Alevi Haber Ajansi

Görünmeyen emekten görünür güce: Gustavsburg Cemevi’nde kadınlar “biz de varız” diyor-VİDEO

PİRHA-Alevi inancında eşitlik vurgusuna rağmen kadınlar hala karar süreçlerinde yeterince yer bulamıyor. Almanya’daki Gustavsburg Cemevi’nde kadınlar, görünmeyen emeği görünür kılmak, dayanışmayı büyütmek ve örgütlü temsiliyeti güçlendirmek için mücadele ediyor.

Alevi inancında kadın ve erkek “can” olarak eşit kabul edilmesine rağmen,  Alevi örgütlenmelerinde kadınların karar mekanizmalarındaki temsili hala sınırlı. Yüzyıllardır inancın taşıyıcısı olan, kültürü kuşaktan kuşağa aktaran kadınlar, çoğu zaman görünmeyen emekle mutfaklarda, hizmet alanlarında kalırken, yönetim, söz ve karar süreçlerinde yeterince yer bulamıyor. Kadınların örgütlü temsiliyetinin güçlenmesi ise yalnızca bir eşitlik meselesi değil, aynı zamanda Alevi toplumunun geleceği açısından da belirleyici bir ihtiyaç olarak öne çıkıyor.

Almanya’nın Gustavsburg kentinde bulunan Gustavsburg Cemevi’nde faaliyet yürüten kadınlar karar mekanizmalarında yer alarak örnek bir sorumluluk sergiliyor.

Kadınlar çalışmalarını PİRHA’ya anlattı.

Gustavsburg Cemevi’nde 19. dönem eş başkanlık görevine seçilen Funda Likogulları, yürütülen tüm çalışmaların merkezine kadın emeğini, kadın dayanışmasını ve kadın öncülüğünü koyduklarını vurguladı. Önceki dönemde Gustavsburg Cemevi Kadınlar Birliği Başkanlığı görevini üstlenen ve aynı zamanda Almanya Alevi Kadınlar Birliği Yönetim Kurulu üyesi olan Likogulları, cemevinde yaratılan dönüşümün en güçlü dinamiğinin kadınlar olduğunu ifade etti.

Wiesbaden, Mainz ve Rüsselsheim hattında 10 bini aşkın Alevi yurttaşın yaşadığına dikkat çeken Likogulları, 917 üyeli cem evinde yürütülen çalışmaların temel amacını “her kadına dokunmak, her kadını sürecin öznesi haline getirmek” olarak tanımladı. Türkiye’den gelen yazarlar ve psikologlarla gerçekleştirilen seminerlerin de özellikle kadınların güçlenmesine katkı sunduğunu belirtti.

KADIN ELİYLE BÜYÜYEN BİR GELECEK

Kadınların öncülüğünde yürütülen projelerin yalnızca bugünü değil, geleceği de inşa ettiğini vurgulayan Likogulları, çocuklara yönelik doğa ve kültür temelli çalışmaların bu anlayışın bir parçası olduğunu söyledi. Devlet destekli proje kapsamında düzenlenen kamplarda çocukların teknoloji dışına çıkarılarak doğayla buluşturulduğunu belirten Likogulları, bu çalışmaların aynı zamanda kültürel hafızanın kadınlar aracılığıyla kuşaktan kuşağa aktarılması anlamına geldiğini ifade etti.

Alevilik derslerine verilen önemin de bu çerçevede ele alındığını belirten Likogulları, çocukların küçük yaşta kendi kimliğiyle bağ kurmasının, özellikle annelerin sürece katılımıyla güçlendiğini dile getirdi.

“KADINLAR MUTFAKTAN ÇIKTI, SÖZ VE KARAR SAHİBİ OLDU”

Cemevinde en köklü dönüşümlerden birinin kadınların konumunda yaşandığını belirten Likogulları, yıllarca görünmeyen emekle sınırlanan kadınların artık karar mekanizmalarında yer aldığını, söz kurduğunu ve toplumsal alanda görünür hale geldiğini söyledi.

“Kadınlar mutfakta değil, toplumun önünde olmalı” anlayışını hayata geçirdiklerini vurgulayan Likogulları, bu değişimin örgütlü kadın mücadelesiyle mümkün olduğunu ifade etti. Yönetimin desteğinin önemli olduğunu ancak asıl gücün kadınların kendi iradesinden geldiğini belirtti.

Mayıs ayında düzenlenecek kadın kampında yapılacak çalıştayların da bu mücadelenin bir parçası olacağını söyleyen Likogulları, farklı alanlardan kadınların bir araya gelerek deneyimlerini paylaşacağını aktardı.

KADIN DAYANIŞMASIYLA GÜÇLENEN TOPLUM

“Kadın kadının kurdu değil, yurdu olsun” sözünün sadece bir söylem değil, bir mücadele hattı olduğunu belirten Likogulları, kadınların yan yana durmasının toplumsal dönüşümün anahtarı olduğunu vurguladı.

“Yan yana durduğumuzda başaramayacağımız hiçbir şey yoktur” diyen Likogulları, kadın dayanışmasının yalnızca kadınları değil, tüm toplumu güçlendirdiğini ifade etti.

KÜLTÜR-SANATLA KADINLARIN VE ÇOCUKLARIN ALANI GENİŞLİYOR

Yeni dönemde kültür ve sanat çalışmalarına ağırlık verdiklerini belirten Likogulları, açılan kursların büyük ölçüde çocuklara ve kadınlara yönelik olduğunu söyledi. Folklor, saz, koro, tiyatro ve resim gibi alanlarda yürütülen çalışmaların, özellikle kadınların toplumsal alanda daha görünür olmasına katkı sunduğunu ifade etti.

Eğitimci eksikliğine rağmen çalışmaların kararlılıkla sürdüğünü belirten Likogulları, kadınların üretkenliği ve direnciyle bu engellerin aşılacağını dile getirdi.

“BURASI BİZİM EVİMİZ”

Alevi inancının aktarımında kadınların belirleyici rolüne dikkat çeken Likogulları, annelere yaptığı çağrıyla bu gerçeği bir kez daha ortaya koydu:

“Çocuklarımıza sevgiyi, merhameti öğretirken kültürümüzü de öğretelim. Çocuk gelirse anne gelir, anne gelirse toplum güçlenir.”

Cemevinin herkes için olduğu kadar kadınlar için de bir yaşam, üretim ve söz alanı olduğunu vurgulayan Likogulları, “Burası bizim evimiz. Kadınlar burada kendini ait hissetsin, sözünü kursun, yan yana dursun” diyerek çağrısını yineledi.

“BU KURUM KADINLARIN MÜCADELESİYLE VAR OLDU”

Gustavsburg Cemevi’nde uzun yıllardır kadın çalışmaları içinde yer alan Zehrican Hatun Çam, kadın emeğinin ve dayanışmasının kurumun bugünlere gelmesindeki belirleyici rolüne dikkat çekti. Yaklaşık 16 yıldır cemevinde kadınlar kolunda görev aldığını belirten Çam, bu dönem ilk kez yönetime katıldığını ve kadınlardan sorumlu olarak çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti.

Kadınlar arası dayanışmayı büyütmeyi temel hedef olarak gördüklerini söyleyen Çam, “Başka kadınlarla güçlenmek ve dayanışmayı büyütmek için mücadele ediyoruz. Bunu da adım adım başarıyoruz” dedi.

Cemevindeki etkinliklerde kadınların büyük bir özveriyle yer aldığını belirten Çam, özellikle dayanışma çağrısı yapıldığında kadınların güçlü bir şekilde sürece katıldığını söyledi. Ancak çalışma yaşamı nedeniyle her kadının etkinliklere katılamadığını da vurguladı.

“Bu kurum kolay kurulmadı. Buraya gelişimiz kadınların emeğiyle oldu” diyen Çam, kadınların mücadelesinin her alanda belirleyici olduğunu ifade etti.

Cemevi Eşbaşkanı’nın kadınlara yönelik yaklaşımının dönüştürücü olduğunu belirten Çam, “Her zaman ‘mutfakta yeriniz yok, dışarıda sosyalleşin’ diyerek bizi teşvik etti. Bu destek bizi güçlendirdi, motive etti” dedi.

Önceki dönemlerde de kadınların yönetimlerde yer aldığını ancak bu denli güçlü bir destek görmediklerini ifade eden Çam, bugün gelinen noktada kadınların daha aktif ve görünür hale geldiğini söyledi.

“BURADA YAPTIĞIMIZ HER İŞ BÜYÜK BİR ÖZVERİ İSTİYOR”

Gustavsburg Cemevi’nde 19. dönem Kadınlar Birliği Başkanlığı görevine seçilen Esen Can, göreve başlamasının üzerinden henüz bir ay geçtiğini ancak yoğun ve emek gerektiren bir sürecin içinde olduklarını ifade etti. Daha önce cemevine katılımcı olarak geldiğini belirten Can, yönetim sorumluluğunun görünmeyen büyük bir emeği de beraberinde getirdiğini vurguladı.

“Burada yapılan her iş büyük bir özveri istiyor. Evimizden, işimizden, hayatımızdan fedakarlık yaparak Hak için hizmet etmeye çalışıyoruz” diyen Can, kadın emeğinin görünür kılınması gerektiğine dikkat çekti.

Planladıkları çalışmalar arasında yaşlı ziyaretleri ve taziye dayanışmasının da yer aldığını belirten Can, toplumsal bağları güçlendirmeyi hedeflediklerini dile getirdi.

“GENÇLERİ YALNIZ BIRAKMAYACAĞIZ”

Esen Can’ın en çok önem verdiği başlıklardan biri ise cezaevindeki gençler oldu. Alevi gençlerin cezaevine girdikten sonra toplumdan dışlandığını ve yeniden aynı döngüye sürüklendiğini vurgulayan Can, bu duruma karşı somut adımlar atmak istediklerini belirtti.

“Gençlerimizi yalnız bırakmamak, onları yeniden topluma kazandırmak istiyoruz. Bu bizim için çok önemli bir sorumluluk” diyen Can, bu konuda cemevi yönetiminden destek talep ettiklerini ve birlikte çözüm üretmeyi hedeflediklerini ifade etti.

“BU BİR GÖNÜL İŞİDİR”

Gustavsburg Cemevi’nde yeni dönemde saymanlık görevini üstlenen Alev Yetmez, kurumda yürütülen çalışmaların temelinde gönüllülük, rızalık ve dayanışma olduğunu vurguladı. Uzun yıllardır cemeviyle iç içe olduklarını belirten Yetmez, ailesiyle birlikte bu yapının bir parçası olmaktan güç aldıklarını ifade etti.

Kızının gençlik kolunda aktif olduğunu, eşinin de cemevi çalışmalarına destek verdiğini belirten Yetmez, kadınların kurum içindeki emeğine dikkat çekerek, “Biz kadınlar gerçekten çok büyük hizmet veriyoruz. Ama erkekler de her zaman yanımızda, destekçi. Bu birlik hali çok kıymetli” dedi.

Cemevindeki çalışmaların zorunluluktan değil, gönüllülükten doğduğunu vurgulayan Yetmez, herkesin kendi yaşamından fedakarlık yaparak bu sürece dahil olduğunu belirtti.

“Bu bir gönül ve rızalık işi. İnsanları zorlayamayız. Herkes kendi isteğiyle, kendi rızasıyla burada olmalı” diyen Yetmez, kadınlara da çağrıda bulunarak daha fazla dayanışma ve katılım istedi.

Elif SONZAMANCI PİRHA/GUSTAVSBURG

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.