Alevi Haber Ajansi

Karanlığın orta yerinde altı yıllık çığlık: Gülistan Doku’nun bedeni nerede? VİDEO

PİRHA- Dersim’de 5 Ocak 2020 sabahı sisli bir havada kaybolan Gülistan Doku, aradan geçen altı yıla rağmen bir kentin, bir ailenin, kadınların ve bir ülkenin vicdanında kanayan en büyük yara olmaya devam ediyor. Dosyanın nihayet “kayıp” etiketinden sıyrılıp “sistematik bir cinayet ve örtbas” iddialarıyla adliye koridorlarına taşınması, altı yıllık bir direnişin sonucudur. Ancak bugün gelinen noktada asıl soru tüm yakıcılığıyla ortada durmaktadır: Gülistan Doku’nun bedeni nerede?

DEVLETİN GÖZÜ ALTINDA BİR BUHARLAŞMA HİKAYESİ

Dersim, güvenlik politikaları gereği metrekare başına düşen kamera ve güvenlik gücü sayısıyla Türkiye’nin en sıkı denetlenen illerinden biridir. Şehrin her giriş-çıkışı, her sokağı ve stratejik noktası 7/24 “göz” altındayken, 21 yaşında bir üniversite öğrencisinin hiçbir iz bırakmadan yok olması hayatın olağan akışına aykırıdır.

Kayıtların Sessizliği: Gülistan’ın kaybolduğu günün kamera kayıtlarının neden “bozuk” olduğu, neden silindiği veya neden kritik anları yansıtmadığı yedi yıldır açıklanamadı.

Zırhlı Araçlar ve Takip: Yoğun denetim altındaki bir kentte, bir kadının bedeninin bir yerden bir yere nakledilmesi veya yok edilmesi ancak o denetim mekanizmasını kontrol eden veya bypass edebilen bir “güç” ile mümkündür.

İNTİHAR SENARYOSU: BİR İLLÜZYONUN ÇÖKÜŞÜ

Soruşturmanın başından beri resmi makamlar tarafından dayatılan “Dinar Köprüsü’nden atlayarak intihar etti” tezi bugün bir “algı operasyonu” olarak değerlendiriliyor. Munzur Barajı’nın suları günlerce boşaltıldı, su altı arama robotları ve profesyonel dalgıçlar haftalarca çalıştı ancak tek bir bulguya rastlanmadı.

Bugün ortaya çıkan veriler bu aramaların aslında gerçek suç mahalini gizlemek ve kamuoyunun dikkatini Munzur’un sularına hapsederek zaman kazanmak için kurgulanan bir “sahne” olduğunu düşündürüyor. Eğer cinayet silahla işlendiyse ve beden başka bir yere nakledildiyse, su altındaki tüm o aramalar devletin imkanlarıyla yürütülen devasa bir “oyalama stratejisinden” başka bir şey değildir.

KAMU GÜCÜ ZIRHI VE “KUTSAL AİLE” KORUMASI

Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’in baş şüpheli olarak dosyada yer alması meselenin neden bu kadar çetin bir örtbas duvarına çarptığını açıklıyor. İddialar korkunç: Bir cinayetin işlendiği ve bu cinayetin, devletin mülki amiri tarafından “kamu gücü” kullanılarak örtüldüğü ifade ediliyor.

Delil Karartma: Soruşturma dosyasında yer alan “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçlaması, hukukun üstünlüğü ilkesine indirilmiş en ağır darbedir.

Cezasızlık Kültürü: “Benim oğlum yapmaz” anlayışının ötesine geçip, “Benim oğlum yaparsa devlet korur” pratiğine dönüşen bu durum, kurumsallaşmış bir cezasızlık zırhının dışavurumudur.

KRİTİK EŞİK: ERZURUM SORGUSU VE SARSILAN SESSİZLİK

Eski Vali Tuncay Sonel’in Erzurum Adliyesi’nde verdiği/vereceği ifade, bu altı yıllık karanlığın anahtarıdır. Sonel’in önünde iki seçenek durmaktadır: Ya devletin ve hukukun itibarını kurtarmak adına bildiği her şeyi anlatarak Gülistan’ın bedeninin yerini işaret edecek ya da oğlu gibi “tanımıyorum, haberim yok” diyerek suç ortaklığını sürdürecektir.

Ancak unutulmamalıdır ki; valilik makamı, suçun işlendiği dönemde şehre hakim olan iradedir. Bu iradenin bilgisi dışında böylesine büyük bir operasyonun yürütülmesi, sosyolojik ve bürokratik olarak imkansıza yakındır.

SONUÇ: ADALET BEDENLE GELİR

Gülistan Doku’nun bedeni bulunmadığı sürece bu yara kapanmayacak, adalet tecelli etmeyecektir. O beden sadece bir maktule ait fiziksel bir varlık değil; altı yıldır halkın gözünün içine bakılarak söylenen yalanların, karartılan dosyaların ve korunan suçluların en somut kanıtıdır.

“Gülistan Doku nerede?” sorusu artık sadece ailenin ve kadınların feryadı değildir; bu soru, Türkiye’de hukukun olup olmadığının, “devletin dini adalettir” ilkesinin hala geçerli olup olmadığının bir sınamasıdır. Gülistan’ın bedeni, o organize karanlıktan çekip çıkarılmadığı sürece, hiçbir sanık hak ettiği cezayı alsa bile vicdanlar huzur bulmayacaktır.

Adalet, Gülistan’ın evine döneceği bir mezar yerinden başlayacaktır.

HABER MERKEZİ

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.