Alevi Haber Ajansi

‘Asimilasyona karşı aktif direniş ve sivil itaatsizliği örgütlemek gerekiyor; o zaman hak alınır’

PİRHA- Alevi kurumlarının, ahlaki sorumlulukla asimilasyon politikalarına karşı net bir tutum alması gerektiğini söyleyen Kureyşan Ocağı Pirlerinden Musa Kazım Engin, “Bu konularda aktif bir direniş örgütlemek zorundayız. Mahkemeleri tıkamak zorundayız. Bu ülkede hukuk işlemiyor. Bu ülkede hukuk ancak siz sivil itaatsizlik yani fiili demokratik mücadeleyi yükselttiğiniz zaman işlemeye başlar. Bu ülkede adalet ancak siz zorlandığınız zaman gerçekleşir. Biz bu net duruşu kaybedersek bunun devamı çok kötü bir şekilde gelecektir” dedi. 

Alevi inancı hala devlet tarafından tanınmıyor. Alevi toplumu ise taleplerini yıllardır dile getiriyor. Zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması, Alevilere yapılmış kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması, temel taleplerin başında geliyor.

Tüm bunlara karşın Alevilerin açtığı davalarda lehte verilmiş mahkeme kararları dahi tanınmıyor. AKP, Alevilere rağmen Alevi inancını tanımlıyor, Alevi örgütlerini muhatap almıyor.

9 Kasım 2022 tarih ve 32008 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 112 numaralı cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kuruldu. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ve yönetimi, Alevi inancından uzak bir bakış açısına sahip. Bu başkanlık da aynı hükümet gibi Alevi örgütlerini yok sayan bir yerde duruyor.

Alevi toplumunu en çok rahatsız eden sorunlardan biri de eğitim-öğretim sisteminin dinselleştirilmesi, okullarda tarikat ve dinci vakıfların etkili olması.

Alevilerin temel sorunlarının çözümü konusunda ve eğitim sistemindeki gericileşmeye karşı, Aleviler/Alevi örgütleri ne yapmalı, nasıl bir yol izlenmeli sorularını Kureyşan Ocağı Pirlerinden Musa Kazım Engin‘e sorduk.

“CEMEVİ BAŞKANLIĞI BİR ASİMİLASYON DÜZENEĞİDİR”

AKP hükümeti, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdu. Bu başkanlık temsilcileri pek çok ilde birçok cemevine gidip görüşmeler yapıyor. Görüşmelerde hala cemevinin ihtiyaçları soruluyor ve başkanlığı tanımaları isteniyor. Alevilerin temel talepleri ve asıl sorunları konuşulmuyor, bir çözüm üretilmiyor. Bu konudaki görüşünüz nedir?

Alevi Bektaşi Cemevi ve Kültür Başkanlığı önceki İçişleri Bakanı Süleyman Soylu döneminde planlandı ve 1685 cemevini dolaşarak bir rapor hazırlandı. O dönemde bu raporu hazırlayan Ali Arif Özzeybek isminde Süleyman Soylu’nun danışmanı bu kişi aynı zamanda sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun danışmalığını yapmıştı. Bu isim aynı zamanda kişilik olarak da çok fazla açık olmayan, karanlık biri.

Alevilerin 30- 40 yıldır süren bir kimlik mücadelesi demokratik hak ve anayasadan, yasalardan kaynaklanan o taleplerin yerine gelmesi için yürüttükleri bir mücadele var.

Çeşitli zamanlarda çeşitli kampanyalar yaparak, hukuk sürecini işleterek bu hakları her zaman devletten hükümetten talep etmişlerdir. Ama hiçbir hükümet döneminde ne AKP iktidarı döneminde ne de ondan önceki dönemlerde hiçbir zaman Alevilerin taleplerine karşı duyarlı bir bakış açısını maalesef göremedik. Hep hasır altı edildi. Bütün taleplerimiz görmezden gelindi. 2001 yıllarda 1 milyon imza toplayarak zorunlu din derslerine karşı bir imza kampanya yapmıştık. Bir kamyon dolusu klasörü TBMM götürerek aradaki yetkililere teslim etmiştik. Ama hiçbir çalışma olmadı, bu konuda yasal düzenlemeler yapılmadı

Bunların olması için yasaların değişmesi, yasalarda düzenleme yapılması gerekiyor. Anayasa’da Alevilerin haklarının güvence altına alınması gerekiyor.  Bunların hiçbirisi yerine getirilmeden yapılan bütün düzenlemeler göstermeliktir ve göz boyamaktan ibarettir. Bu anlamda Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Alevilerin bir kısmını parayla satın almak için kurulmuş bir asimilasyon düzeneğinden başka bir şey değildir.

“ÖZKAN, ÜLKÜ OCAKLARINDA YETİŞMİŞ DEVŞİRMEDİR”

Bu havuç olayı, para olayıdır, kamu olayıdır. İnsanların ihtiyaçları üzerinden maddi, parasal ihtiyaçlarını ve cemevlerinin tamir bakım masraflarını üstlenme şeklinde, aynı şekilde dedelere kadro verilmesi şeklinde kendisini gösteriyor. Diğer yönden de bunun arkasından çok büyük bir baskı gelecektir. Alevi Bektaşi kamuoyu derneklerimiz, kurumlarımız, vakıflarımız henüz bunun ayrımında değildir.

Ali Rıza Özdemir ile ilgili dilimin döndüğünce küçük kısa bir bilgi vermek gerekiyor. Ali Rıza Özdemir Erzincan’ın Avcılar Kiştin köyünden bizim ocağımızın da talibi olan bir şahsiyettir. Ancak ülkü ocaklarından yetişmiş ülkücülüğü ile övünen bir kişi Türkçü milliyetçi ve aynı zamanda İslamcı birisidir.

Türk İslam sentezinin uygulayıcısı olarak Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı görevine getirilmiş çevresine topladığı en yakın çalışma arkadaşları da genellikle Doğu Perinçek görüşünün etrafından dolaşan Türkçü, milliyetçi kişilerden oluşmaktadır ve büyük bir kadro hareketi de Cem Vakfı’ndan devşirip Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na aktarmıştır.

“KURUMLARIN MALİ YARDIM ALMASI VAHAMETTİR, TEHLİKEDİR!”

MHP destekli AKP hükümeti, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurarken Alevi örgütlülüğünü muhatap almadı. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı da bu ciddiyetsizliği, dışlamayı devam ettiriyor. Başkanlığın başındaki Alirıza Özdemir ülkücü-MHP geleneğinden geliyor. Hiçbir şekilde Alevi örgütleriyle iletişim kurmadı. Zaten kurumlar da bu başkanlığı asimilasyon merkezi olduğunu beyan ederek tanımadıklarını ilan etmişti başından beri. Dolayısıyla Alevilerin temel sorunları bu şekilde çözülebilir mi? Siz bu durumu nasıl değerlendirirsiniz?

Ali Rıza Özdemir hayatı boyunca bir gün dahi Alevi derneklerinde bir çalışma yürütmemiş, bütün ömrü hayati ülkü ocaklarında geçmiş olan ırkçı, milliyetçi akımlar içerisinde yer almış olan bir kişi. Alevi Bektaşi Cemevi ve Kültür Başkanlığı gibi Aleviliğe, Alevi kurumlarına, Alevilerin kurmuş olduğu cemevlerine hükmetmek üzere aslında görevlendirilmiştir. Şimdi bu durumda birçok Alevi Bektaşi kuruluşu, federasyonlar ve dernek genel merkezleri bu kuruluşu tanımadıklarını ifade ettiler.

Yalnız şöyle bir tehlike var: Bakın, bu kuruluş devletin elindeki devasa ekonomik imkanları kullanıyor ve devletin elindeki devasa ekonomik ekonomik imkanları kullanarak onlarca kişiyi Kerbela Necef yolculuğuna çıkardı.

Aslında burada çok önemli bir uyarı da yapmak istiyorum. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından Alevi Bektaşi Federasyonu ve ona bağlı bileşenler olan Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Dernekler Federasyonu’na bağlı şubelerin mali yardım aldığı açıklandı.

Bu çok tehlikeli durumu bize işaret ediyor. Sebebi şudur: Böyle bir açıklama doğru mudur, değil midir bilmiyorum. Eğer böyle bir açıklama doğru ise bunun vahameti ortadadır. Eğer bu açıklanan doğruysa kim ne kadar almıştır?

“NET DURUŞUMUZ OLMAZSA DEVAMI KÖTÜ GELECEKTİR”

Bu kurumun hedefinde Türkiye’deki bütün cemevlerini zapturapt altına almak vardır. Türkiye’deki bütün cemevlerinde görevli olan dedeleri aynı şekilde bir kadroya bağlamak aynı zamanda bütün cemlerin  aynı zamanda Hakk’a yürüme erkanlarını nasıl yapılacağına karar vermek, dolayısıyla Alevilerin en yumuşak karnı olan cemler ve erkanları üzerinden Aleviliğin asimilasyonunu tamamlamaktır, yapılan proje budur.

Şimdi elektrik parası ile başlayan bir olay, bir kurbağa deneyimini bana hatırlatıyor. Alevi Bektaşi kamuoyu soğuk suya konulan bu kurbağa misalidir teşbihte hata olmaz. Sözümü kimse başka bir yere çekmesin.

Tabiri caizse böyle bir yöntem kullanılıyor. Yani kapıdan giremedikleri yerlere pencereden giriyorlar sizi parayla satın almaya bağlamaya ve sizin içinize bu yolla girmeye çalışıyorlar. Bu nedenle Alevi Bektaşi kamuoyu Alevi Bektaşi kuruluşlarını, vakıflarının ve derneklerini ve Federasyonlarının tamamını buradan uyarıyorum:

Alevi Bektaşi Federasyonuna bağlı kuruluşların yöneticileri ağır bir vebal altındadır. Bu sorumluk benim için ahlaki ve namus bilinciyle yapılmış bir sorumluluktur. Bu konuda açıkçası çok net bir duruşumuzun olması lazım eğer biz bu net duruşu kaybedersek bunun devamı çok kötü bir şekilde gelecektir diye düşünüyorum.

“CEMEVİ BAŞKANLIĞINDA GÖREV ALMAM TEKLİF EDİLDİ!”

Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, aralarında bir iki kendi belirledikleri Alevi olsa da ağırlıklı olarak İslamcı akademisyenlere ve ilahiyatçılara Alevi Bektaşi Ansiklopedisi hazırlatıyor. Buna Alevi örgütleri yazılı bir açıklamayla tepki verdi. Sizce Aleviler/Alevi örgütleri ne yapmalı? Nasıl bir yol izlenmeli bu çalışmaya karşı?

2001 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından müftülüklere ilahiyatçılara ve kendilerine bağlı kuruluşlara vaiz, hoca, imam görevlilerinin hepsine gizli bir genelge gönderildi. Böylelikle bundan sonra ilahiyat fakültelerinde camilerde hocaların vaazlarında ve din derslerinde o genelgede Aleviliğin Hanefi mezhebinin içinde anlatılmasını talimat olarak bildirdiler. Bütün ışık kaynağı budur. Asimilasyon projesi devlet tarafından Diyanet tarafından geliştirilmiş bir plana, bir programa bağlanmıştır. Bu programlarını gereği bu asimilasyon projesi çerçevesinde şimdi ansiklopedi çalışması bulunmaktadır.

Abdal Musa törenlerinde dağıtıldığına şahit olup, böylesi bir kitabın dağıtılmasını engelleyen ve bu yüzden gözaltına alınan bir kişiyim. Çok açıkça soyluyorum, bir duruşumuz olmalı. Hayatta sizin bir duruşunuz olduğunda hiç kimse sizi satın alamaz. Satın almak için bana da çok müracaat edildi. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığında görev almam için bana da teklif yapıldı.

Eski MHP Genel Başkan Yardımcısı yani Alparslan Türkeş’in Genel Başkan Yardımcısı olan Namık Kemal Zeybek, bugün en büyük baş danışman olarak hâlâ görev yapmaktadır. Eski ülkücü öğretmen ve genel başkan yardımcısı Musa Serdar Çelebi, İzzettin Doğan’ın yanında danışman olarak görev yapmakta ve TİKA projelerini yürütmektedir. Ayrıca uluslararası alanda asimilasyon projelerinin mimarıdır. Şimdi aynı proje yürütülüyor ve oradan bir grup bu tarafa devşirildi ve bu şekilde Alevi olmayan Türk İslam sentezci aracılığıyla bir yazılı külliyat oluşturmaya çalışıyorlar.

“ÇEDES’E KARŞI SİVİL İTAATSİZLİĞİ BÜYÜTMELİYİZ”

Okullarda “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) projesi kapsamında imamlar, müftüler ders vermeye başladı. Çocuklar camilere götürülüyor. Ayrıca okullarda mescitler açılıyor. Dini faaliyetler anaokullarına kadar indi. Dinci vakıflarla ve cemaatlerle yasa dışı şekilde protokoller imzalanıyor ve öğrenciler kontrolsüz bir şekilde dini faaliyetlere götürülüyor. Laik eğitim öğretim tamamen yok edilmiş durumda. Alevi çocukların ve ailelerinin pek çok zorluğu yaşadığını biliyoruz. Ancak Alevi kurumları bu konuda bir tepkiyi örgütleyemedi. Eğitim sistemindeki bu gerici eşmeye karşı neler yapılabilir, önerileriniz nelerdir?

ÇEDES projesi, Diyanet akademisi, diyanet işlerinin çalışmaları ve bütçesi, Millî Eğitim Bakanlığının müfredatı hepsi bir bütündür. Bu birbirinden ayrılmaz bir hale gelmiştir. Milli Eğitim bakanlığı Diyanet İşleri Başkanlığı’nın emrine verilmiştir.

Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullar Diyanet işleri Başkanlığı tarafından ÇEDES projesi adı altında yetkin olmayan, liyakati olmayan şeriatçı kadroların emrine tahsis edilmiştir. Çocuklarımızın asimilasyona uğratılması ve çocuklarımızın beyinlerinin yıkanması için en uygun zamanlar 5 ila 12 yaş arasıdır. Ben 46 yıllık eğitimciyim. Çocukların kişilik gelişimi 5 yaşında başlar. 12 13 yaşına kadar oturur. 13-1 4 yaşından sonra o çocuğa ne verirseniz verin artık kişilik büyük bir oranda oturmuş olur.  O nedenle. Milli Eğitim Bakanlığı ÇEDES projesiyle kreşlerden başlayarak çocuklara şeytan taşlamayı öğretiyor.

ÇEDES projesi de bu büyük resmin içinde sadece bir bölümdür. ÇEDES Projesi Türkiye’de laik, bilimsel, eğitimden şeriatçı bir eğitime geçişin ilk evresi ilk aşamasıdır. Aslında ilk aşaması zorunlu din dersleri ile başlamıştır. İkinci aşaması da ÇEDES’tir.

Yine Milli Eğitim komisyonunda Diyanet Akademisi diye bir proje geçti. Maalesef Diyanet projesinde sosyal demokrat, sol sosyalist, diğer muhalefet partilerinin hiçbirinin ciddi bir çalışmasının olduğunu görmedik. Aleviler sadece burada en can yakıcı sonuçları yaşayacak toplumsal kesimini oluşturuyor. Alevilerin çocukları bu yolla devşiriliyor. Bu yolla onların kendi kimliklerinden kültürlerinden, inançlarından uzaklaşıyor. Birçok Alevi çocuğunun okulda aldığı eğitimlerden sonra evde anne babalarıyla ilişkilerinde sıkıntılar yaşadıklarını biliyorum. Buradaki sorunun çözümü benim tezime göre sivil itaatsizlikten geçiyor.

Kurumlarımız sadece basit bir bildiri ile bunu geçirmemeli. Bu konularda aktif bir direniş örgütlemek zorundayız. Mahkemeleri tıkamak zorundayız. Binlerce 10 binlerce dava açmak durumundayız ve yargı yolu tükettikten sonra Avrupa insan hakları mahkemesine bunu taşımak, fiili durum yaratmak zorundayız. Bu ülkede hukuk ancak siz sivil itaatsizlik yani fiili demokratik mücadeleyi yükselttiğiniz zaman işlemeye başlar. Bu ülkede adalet ancak siz zorlandığınız zaman gerçekleşir. Bu insan hakları siz mücadele verdiğinizde zaman bir haktır.

Bu iktidar yukarıdan aşağıya kafasındaki bütün şeriatçı modelleri mili eğitime kamu kuruluşlarına, devlete her yere uygulamaya çalışıyor. O nedenle çok hızlı bir şekilde toparlanmamız çok hızlı bir şekilde harekete geçmemiz, her türlü demokratik mevziiyi sonuna kadar korumamız gerekiyor.

“KURAN KURSU CEM VAKFI UYGULAMASIDIR, BİLİNÇLİ OLARAK SEÇİLDİ”

Aleviler yıllardır çocuklarının zorunlu din dersine girmemesi için mücadele ediyor. Mahkemelere taşındı. Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gidildi ve davalar kazanıldı. Hükümet kararları uygulamadı. Öte yandan, zorunlu din dersi mücadelesini boşa düşürecek bir sorun var. Bazı cemevlerinde yıllardır Kuran kursu veriliyor. Bunlardan biri Kartal Cemevi. Ne yazık ki hem mahkeme kararlarının uygulanması için hem de Kuran kursu veren cemevi/derneklere yeterli baskı, tepki, örgütlenme yapılamadı. Cemevlerinde Kuran kursu verilmesinin önüne nasıl geçilebilir?

Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Alevilerin cemevlerini kendileri tanımlamayarak buralara konumlamaya çalışıyorlar. Yani formatlarını kendilerini çiziyor, sınırlarını kendileri belirliyor. İçinde kimin neyi, ne kadarını yapacağını kendileri belirliyorlar. O nedenle Alevi kurumlarına bağlı cemevlerinde Kuran kursu açılması çok büyük bir tehlikedir.

Biz tarih boyunca iktidara, muktedirlere bize karşı uygulanan bütün şeriatçı söylemlere karşı Aleviliğin tarihten gelen kadim bir inanç olduğunu, kendine özgü olduğunu, hiçbir inanca sığmadığını ve sığmayacağını söylüyoruz. Cemevlerimizde üstüne üslük şimdi Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından açılan kuran kursları var. Çok ilginçtir. Yani siz cemevini Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan bir görevliye teslim ediyorsunuz. Kuran kursu 30-35 yıllık bir geleneği olan bir uygulamadır. Cem Vakfı tarafından icat edilmiş, 35 ve 35. ayetlerle çerağ uyandırılması yine bunlar tarafından uydurulmuştur.

Bu yolu kirletenlerle mücadelem ölünceye kadar devam edecektir. Cem Vakfı da bu yolu kirleten ve Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile aynı zihniyetin devamı olarak Türk İslam sentezinin sözcüsü ve aynı zamanda Şii İslam misyonerlerinin de beslemesidir.

Şiilik, gerekse de Sünni İslam’ın Alevilikle uzaktan yakından ilgisi olmayan, ikisinin arasındaki fark bir soğan zarı kadardır. Alevilik bunun ikisinden de tamamen uzakta. Bu toplumun vebali de bu toplumun kanaat önderlerinin dedelerinin ve kurumlarının omuzundadır. Bu veballe hareket etmelerini makam, mevki, para için bu yolu peşkeş çekmemeleri gerekiyor.

“ALEVİ KURUMLARI DEMOKRATİK TAVIR SERGİLEMİYOR”

Alevi nefretinin, Alevi asimilasyonunun yükseldiği bir dönem yaşıyoruz. Kurumların geleceğe dair projeler üretmesi, kalıcı hukuk komisyonları kurulması, kararların çabuk alınması, hızlı refleks gösterilmesi, cemevlerinin ibadetin yanında birer okula çevrilmesi, asimilasyonun önüne geçilmesi gibi pek çok konuda toplum Alevi örgütlülüğünden çok şey bekliyor. Kurumlara neler önerirsiniz? Önermekle kalmayıp birlikte neler yapılabilir?

Cemevlerimizin her türlü eğitimin verildiği eğitim ve kültür mekanlarına dönüşmesi gerekiyor. Siz Aleviliğin ne olduğunu bilmiyorsanız yaptığımız cemin bir anlamı yok, seyirlik olur o cem. Buradan dedelere ve yöneticilerine sesleniyorum: Sevgili Ali Aksüt’le birlikte burada 2 yıl eğitim çalışması yürüttük ve bugün Antalya’da söz söyleyebilen; toplumsal, siyasal ve kültürel anlamda ağzı laf yapan gençlerimiz o zaman bizim yaptığımız eğitim çalışmalarından yetiştiler. O nedenle iş kişinin aynasıdır lafa bakılmaz prensibiyle gideceğimiz bir süre cemevi var.

Programlı müfredatlı bir eğitim çalışmaları başlatalım. Zorunlu olarak gelip hizmet vermeye hazırım. Avrupa bu anlamında bizden bu konuda biraz daha ilerde. Bunun 2 tane sebebi var. Avrupa’nın bu demokratik haklarının alınması daha iyi durumda. Avrupa Aleviliğe daha çok hak veriyor. Alevilerin kendilerine özgü bir inanç olarak kabul ediyor. O nedenle özerk bir yapıları var. O anlamda kendi aralarında kurumlaşmaları da örgütlenmeleri de eğitimleri de daha kolay.

Gençlik niye cemevlerine gelmiyor? Gençliğin cemevlerinde aradığını bulamadığı için gelmediğini hiç düşündük mü? Siz gençliğe eğitim vermezseniz, siz gençliğe felsefe öğretmezseniz, siz gençliğe Alevi tarihini anlamazsanız gelmez. Cemevleri bugün sadece cenazelerin Hakk’a uğurlama erkanlarının yapıldığı, cenazelerin sonunda cenaze yemeklerinin verildiği bir yere dönüşmüş durumdadır. Senede bir veya birkaç kere göstermelik seyirlik cemlerin yapıldığı yerlere dönüştü. Maalesef her ocak kendi talipleriyle cem yapamıyor. Cemevi yöneticilerin seçtiği ya da tayin ettiği dede vasıtasıyla erkana ve süreğe bağlı olmayan veya insanlara başka fikirlere empoze edebiliyor. Bu konuda demokratik bir tavır sergilenmiyor.

“EĞİTİM KONUSUNDA GÖREV ALMAYA HAZIRIM”

Bizim yaptığımız cemlerin tamamı seyirlik. Maalesef hep söyledik bizim cemlerimiz Hakk için ola, seyirlik için olmaya derlerdi ama nedense seyir için olsun, seyir için olsun noktasında kalıyoruz. Eğer gerçekten yaptığımız iş Hakk ve hakikat yoluna hizmet edecekse eğri oturup doğru konuşmalıyız. O nedenle ön yargılardan, hırslardan ve diğer bencilce duygulardan kendimizi sıyırıp yüreğimizi yola açmalıyız.

Eğitim konusunda organizasyon yapmaya hazırım. Yeter ki kurumlarımız kapılarını açsınlar. Bizi çağırsınlar, projelerimizi kendilerine sunalım. Projemizi oluşturmak için de gecemizi gündüzümüze katarak geçmiş dönemlerde olduğu gibi gençlerle cemevlerimizi tekrar buluşturalım.”

Cebrail ARSLAN/ANTALYA

 

İLGİLİ HABERLER:

1-‘İktidar manevralar yapıyor; bir duruşumuz olmalı, belirleyici olmamız gerekiyor-VİDEO
2-‘Alevi örgütleri mücadeleyi toplumsallaştırmalı, Alevi ailelerle ortaklaşılmalı’- VİDEO
3- ‘Alevi kurumları ortaklaşa bir enstitü kurabilirler; bir hukuk birimi kurulabilir’ – VİDEO
4-‘Mutlaka hukuk komisyonu kurulmalı, sorunlara çözüm üreten bir örgütlülük olmalı’-VİDEO
5-‘Alevilerin sorunu siyasetle, hukuk mücadelesiyle çözülür; ciddi çalışmalara başlanmalı’
6- ‘Cemevlerini ibadetin yanında sosyal, kültürel merkeze dönüştürmeliyiz, insana dokunmalıyız-VİDEO
7-‘Sünni ulema zihniyetinin inancımızı bize anlatması mücadele etmemiz gereken bir durum’- VİDEO
8- ‘Alevi kurumlarının bünyelerinde siyasi birimler oluşturulmalı, ortak akılla hareket edilmeli’
9-‘Aleviler sokakta, hukuksal alanda mücadele etmeli ve sivil itaatsizlik örgütlenmelidir’
10-‘Alevi enstitüleri kurularak inançtaki resmi ideolojinin yarattığı deformasyonlar ayıklanmalıdır’- VİDEO
11-‘Alevi örgütlenmesinin yeni bir inşaya ihtiyacı var; dernekler yasasından çıkılmalı’-VİDEO
12-‘Asimilasyonla mücadele ilk olarak devletle değil cemevlerinde başlamalı’-VİDEO
13-‘Bilimsel çalışmalar yapılmalı; Sadece anma günleri ile Alevilik yeniden inşa edilemez’-VİDEO
14-‘Alevi örgütleri mücadeleyi toplumsallaştırmalı, Alevi ailelerle ortaklaşılmalı’
15-‘Alevi kurumlarının örgütlülüğe önem vermesi gerekiyor, örgütlü olmak güçtür’ -VİDEO
16- ‘Aleviliği yaşamayı ve yaşatmayı merkezimize almalıyız, tehlikeli olan iç asimilasyon’

 

 

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.

Web sitemiz, deneyiminizi daha iyi hale getirmek amacıyla çerezler kullanmaktadır. Bu durumda herhangi bir sıkıntı yaşamayacağınızı düşünüyoruz, ancak isterseniz çerezleri devre dışı bırakma seçeneğiniz her zaman mevcuttur. Kabul ediyorum devre dışı bırak