PİRHA-Bölgedeki ekoloji mücadelesi ivme kazanıyor. Dün Varto’da gerçekleştirilen protesto yürüyüşünün ardından bugün de Bingöl’ün Karlıova ilçesinde yüzlerce kişi meydanlara indi. 22 köyü ve devasa mera alanlarını doğrudan tehdit eden Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesine karşı tek yürek olan halk, “Doğamıza ve toprağımıza dokunmayın” diyerek kararlılığını ilan etti.
Karlıova-Varto hattında ekoloji nöbeti büyüyor. Ekoloji platformları, baro temsilcileri ve milletvekillerinin katılımıyla gerçekleşen mitingde, “İkinci bir İliç faciasına izin vermeyeceğiz” mesajı verildi. Dün Varto’da yakılan direniş meşalesi, bugün Karlıova’da yüzlerin katılımıyla sarsılmaz bir iradeye dönüştü.
Siyasi parti temsilcileri, STK’lar ve çevre illerden gelen aktivistlerin katıldığı mitingde ilk sözü Kanireş Ekoloji Platformu Sözcüsü Kasım Demiral aldı.
“KARŞINIZDA ÇELİKTEN BİR İRADE BULACAKSINIZ”
Mitingin açılışında halkı selamlayan Kasım Demiral, projenin bölgedeki yaşam döngüsüne saldırı niteliğinde olduğunu vurguladı. Konuşmasında “yaşam savunması” vurgusu öne çıkan Demiral, projenin halka rağmen yürütüldüğünü ifade etti.
“Adına proje diyorlar ama biz biliyoruz ki bu toprağı zehirlemek, suyu kirletmektir. Burayı talana gelenler karşılarında çelikten bir irade görecekler.Bu topraklar sadece üzerinde yaşadığımız yer değil; dilimizin, inancımızın ve kültürümüzün taşıyıcısıdır. Atalarımızdan kalan bu mirası kirletmenize izin vermeyeceğiz.Buradan soruyoruz: Bu projeler hesaplanırken bu halkın rızası alındı mı? Biz bu toprakların öz sahipleriyiz ve hiçbir yere gitmiyoruz.”
“BU BİR RİSK DEĞİL, AÇIK BİR KATLİAMDIR”
Kasım Demiral’ın ardından sözü alan Kargapazar Ekoloji Platformu Sözcüsü Mehmet Harmancı, projenin yaratacağı çevresel ve sağlık felaketlerine dikkat çekerek uyarılarını sıraladı. Harmancı, JES projesinin sadece kurulduğu alanı değil, tüm bölgeyi bir “biyolojik atık laboratuvarına” çevireceğini savundu.
“Bu tehdit sadece bir yerin değil, bütün bölgenin tehdididir! Oluşacak asit yağmurları ve zehirli gazlar; Karlıova’dan Varto’ya, Yedisu’dan Hınıs’a kadar rüzgarlarla yayılacak. Bu zehir hepimize ölüm getirecek.Bingöl’ün içme suyu büyük ölçüde bu bölgeden sağlanıyor. Yer altı suları kirlendiğinde bu kirlilik Bingöl merkeze kadar ulaşacak. Sağlığımızı satmayacağız, satanlara müsaade etmeyeceğiz! Doğa çökecek, çiçekler kuruyacak ve arılar ölecek. Bugün bildiğimiz o meşhur Bingöl balını yarın bulamayacaksınız. Bu proje bir enerji yatırımı değil, açık bir katliamdır. Solunum hastalıkları, cilt hastalıkları ve kanser vakaları artacak. Hastaneler dolacak, mezarlıklar büyüyecek. Ya şimdi ‘dur’ diyeceğiz ya da geri dönüşü olmayan bir yıkımı yaşayacağız.”
“SATILIK TOPRAĞIMIZ YOK, BU BİR VAROLUŞ MÜCADELESİDİR”
Mitingde söz alan Peri Vadisi Çevre Koruma Platformu Sözcüsü Ekrem Alan, 600 bin hektarlık devasa bir alanı etkileyecek olan projeye karşı hukuki ve demokratik direniş mesajı verdi. Alan, ekoloji mücadelesinin sadece çevreyi korumak değil aynı zamanda inanç ve kültürel belleğe sahip çıkmak olduğunu vurguladı.
“Biz babalarımıza söz verdik; atadan kalan mirası çocuklarımıza bırakacağız. Yer altı devletin ise yer üstünün kullanım hakkı bizimdir. Bu topraklara verilecek her zarar, inancımıza ve hakikatimize verilecektir.”
Alan, projenin hayata geçmesi durumunda yaşanacakları şöyle sıraladı: “Yağmayan karlar, kuruyan su kaynakları, sismik tetiklemelerle oluşacak devasa obruklar ve arazi çökmeleri… Şirketlerin yer talepleri sonrası başlayacak zorunlu kamulaştırmalarla topraklarımız insansızlaştırılacak. Yeniden göç etmek istemiyoruz.”
Doğa ve kadın arasındaki bağa dikkat çeken Alan, “Ekolojinin esas sahibi kadınlardır. Tabiat anadır; doğurganlığı ve şefkatiyle sadık yârimizdir. Bu mücadelenin öncüsü sizlersiniz,” diyerek kadınların direnişteki rolünü yüceltti.
Ekrem Alan, platform adına taleplerini net bir şekilde sıralayarak yetkililere seslendi:
Köylerdeki JES ve maden arama projeleri derhal durdurulsun.
682 bin dönümlük mülkiyet ve mera alanı köylünün kullanımında kalsın, vasfı korunsun.
Karar süreçlerine halk, muhtarlar ve STK’lar dahil edilsin.
Katma değer üretmek amaçlanıyorsa, maden dışı alternatifler için halka danışılsın.
Ekrem Alan konuşmasını, Aşık Veysel’in “Benim sadık yarim kara topraktır“ sözleri ve Cigerxwîn’in birlik vurgusu yapan dizeleriyle bitirirken, meydandan “Bizde satılık toprak yok!” sloganları yükseldi.
“TOPRAĞIN, EKMEĞİN VE SUYUN SİYASETİ YOKTUR”
Mitingde söz alan Bingöl Barosu Temsilcisi Cuma Karaaslan ise JES ve maden projelerini “sömürge madenciliği” ve geçmişten gelen tarım dışı bırakma politikaları üzerinden eleştirdi. Karaaslan, meselenin bir parti meselesi değil, bir vatan ve yaşam alanı meselesi olduğunu vurguladı.
Tarihsel bir perspektifle Marshall Planı’ndan bugüne tarımın ve yerli üretimin bitirildiğini söyleyen Karaaslan, “Bizi kendi kendine yetemeyen, asgari ücretli bir ülkeye çevirdiler. Ama bugün itibarıyla toprağın, ekmeğin ve suyun siyaseti yoktur. Bu bir vatan meselesidir,” dedi.
Türkiye’deki maden kaynaklarının büyük kısmının yabancı şirketlere aktarıldığını belirten Karaaslan, “Altının yüzde 96’sını Kanada’ya, Fransa’ya veren bir anlayışa inanıyor musunuz? Para için yaşamı yok eden bu şirketlere karşı durmalıyız. 3 bin metreden çıkan o sıcak suların, tarımı ve sağlığı nasıl yok edeceğini çok iyi biliyoruz,” ifadelerini kullandı.
Meclis’teki temsilcilere seslenen Karaaslan, halkın kaynaklarının korunması noktasında sorumluluk almaları gerektiğini hatırlatarak, Bingöl Barosu ve diğer hukuk örgütlerinin bu mücadelenin yanında olduğunu belirtti.
Türkiye’nin her yerinde doğa savunucularının ayakta olduğunu söyleyen Karaaslan, “Selam olsun bütün niyetli insanlara” diyerek konuşmasını sonlandırdı.
“TOPRAKLARIMIZI PEŞKES ÇEKMEYECEĞİZ”
Mitingde söz alan CHP İstanbul Milletvekili Doğan Demir, vatandaşların yoğun sıcak altındaki kararlı bekleyişine dikkat çekerek kısa bir mesaj verdi. Demir, toprakların yabancı sermayeye devredilmesine karşı can pahasına mücadele edeceklerini vurguladı.
Demir, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Şunu bilmenizi istiyorum; biz canımızı vereceğiz ama asla topraklarımızı bu sahtekarlara, ülkemizi peşkeş çekenlere teslim etmeyeceğiz. Bu onurlu mücadelenizi yürekten selamlıyorum. İyi ki varsınız, bu mücadelede sonuna kadar yanınızdayız.”
“BU MÜCADELE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKMA MÜCADELESİDİR”
Mitingde halkı selamlayan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Karlıova halkının kadınıyla, genciyle ve yaşlısıyla sergilediği direnişin hayati önemde olduğunu belirtti. Kordu, doğayı savunmanın aynı zamanda bir “hakikat” arayışı olduğunu vurguladı.
Kordu’nun konuşmasından öne çıkan noktalar:
“Burada çocuğundan gencine kadar herkesin bu mücadele için bir arada olması çok kıymetlidir. Toprağını korumak için meydanları dolduran bu iradeyi saygıyla selamlıyorum.Bu sadece bir çevre meselesi değil, bir hakikat mücadelesidir. İnsanlar geçmişini, çocuklarının geleceğini, ormanını ve suyunu korumak için burada. Bizler de her zaman sizinle birlikteyiz.Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için bu direnişi sürdüreceğiz. Suyumuzu ve toprağımızı bu talana karşı hep birlikte savunmaya devam edeceğiz.”
“HALKIN RIZASI OLMAYAN HİÇBİR PROJE YAPILAMAZ”
Meydandaki kitleye seslenen DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu, projenin halkın onayını almadan dayatılmasına tepki gösterdi. Konukçu, asıl amacın sermayeyi zenginleştirirken yerel halkı yoksullaştırmak olduğunu ifade etti.
Konukçu’nun konuşması şöyle:
“Buranın doğası, ormanları ve her şeyi sizlere aittir. Bir şey yapılacaksa bu ancak sizin rızanızla mümkün olabilir. Halkın rızası olmayan hiçbir proje meşru değildir.Şirketlerin yalanlarına kanmadığınızı biliyoruz. Yapmak istedikleri tek şey kendilerini daha da zenginleştirirken sizi toprağınızdan ve suyunuzdan ederek yoksullaştırmaktır.Bu direnişin her zaman yanında olacağız ve dayanışma içinde kalacağız. Hep birlikte direneceğiz ve mutlaka kazanacağız.”
“SÖMÜRGECİ ZİHNİYETE KARŞI TOPRAĞIMIZI SAVUNACAĞIZ”
DEM Parti Muş Milletvekili Sümeyye Boz da, projenin bölgedeki yaşam alanlarını tamamen ortadan kaldırmayı hedefleyen “sömürgeci” bir yaklaşımın ürünü olduğunu belirterek direniş vurgusu yaptı.
“Sömürgeci zihniyet bize ne toprak, ne su, ne de soluyacak hava bırakır. Bu zihniyete karşı topraklarımızı sonuna kadar korumak zorundayız.Varto ve Kanireş (Karlıova) birbirine çok güçlü bağlarla bağlıdır. Direnişimiz de bu bağlar kadar güçlüdür. Bu mücadeleyi hep beraber yürüteceğiz.Bölge halkının ortak iradesine güveninin tam olduğunu belirten Boz, “Sonuna kadar direneceğiz ve kesinlikle kazanacağız” diyerek sözlerini tamamladı.
“İLİÇ’TE KAÇANLAR KARLIOVA’DA DUVARA ÇARPACAK”
Kürsüde İliç faciasını hatırlatarak uyarılarda bulunan DEM Parti Bingöl Milletvekili Ömer Faruk Hülakü, Erzincan İliç’te yaşanan maden faciasını hatırlatarak projenin olası sonuçlarına dair uyarılarda bulundu. Hülakü, halkın direnişinin bu talanı durduracağını vurguladı.
“İliç’te dokuz insanın ölümüne neden oldular, toprakları bitirdiler ve sorumlular yargılanmadan kaçıp gittiler. Şimdi aynısını burada yapmak istiyorlar. Ama şunu bilsinler; bu direnç aşılmayacak! Bir parça toprağımızı bile onlara vermeyeceğiz” Şirketlerin ve onlara yol açan bürokrasinin halkın iradesi karşısında duramayacağını belirten Hülakü, “Bu hakkı kendilerinde görenler çok iyi biliyor ki buradan gidecekler. Nasıl ki başka yerlerde bu mücadeleler sonuç verdiyse, Kanireş (Karlıova) dağlarında da sonuç verecek,” dedi.
“KARLIOVA NEYSE VARTO ODUR, MÜCADELEMİZ ORTAKTIR”
Mitingin finalinde söz alan Varto Ekoloji Platformu Sözcüsü Çayan Dursun, bölgedeki direnişin coğrafi sınırları aştığını ve tek vücut haline geldiğini vurguladı. Dursun, dayanışma mesajı verdi.
“Karlıova ve Karga Pazarı neyse, Varto da odur. Bizim için Karlıova neyse Varto aynıdır. Kaderimiz de kavgamız da bir. Bu toprakları savunmak için ortak hareket edeceğiz. Mücadele edeceğiz, mücadele edeceğiz, mücadele edeceğiz!”
Miting, konuşmaların ardından sahne alan sanatçıların ezgileri ve çekilen halaylarla coşkulu bir şekilde sona erdi.
“Doğamıza dokunma” sloganlarıyla alanı dolduran yüzlerce kişi, projeler iptal edilene kadar mücadelenin süreceği vurgusuyla meydandan ayrıldı.
PİRHA/KARLIOVA
Yoruma kapalı.