PİRHA – Hüseyin Abdal Ocağı evlatlarından İlyas Şimşek, Hızır inancının yalnızca mitolojik bir anlatı değil, zor zamanlarda sorumluluk yükleyen bir yol öğretisi olduğunu vurguladı. Şimşek, “Bugün Hızır olunacaksa; IŞİD ve Colani çeteleri tarafından topraklarından edilen, Rojava’da ve Lazkiye’de zulme uğrayan halkların Hızır’ı olmalıyız. Çünkü en çok Hızır’a orada ihtiyaç var” dedi.
Alevi inancında kutsal kabul edilen Hızır ayı başladı. Ocak ayının sonları ile şubat ayının ortalarına denk gelen bu dönemde Hızır oruçları tutuluyor, cem erkânları yürütülüyor, kurbanlar tığlanıyor. Anadolu’nun farklı bölgelerinde Hızır oruçlarının tarihleri, coğrafi koşullara ve pirlerin talipleriyle buluşma zamanlarına göre değişiklik gösteriyor.
Hızır ayının anlam ve önemine dair PİRHA’ya konuşan Hüseyin Abdal Ocağı evlatlarından İlyas Şimşek, bu farklılığın tarihsel nedenlerine dikkat çekti. Şimşek, “Eskiden dedelerin talipleri Erzincan’da, Çorum’da, Sivas’ta dağınık halde yaşardı. Aynı tarihte cem yürütmeleri mümkün değildi. Bu nedenle yörelere göre tarihler değişti. Dedeler, tüm taliplerine yetişebilmek için kendi yöntemlerini geliştirdi” dedi.
“HIZIR AVRUPA’DAN HİNDİSTAN’A UZANAN MİTOLOJİK BİR KARAKTERDİR”
Hızır anlatısını kişisel bir hatıra ile aktaran Şimşek, “Annem bana hamileyken Hızır orucuna kalkmış. Ben Hızır orucunun ilk gecesinde doğmuşum. Bu nedenle adımı İlyas koymuşlar. Bizim yörede Hızır’a hem İlyas hem de Ellez denir” ifadelerini kullandı.
Hızır’ın farklı kültür ve inançlarda da yer aldığını belirten Şimşek, “Yahudilikte, Eski Ahit metinlerinde, Mısır’da, Hristiyanlıkta, Grek ve Roma mitolojisinde farklı adlarla karşımıza çıkar. Yunanistan’da Hermes, Roma’da Merkür olarak bilinir. Halklar yokluk ve darlık zamanlarında bir kurtarıcının geleceğine inanarak bir umut kapısı yaratmıştır” diye konuştu.
“HIZIR, DARDA KALANIN DARINA YETİŞENDİR”
Toplumların zor dönemlerde mitolojik kahramanlara ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Şimşek, “Kahraman yoksa teslimiyet vardır. Kul daralmayınca Hızır yetişmez denir. Hızır’ın hangi zamanda, hangi donda geleceği bilinmez; bazen bir dilenci, bazen Ali donunda gelir. Mihman Ali’dir. Dualarımızda da ‘Hızır yoldaşın, Fatma Ana haldaşın olsun’ sözleri yer alır” dedi.
Çocukluk anılarına da değinen Şimşek, Hızır orucunun köy yaşamındaki yerini şöyle anlattı: “Kış aylarında toprak damlarda oynardık. Hızır’ın geldiğini kömbe pişirildiğinde anlardık. ‘Hızır kömbesi pişti’ denirdi, sıraya girerdik. Açtık, üşümüştük ama o kömbenin tadı bambaşkaydı. Hızır’ı çocukluğumuzda böyle tanıdık.”
“HIZIR BOLLUĞUN VE BEREKETİN SEMBOLÜDÜR”
Hızır inancının coğrafyalar arası yaygınlığına dikkat çeken Şimşek, “Araplarda Hıdır, Anadolu’da Hızır, Azerbaycan’da Hıdır, Hindistan’a kadar uzanan bir inanıştan söz ediyoruz. Kuzey Afrika’da Hızır’ın kurak toprakları yeşerteceğine inanılır. Balkanlarda Yunanistan’da Aziz Greorge adıyla kutlamalar yapılır. Yeşil bolluğu ve bereketi simgelediği için insanlar yeşil giyer” dedi.
“BUGÜN HIZIR OLMA ZAMANI”
Binlerce yıllık bu inancın bugün pratik bir sorumluluğa dönüştürülmesi gerektiğini vurgulayan Şimşek, “Hızır bize darda kalana yardım etmeyi öğretir. Bugün çevremize baktığımızda bu öğretiyi hayata geçirmemiz gereken bir dönemden geçiyoruz” diye konuştu.
Suriye’de yaşananlara dikkat çeken Şimşek, “Yüzlerce, binlerce insan IŞİD ve Colani çetelerinin hedefinde. Canını, malını, onurunu kurtarmak için dağlara sığınan insanlar var. Bugün Hızır’ın oralara ulaşması gerekiyor” dedi.
“Eğer bugün Hızır olunacaksa, Rojava’da ve Lazkiye’de zorla topraklarından edilen halkların Hızır’ı olmalıyız” diyen Şimşek, sözlerini şu dilekle tamamladı:
“Dil bizden, nefes Hünkâr’dan. Cemi cümlemizin Hızır yoldaşı olsun.”
Cebrail ARSLAN/ANTALYA
Yoruma kapalı.