Alevi Haber Ajansi

İHD Eş Genel Başkanı Cihan Aydın: Türkiye’deki barış tüm Ortadoğu’yu etkileyecek!-VİDEO

PİRHA-İHD Eş Genel Başkanı Cihan Aydın, Kürt meselesinin demokratik, barışçıl ve adil çözümünün bütün Ortadoğu’yu etkileyeceğini vurgulayarak, füze ve bombalarla ülkelere demokrasi gelmeyeceğinin altını çizdi.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Cihan Aydın, Barış ve Demokratik Toplum Süreci ile Orta Doğu’da süren savaşa dair sorularımızı cevapladı.

“HÜKÜMETİN ÖNÜNDE DURAN ACİL GÖREV, MİLİTANLARININ GERİ DÖNÜŞÜ VE SİYASİ MAHPUSLARIN SERBEST BIRAKILMASI MESELESİDİR”

PİRHA: Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde yeni bir aşamaya geçildi. Önümüzdeki süreçte ne tür gelişmeler yaşanacak?

İnsan Hakları Derneği olarak biz bu sürecin barış sürecinin çok aktif olarak takipçisiz, çok yakından takip ediyoruz. Bu sürecin başarıya ulaşması konusunda üzerimize düşen her türlü şeyi yapmaya gayret ediyoruz. Bu konuda kamuoyuna da zaman zaman açıklamalarda bulunuyoruz. Şimdi silahsızlanma meselesi konusunda son bir yıl içerisinde çok önemli gelişmeler yaşandı. Çatışma çözümünün aynı zamanda en çok zor, en zor ayaklarından birisiydi bu ve bu önemli ölçüde başarıldı.

Dolayısıyla şu anda yapılması gereken silah bırakmanın bir hukuka bağlanması, bir çerçeveye bağlanmış olması. Bunun için de bir yasaya ihtiyaç var. Şu anda en güncel ihtiyaç bu. Bu yasanın içeriği konusu elbette önemli. Nasıl bir yasa çıkacak? Sonuçta eğer bir geri dönüşler ya da bir entegrasyon meselesi konuşulacaksa ya da bu bir program dahilinde yapılacaksa olması gereken ilk iş hızlıca bir çerçeve yasa çıkarıp silah bırakan örgüt mensuplarının, militanlarının Türkiye’ye dönüşünün sağlanması ve sosyal ve siyasal yaşama katılımları sağlanması lazım. İlk ve şu anda en güncel adım bu. Tabii bunun peşi sıra yasalarda yapılması gereken düzenlemeler var. Terörle Mücadele Yasası, İnfaz Yasası, Ceza Kanunu gibi bir dizi kanunda yapılması gereken değişiklikler var ama bunların zaman alacağının farkında.

Çünkü bu çatışma çözümleri meselesi sonuçta zamana yayılan bir sürece tekabül ediyor. Yılların yarattığı birikimler, tortular var. Bunlardan bir an bir çırpıda kurtulmak mümkün değil. Dünya deneyimleri de bunu göstermiştir. O açıdan güncel olarak şu anda devletin, hükümetin önünde duran acil görev, hızlıca silah bırakan örgüt mensuplarının geri dönüşü ve hapishanelerdeki siyasi mahpusların serbest bırakılması meselesi. Buna ilişkin çok hızlıca bir düzenleme yapılabilir.

Şu anda hem Kürt tarafının hem de hükümetin söylediği Ramazan Bayramı’ndan sonra bu meselenin gündeme geleceği ya da bir torba yasanın Meclis’e geleceği ya da komisyona geleceği yönünde. Umarım bu gerçek olur. Çünkü bu infaz yasasındaki iyileştirme hali. 4. kez gündeme gelecek. Buna acil olarak ihtiyaç var.

Sürecin en önemli eksikliklerinden birisi, süreci denetleyecek bir üçüncü göz mekanizmasının yokluğu. Dünya deneyimleri şunu gösteriyor: Eğer bir çatışma çözümünde bir üçüncü göz mekanizması kurulmuşsa %40 oranında daha hızlı ve daha kesin sonuçlar alma becerisi geliştiriyor. Türkiye’deki bu model evet kendine özgün ve önemli ayakları var ama üçüncü göz meselesi eksik.

“İHD OLARAK SÜRECİN RESMİ BİR PARÇASI OLMAK İSTİYORUZ”

-İnsan Hakları Derneği olarak sürecin gelişmesinde ne tür rol üstleneceksiniz? Sİvil toplum bu sürecin neresinde olmalı?

Cihan AYDIN: Biz iade olarak ısrarlı bir şekilde sivil toplumdan oluşan, sivil toplum aktörlerinden oluşan, çatışma çözümünde deneyimi birikimi olan kişiler ve kurumlardan oluşan bir mekanizmanın bu sürece mutlak sürete dahil edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Yani taraflara önerilerde ve telkinlerde bulunacak, tarafların hatalı ve kusurlu davranışlarını konusunda uyaracak bir mekanizmaya ihtiyaç var.

Gerçekten bu sürecin başarısı açısından çok önemli. Dolayısıyla İnsan Hakları Derneği ısrarlı bir şekilde bu sürecin bir parçası olmak istiyor. Resmi bir parçası. Yani sadece dışarıda önerilerde bulunan, raporlar hazırlayan bir örgütten ziyade bir resmi statü bağlamında bu sürecin bir parçası olmak istiyor. Ve bu sürecin başarısını istiyor çünkü. Derdimiz bu.

Bizim kimseyi hani dövme ya da ya da birinin lehine diğerinin aleyhine bir pozisyon alma gibi bir derdimiz yok. Biz aksine her iki tarafa da söz söyleme becerisi olan, bu konuda cesareti olan ve birikimi donanımı olan bir örgütüz. Bu bu bu konuda cesaretimiz de var. Dolayısıyla bizim temel derdimiz bu sürecin başarıya ulaşması. Resmi olarak da işte İHD ve yanında başka örgütler de olabilir elbette. Israrımız bu yönde. Umarım önümüzdeki dönemlerde bu konuda bir alan açılmış olur.

“ADİL VE KALICI BİR BARIŞ SURİYE’DEKİ VE İRAN’DA ETKİLEYECEK”

-Ortadoğu’da savaş yeniden alevlendi. Türkiye’deki süreç Ortadoğu’yu nasıl etkileyecek?

Cihan AYDIN: Türkiye’deki Kürt meselesinin demokratik, barışçıl ve adil çözümü emin olun bütün Ortadoğu’daki halkları ve devletleri önemli ölçüde pozitif yönde etkileyeceğini düşünüyorum. Eğer Türkiye kendi sınırları içerisinde yaşayan Kürtlerin hakkını, hukukunu teslim ederse yani bu çözüm süreci gerçek anlamıyla bir başarıya ulaşırsa buradan bir sonuç alınıp, adil ve kalıcı bir barışla nihayete ererse emin olun bu Suriye’deki ve İran’daki durumu da çok etkileyecek.

Şu anki yaşadığımız coğrafyada kaos, savaş ve çatışma var. Suriye’de ve İran’da yaşananları biliyoruz. O açıdan Türkiye’nin buradaki izleyeceği politika, Kürt meselesindeki barışçıl ve adil çözüm Ortadoğu’daki barışa ciddi bir katkı sunacak. Bu savaşları veya bu halklar arasındaki çatışmaları sona erdirme bakımdan önemli bir işlev görecek diye düşünüyorum.

“AMERİKA YA DA İSRAİL FÜZELERİYLE İRAN’A DEMOKRASİ GELMEYECEK”

-ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasının ardından savaş daha da derinleşecek. Barış seçeneği ve halkların buradaki tutumu ne olmalı?

Cihan AYDIN:  Tabii ki halklar kendi öz güçlerine bakmalı. Yani bu yakın zamanda Rojava’daki deneyim bize bunu gösterdi. Yani emperyalizm ya da işte dışsal müdahaleler bugüne kadar dünyanın hiçbir yerine demokrasi götürmemiş. Bunun bir tek örneği yoktur.

İşte Afganistan’da olanları lütfen herkes bir gözünün önüne getirsin. On yıllarca süren bir savaş, ağır insan hakları ihlalleri, büyük bir kıyım ve acılar yaşandı ama sonuçta demokrasi adına bir geriye gidişten bahsediyoruz. İlerleme değil. Bakın, mevcut durum bile kurulamadı. Daha geriye gitti. Dolayısıyla Amerika ya da İsrail bombaları ve füzeleriyle İran’a demokrasi gelmeyeceği kanaatindeyiz.

Zaten bu savaşta en çok zarar gören siviller, halklar, kadınlar, çocuklar, dezavantajlı gruplar. Bunun altını ısrarla çizmek istiyorum. Her yerde bu böyle oldu. Suriye’de de böyle oldu. İran’da da böyle oldu ve olacak. Daha ağır tablolarla karşılaşma konusunda endişelerimiz var. Sivil insanların bu işten zarar görmesi konusunda endişelerimiz var.

Dolayısıyla halklar gerçekten kendi öz güçleriyle, örgütlülük yapılarıyla bu hem bu savaşa karşı çıkmak ama iyi bir gelecek, demokratik bir gelecek kurma konusunda birlikte, yan yana durarak böyle bir imkânın olacağı üzerine yoğunlaşması gerektiğini düşünüyoruz. Diğer türlü uzun süren savaşlar, kıyımlara ve katliamlara yol açma potansiyeli olan bir tehdit ve tehlike ile karşı karşıyayız. O açıdan herkesin bir ötekinin hakkına hukukuna saygı duyan bir yerden meseleye bakıp bir gelecek tasavvuru üzerinde bir araya gelmesi dışında başka seçenek olduğunu düşünmüyorum.

“BİRLİKTE YAŞAM MÜMKÜN”

-Suriye’de SDG ve HTŞ arasında bir anlaşma imzalandı. Sahada gelen bilgilere göre ağırda olsa ilerlediğini görüyoruz. Suriye’deki gelişmeleri nasıl okuyorsunuz?

Cihan AYDIN: Suriye’de birlikte yaşam ilkesi güç kazanmadıkça korkarım ki bu savaşın ya da bu çatışmanın tekrar başlama ya da kendisini tekrarlama gibi bir risk riski var.

Onun için son tahlilde demokrasi birlikte yaşam ve birbirini tolere etme becerisidir. Yani Suriye’de bu demokratik kültür yani halkların ve inançların bir arada yaşama, birbirine tahammül etme becerisi zamanla üstün gelir ve Suriye’de gerçekten halkların kendi kaderini tayin hakkı ortaya çıkar. Biz bunu en başta bunu söyledik.

Suriye’deki kalıcı çözüm aslında Suriye’deki halkların ve inançların kendi kaderlerini tayin etme hakkıyla olacaktır. Bunu söylerken bağımsız devlet algısı ortaya çıkıyor. Hayır. Başka seçeneklerde pekala mümkün. Biz Suriye için en uygun modelin bu olduğuna inanıyoruz. Aksi durumda da bu çatışmanın kendisini tekrar etme riski taşıdığını da maalesef düşünüyoruz.

Diren KESER/MERSİN

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.