Alevi Haber Ajansi

Pir Haydar Buga: Cemdeki sır olgusunu yok ettik!

PİRHA – Pir Haydar Buga, devlet eliyle metropollerde açılan cemevlerinin, asimilasyona hizmet ettiğini belirtti. Buga ayrıca cemlerdeki tüm detayların medya ve sanal medya aracılığıyla yayınlanmasını da eleştirerek “Ne yazık ki cem olmak, özümüzü yoklamak, aklamak, rıza şehrini oluşturmak için değil, cemde görünmek için, görsünler diye oradayız” dedi.

Derviş Cemal Ocağı evlatlarından Pir Haydar Buga, Alevi inancındaki kimi ritüellerin “erozyona uğradığını” belirtti. Pir Haydar Buga, devlet eliyle yapılan asimilasyonlar üzerinde durarak metropollerde açılan hükümet destekli cemevlerinin barındırdığı tehlikelere de işaret etti.

“ALEVİLERİ NASIL ERİTECEKLERİNİN HESABINI ÇOKTAN YAPTILAR”

Pir Haydar Buga, şehirlerde açılan cemevlerinin, bireyleri Yol’dan uzaklaştırdığını ifade ederek şu yorumu yaptı:

“Gelin canlar cem olalım, Hakk’ın cemalini görelim.

Kadim gelenek içerisindeki erkanları her türlü baskı, kıyım, katliam ve sürgüne rağmen günümüze taşımayı başaran Yol talipleri, özellikle metropolleşme süreciyle birlikte pir, talip ilişkilerindeki kopukluklarla birlikte, bilinçli veya bilinçsiz bazı konularda erozyana uğradılar.

1993 yılında tüm dünyanın adeta TV’den canlı yayınlarla seyrettiği Madımak Katliamı’nın ardından devlet aklı, resmiyette tanımadığı, binlerce yıldır bu topraklarda varlığını devam ettiren fakat doğduğu coğrafyada yasaklı olan Raa Heq/ Hakk yolu inancının ibadet yerlerinin açılmasına göz yumdu! Göz yumdu çünkü devlet aklı, bizim aklımızdan her zaman birkaç adım önde gidiyordu. Çünkü bizim aklımız fesat, fitneye değil dostluğa, kardeşliğe, insanca, bir arada yaşamaya çalışıyor. Ama o üst akıl, Alevileri bu yeni Dünya düzeni içerisinde kendi elleriyle kurdukları bu kirli çarkın içerisinde nasıl eriteceğinin hesabını çoktan yapmış. Açılan kurumlara kendi eliyle yetiştirip, yerleştirdikleri kişiler ile bizleri eritmeye başlamışlar bile. Halbuki Alevi cemlerinin yegane amacı, toplumsal barışı ve uzlaşıyı sağlamaktı. Bu vesileyle bizler ondan da uzaklaşmış, açılan cemevlerinin aslında yolumuzdan bizleri uzaklaştıracağının farkına bile varamamıştık.”

“PASLI ÇİVİLERİ ŞİMDİ SÖKÜP ATAMIYORUZ”

Pir Haydar Buga, devlet destekli açılan kimi medya organlarıyla da inancın, özünden koparılmak istendiğine değindi. Buga, medya aracılığı ile Aleviliğin Kur’an’la ilişkilendirildiğini söyleyerek şöyle devam etti:

“Bir TV kanalı aracılığı ile her hafta banttan veya canlı yayınlar yapılarak adeta ‘Aleviler cem birler ama Fatiha’yla başlar, İhlas’la devam eder, Nur suresiyle çerağı uyandırır, Yasin’le bitirir’ noktasına getirdiler. Zamanın Diyanet İşleri Başkanı Süleyman Ateş’e “Türkiye’deki Alevi sorununu nasıl çözeceksiniz” diye bir soru sormuşlardı, cevabı çok basitti “Alevileri Kur’an’la tanıştırdığımız gün bu sorun çözülecektir’ demişti. İşte o üst akıl, kurduğu bu TV kanalı aracılığı ile Alevilerin kafasına görsel algıyla öyle bir Alevilik çizdi ki, hem Alevileri Kur’an’la tanıştırdı hem de erkanlarımızın içerisine öylesi paslı çiviler çaktı ki maalesef şimdi söküp atamıyoruz.

“YOL’U SEMAVİ DİNLERLE YARIŞIR HALE GETİRDİK”

TV’lerdeki cemlerde siz hiçbir canın meydana çıkarak kendini aklayıp yokladığını gördünüz mü? Göremezsiniz, çünkü açılan meydanlar Yahudilerin ağlama duvarlarına çevrildi. Hâlbuki cemlerin yegâne amacı toplumsal barışı ve uzlaşıyı sağlayarak, yârin yanağından gayri her şeyi ortak yaşam içerisinde paylaşmaktı. Bizler ise Yol’u semavi anlayışla yarıştırır hale getirdik. ‘Onlar her hafta cumaya gidiyor, biz de her perşembe cem birleyelim’ rüzgarına kapıldık. Halbuki Aleviler sonbahar ile ilkbahar arası geçen süreçte meydanlar açarak gönül birlerlerdi.”

“SIRRI SIR EDENİN DEMİNE HÜÜ”

Pir Haydar Buga, “Bu arada cemdeki sır olgusunu da yok ettik” diyerek cemlerin basın yoluyla ya da sanal medya aracılığıyla görünür kılınmasını eleştirdi. Pir Buga, cemde yapılan sohbetin dışarıya çıkmaması gerektiğini vurgulayarak şu yorumu yaptı:

“Bazı canlar Yol sırrı ile cem sırrını birbirine karıştırıyor, oysaki ikisi farklı şeylerdir. Cem meydanındaki sır, talibin birlikte yaşam sürdüğü cümle canların huzurunda kendi özlerini dara çekerek, kendisinin veya başka biriyle olan sorununu pir huzurunda meydana dökmesi ve o meydana dökülen her sözün orada; dört duvar arasında kalacağına ve eşitler dahi (evli çiftler) meydanda duyduklarını kendi hanelerinde bile dile getiremezdi. Bundan dolayı pir, meydana dökülenin meydanda kalması gerektiğini ‘Sırrı sır edenin demine Hüü’ söylemiyle dile getirirdi. Bunun anlamı; ‘burada konuşulan her şey burada kalacak’ demekti.

Yol sırrı ise talibe bulunduğu mevki ve makam doğrultusunda verilen Yol bilgisidir. İçinde bulunduğumuz Xızır ayı dolayısıyla cemevlerimizde talipler pirleriyle buluşuyor, Xızır bayramını kutluyor, cem oluyor, varsa içlerinde kini, kibiri, riyayı, senliği, benliği, özlerinden uzaklaştırarak Xızır bilinci içerisinde gönül birliyorlar. Xızır aşkıyla meydan alan cana aşk ola. Ama maalesef gerek günümüzde bu Xızır cemlerinde gerekse matem günlerimizde neredeyse hemen hemen her Alevi kültür merkezimiz özellikle sanal alemde çarşaf çarşaf resimlerin yanı sıra, canlı yayınlar yaparak yukarıda da değindiğimiz o furyaya teslim olmuş olmaları, sistemin bizlere dayattığı o kirli çarkın dişlileri arasında sıkışıp kalmış duruşumuzun bir göstergesidir.

Ne yazık ki cem olmak, özümüzü yoklamak, aklamak, rıza şehrini oluşturmak için değil, cemde görünmek için, görsünler diye oradayız. Aşk ile…”

Eren GÜVEN/ANKARA

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.

Web sitemiz, deneyiminizi daha iyi hale getirmek amacıyla çerezler kullanmaktadır. Bu durumda herhangi bir sıkıntı yaşamayacağınızı düşünüyoruz, ancak isterseniz çerezleri devre dışı bırakma seçeneğiniz her zaman mevcuttur. Kabul ediyorum devre dışı bırak