Alevi Haber Ajansi

Kadınlar İstanbul’da tutuklu öğrenciler için ses yükseltti!-VİDEO

PİRHA-Feminist Kadınlar, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması sonrası düzenlenen gösterlerde gözaltına alınıp tutuklanan kadın öğrencilere yönelik yapılan taciz iddialarını protesto etmek amacıyla Eminönü’nde biraraya geldi. Yapılan açıklamada, “Kadınları, LGBTİ+ları taciz edin, köşede kıstırıp dokunan, tecavüzle tehdit eden küfürler sıralayan, çırılçıplak soyun diye bir emir mi aldınız? Bu emri kimden aldınız?” diye soruldu.

19 Mart’ta İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından başlayan gösterilerde çoğunluğunun üniversite öğrencisi olduğu kişilerin gözaltına alınıp tutuklanması sırasında polisler tarafından tacize uğramasını protesto etmek amacıyla, Eminönü’nde protesto düzenlendi. Açıklamanın yapıldığı yere çok sayıda kadın ve LGBT üyesi katıldı.

Eminönü’nden Karaköy’e yürümek isteyen kitleye polisler tarafından engel konuldu. Açıklama Eminönü Üsküdar Feribot İskelesi önünde yapıldı.

GÖZALTINDA TACİZE UĞRAYAN KADINLA DALGA GEÇİLDİ

Açıklamayı okuyan Feminist Aktivist Rüya Kurtuluş, gözaltı sırasında bir kadının, polisler tarafından uğradığı taciz sürecini anlattı. Genç kadın yaşadığı olaylarla ilgili olarak, “Kelepçe takmaya götürülürken seni dövmeyeceğim tamam deyip ambulansın arkasına götürdü. Sakallı, bıyıklı, renkli gözlü ve uzun boylu, 1.85-1.90 boylarında olan erkek polis senin göğüslerin mi var diyerek göğüslerime dokundu. Ben de o esnada altıma kaçırdım. Sağlık muayenesinde kadın polis eğer buradan hızla çıkıp işlemlerin bitmesini istiyorsanız bizi uğraştırmayın dedi. Doktora girdiğimizde yanımızda kadın polis vardı, korktum ve darp edildiğimi söylemedim. Doktor muayene etmedi. Nezarethaneye girmeden önce sarışın kadın memura taciz edildiğimi söyledim. O kadın memur bana alaycı şekilde ‘hmmm sen taciz mi edildin’ diyerek dalga geçti. Bir başka kadın ise ifadesinde şunları söyledi: Ben ters kelepçe ile gözaltına alındım. Otobüste ve hastanede hep ters kelepçe ile kaldık, bu süreç 8 saatten fazla sürdü. Sarı saçlı komiserim denen kadın tarafından çıplak bir şekilde arandık. İç çamaşırı çıkartılan bir arama oldu ve göğsüme dokunuldu. Şikayetçiyim.”

EMNİYETE VE İNFAZ MEMURLARINI SESLENİYORUZ: KADINLARIN VÜCUTLARINA DOKUNMAK CİNSEL SALDIRIDIR, SUÇTUR

İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne cezaevlerinde çalışan memurlara çağrıda bulunan Kurtuluş, kadınlara yönelik gerçekleştirilen taciz olaylarıyla ilgili olarak şunlar söyledi:

“Bunun üzerine başlayan paylaşımlara dair suç duyurusunda bulunacağını söyleyen emniyet ise “mesnetsiz iftira” diye kestirip attı. Kadınların ifadelerindeki detaylı beyanları, memurları tarifleri, bu olayların günü ve saati ortada. O gün bu noktalarda görevli polislere dair herhangi bir soruşturma yaptınız mı? Yapmadıysanız neye dayanarak “mesnetsiz” diyorsunuz? Bu suçu gündem edenler, “her gün konuşacağız” diyenler değil, kadınların ifadelerinde bahsettiği cinsel şiddet ve bu şiddetin failleri soruşturulmalı! Biz feministler İstanbul sokaklarından İstanbul Emniyeti’ne, cezaevlerinde çalışan infaz memurlarına sesleniyoruz: Kadınlara, LGBTİ+lara cinsiyetçi küfür etmek, tecavüz tehdidinde bulunmak, cinsel tacizdir, suçtur. Kadınları, LGBTİ+ları tek başına köşelerde sıkıştırıp memelerine, vücutlarına dokunmak cinsel saldırıdır, suçtur.”

“KADINLARA VE LGBT’LERE YÖNELİK YAPILAN BASKILARIN EMRİNİ KİMDEN ALDINIZ?”

Kurtuluş, gözaltı sırasında kadınlara yönelik gerçekleştirilen saldırı ve tacizlerle ilgili olarak emniyet görevlilerine seslendi: “Sizin göreviniz tam tersine bunu evde, sokakta, işte, herhangi bir yerde yapan, yapmaya kalkan erkeklere engel olmak; onlardan biri olmak değil. Kadınların tacize uğradığında başvurması beklenen kurumsunuz siz. Bunu siz unutmuş olabilirsiniz, ama biz unutmuyoruz. Gözaltında, hapishanede usulsüz çıplak arama, cinsel işkencedir. Cinsel işkence suçtur. Failinin üniformalı olması, bunu devlet adına işlediğini iddia etmesi, adına rutin uygulama demesi bu gerçeği değiştirmez. Soruyoruz: Kadınları, LGBTİ+ları taciz edin, köşede kıstırıp dokunun, tecavüzle tehdit edin küfürler sıralayın, çırılçıplak soyun diye bir emir mi aldınız? Bu emri kimden aldınız?”

YALNIZ DEĞİLİZ!

“Sokaklarda sesini yükselttiği için polisin cinsel şiddetine uğrayan, o sırada yalnız hisseden, korkan veya hayatta bir erkeğin tacizine uğramak nedir çok iyi bildiği için bunu sosyal medyada gördüğünde endişe duyan, cinsel saldırı tehdidinden, çıplak aranma ihtimalinden tedirgin olan tüm kadınlara, LGBTİ+lara, birbirimize, hepimize sesleniyoruz: “Yalnız değiliz. Çaresiz değiliz. Bu baskı karşısında örgütlüyüz, bir aradayız, birbirimizin yanındayız. Bu işkenceyi, bizleri bedenimiz, kimliğimiz üzerinden aşağılamak, utandırmak, sindirmek için yapıyorlar. Ama o utanç çoktan yer değiştirdi. Utanması, yargılanması, cezalandırılması gereken biz değiliz, onlar. Bize “ahlaktan” bahsedip kadınları taciz edenler, işkenceciler. Belki kamuoyunda çok bilinmiyor veya yeni yeni gündem oluyor, ama sadece 19 Mart’tan beri değil, çok uzun süredir gözaltında, hapishanelerde işkence ve kötü muameleyi, ters kelepçeyi, çıplak aramayı, rutin uygulama diyerek geçiştirmeye kalkıyorlar. Halbuki ters kelepçe, cinsel şiddet tehdidi, çıplak arama bir uygulama değil insan hakkı ihlali. Buna karşı çıkmak, direnmek, bu suça tanık olduğumuzda müdahale etmek, şikayetçi olmak hakkımız.

Kanunlara göre polisin değil çıplak arama, üst araması yapmak için bile hakim kararı alması gerekiyor. Cezaevi girişinde çıplak arama ise ancak kuruma yasak madde sokma şüphesi varsa yapılabilir. Ama bu, uzunca süredir sesini yükselten, mücadele eden kadınlara karşı bir silah haline dönüştürülmüş durumda. İnsanları çırılçıplak soydukları gerçeğini gizler de daha az tepki çeker diye adına ince aramaya da oyuk araması diyorlar.

CUMHURBAŞKANINA GÜVENİYORLAR

Açıklamanın devamın okuyan Feminist Aktivist Evrim Gürenin, kadınlara cinsel tacizde bulunan emniyet mensuplarının cumhurbaşkanına güvenerek bu tür eylemler yaptığını ifade etti. Gürenin devamında şunları söyledi:

“Biz bu cinsel işkenceleri dün Garibe Gezer’e süngerli odalarda yaptıklarında da susmadık, HDK operasyonlarında tutukladıkları arkadaşlarımıza yapmaya kalktıkları oyuk aramasında da susmadık, bugün de susmuyoruz, kabul etmiyoruz, normalleştirmiyoruz. Bugün nasıl tek adam kendini hukukun üstünde görüyorsa, polis de kendini hukukun üstünde görüyor. Bu yüzden her türlü kötü muameleye itiraz ettiğimizde alaycı ifadeler takınıp “şikayetçi ol o zaman” diyebiliyorlar. Bazıları iyi niyetliymiş gibi görünerek “Bak doktora söyleme, ifadende bahsetme, sürecin uzar” diyor. Bu iyi niyet değil, hak gaspıdır. Haklarında soruşturma izni vermeyen valiye, suç duyurularımıza takipsizlik kararları sıralayan savcılara, bize zamanında “sürtük” diyebilmiş, Konca Kuriş’in katillerini afla cezaevinden çıkaran Cumhurbaşkanına güveniyorlar. Gözaltında kadınları, LGBTİ+ları taciz ederken, suç işlerken sırtlarını onlara dayıyorlar. Üstüne bir de kimi troller tarafından sosyal medya hesapları açılarak bu şiddeti gündem eden kadın avukatlara cinsiyetçi saldırılar örgütleniyor, fotoğrafları “eskort” diye paylaşılıyor. Kimse peşine düşmeyecek sanıyorlar. Ama biz onları çok iyi tanıyoruz. Bütün toplumu, kamuoyunu da peşine düşmeye çağırıyoruz. Bu suçu işleyenleri, bu suça göz yumanları, ortak olanları tespit edelim; hesap vermeleri, yargılanmaları için hep birlikte mücadele edelim! Erkek-devlet şiddetine, irademizin, hayatlarımızın gaspına karşı sokaklarda olmaya, cinsel şiddet karşısında dayanışmaya devam edeceğiz! Yaşasın feminist mücadelemiz!”

PİRHA/İSTANBUL

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.