Alevi Haber Ajansi

Suriye’deki Alevî Topluluğundan açıklama: Normal bir yaşam sürdürmemiz imkânsız hale geldi!

PİRHA – Suriye’deki Alevî Topluluğu, kamuoyuna açıklama yaparak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni acil önlem almaya çağırdı. Yazılı yapılan açıklamada “Fiili yönetimin soykırım politikaları ve mezhepsel kışkırtmalarına devam etmesi ve bu suçların önlenmemesi nedeniyle Alevilerin normal bir yaşam sürdürmesi imkânsız hale gelmiştir” vurgusu yapıldı.

Türkiye’nin de desteklediği HTŞ ve SMO’lu çeteler tarafından Suriye’deki Alevilere dönük katliamlar devam ediyor. Savaş suçlarının yanı sıra tüm insanlık suçlarını da işleyen şeriatçı çeteler, Alevilere ait yerleşkeleri adeta yağmalıyor.

Yaşanan zulme karşı dünya kamuoyu henüz somut bir adım atmazken Suriye’deki Alevi Topluluğu, kamuoyu ile yeni bir açıklama paylaştı.

6 MART SONRASI KATLİAM YOĞUNLAŞTI!

Uluslararası aktörlere hitaben yazılan metinde, Alevilerin artık normal bir yaşam sürdürmesinin imkânsız hale geldiği vurgulandı. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Bu bildiriyi Suriye’deki Aleviler adına, siyasi ve insani çalışmalarını uluslararası insancıl hukuk, insan hakları hukuku ve tüm insan hakları sözleşmelerine dayandıran devletler ve uluslararası kuruluşlar başta olmak üzere, tüm uluslararası aktörlere hitaben yayınlıyoruz. Özellikle Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme ve Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme kapsamında, Alevilere yönelik soykırım ve mezhepçi etnik temizlik suçlarından korunma talebimizi iletiyoruz. Bu suçlar, cihatçı tekfirci terörizmin engellenmeksizin devam eden saldırıları ile terörizm ve dini aşırılığı destekleyen bölgesel devletlerin yardımıyla işlenmektedir.

Suriye’deki fiili yönetimin Alevilere karşı işlediği suçlar, Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nde tanımlanan fiillerle örtüşmektedir. Bu suçlar, 8 Aralık 2024 tarihinden itibaren geniş bir suç yelpazesini kapsamaktadır ve 6 Mart 2025’ten bu yana ciddi bir artış göstermiştir:

Savunmasız Alevi sivillerin toplu ve sistematik olarak öldürülmesi; bu katliamlar, dini cihat ilanı ve Alevilere karşı savaşmak üzere sivillerin seferber edilmesi eşliğinde gerçekleştirilmiştir.

Alevi kadınların mezhepsel nedenlerle kaçırılması ve akıbetlerinin bilinmediği yerlere götürülmesi.

Silahlarını bırakmış eski askerlerin keyfi olarak gözaltına alınması, gözaltıların kabul edilmemesi, cezaevlerinde toplu infazlar ve hapsedilmeyenlerin zorla kaybedilmesi.

Alevilere ait gayrimenkuller, araçlar, varlıklar ve birikimlerin sistematik olarak yağmalanması ve Alevi yerleşimlerine silahlı saldırılar düzenlenmesi.

Alevi yerleşim bölgelerindeki yaşam kaynaklarının yok edilmesi, mülkiyet ve evlerin kasten yakılması ve gezici katliamların devam etmesi yoluyla zorla göç ettirme.

Alevi kamu çalışanlarının işten çıkarılması ve mezhepsel nedenlerle emekli maaşlarının kesilmesi.

Alevilere yönelik işkence, insanlık dışı ve aşağılayıcı muamelelerin devam etmesi, nefret söylemi ve mezhepsel kışkırtma kampanyalarının sürdürülmesi, yanlış ve yanıltıcı bilgilerin yayılması.

Alevi dini ve yerel liderlerin korkutulması, tehdit edilmesi, hapsedilmesi ve fiili yönetimi destekleyici açıklamalar yapmaya zorlanması; Alevi dini mekânlarının yıkılması ve kutsal sembollerinin aşağılanması.

Alevilere yönelik sağlık hizmetlerinin engellenmesi, doktor ve eczacıların öldürülmesi, eczane ve özel kliniklerin yağmalanması ve Alevi bölgelerindeki devlet sağlık merkezlerinin kapatılması.

Bu suçlar, nüfus grupları ve mezhepler arasında derin bir uçurum yaratmış olup, fiili yönetimin soykırım politikaları ve mezhepsel kışkırtmalarına devam etmesi ve bu suçların önlenmemesi nedeniyle Alevilerin normal bir yaşam sürdürmesi imkânsız hale gelmiştir.

Fiili yönetim, “anayasal bildiri” adını verdiği bir belge yayımlayarak Alevileri vatandaşlık statüsünden çıkarmıştır. Bu bildiride, devletin “tüm semavi dinlere” saygı duyduğu belirtilmiş, ancak Alevilerin semavi dinlere mensup olmadıkları, İslam’dan dönen mürtedler ve müşrikler oldukları ifade edilmiştir.

Alevilerin, ortak bir tarih ve coğrafi bütünlükle bağlı etnik bir topluluk olduklarını vurguluyoruz. Aleviler, sahil bölgelerinde, Humus kentinde ve Humus ve Hama’nın batı kırsalında ezici çoğunluğu oluşturmakta olup, fiili yönetim tarafından eski rejimin kalıntıları olarak görülmekte ve rehin alınmaktadır. Bu bakış açısı, Esad rejiminin dinsel bir yapı olmadığı ve tüm mezheplerin katılımıyla yolsuzluk üzerine kurulu olduğu gerçeğini göz ardı etmektedir.

“BM’Yİ ACİL ÖNLEMLER ALMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

Kuzeydoğu ve Güney Suriye’deki diğer etnik ve dini azınlıklar, kendi kendine koruma ve uluslararası koruma biçimlerine sahipken, Aleviler ve diğer azınlıklar bu korumadan mahrum bırakılmıştır.

Bu bağlamda, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üye devletleri ve uluslararası insan hakları kuruluşları başta olmak üzere, barışı seven tüm uluslararası aktörleri Alevilere yönelik soykırım kampanyasını durdurmak için acil önlemler almaya çağırıyoruz. Bu önlemler arasında uluslararası gözlemcilerin görevlendirilmesi, insani yardım sağlanması ve Alevilere yönelik soykırım suçlarının soruşturulması için uluslararası bir komisyon kurulması yer almalıdır.

Ayrıca, Alevilerin yaşadığı bölgelerde geçici bir Birleşmiş Milletler yönetimi kurulması ve barışın sağlanması için bir BM misyonu oluşturulmasını talep ediyoruz. Alevilerin kendi kaderini tayin hakkını kullanabilmesi için uluslararası gözetim altında bir referandum yapılmasını ve laiklik, demokrasi ve vatandaşlık temelinde, tüm kimliklerin eşit haklara sahip olacağı modern bir yapı oluşturulmasını talep ediyoruz.”

(HABER MERKEZİ)

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.