Alevi Haber Ajansi

‘Vahşet karşısında susmak tarafsızlık değildir!’

PİRHA- HTŞ’lilerin Kuzey ve Doğu Suriye’de kadınların saçlarını kesip, cansız bedenine işkence yapmasına saçlarını örerek tepki gösteren kadınlardan biri olan oyuncu Belçim Bilgin’in, Bahar Feyzan adlı dijital yayıncı tarafından hedef gösterildi. Gazeteci Esra Çiftçi, Belçim Bilgin’in vahşete karşı kadınların kurduğu sembolik bir bağın yanında durduğunu vurgulayarak, “Burada soru çok basittir ve kaçamak cevap kabul etmez: Bir kadının başı kesildiğinde, bunu görmezden mi geleceğiz, yoksa buna itiraz eden kadını mı cezalandıracağız?” diye sordu.

Ortadoğu’da tarihin her döneminde savaşlar süre geldi. Son 15 yılda ise özellikle kadınlar “savaş ganimeti” olarak, satıldı, tecavüze uğradı. DAİŞ Ezidilere dönük katliamda kadınları kaçırıp, köle pazarlarında satıldı. Hala ve tıpkı Dersim Katliamı’ndaki “Kayıp Kızlar” gibi akıbeti bilinmeyen yüzlerce Ezidi kadın bulunuyor.

Bugün ise Halep’te bir savaşçı kadının cansız bedeni HTŞ’liler tarafından işkenceye görüp, binadan atılırken, Kuzey ve Doğu Suriye’de süren saldırılarda kadınlar tecavüze, işkenceye uğradı.

Son olarak HTŞ’li bir çete tarafından bir tutam örülmüş saçı elinde tutan HTŞ üyesinin paylaşımı, kadınların tepkisine yol açtı.

Sosyal medya üzerinden saçlarını örerek yaşanan vahşete tepki gösteren kadınların eylemi küresel çapta yayıldı. Sanatçısında siyasetçisine, sporcusundan gazetecisine milyonlarca kadın HTŞ’lilerin vahşetine tepki gösteren paylaşımlar yaptı.

HTŞve DAİŞ’lilerin vahşeti küresl çapta tepkiye yol açarken, Türkiye’de kadınlara yönelik vahşet görünmez kılınmaya çalışılırken, tepki gösterenler hedef haline getiriliyor.

İktidar medyası “Kürt karşıtlığı” üzerinden gösterdiği tavrı, kendine muhalifler tarafından da aynı reflekslerle karşılandı.

Sanatçı Belçim Bilgin’in kadınlara yönelik vahşete gösterdiği “Saç Örme” protestosu, Bahar Feyzan adlı dijital yayıncı tarafından, “Bir ülkenin ekmeğini yiyip, sevgisiyle meşhur olup sonra o ülkeyi tek cümleyle zan altında bırakmak… Asıl kötülük bu… Nankörlüğün kendisi bizzat kötülüktür. Bundan sonra asla hiçbir filmini, dizisini ne izlerim ne giderim. Toplum da tavır alması bilir” sözleriyle ayrımcı dil uygulanıp, hedef gösterildi.

Gazeteci Esra Çiftçi, bu tür hedef göstermelere dair değerlendirmede bulundu.

“VAHŞET KARŞISINDA SUSMAK TARAFSIZLIK DEĞİLDİR”

“Mazlumun yanında mı, vahşetin safında mı? diye soran Esra Çiftçi, şunları belirtti:

“Bir kadının başı kesiliyor. Yetmiyor; başından koparılan saç örgüsü de kesiliyor. Bu, rastgele bir vahşet değil. Bu, mesajlı bir şiddet. Kadının bedenini susturarak toplumu hizaya sokma girişimi.

Rojava’da İslamcı–Selefi çetelerin işlediği bu cinayet karşısında dünyadan kadınlar sessiz kalmadı. Bir slogan atılmadı, bir bayrak açılmadı. Kadınlar saçlarını ördü. Çünkü o kesilen örgü, sadece bir kadının değil, bir hafızanın hedef alındığını söylüyordu.

Belçim Bilgin bu dayanışmaya destek verdi. Ne silah tuttu, ne slogan attı, ne ülke suçladı. Yalnızca vahşete karşı kadınların kurduğu sembolik bir bağın yanında durdu.

Ve işte tam burada mesele açığa çıktı. Çünkü Belçim Bilgin’in hedef alınması, Rojava’daki vahşetin kendisinden bağımsız değil. Aksine onun devamıdır. Şiddet sahada başla keser, merkezde itibarı hedef alır. Biri bıçakla, diğeri kelimelerle çalışır.

Bahar Feyzan’ın yaptığı tam olarak budur.

Bir kadının başının kesilmesini değil, o vahşete itiraz eden bir kadını sorun olarak görmek. Mazlumla kurulan dayanışmayı değil, iktidarla kurulan sadakati ahlak saymak. “Bir ülkenin ekmeğini yiyip…” diye başlayan cümleler, bu topraklarda çok eskidir. Bu cümleler hep şunu söyler: Sus, görme, konuşma. Taraf olma. Ama vahşet karşısında susmak tarafsızlık değildir.

Susmak, failin alanını genişletir.

Belçim Bilgin’in kim olduğuna bakıldığında bu linç daha da anlam kazanır. Kürtlerin yüzyılı aşan inkâr ve imha tarihinden doğrudan etkilenmiş bir ailenin çocuğu. Şeyh Said’in torunu. Yani devlet aklının “makbul sessizlik” beklediği bir soyun mensubu.

Tam da bu yüzden hedefte. Çünkü bu ülkede bazıları için kabul edilebilir Kürt; konuşmayan, itiraz etmeyen, hafızasını yanında taşımayan Kürt’tür. Sanatta olsun, ekranda olsun, ama acıya dokunmasın. Vahşete bakmasın. Kadınsa özellikle suskun olsun.”

“YANLIŞ YERDE DURURSAN, SENİ SİLERİZ” TEHDİDİDİR”

Bahar Feyzan’ın boykot çağrısı, bir izleyici tercihi olmadığını, aksine bir hiza verme girişimi olduğunu vurgulayan Esra Çiftçi,  “Yanlış yerde durursan, seni sileriz” tehdididir. Erkek egemen, milliyetçi ve devlet merkezli bir ahlakın medya diliyle kurulmuş hâlidir” dedi.

“BELÇİM BİLGİN VAHŞETİN YANINDA DURMADI”

Esra Çiftçi, devamında şunları dile getirdi:

“Burada soru çok basittir ve kaçamak cevap kabul etmez: Bir kadının başı kesildiğinde, bunu görmezden mi geleceğiz, yoksa buna itiraz eden kadını mı cezalandıracağız?

Belçim Bilgin vahşetin yanında durmadı. Mazlumun yanında durdu. Onu linç edenler ise bugün farkında olarak ya da olmayarak, bıçağın değilse bile bıçağı meşrulaştıran düzenin yanında saf tutuyor. Tarih bu ayrımı hep kaydeder. Kim sustu, kim konuştu. Kim bağ kurdu, kim kopardı.

Bugün mesele Belçim Bilgin meselesi değildir. Bugün mesele şudur: Kadınlar öldürülürken susmayı mı seçeceğiz, yoksa susmamayı seçen kadınların yanında mı duracağız? Bu bir sanat tartışması değil. Bu bir “ülke sevgisi” tartışması değil. Bu, insanlığın hâlâ hayatta olup olmadığına dair bir sınavdır.”

Diren KESER/PİRHA

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.