PİRHA- İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı’nda ‘Toplumdan Devlete Demokratikleşme İmkanları’ konulu panelde, “Barış Yasası’nın oluşturulması gerektiği ifade edildi.
İstanbul’daki “İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı” konferansı ikinci gününde. “İkinci Yüzyılda Ortak Gelecek” temasıyla gerçekleştirilen konferansta bugün de birçok başlık tartışılacak.
“Toplumdan Devlete Demokratikleşme İmkanları” başlıklı oturumun moderasyonunu Akın Birdal yürütürken, konuşmacı olarak Şükrü Aslan “Cumhuriyetin Tekçi Siyaset ile Baskılanan Çoğul Sosyolojik Dokusu”, Ruşen Seydaoğlu “Demokrasinin, Barışın ve Özgürlüklerin İnşasında Kadınların Kurucu Rolü”, Mehmet Bekaroğlu “Milliyetçilik, Vatanseverlik, Yurttaşlık?” ve Özgür Erol da “Cumhuriyet, Kürtler ve Demokratik Hukuksal Dönüşüm İmkânı” başlılı sunumlar yapıldı.
Akın Birdal, geçmiş dönemde yapılan barış ve demokrasi çalışmalarına dikkat çekerek, “NATO üyesi ülkeler tarafından kurulan gladyo gibi hukuk dışı örgütlerin ortadan kaldırılması gerekiyor” dedi.
“KÜRTLER BUNU ÇOK AĞIR BİR ŞEKİLDE YAŞADI”
Şükrü Aslan, Osmanlı döneminde de, cumhuriyet yıllarında da etnik nüfusun tespitinin yapıldığını belirterek, “Türkçe’nin dışında anadilin olduğunu devletin resmi belgelerinde 1927 yılından 1965 yılına kadarki arşivlerde bulunuyor. Türkiye’de 21 anadil tesptit edilmiş. Bu sosyolojiye yönelik asimilasyon politikaları yürütüldü. İmkansız olan şey cumhuriyetin resmi politikası haline geldi. Kürtler bunu çok ağır bir şekilde yaşadı. Türkiye’de bu politikayla yüzleşmedi. Politika üretenleri imkansız olanın peşinden koşmamaya davet ediyoruz” diye konuştu.
“KADINLAR DİRENİŞTEN ÖĞRENDİĞİYLE VE KATLİAMLARA KARŞI ALDIĞI TUTUMLA KENDİ SİSTEMİNİ KURDU”
Ruşen Seydaoğlu, dili, kültürü, varlığı yok sayıldığı için mücadele edenlerin varlığının altını çizerek, “Kürt kadın hareketi toplumsal dönüşüme dair mücadele etti. Dönüşüm sürecinde kendi bilimsel yaklaşımı için mücadele etmiş, aynı zamanda kadının sömürüsüne karşı da, şiddetin kaynağına karşı da mücadele yürüttü. Kürt ve kadın kimliğinin öznesi için mücadele etti. Direnişten öğrendiğiyle ve katliamlara karşı aldığı tutumla kendi sistemini kurdu ve eş başkanlık sistemini kurudu. Bugünde bunu geliştirmeye çalışıyor. Derin kadın yoksulluğuna karşı da alternatif örgütleyecek bir eksen yarattı. Jinelojiyi yarattı ve bunu örmeye devam ediyor. Bürokrasiye çevrilen alanları dayanışmacı, özgürlükçü alanlara dönüştürdü” şeklinde ifade etti.
“GÜVEN VERİCİ TEDBİRLER OLUŞTURULMALI”
Mehmet Bekaroğlu, “Milliyetçilik, Vatanseverlik, Yurttaşlık?” başlıklı yaptığı sunumda, son yıllarda milliyetçiliğin arttığını vurgulayarak, “Böyle bir zamanda Türkiye’de barışı tesis edeceğiz. ‘Nasıl bir yurttaşlık?’ sorusu tartışılacak. Miliyetçiliği yok sayamayız. Ortak vatanda, insanca nasıl yaşanırın formülüne dönük kafa yormalıyız, içini doldurmalıyız. Anayasal vatandaşlık elbette inşa etmeliyiz ama bu sadece yetmez. Güven verici tedbirler oluşturulmalı” ifadelerine yer verdi.
“BARIŞ YASASI!”
Özgür Erol, Kürt hareketinin on yılları bulan deneyiminden kaynaklı demokrasi mücadelesinin yükünün büyük kısmını aldığına işaret ederek, “Kürdün hukuk dışı, sosyoloji dışı bırakıldı. Bizim yasallık taleplerimiz tam da bunu ifade ediyor. Bireysel haklar düzlemine indirgenemez. Kürtlere dönük cezalandırma halk üzerinden yapılmıştır. Buna karşı kollektif hukuku şekillendirmeliyiz. Bize barış yasası gerekiyor. İçinden bulunduğumuz süreç için önemlidir. Bu yasadan beklenen öncelikler kapsayıcı olmasının yanı sıra, bu sürecinin muhataplarının katılımının sağlayacak kurumsallaşmayı sağlaması önemlidir. Demokrasi çarkının dönmesi lazım” şeklinde ifade etti.
PİRHA/İSTANBUL
Yoruma kapalı.