Alevi Haber Ajansi

‘Bir gün sabaha karşı evimizi bastılar, o zamana kadar geceleri uyuyamıyordum’-VİDEO

PİRHA- KHK ile işinden ihraç edilen Doçent Doktor Asuman Doğan, yaşadığı zorlukları anlatarak “İyi ki de artık devlet memuru değilim” dedi. Benzer yönde mağduriyet yaşayan kadınlara seslenen Doğan, “Kadınların daha güçlü olmaları gerekiyor. Eğer ben o dönemde güçlü olmasaydım ailem daha farklı olabilirdi. Evet işten atıldım ama bu her işin sonu değil. Ekmeğimizi kazanabilir, mücadelemize devam ederiz” dedi.

15 Temmuz 2016’da düzenlenen darbe girişiminin ardından soruşturmalar, binlerce tutuklama, kapatılan dernek, vakıf, medya kuruluşları, kurumlar ve kamudaki görevlerinden Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilmiş en az 134 bin kişi kaldı. KHK zulmü, kamuda çalışanların haricinde özel sektör çalışanı binlerce kişinin de ekmeğini elinden aldı.

Özel okular başta olmak üzere kapatılan kurumlarda görev yapan çok sayıda çalışan, işinden oldu. Aynı zaman diliminde ihraç olan binlerce kişinin mağduriyeti, bundan sonraki süreçte benzer acılar ve zorlukları da beraberinde getirdi. Toplumun adeta “ötekisi” haline gelen bu geniş halk topluluğu, ne güvenceli bir iş edinebildi ne de ihraç edildiği kurumalardan haklarını alamadı.

KHK ile kamudan ihraç olan isimlerden biri de Doçent Doktor Asuman Doğan oldu. Yaklaşık 25 yıllık emeğinin yok sayıldığını ifade eden Doğan, 29 Nisan 2017’de 689 Nolu KHK ile işinden uzaklaştırıldı. “Mesleğimi çok seviyordum, zaten hep çocukluk hayalimdi” diyen Asuman Doğan, ihraç olmadan önce Ankara Fizik Tedavi Rehabilitasyon Merkezi’nde görev yaptığını anlattı. “Doktor olup halkıma hizmet etmek çocukluk hayalimdi” diyen Doğan, yaşadığı sürece dair şunları anlattı:

“Orta direk bir aileden geliyoruz. Babam memur, Annem de okuma yazması olmayan bir kadındır. Hep bu ortamdan çıkıp insanlara yardımcı olup kendimi bir kadın olarak geliştireceğim, ayaklarım üzerinde duracağım yönünde ideallerim vardı. Ve hayalime kavuştum.
15 Temmuz darbe girişiminden sonra ihraçlar başlamıştı ve biz kendimizden o kadar eminiz ki, çünkü bu cemaatlerle hiçbir zaman aynı yöne bakamayız. Ne olduklarını biliyoruz, kime hizmet ettiklerini; emperyalist, dinci, gerici güçlerle aynı tarafta olmamız mümkün değil. Tam tersine onlara karşı mücadele eden bir taraftaydık. Bize bir şey olmayacağını ve bunlardan kurtulacağımızı düşünüyorduk ama bir gün poliklinikteydim ve başhekimlikten arandım. Acil çağrıldığımı söylediler ve gittim. Elime açığa alınma kağıdı verildi. ‘Ne oluyoruz?’ dedim. Çünkü neden açığa alındığımı bilmiyorum. 15 Temmuz ve FETÖ ile bağlantım olmadığından o kadar eminim ki ‘Bu nereden çıktı?’ diye sordum. Devamında ne söyleyeceğimi bilemedim gözlerim doldu ve hızla odadan çıktım. Ama dik durmam gerekiyordu, onların yanında boyun eğmediğimi göstermek için. Kağıdı aldım, dışarı çıktım, bir nefes aldım ve ne yapmak istediklerini zaten biliyordum. Bizimle birlikte çalışmak istemediklerini, yıllardır Sağlık Bakanlığı’nda her türlü mobbinge maruz kalmıştık.

Kendime geldikten sonra avukatımı aradım ve o da ‘Bir bekleyelim’ dedi. O gün görevimi yaptım. Tarih 20 Şubat’tı ve arkasından beklemeye başladık. Avukatım, şimdiye kadar hakkımda herhangi bir soruşturma olmadığını, hiçbir ihtar dahi almadığımı belirterek ‘Neden böyle oldu?’ diye araştırmaya girdi. Yani iyi bir devlet memuruydum. İşine zamanında gelen, hastaları memnun eden… Ama ne olduğunu anlamadım, çünkü FETÖ’yle hiçbir şekilde bağ göremiyoruz. Devamında referandum oldu ve ben kesinlikle artık ihraç olacağım’ dedim.”

“İMZAMI GERİ ÇEKMEMLE BİRLİKTE DAVA KAPANDI DİYE BİLİYORDUM”

Doç. Dr. Asuman Doğan da ihraç edilen binlerce muhalif gibi “Benim başıma böylesi bir şey geleceğini hiç düşünmezdim” sözleriyle başından geçenleri anlattı. İhraç olmadan önce birçok saygın kurumda görev alan Doğan, Kürt illerinde yaşanan çatışmalar nedeniyle takındığı duruş sebebiyle de iktidarın hedefinde olduğunu ifade etti. Doğan, savaşa karşı barışı savunan akademisyenler arasında da yer aldığını belirterek şunları söyledi:

“Ben belli bir duruşu olan insanım. Ankara Tabip Odası’nda yöneticilik yaptım, yine ayrıca SES üyesiydim. Zaman zaman birim temsilcisi de oldum. Aynı zamanda Tabip Odası’nın da hastane birim temsilcisiydim. Yani siyasi bir duruşu, politik bir yanı olan bir insanım. Barış İmzacıları meselesinden kaynaklı mı diye de düşünmüştüm.

Hendek olayları meselesinde herkesin gözü önünde inanılmaz şeyler yaşandı. O dönem Tabip Odası’nda olmamız nedeniyle çok sayıda başvuru aldık. İnsanlar sokak ortasında ölüyor, tedaviye ulaşamıyorlardı. O dönem doçentlik kadrom verilmemişti. Özlük haklarına sahip değildim ama ünvan olarak kullanıyordum. O dönem zaten çok canımız yanmıştı ve açıkçası imza metnini de tam okumamıştım. Can havli ile imzalanmış bir metindi fakat daha sonra Sağlık Bakanlığı’nda metini imzalayan tek kişi olduğumu öğrendim. Ve bununla ilgili hastanede tahkikat başladı. Müfettiş gelmiş bir odaya konuşlanmış ve 20 gün boyunca benim hakkımda tahkikat yapmış.
En sonunda beni çağırdı ve  ‘Neden imzaladın?’ dedi. Ben de tamamen insani saiklerle imzaladığımı, bir hekim ve anne olduğumu söyledim. Olayın siyasi kısmı beni zaten ilgilendirmez ama burada bir insan hakları ihlali var ve bizim muhatabımız da devlettir. Çağrımız da devletedir, çünkü insanların bir an önce temel sağlık hizmetlerine, gıdaya, suya kavuşması için yapmış olduğum imza…
Müfettişle birkaç kez görüşmemiz oldu ve anladım ki orada olay başka bir alana çekiliyor. Yani devlet bunu başka bir şekilde yönlendiriyor. Sonrasında imzamı geri çektim. Müfettişle de konuştuk ve ‘Doktor hanım, tamam bundan sonra sizi hiç kimse bu konuda rahatsız etmeyecek’ dedi. Hatta o müfettiş bana dedi ki bunu FETÖ grubu yapmış gibi ‘Kimden haber aldınız? Dilekçeyi geri çekme metninize bunu da yazın’. Ben de hiç alakası yok dedim. ‘Bu benim tamamen bireysel olarak yapmış olduğum bir davranıştı’ dedim. İmzamı geri çekmemle birlikte bu dava kapandı diye biliyorum. Sonra ihraç oldum ve eşyalarımı alıp geldim. İnanılmaz duygular yaşıyorsunuz o anda. O kadar zor koşullarda okumuşsunuz ve devamında çalışmışsınız, mecburi hizmet derken tam akademik ünvanı almışsınız, rahat edeceğiniz bir dönemde diyorlar ki ‘Siz bu işi yapamazsınız’. Ne hissedeceğimi bilemedim yani uykularım kaçtı. Ama bir taraftan da ailem, çocuklarım var. Onlara yansıtmamam gerekiyor. Kendi kendime kalınca ‘Bu insanlar seninle mücadele edecek. Seni bu alanda istemeyip kamusal alandan uzaklaştırmak istiyorlar’ dedim. FETÖ ile hiçbir alakamın olmadığını herkes biliyor ama ispat edemiyorsunuz. Normalde suçlanırsınız, yargı süreci işler, suçunuz sabit olur ve işinizden ihraç olursunuz ama ben ihraç oldum ve ne ile suçlandığımı bilmiyordum. Avukatım da dosyamda hiçbir gizli ibarenin olmadığını söyleyip neden ihraç olduğuma şaşırmıştı.”

“ÜYESİ OLDUĞUM DERNEKLERDEN DE ÇIKARILDIM”

Asuman Doğan, ihraç sürecinin ardından ailece yaşadıkları psikolojik duruma dikkat çekti. O dönemde oğlunun üniversite sınavına hazırlandığını belirten Doğan “Hepimiz birden bocalama süreci yaşadık. Çünkü inandığımız değerler üzerinden olsa daha dirençli olurduk ama burada bir yalan ve iftira var. Buna karşı kendimizi nasıl savunacağımızı bilmiyoruz” ifadelerini kullandı. Asuman Doğan, ihracından sonra yaklaşık üç ay kadar işsiz kaldığını belirterek sonraki sürece dair şunları aktardı:

“Hızlı bir şekilde iş görüşmeleri yaptım ama görüşmeye gittiğimde ihraç olduğumu söylediğimde tabii ki bakış açıları değişiyordu. İşveren geri duruyordu ve “Neden ihraç oldun?” diye soruyorlardı. Çok düşük ücretlere çalıştırmak istiyorlardı. Çünkü sizin pazarlık yapacak gücünüz yok. Ben de ilk başta ‘Tamam’ dedim. Çünkü evden uzaklaşmam, kafamı dağıtmam gerekiyordu. 2 yıl kadar çalıştıktan sonra halen uykularım bozuk, psikolojim de iyi değildi. Hatta üyesi olduğum derneklerden de çıkartılmıştım. Kimse açıktan ‘’Asuman hadi sen bu dernek yönetiminden çık’ demedi ama sürekli derneklere tamim geliyor ve ‘Üyelerinizin güvenlik soruşturmasını tamamlayın’ deniyordu.

Düşünün, o dönem makale yazacaksınız, dergilere gönderiyorsunuz ama yazdıklarınız kabul olmuyor. Bu dönem Türk Pediatri Derneği yönetim kurulundaydım. En çok da ona üzüldüm. Arkadaşlar sağlam durdular, kalmamı istediler ama ben derneğe zarar gelsin istemedim. Böylelikle pek çok dernekten otomatikman çıkarılmış olduk. Dernekten istifamı istediğimde gözyaşlarıma hakim olamamıştım. Sürekli dik durmak zorundasınız. Çünkü bu düzenin neye hizmet ettiğini biliyorsunuz. Herkese ‘Biz iyiyiz, bir sorunumuz yok’ dedik. Ayakta durmaya çalıştık, birbirimizle çok dayanıştık. Çünkü bizler örgütlü insanız. Daha fazla üzülmeyi kendime de yakıştıramadım. İnsanlar bu dönemde canını, ekmeğini kaybetti. Onların yanında benim mağdur edebiyatı yapmam olmazdı.”

“KİMLİĞİMİZ SAKLAMA GEREĞİ DUYULACAK BİR ŞEY DEĞİLDİ”

İhracına sebep olarak Alevi kimliğinin de etkili olabileceğini ifade eden Dr. Asuman Doğan, “Farklı bir kimliğimizin olmasının ihraçlara etkili olduğunu düşünüyorum” dedi. Doğan, mecburi hizmete başladığında eşinin ise Ankara-Çankaya Belediyesi’nde 657’ye tabi olduğunu ve eş durumu tayini hakkına sahip olduklarını anlattı. “Bize o dönem bu hakkımız olan işlemi yapmadılar” diyen Doğan şöyle devam etti:

“Sonrasında tayin yaptılar ama Ankara’nın dışına verdiler. Mesela süt izninde vardiyaya yazıldım. Yine süt izninde geçici görevlere çıkarıldım. Yani her türlü mobinge maruz kaldık. Hastanede de inanılmaz angaryalara tabi tutuluyordum. Çalıştığım hastanede 50’ye yakın doktor vardı ama sürekli bana iş dayatılıyordu. Evet herkesin bir siyasi kimliği olduğu gibi etnik kimliği de var. Örneğin Ramazan ayında yemeğimi kimseyi rahatsız etmeden yiyor, inancım doğrultusunda yaşıyordum. Kimsenin inancına karşı değildik tabi. Hastanede benim kimliğimin bilinmesine rağmen herkes hastasını bana getirirdi. Dinciler, MHP’liler de hastalarını getirirlerdi. Çünkü biz iyi hekimdik ve işimizi iyi yapıyorduk. O nedenle kimliğimiz saklama gereği duyulacak bir şey değildi. Neysek oydum. Hiçbir zaman eğilmedik, bükülmedik ama bunun cezasını çok çektiğimi düşünüyorum. Açıktan ‘Sizi etnik kimliğinizden dolayı ihraç ettik’ demeyeceklerdir, mutlaka bir şey bulacaklardır ki bunu da buldular. Ben 2012 yılında doçentliğimi aldım ancak 4 yıl boyunca kadro vermediler. Doçent işi yaptırıp uzman maaşı verdiler.”

“EVET İŞTEN ATILDIM AMA BU HER İŞİN SONU DEĞİL”

Artık memur olarak çalışmamaktan ötürü memnuniyet duyduğunu ifade eden Doğan “İyi ki artık devlette değilim. Haklarımı aldıktan sonra da devlete dönmeyi düşünmüyorum” dedi. Doğan, yaşanan mağduriyetlere karşı mücadele etmek gerektiğini de vurgulayarak sözlerini şu cümlelerle sonlandırdı:

“Zaten son dönemlerde o kadar çok kaos vardı ki hastanede, 50 doktor varken işi yapan 20 kişidir. Siz hep birilerinin işini yaparsınız. Ben inanılmaz yoğun çalışıyordum ama bakıyorsunuz ki diğer insanlar oturuyor, kahve içiyor, hastası yok. Sonra bir de performans diye bir şey çıkarttılar. Onda da ciddi bir adaletsizlik vardı Biz uzman olarak çalışırdık hocalar bizim üzerimizden performans alırdı. Bunun çalışma barışına aykırı olduğunu hep söylerdik.
İhraçtan sonraki süreç hiç kolay olmadı. Ben halen antidepresan kullanıyorum. O dönemde sürekli evlere baskınlar yapılıyordu. Bizim evimize de baskın yapıldı. 4 gün gözaltına alındım. Hep bir şekilde geleceklerini hissediyordum. Bir gece sabaha karşı evimize geldiler ve ben o zamana kadar geceleri uyuyamıyordum. Galiba onun bir baskısıydı. Gözaltı sürecinden sonra o gece anksiyetesi kayboldu.

Bence kadınların daha güçlü olmaları gerekiyor. Eğer ben o dönemde güçlü olmasaydım ailem daha farklı olabilirdi. Evet işten atıldım ama bu her işin sonu değil. Ekmeğimizi kazanabilir, mücadelemize devam ederiz.”

Eren GÜVEN-Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

İLGİLİ HABERLER

1-‘Çok acı çektim, olmayan suçun suçluluğunu hissettim’
2-‘Suçluysak neden yargılanmadık, suçsuzsak neden ihraç edildik?
4-‘KHK’ler hayatımı alt üst etti ama hayatın altını da üstünü de görmek gerekiyormuş’

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.

Web sitemiz, deneyiminizi daha iyi hale getirmek amacıyla çerezler kullanmaktadır. Bu durumda herhangi bir sıkıntı yaşamayacağınızı düşünüyoruz, ancak isterseniz çerezleri devre dışı bırakma seçeneğiniz her zaman mevcuttur. Kabul ediyorum devre dışı bırak