Alevi Haber Ajansi

‘Genç nüfusumuzu Dersim’de tutmamız gerekiyor; üretime dönük yatırımlar olmalı’-VİDEO

PİRHA- Tunceli Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sönmez Aydın, “Daha çok göç sorunuyla karşı karşıyayız” diyerek, bu durumun Dersim’in demografik yapısını değiştirmeye başladığına dikkat çekti. Aydın, çözüm olarak ise doğayı koruyan üretime dönük projeler yapılmasını ve bunda da yerel yönetimlerin başrolü oynaması gerektiğini önerdi.

Dersim kendine has birçok sorunu olan bir kent. Altyapının, lojistik desteğin ve kente yapılan yatırımların yetersizliği, iş sahalarını daraltıp büyük oranda geri dönüş taleplerine rağmen kentin sağlıklı büyümesini ve gelişme potansiyelini engelliyor. Bu durum işsizliği tetiklerken zaten yoksul olan kentin ve kent halkının ekonomik açmazlarını da çoğaltıyor.

Doğal güzellikleri, kendine özgü farklı bir kültürel iklime ve halkın büyük çoğunluğunun Alevi olması nedeniyle son yıllarda artan ilgi, altyapı yetersizliği ve plansızlık yüzünden kente gelir sağlamak yerine, doğa daha fazla tahrip oluyor ve asimilasyon ilerliyor, güvenlik odaklı devlet politikaları da kente zarar veriyor.

Dersim’deki yerel yönetimler, siyasi otoriteler, sivil toplum örgütleri, yöre dernekleri ve kanaat önderleri, bırakın çözüm üretmeyi tüm bu sorunları gündem bile yapmazken, çözümsüz ve çaresiz kalan halkın birlik ve dayanışma inancı günden güne azalıyor, motivasyonu düşüyor, gelecek kaygısı artıyor ve genç nüfus hızla kentten göç ediyor.

Dosyamızın bu bölümünde, Tunceli Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sönmez Aydın’la Dersim’in sorunlarını, buna dair çözüm önerilerini ve yerel yönetimlerden beklentilerini konuştuk.

“DERSİM DEYİNCE İLK AKLA GELEN MUHALİF VE ALEVİ KİMLİĞİ”

Dersim deyince ilk akla gelenin muhalif kimliği ve Alevi inanç kimliği olduğunu dile getiren Sönmez Aydın, “Dersim denildiği zaman mücadele tarihi boyutunda baktığımızda bir mücadele kenti. Neye karşı mücadele, aslında her şeye karşı bir mücadele. İnsanın insanca yaşamı ve yaşayabilmesi; bunun mücadelesini veren, buna emek veren bir kent olarak tanımlayabiliyoruz” dedi.

Aydın “Bu mücadeleyi verirken genelde ötekileştirilen bir kent pozisyonunda. Yatırımların çok ciddi anlamda sağlıklı şekilde gelmediği, dönemsel olarak baskının ve şiddetin yoğun şekilde yaşandığı, çatışmalı bir sürecin yaşandığı bir kent ve yeni yeni kendisini toparlamaya, kendi kimliğini yaratmaya çalışıyor” diye vurguladı.

“DERSİM, GENÇ NÜFUSUNU KAYBETME NOKTASINA GELDİ”

Aydın, Dersim’in yaratmaya çalıştığı yeni kimliği şu şekilde ifade etti:

“Alevi kimliğini bir yerde doğru temelde örgütleme ve açığa çıkarma, kendi etnik kimliği olan Kürt kimliği, dili ve inancına sahip çıkma noktasında sivil toplum örgütlerinin kendi içerisinde yeni yeni bir mücadele ağı açığa çıkarmaya çalıştığı, bu alanlara emek vermeye başladığı bir kent. Ama kendi içerisinde dönemsel riskleri de yaşamaya başlayan bir kent.”

Bu dönemsel risklerin en büyüklerinden bir tanesinin, Dersim’in genç nüfusunu gittikçe kaybetme noktasına gelmesi olarak yorumlayan Aydın, “Bu dönem içerisinde daha çok göç problemiyle karşı karşıyayız. Bu problemin temel kaynaklarından bir tanesi de ötekileştirilen Dersim’in istihdam sorununun tam anlamıyla çözülmemesi ve yatırımların doğru temelde yapılmamasıdır. Yatırımcı kişilerin bölgeye gelirken bürokratik engellere takılmasıdır” dedi.

Sönmez Aydın, kentin bundan dolayı üretim ve istihdam alanında kendi kimliğini yaratamadığını ve şu anda bunun diyetini ödediğini belirterek, “Gençlerimizin çoğu burada yaşamak yerine daha çok yurt dışında veya farklı kentlerde yaşamayı tercih etmeye başladı ki bu iki yıldır daha yoğun şekilde yaşanıyor. Bu riskle karşı karşıya olduğumuzu söyleyebiliriz” diye konuştu.

“DERSİM’DE İLETİŞİM VE BİR ARAYA GELME PROBLEMİ VAR”

Aydın, bu problemlerin kaynağı ve nasıl çözülebileceği noktasında ise şunları dile getirdi:

“Bunlar aslında kendi içerisinde uzun soluklu tartışılması gereken konular. Bu kentte en önemli problemlerden bir tanesi bizce sivil toplum örgütlerinin, sivil alanın, özellikle yerel yönetimlerin, bu noktada alternatif diyebileceğimiz projeler üretmemesinden kaynaklıdır çünkü iletişim ve bir araya gelme problemi vardır. Bir araya gelirken de daha çok siyasal sürece dönük söz söyleme hakkını kullanmıştır sivil toplum örgütleri, siyasi partiler ama bu kentin üretimine, bu kentte istihdam arttırmaya, bu kentte gerçekten alternatif üretim noktaları neler yaratabiliriz konusunda çok kafa yormamışlardır. Şimdi bunun sıkıntılarını yaşamaktayız.

Her partinin program ve tüzüğünde yerel yönetimlere dönük bir bakış açısı var ve baktığınız zaman da program kendi içerisinde doğruları sıralıyor. Ama önemli olan bunun pratik sahadaki yansıması. Biz pratik anlamdaki yansımaya baktığımız zaman bunun çok sağlıklı yürümediğini görüyoruz. Özellikle sol jargon, ki Dersim’de iktidarı veya yerel yönetimleri paylaşan daha çok sol jargon olmuştur ve bu jargonun iddiaları vardır. Üretime dönük düşüneceğiz. Sivil toplum örgütleriyle çalışacağız. Halk meclislerini kuracağız. Meclisleri bu işin içerisine dahil edeceğiz. Halkı bu işin içerisine dahil edeceğiz. Ama maalesef sadece HDP döneminde bir dönem halk meclisleri işletilmeye ve oluşturulmaya çalışıldı, o da olmadı, oluşturulamadı. Son 5 yılı değerlendirdiğimiz zaman da halk meclisleri diye bir meclis kategorisiyle karşı karşıya değiliz.”

“SEÇİLECEK YEREL YÖNETİM, HERKESLE BİR ARAYA GELMELİ”

Kentin en temel problemlerinden bir tanesinin sivil toplum örgütleriyle barışık, onları harekete geçiren, sivil toplum örgütleriyle ortaklaşan bir yönetim anlayışının açığa çıkmaması olduğunun altını çizen Sönmez Aydın, “Şimdi biz en önemli sıkıntıyı burada görüyoruz. Çünkü eğer biz mevcut sivil toplum örgütleri, yerel dinamikler bir araya gelip bir masa etrafında bu kentin temel sorunlarını açığa çıkarma ve tartışma becerisini gösteremediğimiz takdirde, bu temel bir sıkıntı olacak” dedi.

Seçilecek yerel yönetimlerden en büyük beklentilerinin ise, seçilecek kişinin parti rozetini bir kenara bırakması gerektiğini belirten Aydın, “Her kişinin bir ideolojik bakış açısı varsa herkesin siyaseten bir bakış açısı vardır ama yerel yönetimler bize göre hizmet alanıdır. Ve bu hizmet alanında olan arkadaşların parti kimliğini bir kenara bırakması, kentteki tüm sivil toplum örgütleriyle bir araya gelme becerisini göstermesi gerekiyor” diye konuştu.

“DEVLETİ BURADA TEMSİL EDENLERLE GEREKLİ AĞIN OLUŞTURULMASI GEREKİYOR”

Sönmez Aydın, kentteki tüm mülki amirlerle gerekli iletişimin kurulması gerektiğini söyleyerek şöyle devam etti:

“Devleti veya Ankara’yı burada bürokratik anlamda temsil eden tüm mülki amirlerle, müdürlerle gerekli iletişimi kurması ve gerekli ağı oluşturması gerekiyor. Çünkü kentin çok ciddi sorunları var. Kentin altyapı sorunu var. En basitinden evet bir arıtma sistemimiz var ama kent büyüyor ve büyüdüğü için de arıtma sistemi kapasite olarak artık yanıt vermiyor. Buna dönük bir çözüm üretilmesi gerekiyor. Katı atık denilen bir proje var ortada ve bu proje gerçekten bu il için gerekli bir proje. Köylülerin ikna olma gibi problemi var ama biz şunu görüyoruz ki, sürdürülen tartışmalar katı atığa karşı bir düşmanlaşma zihniyeti yarattı. Ve şu anda katı atığı Tunceli’nin en ücra köşesine de götürsek oraya en yakın köylüler gelip buna itiraz edecek. Çünkü katı atığı öcüleştirdik.

Mesela en büyük temel problemlerden bir tanesi çöp sorunu. Bu sorunu çözebilme projesine dönük ne yapılabilir? Bunun tartışılması gerekiyor. Yine şu anda kentin en temel problemlerinden bir tanesi sokak hayvanları. Bu problemlere dönük nasıl bir bakış açısına sahip olacağız. Bir çözüme odaklı olabilecek miyiz?

“BELEDİYE MECLİSİ VE SİVİL TOPLUMLA BARIŞIK ÇALIŞMAYAN BİR ANLAYIŞI DOĞRU BULMUYORUZ”

Mesela bu dönem dışarıdan izlediğimiz kadarıyla belediyenin kendi içerisinde meclisiyle barışık çalışmadığı görülüyor. Belediye meclisiyle barışık çalışılmayan, belediye meclisiyle ortaklaşmayan, sivil toplum örgütleriyle ortaklaşmayan bir anlayışı biz doğru kabul etmiyoruz. Doğru da görmüyoruz. Buna karşı hayır da deme hakkımızı kendimizde buluyoruz. Çünkü var olan bir sorunu belediye meclis üyesine sorduğumuz zaman şu yanıtı alıyorsak, ‘bizim haberimiz yok, başkan yaptı’ gibi bir bakış açısıyla yaklaşılıyorsa, burada ciddi bir sıkıntı vardır, ciddi bir problem vardır.”

“DERSİM’E ALEVİLİĞİN BAŞKENTİ DİYEBİLİRİZ”

Üretim mekanizmaları doğru oturtulduğunda Dersim’in kendi kendine yetebilecek bir kent olduğunu ifade eden Sönmez Aydın, “Bu kent bir kere doğa ve inanç turizmine açık bir kent. Çünkü Dersim’e Aleviliğin başkenti diyebiliriz. Türkiye cephesinden diğer bölgelerdeki Alevilere baktığımız zaman, Alevi düşüncesini içselleştirmiş insanların gelip buradaki ziyaretgahları ziyaret ettiğini çok iyi biliyoruz. Buna uygun bir yapı oluşturabilir, bir anlayış geliştirebiliriz” dedi.

“BOŞALTILMIŞ KÖY EVLERİNİ PANSİYONA ÇEVİREBİLİRİZ”

Kenti beş yıldızlı otellerle doldurma anlayışına sahip olmadıklarını belirten Aydın, önerilerini şöyle sıraladı:

“Boşaltılmış, boşalmış köy evlerimiz var. Bu evleri butik otelcilik dediğimiz yeni bir konsept anlayışıyla, küçük pansiyoner tarzı inanç kültür merkezlerine dönüştürebiliriz. Oradaki köylü insanları, üretime dönük olarak bu işin içerisine katabiliriz. Turizmle bunu sağlayabiliriz. Küçük butik oteller yapılabilir. Şu anda Avrupa’nın ve dünyanın en zengin insanları bu tür yerlere gidiyor. Kars’ta böyle bir köy yapısını inceledik ve günlüğüne çok ciddi paralar ödeyerek, gelip sadece kümeste tavuğa bakma, domates ekme, bahçede belli bir süre zaman geçirme, çocuklarla toprakla tanışma noktasında buna bedel ödeyen bir kesim var. Bu kesimi dönemsel olarak buralara çekme şansımız olabilir.

“DOĞAMIZI KORUYARAK ÜRETİME DÖNÜK YATIRIMLAR YAPILABİLİR”

Ekolojimizi ve doğamızı koruyarak buna dönük üretime dönük yatırımlar yapılabilir. Mesela Ulukale Dutu için bir kooperatifi kuruldu ve bu kooperatif şu anda çok ciddi hedeflerle geliyor. 7-8 bin ton tarzında bir dut rekoltesi var Ulukale Kooperatifi’nin ama 100 bin tona çıkarmayı düşünüyorlar ve bu pazar sorununun olmadığı bir alan. Bunu yaparken de doğayı besleyerek yapıyorlar.

“BELEDİYE KOOPERATİF AĞI KURULMASINDA ÇALIŞMA YÜRÜTEBİLİR”

Nasıl yapacaklar? Diyorlar ki ‘biz önümüzdeki yaz sivil toplum örgütleriyle beraber ilçelerde bu işi yapabilecek çiftçilerimize dut fideleri dağıtmak istiyoruz.’ Buna dönük projeler geliştirmek gerekiyor. Belediye buna öncülük yapabilir, kooperatif ağı kurulması noktasında çalışma yürütebilir.

Belediye özellikle diasporadaki kente dokunmak isteyen, ekonomik katkı sunmak isteyen Dersimlilerle, yerelde üretmek isteyen ama ekonomik anlamda sıkıntı yaşayan kesimleri bir araya getirip birlikte ortak projeler geliştirebilir.

“GENÇ NÜFUSUMUZU İSTİHDAM YARATARAK BURADA TUTMAMIZ GEREKİYOR”

Geçen gün Ankara Sanayi Odası başkan yardımcısı gelmişti. Bize diyordu ki, ‘endemik bitki türleri noktasında üretebileceğiniz ne varsa biz alım garantisi veriyoruz.’ Yani belediye buna dönük projeler kendi içerisinde üretime dönük, toprağa dönük, doğa ve ekolojiyi korumak kaydıyla bize göre projeler yaratabilir, istihdamı arttırabilir. Çünkü bu kentin nüfusunu burada tutmak, bu kentin genç nüfusunu burada tutmak gerekiyor. Çünkü biz bunun sancılarını 10-15 yıl sonra göreceğiz çünkü gençlerimiz buradan koptukça, farklı ülkelerde, aile yaşantısı içerisine girdikçe, inancından, dilinden ve kültüründen uzaklaşacak. Biz inancından, dilinden, kültüründen uzaklaşmış bir toplum haline geldiğimiz zaman, yarın Aleviliği anlatabilecek, Alevilik inancını yaşatabilecek, dilini yaşatabilecek insan sayısını bulamayacağız.”

“DERSİM’İN NÜFUS VE DEMOGRAFİK YAPISI DEĞİŞİYOR”

Dersim’in, nüfus ve demografik yapısının gittikçe değişen bir kent konumuna geldiğini belirten Sönmez Aydın, “Diğer bölgelerin insanları burada yaşam sürmesin demiyoruz. Elbette ki onların da burada yaşama, burada kendini istihdam etme hakkı var ama eğer biz nüfussal olarak gelen nüfusla kıyaslanacak derecede az noktaya gelirsek, bu belli bir süreden sonra bizim kendi kimliğimizi de yitirmemizi beraberinde getirecek. Atatürk Mahallesi’nde caddeye çıktığımız zaman eskiden 20 kişiden 15’ine selam verirken şu anda 20 kişiden 5’ine selam veremiyoruz. Çünkü nüfus ve demografik yapının değiştiğini görüyoruz. Dışarıdan gelen yatırımcıların kimliğinin değiştiğini görüyoruz. Kent, nüfus kaybıyla karşı karşıya” dedi.

“DIŞARIDAKİ DERSİMLİLERİ GERİ GETİRECEK PROJELER YAPILMASI GEREKİYOR”

Bunun önüne geçmek için projeler üretmek gerektiğini, burada yaşayan genç nüfusu burada tutmak gerektiğinin altını çizen Aydın, “Dışarıdaki Dersimlileri tekrar kendi vatanlarına, yaşadıkları alanlara geri getirebilme projelerinin açığa çıkarılması gerekiyor. Yanına bir Fen İşleri Müdürü ve 1-2 tane müdür daha verdiğinizde klasik belediyeciliği bu arkadaşlar da yapar. Biz klasik belediyecilikten bahsetmiyoruz. Ayrıca klasik belediyeciliğin de burada bekleyen bir sürü sorunu var; altyapı sorunu, su sorunu ve caddeler kendi içerisinde bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Mahallelerde hala birçok sıkıntının var olduğunu hepimiz biliyoruz” diye belirtti.

“BURADA BİR BELEDİYECİLİĞİN OLMADIĞINI GÖRÜYORUZ”

Sönmez Aydın, Dersim’de gelecek yeni yerel yönetimden şunları beklediklerini söyledi:

“Beş yıl öncesine kadar yapılan belediyecilik dışında burada bir belediyeciliğin olmadığını görüyoruz. Kendi içimizde bunları söylemek ve bunlarla hesaplaşmak zorundayız. Katı atığın yapıldığı dönem Edibe (Şahin) başkan dönemi. Parklar ve bahçeler genelde hep o dönemin ürünleri. Bu son dönem içerisinde klasik belediyecilik de eksik kalmıştır. Biz gelen belediye başkanından zaten klasik belediyecilik yapmasını isteyeceğiz ama bunun dışında kentin mevcut sorunlarına karşı projelerle bize gelmesi ve bu projeleri pratiğe geçirmesi gerekiyor. Üretim ve istihdamı arttıran projeler yapması gerekiyor. Artı yineliyoruz; çöp, doğa ve hayvanlar konusunda çok ciddi hassasiyet göstermesi gerekiyor.”

Nuray ATMACA-Eyüp HANOĞLU/DERSİM

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.

Web sitemiz, deneyiminizi daha iyi hale getirmek amacıyla çerezler kullanmaktadır. Bu durumda herhangi bir sıkıntı yaşamayacağınızı düşünüyoruz, ancak isterseniz çerezleri devre dışı bırakma seçeneğiniz her zaman mevcuttur. Kabul ediyorum devre dışı bırak