Alevi Haber Ajansi

Nurhayat Altun:Gülistan Doku cinayeti sistematik bir kadın kırımı mesajıydı-VİDEO

PİRHA- Dersim’de 6 yıldır “kayıp” denilerek üstü örtülen Gülistan Doku dosyasında “cezasızlık zırhı” paramparça oldu. Operasyonun ilk dalgasında dönemin Valisi Tuncay Sonel’in oğlunun, ardından ise bizzat Vali Sonel’in gözaltına alınmasını değerlendiren eski Dersim Belediye Başkanı Nurhayat Altun: “Şaşırmadım; çünkü yıllardır failin kim olduğunu değil, faili koruyan o devasa mekanizmayı sorguladık!” dedi.

Türkiye gündeminde bomba etkisi yaratan Gülistan Doku cinayetindeki yeni gelişmeler, Dersim’de bir dönemin nasıl “özel politikalarla” yönetildiğini tüm çıplaklığıyla ortaya koydu. Ailenin ve kadın örgütlerinin yıllardır süren kararlı direnişi, dosyanın üzerindeki “dokunulmazlık” kalkanını yerle bir etti. Operasyonun ilk aşamasında dönemin mülki amiri Tuncay Sonel’in oğlunun da aralarında bulunduğu kritik isimlerin gözaltına alınması ve ardından gözaltı dalgasının bizzat Vali Sonel’e uzanması, 6 yıllık organize bir suç mekanizmasını deşifre etti.

Yıllardır bir cinayetin nasıl devlet gücüyle gizlendiğini kanıtlayan bu önemli süreçle ilgili o dönem halkın iradesiyle seçilen ancak kayyum operasyonuyla görevinden alınıp tutuklanan eski Dersim Belediye Başkanı Nurhayat Altun PİRHA’ya konuştu. Altun, cezaevinde olduğu dönemden bugüne uzanan süreci, kadın kırımı politikalarını ve Dersim üzerindeki “özel uygulamaları” değerlendirdi.

“HABERİ CEZAEVİNDE ALDIM: BU BİR KADIN KIRIMI MESAJIYDI”

Altun, Gülistan Doku’nun akıbetine dair haberi ilk duyduğunda Kandıra Cezaevi’nde olduğunu belirterek, sürecin en başından beri sistematik bir yönelim olduğunu vurguladı:

“Biz haberi televizyondan izledik. O an anladık ki bu sadece bir kadının kaybolması değil, sistematik bir kadın kırımının yeni bir halkasıydı. Kadın mücadelesi verenlerin tutuklandığı, tutuklanamayanların ise katledilerek sindirilmeye çalışıldığı bir iklimde, Gülistan üzerinden tüm genç kadınlara bir mesaj verildi. 6 yıl bu işin sürdürülmesi, uzatılması… Oysa her şey çok net ortadaydı. Özellikle genç kadınlara yönelik Dersim’de biz oradayken de birçok şey duyuyorduk. Özel bir politikanın izlendiği, özellikle genç kadınların düşürülme noktalarında çalışmalar yürütüldüğü biliniyordu.

“VALİ SONEL’İN GÖZALTINA ALINMASI BENİ ŞAŞIRTMADI”

Dönemin Valisi Tuncay Sonel’in ve yakın çevresinin gözaltına alınmasını değerlendiren Altun, devlet gücünün suçları örtmek için kullanılmasına dikkat çekti:

“Şaşırmadım. Çünkü bu sistematik yönelimin bölgede özellikle de devlet gücünü ve erkini arkasına alıp ‘terör, terörizm’ kavramlarının arkasına sığınarak birçok şeyin üstünün örtüldüğünü biliyoruz. 6 yıl bir öğrencinin dosyasının çözülmemesi bu kadar basit bir mesele değil. Oysa çok iyi biliniyordu, üstü örtülüyordu. Bugün bazı şeylerin açığa çıkması toplumun vicdanı için önemlidir. Rojin’de, Narin’de ve Gülistan’da uygulanan o ‘cezasızlık zırhı’ artık çatlıyor.”

“BENİM DANIŞMANIM YOKTU”

Sosyal medyada Ferhat Güven isminin kendi danışmanı olduğu yönündeki iddialara en net yanıtı veren Altun, bu tür dezenformasyonların hedef şaşırtmak için yapıldığını belirtti:

“Ferhat Güven o dönem üniversitede Gençlik Konseyi başkanlığı yapan, bütün kurumlara girip çıkan, herkesle ilişkisi olan bir gençti. Benim danışmanım olduğu doğru değil. Benim zaten danışmanım yoktu. Biz küçük bir belediyeydik, belediyede zaten danışmanlık kadrosu açmamıza imkan yoktu. Böyle bir durum söz konusu değil. Ferhat Güven benim danışmanlığımı yapmadı. Eğer böyle bir haber çıkmışsa da doğru değildir, orada bir yanlış anlaşılma var.”

“DERSİM KADINI ÖZGÜR DÜŞÜNCELİDİR, ORADAN VURMAK İSTİYORLAR”

Dersim’in inançsal ve kültürel yapısının kadını merkeze alması nedeniyle hedef seçildiğini belirten Altun sözlerine şöyle devam etti.

“Dersim kadını direngendir, özgür düşüncelidir. Tam da oradan vurmak, direncini yok etmek, inancını ve kadın kimliğini yok etmek istiyorlar. Dersim; Alevi olan, Alevi inancında kadını esas alan bir yerdir. Kadına yönelik bu kadar saldırı, bu kadar sistematik yönelim bizi üzüyor. Gülistan, Dersim Üniversitesi’ni tercih edip bize güvenerek gelmiş bir kardeşimizdi. Ama biz o arkadaşımızı orada koruyamadık. Bu bizim için kabul edilebilecek bir şey değil; hepimiz dönüp kendimize bakmalıyız. Neden koruyamıyoruz? Karşı tarafın yönelimi çok bilinçli; bilinçli bir yönelime karşı bilinçli bir duruş gerekir.”

ÇÖZÜM ÇAĞRISI: KADINLARIN ÖRGÜTLÜ ÖZ SAVUNMASI

Altun, çözümün ancak kadınların ortak mücadelesinden ve kimliklerine sahip çıkmasından geçtiğini belirterek sözlerini noktaladı:

“Egemenlerin kadına yönelik özel bir ajandası var. Buna karşı A kadın, B kadın demeden; kadın kimliğinde ortaklaşmalıyız. Eğer kadınlar kendi birliğini kurmazsa bu sistematik saldırılar devam edecek. Biz direnmeden kimse bize özgürlüğümüzü vermez. Başarmanın tek yolu, kadın bilincini sahiplenmek ve her alanda öz savunmamızı geliştirmektir. Kaybettiğimizi, kaybettiğimiz yerlerde arayarak kimliğimizi ve özümüzü açığa çıkarmalıyız.”

HABER MERKEZİ

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.