TAN SONRA KENTTE CEMEVİ DÖNEMİ

1990’lı yıllara kadar toplumun siyasetin etkisinde kaldığını belirten Erdoğan, 1993 Sivas Katliamı’nı dönüm noktası olarak değerlendirdi.

Erdoğan, “1993’te Sivas Katliamı Alevi toplumuna bir yön verdi, kurumlarını kurdular, cemevlerini kurdular” dedi.

Bu kurumsallaşmanın kentlerde gerçekleştiğine işaret eden Erdoğan, kentleşmeyle birlikte ocakların Alevi toplumu üzerindeki etkisinin de azaldığını söyledi.

“CEMEVLERİ OCAK SİSTEMİNİN YERİNİ TUTAMAZ”

Kentlerdeki cemevlerinin ocakların işlevini üstlenip üstlenemeyeceğine ilişkin konuşan Erdoğan, “Cemevleri asla ocak sisteminin yerini tutamaz. Çünkü ocak sisteminin uyguladığı sistemi yapmıyor” ifadelerini kullandı.

Bunun inancın özünden uzaklaşmak anlamına geldiğini savunan Erdoğan, “Ocak sistemi özünden uzaklaştırıldığı zaman Alevi inancı bitti demektir” dedi.

Cemevlerinde katılımcıların sorgulanmadan ceme alınmasını da eleştiren Erdoğan, şöyle konuştu:

“Haklıyı haksızı sormadan cemevlerine gidip ceme katılan canlarımızdan kim kime soruyor haklı veya haksız olduğunu? Toplumu sorgulamak demek onu cezalandırmak demek değil, ayakta tutmak demek.”

Erdoğan, bugünkü cemevi pratiğinin Alevi inanç sisteminin dışına çıktığını savunarak, “Cemevleri kendi Alevi inancına göre cem yapmıyor. Başka bir inancın liderlerini getiriyor, kendisine rehber ediyor. Kendi ocaklarının ismi yok, kendi önderlerinin ismi yok. Onunla başlıyor, onunla bitiriyor. Bu doğru bir cem olmuyor” dedi.

ŞEHİRLERDE OCAK SİSTEMİ YENİDEN KURULABİLİR Mİ?

Ocak sisteminin kentlerde yeniden sürdürülmesinin mümkün olup olmadığına değinen Erdoğan, “İnanç sistemini bilenler öncülük edebilirse belki yeniden o ocak sistemine geçilebilir. Mesela bir mahalleye gittin, geniş bir evde pir kendi talibiyle beraber orada cemini yaparsa eski sisteme dönülebilir” diye konuştu.

Mevcut cemevi modelinin ise bu ihtimali zayıflattığını belirten Erdoğan, “Şu anda var olan cemevlerindeki sistemle devam ederse gittikçe kaybedilir ocak sistemi” dedi.

Sayısal büyüklüğün doğruluk ölçütü olmadığını vurgulayan Erdoğan, “Sayı önemli değil. Sen cemevine yüz kişi toplarsın, öbürü yirmi kişi toplar. Ama yirmi kişiyle gerçeğini yapıyorsa doğrudur. Yüz kişiyle yanlış yola devam ediyorsan bu seni, beni, bu inancı ve bu toplumu bir yere götürmez” ifadelerini kullandı.

Ocak sisteminin yalnızca inanç değil aynı zamanda bir dayanışma anlayışı olduğunu dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

“Alevilikte birey yok, biz olmak var, birlik olmak var. Yan köydeki komşumuz Alevi inancında olmayabilir ama onun sorunu da benim sorunum. Eğer o insanlık onuruna, insanın hak ve hukuklarına, adaletine bağlı kalırsa ben de rahat edeceğim, o da rahat edecek.”

“PİRLER CEMEVİ BAŞKANLIĞINA BAĞLANINCA PİRLİKTEN ÇIKIYOR”

Pirlerin bugünkü kurumsal yapı içerisindeki konumunu da eleştiren Erdoğan, “Dedelerimiz, pirlerimiz cemevi başkanlığına bağlanmışlar. O zaman pirlikten çıkıyorsun. Başkan ne diyorsa onu yapıyorsan, sen orada bir memursun” dedi.

Cemevi yönetimlerinin yetkisinin kurumun işleyişiyle sınırlı olması gerektiğini belirten Erdoğan, inanca ilişkin kararların ise pire ait olması gerektiğini savundu.

Erdoğan, “Senin alacağın kararların orayı bağlaması lazım. Başkanla yönetimin kararı sadece oranın işleyişiyle ilgili olmalı. Pirinin kararıyla yönetimin hareket etmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Fırat ALTINTAŞ/PİRHA

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.