Alevi Haber Ajansi

İddianame kabul edildi; Feministlerden, Dina’nın duruşması için Karabük’e çağrı

PİRHA- Karabük’te Filyos Çayı’nda cansız bedeni bulunan Gabonlu üniversite öğrencisi Dina’nın davasının ilk duruşması, 8 Kasım’da Karabük Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Dina için Feministler, duruşmaya katılma çağrısı yaptı. 

Gabon uyruklu üniversite öğrencisi Jeannah Danys Dinabongho Ibouanga’nın Karabük’te 26 Mart’ta şüpheli şekilde ölmesinin ardından hazırlanan iddianame, Karabük Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi.

Davanın takipçisi olan Dina için Feministler, 8 Kasım saat 11.45’te Karabük Adliyesi’nde gerçekleşecek ilk duruşmaya katılma çağrısı yaptı.

Dina İçin Feministler’in açıklamasında, “Şüpheli ölümlerin peşini bırakmayacağız” denilerek, davada ‘kasten öldürme ve çocuğun cinsel istismarına teşebbüs’ suçlarından tek sanığın bulunduğu hatırlatıldı.

Açıklamada, “Gizli yürütülen soruşturma sürecinin ardından düzenlenen iddianame; kamera görüntülerinde Dina’nın koşarak kaçtığının görüldüğüne, bir aracın kendisini cansız bedeninin bulunduğu dere kenarına kadar takip ettiğine ve diğer delillere değiniyor ancak dosyadaki tek sanık görüntülerdeki aracı kullanan Dursun Acar! Başından beri söylediğimiz gibi, tutuklu yargılanan bu şahsın Dina’yı ölüme götüren süreçteki tek fail olmadığını biliyoruz” denildi.

Dina İçin Feministler, açıklamada şu ifadelere yer verdi:

“Gabon’dan Türkiye’ye Karabük Üniversitesi’nde okumak için gelen Jeannah Danys Dinabongho Ibouanga’nın cansız bedeni 26 Mart günü Filyos Çayı’nda bulundu. Biz Dina’yla çıplak ayaklarıyla panik halinde koştuğu görüntüler basına yansıdığında tanıştık. Bir kadının çıplak ayakla sokağa fırlamasına, duvarlardan atlamasına ve yola koşup önüne gelen aracı durdurmasına neden olan panik halinin muhtemel nedenlerini bildiğimiz için öfkeliyiz, isyandayız. Türkiye gibi kadın cinayetlerinin, tecavüzün, çocuk istismarının çok yoğun yaşandığı, koruyucu-önleyici tedbirlerin alınmadığı, faillerin gerektiği gibi yargılanmadığı, haksız tahrik indirimleriyle ve cezasızlıkla ödüllendirildiği bir ülkede; Dina gibi genç, Türkçe bilmeyen, göçmen bir kadın söz konusu olunca erkek şiddetinin nasıl katmerlendiğini biliyoruz. Bu nedenle Dina’nın ölümüne sebep olan bütün faillerin açığa çıkarılıp cezalandırılması ve gerçekliğin aydınlatılması için bu davayı takip ediyoruz.

KARABÜK’TE FUHUŞ, UYUŞTURUCU ÇETELERİNİN OLDUĞU İDDİASI

Dina’nın anne ve babasının kadınların bu dosyayı takip etmesine karar vermesi ve feminist avukatları yetkili kılmasından sonra Karabük’e gittik. Küçük bir şehir olan Karabük’te kurduğumuz temaslar sonucu Türkiye hükümetinin; belirlediği yüksek rakamları ödeyen gençleri toplamda üç şehre yerleştirdiği, “yabancı öğrenci turizmi” olarak adlandırılabilecek bu durumun bu 3 şehrin ağırlıklı geçim kaynağı haline geldiğini, Karabük Üniversitesi’nde başkaca ülkelerden gelen öğrenci sayısının 8000’i bulduğunu, ağırlıklı bölümünü de Afrika’dan gelen öğrencilerin oluşturduğunu öğrendik. Türkiye’ye eğitim almak için gelen ve büyük çoğunluğu dar gelirli ailelerinin çocukları olan göçmen öğrenciler Türkiye’deki ekonomik kriz koşullarında geçimlerini güçlükle sağlıyor. Karabük’te neredeyse herkes bir “fuhuş çetesi”nden, bu çetenin üniversite öğrencilerini ve bilhassa siyah genç kadınları fuhuşa zorlamasından, ülkenin farklı yerlerinden erkeklerin bu amaçla Karabük’e geldiğinden, öğrencilerin bir kısmının da bu çetelerle iş birliği halinde olduğundan söz ediyor. Görgüye, bilgiye dayalı tanıklıklar anlatılıyor. Fuhuş, uyuşturucu veya başkaca yasa dışı amaçlarla örgütlenen çetelerin içinde polis başta olmak üzere devlet memurlarının yer aldığı ve bu nedenle suçların açığa çıkarılmadığı da şehirde kulaktan kulağa yayılan bilgilerin başında geliyor.

Bu bilgiler ve izlenimler neticesinde Dina’nın o gece bulunduğu apartmanda ne yaşandığının, Dina’nın apartmanın bodrum katında tanık anlatımına göre çığlık atarak kurtulmaya çalıştığı erkeğin veya erkeklerin kim olduğunun, Dina’nın bu bodrum kata neden indiğinin veya indirildiğinin, basına da yansıdığı üzere buradan yaralanmak pahasına bahçe duvarlarından atlayarak neredeyse yalınayak kaçmasını ve nihayetinde Dursun Acar’ın arabasına binmesini gerektirecek düzeyde ne yaşandığının aydınlatılması gerekiyor. Zira tüm bunlar Dina’nın istemediği bir durumun içine sokulduğunu belki o bodrum katında cinsel ilişkiye zorlandığı için panik halinde kaçmış olabileceğini düşünmemize neden oluyor.

“TANIK İFADELERİNE ULAŞMAK MÜMKÜN DEĞİL”

Soruşturmanın başından itibaren kısıtlılık (gizlilik) kararı alındığı için otopsi raporları dışında hiçbir belgeye özellikle de tanık ifadelerine ulaşmamız mümkün olmadı. Bu nedenle soruşturma savcısı tarafından etkin bir soruşturma yürütülmesini ve tüm deliller detaylı biçimde değerlendirilerek eksiksiz bir iddianame düzenlenmesini ümit ettik. Netice itibariyle iddianame düzenlendi ve kovuşturma aşamasının başlamasıyla birlikte dosyadaki kısıtlılık kararı kaldırıldı. Ancak erişebildiğimiz belgeler ne soru ve kaygılarımızı ortadan kaldırıyor ne de tatmin edici cevaplar sunuyor. İddianame ile yalnızca Dina’nın bulunduğu apartmandan kaçtıktan sonra bindiği otomobili kullanan şüpheli olan Dursun Acar’a Ceza Kanunu’nun 81/1. maddesinde düzenlenen “kasten öldürme” ve 103/1 maddesinde düzenlenen “cinsel istismar”a teşebbüs suçlarından dava açıldı. Dolayısıyla gecenin ilk bölümünde neler yaşandığı, Dina’nın neden can havliyle koşarak uzaklaşıp araca bindiği, şüphelinin kendi beyanıyla neden “bir anda seyir halindeki aracın kapısını açarak inmek istediği” ve iki olay arasında bir bağlantının bulunup bulunmadığı belirsizliğini koruyor.

TAKİPSİZLİK KARARI

Diğer sanıklar yönünden ise etkin bir soruşturma yürütülmeksizin, şüpheli ve tanık ifadelerindeki bariz çelişkiler aydınlatılmaksızın, şüphelilere ilişkin yapılan tanık teşhislerini gözardı ederek, şüphelilerin kendi aralarındaki ilişkiler anlamlandırılmadan takipsizlik kararı verildi. Telaşla hazırlanan ve eksik tahkikatla tek bir şüpheli üzerinden kurgulanan bu iddianamenin tarafımızca kabulü mümkün değildir. Dina’nın ölümünün aydınlatılmasını ve tüm faillerin yargılanmasını sağlamak üzere mücadele etmeye devam ediyoruz.

“ERKEK ŞİDDETİNE MARUZ KALAN GÖÇMEN KADINLARIN ‘ŞÜPHELİ ÖLÜMÜ’ POLİTİKTİR”

Bu davayı takip etmeye başladığımız günden bugüne dek söylediğimiz gibi Dina’nın ölümün ardındaki gerçekliği görüyoruz ve şüpheli kadın ölümlerinin arkasında erkek şiddeti olduğunu biliyoruz. Göçmen kadınlar patriyarka ve ırkçılık nedeniyle katlediliyor ve bu cinayetler münferit değil. İstanbul’da tecavüze maruz bırakıldıktan sonra camdan atılarak katledilen Jesca Nankabirwa, Sakarya’da tecavüze maruz bırakıldıktan sonra katledilen Emani El Rahmun, tecavüze maruz bırakılıp katledilen Violet Nantaba ve erkek şiddetine maruz kalıp tedavisi bitmeden sınır dışı edilen kardeşi Beatrice Babirye, AKP milletvekili Şirin Ünal’ın evinde hayatını kaybeden Nadira Kadirova, AKP Milletvekili Tolga Ağar’ın cinsel saldırısına maruz kalıp şikâyetçi olduktan sonra evinde ölü bulunan Yeldana Kaharman ve bugün ise Jeannah Danys Dinabongho Ibouanga’nın Karabük’teki ölümü, göçmen kadınlara yönelik erkek şiddetinin sistematikliğini göz önüne seriyor. Irkçılığa, cinsiyetçiliğe, sömürüye ve katmanlı biçimde erkek şiddetine maruz kalan göçmen kadınların “şüpheli ölümleri” politiktir diyoruz.

Dina için Feministler dava takip grubu olarak; basın mensuplarını bu davayı takip etmeye, Dina için adalet talebimizi haberleştirmeye ve 8 Kasım 2023 günü saat 11.45’te gerçekleşecek ilk duruşmayı izlemek üzere Karabük Adliyesi’ne (Karabük Ağır Ceza Mahkemesi) çağırıyoruz. Dina’nın sesini duyuyoruz, feminist dayanışmayı yükseltiyoruz!

(HABER MERKEZİ)

İLGİLİ HABER

Gabonlu öğrenci Dina’nın ölümü ile ilgili şüpheli Dursun A. tutuklandı

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.

Web sitemiz, deneyiminizi daha iyi hale getirmek amacıyla çerezler kullanmaktadır. Bu durumda herhangi bir sıkıntı yaşamayacağınızı düşünüyoruz, ancak isterseniz çerezleri devre dışı bırakma seçeneğiniz her zaman mevcuttur. Kabul ediyorum devre dışı bırak