PİRHA – PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yönetmeliğinde cemevleri için “kültürel tesis” denilmesini kınadı. Erçe, “belediyelere yeni bir imkan veriliyormuş” imajı yaratıldığını belirterek “Aksine cemevlerinin ibadethane sayılamayacağı tescillenmiş oldu. Cemevilerini hala ‘cümbüş evi’ olarak akıllarında tarif eden ve yok sayan anlayışları devam ediyor” dedi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 22 Ocak tarihli ‘Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nde cemevleri için “kültürel tesis” isimlendirmesi tepkileri de beraberinde getirdi.
Hükümetin, cemevlerini ibadethane olarak kabul etmemesine karşılık tüm Alevi kurumları eleştirilerini dile getirdi.
“BÜYÜK BİR ALDATMACA”
Cemevlerinin, imar mevzuatında “Kültürel Tesis Alanı” başlığı altında tanımlanmasına karşı gelen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, yönetmelikte “büyük bir aldatmaca” olduğunu söyledi.
“Bakanlığın yayınladığı yönetmelik değişikliğinde aslında bizi hiç de şaşırtmayan, tamamıyla hükümetin hangi zihniyete sahip olduğunu bir kez daha ortaya koyan bir tutum ortaya çıktı. Bu yönetmelik değişikliğinde sözüm ona belediyelerin elini güçlendirmek adına artık sosyal, kültürel tesis alanlarına cemevi yapılabileceği, sözüm ona halka da bu şekilde anlatarak ‘Bakın Alevilere yeni bir hak daha veriyoruz’ dercesine bir yönetmelik değişikliğine gidildi. Ama bu yönetmelik değişikliği büyük bir aldatmaca içeriyor. Çünkü geçmişte belediyeler imar çalışmaları yaparken yeşil alan, okul, cadde ve pazar yeri diye kimi işaretlemeler yaparken ‘cami yeri’ diye de belirtiliyordu. Fakat Avrupa Birliği Uyum Yasaları çerçevesinde bu değişmiş, cami yerine ‘ibadethane alanı’ olarak işaretlemeye geçilmişti. Dolayısıyla ibadethane içinde cami, cemevi, kilise ve havra da bulunmakta.
Belediyeler açısından bir bölgenin imara açılması durumunda, ilgili işaretlemeler yapıldığında ‘ibadet alanı’ koyması tek başına yeterli. O bölgedeki insanların ihtiyacı, talepleri doğrultusunda hareket edilebilir. Fakat tekçi, inkarcı, asimilasyoncu sistemin ürünü olan bu hükümetler, Cumhuriyet döneminin başından bu yana Aleviliği tanımayan, aslında tümden ortadan kaldırılması gereken bir inanç topluluğu olarak değerlendiren anlayış, belediyelere yeni bir imkan veriyormuş gibi gösterip, tersine cemevlerinin ibadethane sayılamayacağını tescillemiş oldu.”
“YOK SAYAN ANLAYIŞLARI DEVAM EDİYOR”
Cuma Erçe, Alevi inancına dair devlet geleneğinde hiçbir değişimin olmadığının altını çizdi. Erçe, asıl amaçlananın, Aleviliğin özünden koparılması olduğunu ifade etti.
“Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığını kuranlar da bunlar! Ama demek ki o başkanlıktaki ‘Cemevi’ ifadesi de Kültür Bakanlığı’na bağlı olduğuna göre orası da aslında bir ibadethane olarak görülmemiş. Bunun da teşhisi oldu. Dolayısıyla defalarca kez kamuoyuna duyurduğumuz haliyle bu hükümetin, bundan önceki hükümetlerde de olduğu gibi Aleviliğe bakış açısında değişen bir şey yok. Aleviliği bir inanç olarak görmeyen, cemevilerini hala ‘cümbüş evi’ olarak akıllarında tarif eden ve yok sayan anlayışları devam ediyor. Aynı zaman dilimi içerisinde Mecliste o partinin grup başkan vekili, ‘Suriye’de Müslümanlar öldürülüyorken gıkını çıkarmayanlar bugün Aleviler katlediliyor diye sokaklara çıkıyorlar’ diye cümle kullandı. Bu hükümet de Osmanlı ve Selçuklu anlayışını sürdürüyor. Aynı anlayış geçmiş yıllarda da ‘Alevi’ adıyla kurulmuş olan federasyonumuza, derneklerimize dava açmıştı. İlerleyen zamanlarda ‘Bir tane ibadethane vardır, o da camidir. Hepimiz Müslümanız. Müslüman olan kişi o camiye gider’ diyen anlayışın devamı niteliğinde bir uygulama.
Aleviler açısından bu açıklamalar ya da bakanlığın bu yönetmelik değişikliği bir sürpriz değildi. Hatta her zaman karşılaştığımız ama alışmayacağımız bir durum olarak kaldı.”
Eren GÜVEN/ANKARA

Yoruma kapalı.