PİRHA-HTŞ’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarına Alevi kadınlardan sert tepki geldi. Demokratik Alevi Kadınlar Birliği, FEDA ve Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu temsilcileri, Rojava’da halkların ve kadınların hedef alındığını belirterek, uluslararası kamuoyunu acilen harekete geçmeye çağırdı.
HTŞ’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük saldırılarına Alevi kadınlardan tepki geldi. Demokratik Alevi Kadınlar Birliği Sözcüsü Songül Morsümbül “Rojava’da insanlık büyük bir sınav veriyor” derken, FEDA İsviçre Eşbaşkanı Songül Aslan “Kürt’e ve Rojava’ya sahip çıkma günüdür” çağrısı yaptı. Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Suzan Saka ise “Suriye’de katliama ses çıkarma zamanı çoktan geldi, geçiyor” diyerek uluslararası kamuoyunu harekete geçmeye çağırdı.
Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Genel Komutanı Mazlum Abdi, geçici Cumhurbaşkanı Ahmed el Şara ve ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın 19 Ocak’ta Şam’da yaptığı görüşmeden olumlu bir sonuç çıkmadı. Şam güçlerinin Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük saldırıları sürerken, 4 gün süreli ateşkes sağlandı ancak Şam güçleri daha önce ilan edilen ateşkeslerde olduğu gibi bu ateşkeste de ihlal yoluna gitti. Kobanî tam kuşatma altına alınırken, Hesekê sınır hattına da yoğun askeri güç yığınağı yapıldı. devam eden saldırılara Alevi kadınlardan tepki geldi.
“ROJAVA’DA BOMBALAR ALTINDA İNSANLIK ÖLDÜRÜLÜYOR”
Demokratik Alevi Kadınlar Birliği Sözcüsü Songül Morsümbül, bölgede “özgürlüğü bitirme, kadın özgürlüğünü tümden yok etme” hedefiyle hareket eden güçlerin, halkların değerlerini hedef aldığına dikkat çekti.
Morsümbül, Mezopotamya’nın merkezinde yer alan Kuzeydoğu Suriye’de halkların özgürlük ve kimlik taleplerinin 13 yıldır emperyal kapitalist güçler tarafından hedef haline getirildiğini belirtti. Kürtlerin, kadınların, Alevilerin, Dürzilerin, Asur Süryanilerin, Ermenilerin, Ezidilerin ve ulus devlete karşı durabilen tüm toplumsal dinamiklerin hedefte olduğunu vurguladı.
Rojava devriminin “büyük fedakârlıklarla” inşa edildiğini söyleyen Morsümbül, binlerce kadının, erkeğin, yaşlının ve toplumsal dinamiğin direnişini hatırlattı. Morsümbül, yaşananların kader olmadığını; bunun Ortadoğu’da kapitalist modernist güçlerin planlayıp hayata geçirdiği bir iç savaş gerçekliği olduğunu dile getirdi.
Songül Morsümbül, “Bombalar altında insanlık ölüyor. Bombalar altında çocuklar ölüyor. Bombalar altında kadınların bedeni pazara sunuluyor” sözleriyle savaşın yıkıcı sonuçlarına dikkat çekti. IŞİD zihniyetinin ABD, İngiltere, Avrupa Birliği ve radikal İslamcı güçlerle yeniden hortlatıldığını ifade eden Morsümbül, 4 Ocak’ta Paris’te emperyalist ülkeler ve kapitalist modernite güçlerinin kendi paylaşım savaşını yürüttüğünü ve Kürtlerin yeniden Ortadoğu’nun orta yerinde pazarlık konusu yapıldığını dile getirdi.
“KATLİAMLARIN ADI DEĞİŞTİ, HEDEF DEĞİŞMEDİ”
Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) İsviçre Eşbaşkanı Songül Aslan ise Alevilere ve Kürtlere yönelik yok etme politikalarının tarihsel sürekliliğine dikkat çekti.
Avrupa devletlerinin sessizliğini de eleştiren Aslan, Avrupa devletlerinin Ortadoğu’da Türkiye, İsrail ve radikal İslamcı gruplarla ortaklıklarına işaret etti; bu ortaklık sonucunda “ölümü reva gördükleri” kesimlerin Kürtler ve Kürtlerin dostları olduğunu ifade etti.
Songül Aslan, Alevi toplumunun özgürlük iddiasıyla toplumsal hafızasını yeniden hatırlaması gerektiğini belirterek, “Kürt’e, Kürt’ün dostuna, Rojava’ya sahip çıkma günüdür” ifadelerini kullandı. Aslan ayrıca, “Birbirimizden vazgeçmeyelim” diyerek dayanışma çağrısını yineledi.
Konuşmasında geçmiş katliamları ve soykırımları hatırlatan Aslan, “Ne Koçgiri’de, ne Zilan’da, ne Dersim’de, ne Maraş’ta, ne Şengal’de, ne Kobane’de Kürt’ü Alevi’yi yok edemediniz. Yeryüzünde eşit haklarını talep eden, insanca yaşam hakkını talep eden, yani en doğal hakkını talep eden toplumları yok edemezsiniz, halkları yok edemezsiniz”dedi.
“SUSKUNLUK SUÇA ORTAKLIKTIR”
Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA) Başkanı Suzan Saka, “Suriye’de yaşanan katliama ses çıkarma zamanı çoktan geldi de geçiyor” diyerek uluslararası kamuoyuna çağrıda bulundu. Saka, özellikle Esad hükümetinin devrilmesinden sonra “Colani hükümeti” olarak ifade edilen yapıların Alevilere yönelik katliamlar gerçekleştirdiğini, ardından Kürtlere, Hristiyanlara, Dürzülere ve diğer azınlıklara yönelik zulmün dünyanın gözü önünde sürdüğünü belirtti.
Saka, uluslararası kurumların ve devletlerin sessizliğini eleştirerek; devlet liderlerinin, başbakanların, dışişleri ve içişleri bakanlarının bu süreçte ses çıkarmamasını “üzüntüyle karşılanan ve kaygıyla izlenen bir nokta” olarak değerlendirdi.
Konuşmasında son haftalarda Suriye Demokratik Güçleri’ne yönelik siyasi manevralara işaret eden Saka, HTŞ’nin bileşeni olarak ifade ettiği İŞİD ve “mücahitlerin” bölgeye gönderilmesiyle çok sayıda insanın hayatına, canına ve malına kast edildiğini söyledi. Saka, özellikle kadınlara dönük şiddet, tecavüz, çocuklara şiddet ve yaşlılara yönelik onur kırıcı davranışların sosyal medyada dolaştığını belirtti.
Suzan Saka, Alevilerin bugüne kadar Suriyeli Alevilerle dayanışma içinde olduklarını, yaşadıkları her ülkede diplomasi ve kamuoyu çalışmaları yürüttüklerini belirterek, “Şimdi de Kürt halkının yanında olduğumuzu da bildirmek istiyoruz” dedi.
Elif SONZAMANCI/ALMANYA
Yoruma kapalı.