PİRHA- Barışa İhtiyacım Var Kadın İnsiyatifi’nden Işıl Kurt, nafaka hakkının siyasi iktidarın kamuoyu yaratmaya çalıştığı gibi bir düzenleme olmadığının altını çizerek, “Anayasa Mahkemesi kararıyla da nafaka hakkımızdan vazgeçecek değiliz. Nafaka bir lütuf değildir, bir ayrıcalık değildir, nafaka bir haktır” şeklinde konuştu.
Antalya 12. Aile Mahkemesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi kapsamında yoksulluk nafakasının “süresiz olması”na ilişkin düzenlemenin iptali için başvuru yaptığı Anayasa Mahkemesi (AYM), boşanan eşlere verilen yoksulluk nafakasının süresiz uygulanmasına ilişkin düzenlemeyi oy çokluğuyla iptal etti. Kararın gerekçesi daha sonra açıklanacak. İptal hükmünün dokuz ay sonra yürürlüğe gireceği belirtiliyor.
AYM’nin verdiği karar kadınlar ve kurumları tarafından tepkiyle karşılandı. AYM’nin yoksulluk nafakasını iptal kararına dair Barışa İhtiyacım Var Kadın İnsiyatifi’nden Işıl Kurt ajansımıza konuştu.
“NAFAKA SADECE KADINLARA VERİLMİYOR”
Nafaka meselesinin uzun zamandır, iktidarın gündeminde olduğunu belirten Işıl Kurt, “Yargı kararlarının da gündeminde. Biz çok uzun yıllardır, böyle bir iptal kararı çıkmasa da böyle bir iptal kararına zemin hazırlayacak, propagandaların yapıldığının farkındaydık. ‘Bir yıl evli kalıyorsun ve yıllarca bir kadına bakıyorsun’, ‘Bu erkekler yoksullaşıyor’ , ‘Erkekler nafakaları ödemediği için hapse giriyor’ şeklinde propaganda yapıldı. Bunlar, İstanbul Sözleşmesi’nin ve 6284 sayılı kanunun da tartışmaya açılmasına sebep olan belli konulardı. Siyasi iktidar bizim yıllardır tırnaklarımızla kazıyarak kazanmış olduğumuz belli haklarımızı ve bir bütün olarak Medeni Kanunu tartışmaya açmaktan hiçbir şekilde çekinmiyor” dedi.
“NAFAKA BİR ÇOCUĞUN BESLENME MASRAFINI KARŞILAMIYOR”
Nafaka hakkının siyasi iktidarın kamuoyu yaratmaya çalıştığı gibi bir düzenleme olmadığının altını çizen Işıl Kurt, şunları belirtti:
“Örneğin bir kadın yeniden evlendiğinde nafaka zaten kaldırılıyor. Veya bir kadın ilk evlilik bittiği zaman yoksulluğa düştüyse ama sonrasında bir şekilde işe girdiyse veya farklı bir yolla bir gelir elde ettiyse ve artık yoksul değilse yine o nafaka kaldırılıyor.
Bunun dışında da nafaka miktarları zaten hiçbir şekilde kamuoyunda yansıtıldığı gibi değil. Evet, belli birkaç isim var. Emekçilerin, işçilerin hayatında görmediği gelirleri kazanan belli ünlü isimler var ve onların verdiği nafakalar da gelirleriyle orantılı olarak yüksek miktarlar ama bunlar milyonlarca insanın yaşadığı ülkede birkaç münferit davadan ibaret. Onun dışında Türkiye’de asgari ücret 28.075 TL ve kadınların aldığı nafakalar bırakın onları zengin edip erkekleri yoksullaştırmayı bu kadınların birkaç temel özel ihtiyacı gidermeye veyahut bakımı kendisine kalan bir çocuğun beslenme masrafını, çarşı pazar masrafını dahi gidermeye yeterli nafakalar değiller.”
“NAFAKA HAKKI SADECE KADINLARA TANINAN BİR HAK DEĞİL”
Nafaka hakkının sadece kadınlara tanınan bir hak olmadığına dikkat çeken Işıl Kurt, “Nafaka evlilik birliği bittikten sonra yoksul kalan tarafa hükmedilen bir hak. Yoksul taraf lehine hükmedilen bir hak. Ama şöyle bir gerçek var. Evet büyük oranda nafaka kadınlara ödeniyor. Asıl burada tartışılması gereken, neden boşanmalar sonrasında hep kadınlar yoksulluğa düşüyor da böyle bir nafaka düzenlemesine ihtiyaç oldu. Bunu aslında Anayasa Mahkemesi de biliyordu ve gelen dosyaları şimdiye kadar reddetti” diye konuştu.
“YARGI KARARLARINI ETKİLEYEN SİYASİ ATMOSFER VAR”
“Peki şimdi ne değişti?” sorusunun cevaplanması gerektiğini vurgulayan Işıl Kurt, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Artık yargı kararlarını etkileyen siyasi atmosfer var. Anayasa Mahkemesi kararını bu 12. yargı paketi düzenlemesinin de ön ayağı gibi düşünebiliriz. Çünkü çok uzun zamandır bir aile arabuluculuğu gündemde biliyorsunuz. Bu aile arabuluculuğu ile birlikte 12. yargı paketinde boşanmaların hızlandırılması konusu gündeme gelecek. Ama biz her zaman bu tarz yargı paketleriyle kadınların kazanılmış haklarının düzenlenemeyeceğini söylüyoruz. Çünkü her ne kadar iktidar ve bakanlıklar veri tutmasa da biz kadınlar olarak veri tutuyoruz ve kadınların verilerine göre kadın cinayetlerinde en çok %60 oranda ve daha fazlasında diyebiliriz ki ya boşanmaya çalıştıkları erkekler tarafından ya da evli oldukları ya da daha önce evli oldukları boşandıkları erkekler tarafından öldürülüyor. Bu demektir ki ortada eşitsiz bir ilişki var. Yani boşanmayı, boşanma hukukunu, aile hukukunu, herhangi bir özel hukuk düzenlemesi gibi bir borçlar hukuku konusuymuş gibi ele almak mümkün değil.
Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklı çok büyük eşitsizlikler var ve kadınların o hanelerde şiddete uğradığı, öldürüldüğü evlerde kendisine şiddet uğrayan erkekle birlikte bir arabulucu masasına oturup gelin anlaşın demek devlet tarafından kadınlara yönelik yapılan tüm bu şiddetin ve baskının aslında devlet tarafından meşrulaştırılması bir yargısal yasal düzene oturtulması demek olacaktır ki biz buna da zaten yıllardır karşıyız.”
“NAFAKA BİR HAKTIR”
Yıllardır kadınların bakım yükü üzerinde istihdamdan dışlandığını dile getiren Işıl Kurt, “Esnek ve güvencesiz çalışma koşullarına mahkum ediliyorlar. Dolayısıyla da evlilik birliği sona erince yoksul kalıyorlar. Bu şu demek oluyor. Artık ya ölecekler ya cinayet işlenecek, ya da aç kalacaklar. Ülkedeki yargısal sistem ve devletin bu politikalarıyla kadınları üçünden birisine mahkum ediyor. Dolayısıyla da nasıl İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıldıktan sonra Danıştay da İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı kararını hukukuna uygun görmüştü. Bir Anayasa Mahkemesi kararıyla da nafaka hakkımızdan vazgeçecek değiliz. Nafaka bir lütuf değildir, bir ayrıcalık değildir, nafaka bir haktır” şeklinde konuştu.
Nafaka hakkının Türkiye’ye özgü bir düzenleme olmadığının altını çizen Işıl Kurt, dünyanın her yerinde bnezer düzenlemelerin olduğunu belirtti.
“MÜCADELEMİZ SÜRECEK”
Kadınların hak kaybına uğramaması adına mücadele edeceklerini vurgulayan Işıl Kurt, “Tabi ki Anayasa Mahkemesi kararı çıktı diye nafaka hakkımızdan vazgeçecek değiliz. Her türlü hukuki ve politik yolu zorlayarak, mücadele ederek nafaka hakkımızı tekrardan kazanmaya ve orada da ayrıca ek düzenlemeler yapmaya uğraşacağız. Çünkü nafaka zaten iptal edilmeden önce de kadınları öyle ölümün pençesinden çekebilen veya o yoksulluktan kurtarabilen bir şey değildir. Bu nedenle mücadelemiz de hem bu iptal kararına karşı hem de mevcut düzenlemeleri iyileştirmeye dönük olacaktır” ifadelerini kullandı.
Nuray ATMACA/DERSİM
Yoruma kapalı.