PİRHA- Sara Coca Luján de Molina hayatını kaybetti. Arjantin’de Plaza de Mayo Anneleri ile başlayan arayış, Türkiye’de Cumartesi Anneleri ile sürüyor. Kayıplar bulunmadıkça, annelerin mücadelesi bitmiyor.
Sara Coca Luján de Molina… Arjantin’de kaybedilen çocuklarının izini süren annelerin sembol isimlerinden biriydi. 100 yaşına birkaç gün önce basmıştı. 20 Mart’ta hayatını kaybetti. Ardında yalnızca bir ömür değil, yarım kalmış bir adalet arayışı bıraktı.
Onun hikâyesi, yalnızca bir annenin hikâyesi değildi. Oğlu Raúl Mateo Molina, Arjantin’de 1976 askeri darbesi sonrası “kaybedilenler”den biriydi. Kaçırıldı, işkence gördü, öldürüldü. Cenazesi hiçbir zaman ailesine verilmedi.
Bir annenin kalbine bırakılan o boşluk, Sara Luján’ı dünyanın en güçlü insan hakları direnişlerinden birinin parçası yaptı: Plaza de Mayo Anneleri.
ÇOCUKLARIMIZ NEREDE?: MEYDANLARDA BÜYÜYEN DİRENİŞ
Her hafta aynı meydanda aynı soruyla yürüdüler: “Çocuklarımız nerede?”
Bu hikâye, bu coğrafyaya da yabancı değil.
Türkiye’de Cumartesi Anneleri yıllardır aynı soruyu Galatasaray Meydanı’nda soruyor: “Gözaltında kaybedilenler nerede?”
BERFO ANA’DAN EMİNE OCAK’A: BİTMEYEN BEKLEYİŞ
Berfo Ana… Oğlu Cemil Kırbayır’ı 1980 askeri darbesinde kaybetti. Yıllarca kapı kapı dolaştı, devletin en üst makamlarına kadar gitti. 105 yaşında öldü. Oğlunun akıbetini öğrenemeden.
Emine Ocak… Oğlu Hasan Ocak 1995’te gözaltında kaybedildi. Yıllarca meydanda fotoğrafıyla oturdu. Coplandı, gözaltına alındı ama vazgeçmedi.
Sara Luján da, Berfo Ana da, Emine Ana da aynı cümlenin içindeydi aslında: Bir devletin karanlığında kaybolan çocuklarını arayan anneler.
AYNI ACI, İKİ COĞRAFYA
Arjantin’de askeri diktatörlük döneminde yaklaşık 30 bin kişi zorla kaybedildi. Türkiye’de ise yüzlerce insan gözaltında kaybedildi. Rakamlar farklıydı ama acı aynıydı.
Sara Coca Luján de Molina, işkence gördü, hapsedildi ama çıktığında susmadı. Meydanlara gitti. Beyaz başörtüsüyle yürüdü. Tıpkı Cumartesi Anneleri gibi.
Onların yürüyüşü bir protesto değil bir hafıza biçimiydi. Bir kaydı tutma, unutturmama, inkâra karşı direnme biçimi.
ANNELER GİDİYOR, SORU KALIYOR
Sara Luján’ın ölümü yalnızca bir insan hakları savunucusunun kaybı değil. Bir kuşağın, bir direniş biçiminin, bir hafızanın yavaş yavaş eksilmesi ama onların hikâyesi bitmiyor.
O çığlık bugün hâlâ Buenos Aires’te yankılanıyor.
İstanbul’da, Galatasaray Meydanı’nda yankılanıyor.
Ve belki de en çok şu cümlede yaşıyor: Kayıplar bulunana kadar hiçbir anne gerçekten gitmiş sayılmaz.
HABER MERKEZİ
Yoruma kapalı.